BİLİM- İYİLİK

                               İSLAMDA BİLİM
Kuran- kerimin bilme ve ilme verdiği önem çok büyüktür.Daha önemlisi kuran-ı kerim bilim ve teknolojinin öncüsüdür.Bunun böyle olduğuna dair. Çok örnekler verecemse de şimdilik bir örnek vereyim.Bakınız (neml.39-40) Bu ayette süleyman (as) cinlere değil dikkatle okuyun ayeti lütfen Alim birine göz açıp kapa…tıncaya kadar.Binlerce kilometre öteden Belkısın tahtını getirtmiştir. İşte o gün mucize sayılan olayı; batılılar örnek alarak ışınlamayla seyahat imkanlarını araştırıyorlar. Ve mutlaka da bulacaklar. Çünkü kuran-ı kerimde hiçbir olay iş olsun diye anlatılmaz.Her anlatılan hikayede ,mucizede ve konuda ibret alanlar için nice hikmetler vardır. ki bu cümle bana ait değil Kuranı kerimde belki yüz kez tekrarlanır.Bu ve bunun gibi birçok ayet ilme ve bilime öncülük etmiştir.Ama ne yazıkki bazı yobazlar.Kuran-ı kerimi anlaşılması imkansız. luzumsuz hikaye ve masallarla dolu gerici,çağdışı,Ayetlerinin anlamını kimsenin bilemiyeceği te’vil ve tefsiri imkansız.Bir kitap olarak görme ve gösterme çabasındadırlar.Bildiğiniz gibi Kuranın ilk emri oku olmuştur.Bakınız(Alak.1-4)Hiç ilme ve bilme karşı olan bir kitap oku emriyle başlarmı?Bu ayetleri okuduğumuzda görüyoruzki ilk emir oku ikinci emir de yaz olmuştur.Demekki Kuran-ı kerim sadece okuma değil yazmayada öncelik vermektedir. Peki kim yazar alim yazar cahilin yazma gibi bir fiili olamaz .Dolayısıyla Kuran daha başta okuyan ve yazan ilim adamlarının yetişmesini istemektedir.Aklıma bir deyim geldi”Ne anlatırsın renkleri ince ince köre; konuşun her kişinin aklına göre”Bizim gören körlerle işimiz yok bizim art niyetli çıkarcılarla işimiz yok. Bizim at gözlüğü takmış yanlızca döndüğü tarafı göremiyenlerle işimiz yok.Kuran- kerim ilim ve teknelojiyi elde etmenin ve öğrenmenin en değerli aracı olan akıl,kalp,ve onlara bağlı organların çalıştırılmasını ister.(hac.46)”Yeryüzünde dolaşmıyorlarmı ki orada olanların akledecek kalpleri,işitecek kulakları,olsun.Ama yanlız gözleri kör olmaz. Fakat göğüslerinde olan kalplaride körleşir.(nahl.12)””Geceyi gündüzü güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir.Yıldızlarda onun buyruğuna boyun eğmiştir.Bunlarda akleden kimseler için ibretler vardır’2.(Müminun.80)”Diriltende öldürende odur.gece ile gündüzün birbiri ardından gitmeside onun emrine bağlıdır.Düşünmezmisiniz.”İLk ayette dolaşın gezin ibret alın diyor. ikinci ayette geceden gündüzden ve yıldızlardan bahsediyor.Ve bunlarda ibretler var diyor.İnceleyin diyor. Araştırın diyor. Daha nedesin ?Üçüncü ayettede gece ve gündüzden bahisle düşünmezmisiniz diyor.Ama bizmkiler ne diyor Düşünmeyin, araştırmayın ,anlamayın, ibret almayın diyor öyle değilmi?.Ve bakın Kuran-ı kerim alime dolaysıyla ilme ve bilgiye ne kadar büyük önem veriyor.(zümer.12)”Hiç bilenlerle bilmeyenler eşit( bir) olurmu”Şimdide peygamberimizin sözlerine bakalım.HADİS:Peygamberimiz(sav) buyurduki ”ilim ve hikmet müminin yitiğidir.nerede bulursa onu alır.