Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

21 Şubat 2015 Cumartesi

SİZİN HAYIR SANDIĞINIZ ŞER; ŞER SANDIĞINIZ ŞEYDE HAYIR VARDIR ALAH(CC) BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ.

SİZİN HAYIR SANDIĞINIZ ŞER; ŞER SANDIĞINIZ ŞEYDE HAYIR VARDIR ALAH(CC) BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ.
اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Kıymetli okucularım bizler olayların sadece görünen kısmını görür anlar ve ona göre yorum yaparız. Halbuki olayların bizim bilmediğimiz nice hikmetleri vardır. Bunu ancak Allah(cc) bilir. Bize düşen ye’se kapılmadan, Vardır bunda da bir hayır diyerek Allaha teslim olmaktır. Böyle yapmazsak ne olur. Hem Allaha isyan etmiş hem de kendimize zarar vermiş oluruz. Başınıza bir musibet geldiğinde. İsyan etseniz,bağırsanız,çağırsanız, ortalığı katıp karıştırsanız ne faydası var. Hiç! o belayı savamadığınız gibi. İmanınıza,kendinize,çevrenize zarar vermiş olursunuz. Daima Rabbimizden hakkımızda hayırlı olanı dilemeli sabretmeli Allah(cc) teslim olmalıyız.
AYET: (Bakara-216)’’ Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.''
Bu ayeti kerimede açıkca neyin hakkımızda hayırlı neyin hayırsız olacağını bilemeyeceğimiz bildiriliyor.
AYET: (Bakara -156). ‘’Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allaha aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.’’
Bu ayeti kerimede takva sahibi müminin başına musibet geldiğinde
إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ (İnna lillahi veinna ilyhi raciun)’’Allahtan geldik ona döneceğiz’’ dediklerini bizimde dememiz gerektiği bildiriliyor. Bizler sadece ölüm haberi aldığımızda bunu söylüyoruz. Halbuki her sıkıntı yaşandığında söylenmelidir.
AYET: (Enbiya -35). Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.’’
Bu ayeti kerime Rabbimizin bizi imtihan ettiğini, belalara sabr, nimetlere şükür yapıp yapmadığımızı denediğini bildiriyor.
AYET: (Ali İmran -141). Bir de Allah , iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar.’’
Bu ayette imtihanın amacının müminin imanını arttırmak, kafirin ise azabını arttırmak olduğu bildiriliyor.
AYET: (Ali İmran -142). Yoksa siz; Allah , içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? ‘’
Bu ayette cennete girmenin ancak cihat etmek ve sabırla mümkün olduğu açıkca anlaşılmıştır.
AYET: (Ali imran -186). Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah ’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.’’
AYET:( Ahzab -11) İşte orada mü’minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar’’
Bu ayeti kerimelerde eşimiz,akrabamız,sevenlerimizin ölüm acısını çekeceğimizi,kendimizin ve sevdiklerimizin hastalık,sakatlık v.b imtihanlardan geçeçeğimizi ,yangın,deprem v.b doğal felaketlerle veya başka nedenlerle malımızın mülkümüzün kaybolabileceğini ve bunun bizi çok sarsacağını bildirmektedir.
AYET: (Zümer -49). İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler
Bu ayeti kerimede de insanoğlunun nankör olduğunu nimet verilince Allahı unuttuğunu bela ve musibet geldiğinde de Allahı hatırladığını ve ona yalvardığı bildiriliyor.
Kıymetli okurlarım Aşağıdaki (Kehf-60-82) ayetlerdeki kıssada almamız gereken ders ; Allah(cc) sonsuz akıl sahibidir ve dünya hayatında meydana gelen her olayı özel bir plan ve kader doğrultusunda, hayır ve hikmetle yaratmıştır. İnsan ancak olayların dıştan görünen kısmı ile muhatap olabilmekte ve ancak kendi anlayışı ile bu olayları değerlendirebilmektedir. Sınırlı bilgi ve anlayışı ile kimi zaman hayır ve güzellik olan bir olayı olumsuz, kötülük ile dolu olan bir olayı ise olumlu ve hayırlı olarak nitelendirebilmektedir. Bu durumda doğruları görebilmek için iman eden bir insanın yapması gereken, Yüce Allah'ın sonsuz akıl ve bilgisine teslim olarak, her olaya hayır gözüyle bakmak gerektiği dersi vardır.
KEHF SURESİ(60-82)
60. Hani Mûsâ beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
61. Onlar iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
62. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
63. Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
64. Mûsâ: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisin geri döndüler.
65. Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.
66. Mûsâ ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
67. Adam şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
68. "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
69. Mûsâ, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
70. O da şöyle dedi: "O halde eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
71. Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
72. Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
73. Mûsâ, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
74. Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
75. Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
76. Mûsâ, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
77. Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Mûsâ, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
78. Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
79. "O gemi, denizde çalışan bir takım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."
80. "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
81. "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."
82. "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."
HAKKIMIZDA NEYİN HAYIRLI OLDUĞUNU ANCAK ALLAH(CC) BİLİR
وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ
(Bakara-216)(ALLAH(CC) BİLİR SİZ BİLMEZSİNİZ)