(Ettaç.e halebic.1s.58)”HADİS:”Dünyayı isteyen ilme sarılsın Ahireti isteyen ilme sarılsın.Hem dünyayı hem ahireti isteyen yine ilme sarılsın.”(Et Taç.c.1.s.22)HADİS:İlim aramak her müslümanın üzerine farzdır.(feyzül kadir.c.1.s1543)HADİS:İlim Çinde bile olsa gidip alınız.(Feyzül kadir.c.1.s.543)Görüldüğü gibi kuran ve sünnet ilme çok büyük önem vermiştir bırakın önemi teşvik ve öncülük etmiştir.Müslümanların okuyup araştırmasını gezerek ibret almasını,kainatın sırlarını öğrenmesini icatlar yapılmasını ilim öğrenmek için kafir ülkelere gidilmesini kafirleren ilim öğrenilmesini emretmiştir .Bizimkiler ne yapmış gavur yazısıdır diye tam 400 yıl matbaanın türkiyeye girmesini engellemişler. Müsümanların 400 yıl geride kalmalarına sebep olmuşlardır. Nasıl kızmazsınız? sayın okurlarım çok agresifsin diyorlar. Nasıl çıldırmazsınız okuyucularım lütfen beni anlayın.Kuranın dediği bu kadarda değil Kuran diyorki ilim öğrenenler daha dindar olur daha çok Allahtan korkar diyor.Yani ilim öğrenmenin ibadet olduğunu söylüyor ki o konuya yeri geldiği zaman değinilecek inşaallah. İşte ayet(fatır.28)”Allahın kullarında ondan en çok korkanlar ancak bilginlerdir.”
Sayın okurlarım bugün gençliğimize vereceğimiz en büyük hediyelerden biride geçmişinden utanan ,geçmişini küçük gören ,batı hayranı,vatanına ve dinine düşman hiristiyan ve yahudi hayranı olan gençlerimize ,benliğimizin ve medeniyetimizin bir parçası olan bilim ve teknoloji sahasında geçmişteki büyüklüğümüzü… hatırlatmaktır.Başta Türkiyemiz olmak üzere bütün islam memleketlerinde yaşanan batı hayranlığı hastalığı kendimizi unutturmuştur.Batılılar 18.yüzyıl sonlarında başlayan emperyalist emellerinin siyasi devamını sağlayabilmek için müslümanlara kendi üstünlüklerini telkin edici çeşitli vasıtalar kullanmışlardır.Bunların en etkilisi kültürel olanıdır.bunun içinde herşey batıda vardır.Her büyük şahsiyet ilim ve bilim adamı batıdan çıkar. Fikrini gerek kendi okullarında eğittikleri ve kendilerine hayran olarak yetiştirdikleri gerekse basın yayın ve çeşitli yollarla, ve misyonerlik faaliyetleri ile müslüman topluma empoze etmişlerdir.Bu nedenle bırakın batıyı tüm müslüman ülke okullarında matematik bölümünde okuyan her öğrenci paskalı tanır ve bilirken matematik tarihinin en önemli simalarından olan batılı bilim adamlarının hocaları olan. havariz miyi hiç bir öğrenci tanımaz.Ömer hayyamı kimse tanımaz.bilmez.bir einstein(aynştayn)ı herkes fizik alimi olarak tanır bilir. Ama büyük fizikçi El kindi yi kimse tanımaz.Biyolojide bir lamark,darwin çok iyi tanınır ve bilinir ama Fakat onlardan yıllar önce bu teorilerin en idialini ortaya atan El Nazzam,El cahiz;ElBiruni yi kimse tanımaz.Tıp ilminin kurucusu İbni sinadan kimse bahsetmez. ne acı ne garip değilmi? Sayın okurlarım kesinlikle şu bilinmelidir ki batı medeniyet ve teknolojisinin temelinde islam bilim ve teknolojisi yatmaktadır.Ve batı bilimi ve ilmi aldıkları islam alimlerine biz müslümanlardan daha fazla değer vermektedir.Fransanın başkenti paristeki tıp fakültesinde İbni sinanın büstünü görürsünüz.Türkiyedeki tıp fakültelerinde varmı bilmiyorum.Belki ordan görüp utanmış bizimkilerede ibni sina köşesi açmıştırlar.16. yüzyıl müşteşriklerindenG.Cordano meşhur alim El Kindi yi Dünyanın en büyük 20. ilim adamı olduğunu söylemiştir.Sayın okurlarım Burada hemen belirtmeliyimki müslüman bilim adamlarının ortaya attığı birçok görüşün,teorinin,ve icadın çoğu hala bugün geçerliliğini korumaktadır.Bunlardan bazıları bugün için küçük şeyle olarak görünebilirler.Ama unutmayınki bugünkü teknoloji ilk icadı yapan islam aliminin icadının üzerinden yürümektedir.Mesela 0(sıfır)ı bulan icat eden islam alimleridir ayrıntıları az sonra vereceğim. sıfır rakamının bulunması bugünün teknolojisinin kaynağını oluşturmaktadır.Bilgisayar uzmanları çok iyi bilir. bilgisayarın ana kurulumu sıfır üzerinedir . Yani sıfır icat edilmeseydi bugün bilgisayar icat edilemiyecekti. sadaece bilgisayarmı,uçaklar,füzeler,onlarca bilinmeyenli denklemler ,istatistikler.bilançolar muhasebe,matematik,v. b her gördüüğünüz teknoloji o ilk icat edilen o(sıfır) sayesinde olmuştur. ve bugünkü teknik bile yüzyıllar önce bulunan sıfırın yerine bir başka rakam veya işaret koyamamaktadır. Kimmiş bilimde,teknikte,ilimde öncü hayretler içinde kalacak okuduklarınıza inanamıyacaksınız.
LİNEER VE KUADRATİK DENKLEMLER: Bu denklemleri günümüze kadar gelen şekliyle ilk bulan harizmidir.(kaynak: islamda bilim ve teknoloji pr.dr.M.albayrak)
İNTEGRALLER:İntegral teoremlerini ilk keşfedenNASRUTTİN TUSİ(1201-1274)İslam aleminin son devir ansklopedik alimlerindendir.Matematkci,astronomist,fizikçi,mantıkcı,filozof ve kelamcı olan bu alim.Tus şehrinde doğdu.ibn.yunustan matematik dersleri a…ldı. felsefede ibni sinanın yolunu takip etmiş,sonra kuhistana gelmiş. ve hulagu han iranı fethedince onu yanına müneccim olarak almıştır. meşhur maraga rasathanesini kuran kişidir.esrleri(tezkire,et tecrid,kitabul cebir,kavaidül hendese,kitabul fusul,tenhisul mahassal)integral teoremlerini yıllar sonra fransız fizikçi fermat kendisine mal etmiştir. her konuda olduğu gibi onun adıyla anılır olmuştur.
POZİTİF RASYONEL SAYILARI BULAN EL KERHİ DİR:(1019-1129)Ebu bekir muhammet ibnul hasan Bağdatın kerh kasabasında doğmuştur.en büyük eseri (kitabul kafi fil hisabtır)Bu kitap 1880 yılında Ad hochheim tarafından almancaya çevrilmiştir.BİNOMİNAL DENKLEM:Batı tarihçiler bu denklemi newtonun bulduğunu iddia ederler.Halbuki newtondan yıllar önce newtonun doğunm tarihi(1662)keşaninin ölüm tarihi(1436) yani en az 200 yıl önce bu denklemi bulmuştur.EL KAŞANİ:(ölüm 1436)”Gıyasettin cemşit el kaşani 14 yüzyılda yaşayan türk asıllı matematikci,tıp ve astronomi alimidir.Uluğ beyin semerkanttaki rasathanesinde uluğ beyin ali kşcu ile bereber hem taebesi olmuş hemde bilim arkadaşlığı yapmıştır.(erisaletül muhitiyya ) eserinin yazarıdır.Onun en meşhur eseri (miftahul hisabtır.)