18 Şubat 2015 Çarşamba

İSLAMDA KISAS

YAKILARAK ÖLDÜRÜLENİN VELİSİ KISAS İSTERSE,
ÖLDÜREN CANİ YAKILMAK SURETİYLE KISAS UYGULANIR
    Kıymetli okurlarım malum vahşetten sonra birçok kardeşim bu caninin şeran dünyevi cezası nedir? Diye merak etmeleri ve bize yoğun soru sormaları üzerine bu makale hazırlanmıştır. Şunu lütfen aklınızdan çıkarmayınız, biz asla alim ve fetva veren değiliz, sadece araştırmacıyız. Ayeti kerimeleri,hadis-i şerifleri,alimlerin görüşlerini bir araya toplar makale haline getiririz. Kul olmamız hasebiyle her an yanlış ve hata yapmamız mümkündür. Değil benim gibi cahil Kur’anın ve onun yorumu,açıklaması olan Peygamberimize ait olan hadis-i şerifler hariç hiç kimsenin söylediği % 100 doğru olamaz. Her zaman hata ihtimali vardır. En doğrusunu daima Allah(cc) bilir.
ÖLDÜRÜLENİN VELİSİ İSTERSE KIYAS İSTER, İSTERSE DİYET İSTER,İSTERSE DE AFFEDER KARAR VE UYGULAMA İSE ADALETE AİTTİR
   Sayın okurlarım aşağıdaki ayetlerden açıkca anlaşılacağı gibi haksız yere öldürülen kişinin velisine yetki verilmiştir. Ancak velinin adaleti gözetmesi de istenmiştir.
AYET:(İsra-33 )’’Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.’’
KARAR VERİLDİKTEN SONRA ÖLDÜRÜLENİN YAKINI KARARA RAZI OLMALIDIR
   Sayın okurlarım aşağıdaki ayette(Bakara-178) karar alındıktan ve uygulandıktan sonra ölenin velisi kararla yetinmeyip mesela kısas kararı verilmesine rağmen hayır bir değil iki veya daha fazla kişiyi öldürmeye kalkarsa, veya diyet kararına razı olup diyeti aldıktan sonra kan davası güdüp öldürenin yakınlarından birini öldürürse cok büyük azaba uğratılacağı yani cehenneme sokulacağı açıkca belirtilmiştir. Haklı iken haksız duruma düşülmemeli.
AYET:(Bakara-178 )’’Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın. Ama her kim, ölenin kardeşi tarafından bir şey karşılığı bağışlanırsa, o zaman örfe uyması, ona diyeti güzellikle ödemesi gerekir. Bu, Rabbiniz tarafından bir hafifletme ve bir rahmettir. Her kim bunun arkasından yine saldırırsa, artık ona acı veren bir azab vardır.’’
AYET: (Bakara-179 )’’ Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz.
AYET: (Maide- 45)’’ Ve onlar için Tevrat'ta şöyle hüküm koyduk. Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda o yaranın benzeri bir karşılık vardır. Ama kim bu kısas hakkından vazgeçerse, bu geçmiş günahlarının ve kusurlarının yaradan tarafından bağışlanmasına neden olacaktır. Allah'ın vahyettiğine göre hüküm vermeyenler, yaratılış gaye ve maksadına aykırı davranan zalimlerdir.’’
AYET: (Bakara- 194)’’ Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakilerle beraberdir.’’
AYET: (Nahl- 126)’’ Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir.’’
AYET: (Şura-40)’’ Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.’’
   Sayın okurlarım yukarıdaki ayetlerde (Bakara- 194), (Nahl- 126) (Şura-40) Allah(cc) suçun cezasının aynı olması gerektiği, aşırıya gitmemek gerektiği,sabredilirse,affedilirse,barışılırsa bunu karşılığının Allah(cc) tarafından bizzat verileceği müjdeleniyor.
   Sayın okurlarım (Nisa-92) ayet yanlışlıkla mümini öldürmenin dünyevi cezasını bildirmektedir. Merak eden kardeşlerim bakabilir.
KISAS KONUSUNDAKİ HADİS-İ ŞERİFLER
HADİS: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim haksız yere, âmden (bile bile) öldürülürse velisi şu üç şeyden birini tercihte muhayyerdir:
- Ya kısas ister.
- Ya affeder.
- Yahut diyet alır.
Eğer dördüncü bir şey istemeye kalkarsa alinden tutun (mâni olun)!"
Sonra Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, şu âyeti tilavet buyurdu. (Meâlen): "Kim bundan sonra tecâvüz ederse ona elîm bir azab vardır" (Bakara 179)
Ebu Dâvud, Diyat 3, (4496), 4, (4504); Tirmizi, Diyât 13, (1406)
HADİS: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim mü'min bir kimseyi (âmden) öldürürse, katil bu sebeple kısas olunur. Kim bu kısasa mâni olursa Allah'ın lânet ve gadabı onun üzerine olsun. Allah onun ne farz ve ne nâfile hiçbir hayrını kabul etmez."
Rezin tahric etmiştir. Bu manada rivayet Sünenler'in bir kısmında gelmiştir: Ebu Dâvud, Diyât 17, (4539, 4540, 4541); Nesâi, Kasâme 29, (8, 40).
HADİS: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim kölesini öldürürse, biz de onu öldürürüz. Kim de kölesinin (burnunu, kulağını keserek) sakatlarsa, biz de onun (burnunu, kulağını keserek) sakatlarız."
Ebu Dâvud, Diyat 7, (4515, 4516, 4517, 4518); Tirmizi, Diyat 18, (1414); Nesai, Kasame 9, (8, 21).
Nesai'nin rivayetinde şu ziyade var: "Kim kölesini iğdiş ederse, biz de onu iğdiş ederiz."
4 MEZHEBE GÖRE KISASIN UYGULANMA DURUMU
Ebû hanîfe ve İmam Mâlik’e göre, öldürülenin velisi ya kısas ister, ya da affeder. Veli, suçlu ile diyet üzerine anlaşmazdan önce kısas hakkından vazgeçerse, diyet isteme hakkı da kendiliğinden düşmüş olur.
İmam Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel’e göre ise; velî seçimlik hakka sahiptir. Ya kısas uygulanmasını ister, ya da kısası affeder ve diyet alır.
HADİS: Affetmenin anlamı kısasın diyete dönüşmesi demektir ve bu, suçu işleyenin rızâsına da bağlı değildir (el-kâsânî, bedâyiu’s sanâyi’, vii, 241; eş-şevkanî, neylü’l-evtâr, vii, 7 vd.; hayreddin karaman, mukayeseli islâm hukuku, istanbul 1986, i, 136, 137 ayrıca diyet için bakınız: ibn âbidîn, reddü’l-muhtâr, mısır 1307, v, 504; el-meydânî, el-lübâb, kahire 1374)
Değerli okurlarım görüldüğü gibi islamda bir yanağına vurulursa öbür yanağını çevir mantığı yoktur. Bugün İnsan hakları beyannamesinde olduğu gibi sadece öldürenin değil. Hem öldürenin hem de öldürülenin hakkı korunmaktadır. Karar sadece adalete veya sadece öldürülenin velisine değil. Her ikisine birden bırakılmıştır. Çünkü öldürülenin velisinin acısı, adaletin ise kamu sorumluluğu vardır. Her ikisi de gözetilmezse anarşi olur. Ölenin velisi kararı kendisi uygulayamaz, mutlaka hakime başvurmak zorundadır. Hakim karar verdikten sonra herkes uymak zorundadır.
Değerli okurlarım Yukarıdaki kısasla ilgili ayet ve hadis-i şeriflerden şunu anlamak mümkün değil midir.?
YAKILARAK ÖLDÜRÜLENİN VELİSİ KISAS İSTERSE,
ÖLDÜREN CANİ YAKILMAK SURETİYLE KISAS UYGULANIR
EĞER VELİ DİYET İSTERSE DİYET UYGULANIR
EĞER VELİ AFFEDERSE ADALET GEREKLİ CEZAYI VERİR
ADALET KARARINI VERDİKTEN SONRA HERKES UYMAK ZORUNDADIR

17 Şubat 2015 Salı

FAİZ YİYEN ALLAHA(CC) VE PEYGAMBERE(SAV) SAVAŞ AÇMIŞTIR

FAİZ YİYEN ALLAHA(CC) VE PEYGAMBERE(SAV) SAVAŞ AÇMIŞTIR
AYET: (Bakara-278)’’ Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.’’
AYET: (Bakara-279)’’ Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.’’
Kıymetli okuyucularım bu ayetlerde faiz yiyenlerin Allaha ve Resulune savaş açtıklarını açıkca belirtiyor.( F'ezenu biharbin minellahi veresulihi) gayet açık ve net tefsire te'vile bile gerek yok hatta arapça bilmeye de gerek yok. Allah ve resulunu inkar etmek(kafir) değil, ona eş ve ortak koşmak(Müşrik) değil bunlardan daha ağırı savaş açmak; savaş kime açılır. Düşmana açılır değil mi. İşte faiz yiyen Allahı(cc) ve Peygamberimizi(sav) düşman ilan etmiş onlara savaş açmıştır. Aman Allahım ne büyük günah Allah korusun. Amin.
FAİZ YİYENLER EBEDİ CEHENNEMDE KALACAKTIR
AYET: (Bakara-275)’’ Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.’’
Bu ayeti kerimede de alışveriş faiz gibidir diyerek faiz yemeye devam edenlerin ebedi olarak cehennemde kalacaklarını bildirmektedir.
Kıymetli okuyucularım Faiz (riba) İslam ülkelerini sömürmek için batı emperyalistlerin içimize soktuğu kanser mikrobudur maalesef; 100 yıldır batı emperyalizmi işgal edip sömürdükleri Afrika
Ülkelerindeki elmas,altın,gümüş,v.b madenleri ülkelerine taşımışlar, daha sonra bu paraları yüksek faiz karşılığında bizim gibi gelişmekte olan ülkelere vermişler, böylece bu ülkelerin kazancını kendi kasalara aktarmışlardır. Bununla da yetinmeyip o ülkelerde bankalar açarak sadece devletleri değil vatandaşlarında emeklerini sömürüp kasalarına aktarmışlardır. Osmanlı bankası ilk bankadır ve yabancılar kurmuştur. Daha sonra İş bankasını kurdurarak yüksek faizle bankaya para verip daha yüksek faizle bankanın halka para dağıtmasını sağlamışlar. Böylece hem banka hem de kendileri paraya boğulmuşlardır. Daha sonra vatandaştan düşük faizle para alıp yüksek faizle kredi alan vatandaşlara vermişlerdir. Bu çark hala hız kesmeden devam etmektedir. Bugün Türkiye de bankaların yaptığı karı hiçbir kurum yapamamaktadır.
Kıymetli kardeşlerim ben faiz alıyorum ama müslümanım diyen kişi yalan söylüyor o kişi Kur’ana göre asla Müslüman değildir.
SADAKA MALI ARTTIRIR, FAİZ İSE YOK EDER
AYET: (Bakara-276)’’ Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.’’
AYET: (Rum-39)’’ İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.’’
Kıymetli okurlarım faiz malın bereketini ortadan kaldırır. Bugün devletlerden ve vatandaşlardan bereketin kalkmasının huzur kalmamasının en önemli sebebi faizdir. Faiz bulaştığı her şeyi mahvetmektedir.
AYET: (Aliimran-130)’’ Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.’’
AYET: (Nisa-161)’’ Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.’’
FAİZ HAKKINDA HADİSİ ŞERİFLER
HADİS: (Helak eden yedi şeyden biri faiz almaktır.) [Buhari]
HADİS: (Yedi büyük günahtan biri faiz yemektir.) [Bezzar]
HADİS: (Faiz alana da verene de lanet olsun!) [Müslim]
HADİS: (Vücuduna dövme yapana, yaptırana, faiz alıp verene lanet olsun.) [Buhari]
HADİS: (Allahü teâlâ, dört kimseyi Cennete koymaz: Bunlar, devamlı içki içen, faiz alan, yetim malı yiyen ve ana-babasına asi olandır.) [Hakim]
HADİS: (Faiz 73 kısımdır. En aşağısı, kişinin anası ile zina etmesi gibidir.) [Hakim]
HADİS: (Bir dirhem faiz alıp vermek otuz zinadan günahtır.) [Taberani]
HADİS: (Hep faiz yiyen sonunda fakirliğe düşer.) [İbni Mace]
HADİS: (Kıyamet yaklaştıkça, faiz, zina, ve içki çoğalır.) [Taberani]
HADİS: ‘Dikkat edin, cahiliye faizlerinden her faiz iptal edilmiştir! Size mallarınızın aslını almak vardır, bu şekilde ne zulüm eder ne de zulme uğratılırsınız.’ buyuruyordu.”
Ebu Davud 3334, Tirmizi 3087, İbni Mace 3055, Albânî İrva 5/279
(134)
HADİS: ‘Cahiliye faizi de kaldırılmıştır. Faizlerimizden ilk kaldırdığım faiz Abdulmuttalib bin Abbas’ın faizidir. O tamamıyla geçersiz kılınmıştır.’ buyurdu.”
Müslim 1218/147, Ebu Davud 1905, Nesei 2711, İbnu’l-Carud 465, İbni Mace 3074, İbni Hibban 3944, Ahmed 14447, Albânî 1017
HADİS: ‘Faiz yetmiş üç baptır. Onların günah cihetinden en hafifi, kişinin annesi ile zina etmesi gibidir. Bilin ki, faizin en şiddetlisi Müslüman kişinin ırzıdır!’ buyurdu.”
Hakim 2259, İbni Mace 2274, İbnu’l-Carud 647, Albânî Cami 3539
(82) Faiz Yiyene, Yedirene, Katibine ve Şahidine Lanet!
(136) Cabir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
HADİS: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) faiz yiyene, yedirene, faiz muamelesini yazan kimseye ve bu muamelenin şahitlerine lanet etti! ve:
‘Onlar günahta eşittir!’ buyurdu.”
Müslim 1598/106, Ebu Yağla 1849, İbnu’l-Carud 646, Beyhaki 5/275, Begavi 2054, Ahmed 1/393, 3/304, Tayalisi 343, İbni Hibban Mevarid 1112
HADİS: ‘Helak edici yedi şeyden uzak durunuz!’ buyurdu.
Sahabeler:
−Ya Rasulallah! Onlar nelerdir? dediler.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
1) ‘Allah’a şirk koşmak,
2) Sihir yapmak,
3) Haklı olmanın dışında Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmek,
4) Faiz yemek,
5) Yetimin malını yemek,
6) Düşmanla karşı karşıya iken savaştan kaçmak ve
7) Zinadan korunmuş saf mü’min kadınlara zina iftirasında bulunmaktır!’ buyurdu.”
Buhari 2615, Müslim 89/145, Ebu Davud 2874, Nesei 3673, Albânî İrva 1335
FAİZ ALMAK KADAR OLMASA DA FAİZ VERMEKTE HARAMDIR
Değerli müminler faiz almak kadar olmasa da faiz vermekte günahtır. Çünkü faiz sisteminin ayakta kalmasına sebep olunmaktadır. Kredi alan kişiler bankanın kölesi olmakta bütün varlıklarını ipotek ettirmekte 10 yıl sonraki 20 yıl sonraki kazançlarını bile bankalara vermektedirler. Kredi çekme hastalığının en büyük sebebi lüks tüketim alışkanlığının olması, gösteriş, hava atma,kıskandırma, rahat yaşama,gezip tozma merakıdır. İşte bu yüzden nice yuvalar yıkılmakta, nice intiharlar,soygunlar,öldürmeler v.b birçok felaketler yaşanmaktadır. Bundan kurtulmanın tek çaresi devletin faizsiz kurumlar yoluyla faizsiz kredi vermesi , halkın israf ve gösterişten vazgeçmesi ve Allah korkusu ve haramlardan kaçınma bilincinin yerleşmesidir. Bugün toplumun % 90 ı krediye bulaşmış inim inim inlemektedir. Yardımlaşma,insanlık,merhamet,akrabalık,dostluk,kardeşlik,vicdan, acıma gibi İslami ve insani vasıflar tamamen kalkmış
PARA, MAL MÜLK ,ŞÖHRET,HEVA,HEVES,NEFS, MAKAM TOPLUMUN ALLAHI(haşa) OLMUŞTUR 
Rabbim bizlere iman Kur’an nasip etsin. Bizleri harama bulaşmaktan muhafaza eylesin. Amin.