KUBİK DENKLEMİ KUADRATİTİK DENKLEME İNDİRGEYEN ÖMER HAYYAMDIR:(1038-1123)Büyük islam matematik ve geometrikcisidir.1038 de nişaburda doğdu melikşahın isteği üzerine gregoriandan daha kullanışlı ve bugün iranda kullanılan celali takvimini icat etmiştir.Başlıca eserleri (el cebr vel mukabeleh,el kanun vel teklif,el vucut,rubaiyattır.)
TRİGONOMETRİYİ BULAN EL BATTANİDİR:(858-629)Latinlerce Albategnius,albatenius diye tanınan battaninin tam adı (ebu Abdullah Muhammet ibni cabiribn sinan el battani)dir.harranda doğdu samarda öldü eserleri birçok dile çevrilmiş kopernike ilham kaynağı olmuştur.
Pİ SAYISI(3.14)NI BULAN GIYASUTTİN CEMŞİT EL KAŞANİDİR.
DÜNYANIN DÖNMESİ VE YER ÇEKİMİNİ BULAN EL BİRUNİDİR:(973-1051)Harzemşahların başşehri kaş şehrinde doğdu.gazneli mahmut tarafından saraya alındı eserleri(kitabül kanunil mesudi,kitabul tahdid,dir. biruninin icadını tekrarlayan galile bildiğiniz gibi kliise tarafından aforoz edildi.El biruniden sonra,essicci,ez zerkali,ibn tufeyl,ibni rüşt bu idiayı sürdürmüşler. ve bunlardan bu bilgilerialan el bitruci dünyanın döndüğünü ilan ediyordu. MİKROBU AKŞEMSETTİN ,AMERİKAYI PİRİ REİS BULDU
30 Aralık 2010 Perşembe, 14:40 tarihinde İrfan Akdoğan tarafından eklendi
PİRİ REİS: 1513 yılında dünya haritasını çizmiş o haritda kuzey ve güney amerikayı ve antartikayı göstermiştir.antartikanın varlığını bundan 300 yıl sonra yani 1820 yılında amerikan ve rus denizciler tarfından farkedilebilmiştir.PİRİ REİS:(1465-1553)Büyük türk denizcisi ve bilim… adamı piri reis geliboluda doğdu.Asıl adı ahmettir.Yavuz sultan seliim zamanında donanmada çalışmış bir çok savaşa katılmıştır.piri reisn hartası halen elimizde bulunmaktedir.kitabın adı (kitabı bahriyye)dir.
MEKANİK SAAT:Harun keşidin charlemagne(şarlman)a gönderdiği saatin varlığı saati ilk icat edenlerin müslümanlar olduğunu göstermektedir.(706-714) yılları arasında ümeyye(şam) camisinde saat olduğu bilinmektedir.ilk büyük rakkasli saati icad eden(Ebu sait abdurrahman ibn yunusEl misri)(ölüm.1009)olduğu bilinmektedir.
HASSAS TERAZİLER.CİSİMLERİN YOĞUNLUK VE ÖZGÜL AĞIRLIKLARINI ÖLÇMEK İÇİNKİMYA FİZİK LABARATUVARLARINDA KULANILAN İLK HASSAS TERAZİLER( ER RAZİ, EL BİRUNİ VE EL HAZMİ) TARAFINDAN BULUNMUŞTUR.
İLK UÇMA MAKİNESİ:9 yüzyıda( ibn .firnas)(ölüm888)İki kanatlı uçma makinesini kurtuba yakınındaki bir tepeden başarıyla uçarak yapmıştır.Ondan 200 yıl sonra el cevheri(ölüm1002)barut rektörlü bir füze icat etmiş ve galata köprüsünden doğancılara uçmayı başarmıştır.En son denmeyi hazerfan ahmet çelebi yapmıştır.
PİKNOMETRE(yoğunluk ölçme aleti)İN İCADI:İlk yoğunluk ölçme aletini BİRUNİ icat etmiştir.Biruni önce yoğunluğunu bulmak istediği elementi terazide dikkatlice ölçer.Sonra su dolu konik alete kor.Elementin konideki açılmış özel delikten taşırdığı suyu alır.Ve ölçer.Sonra ilk ağırlığı oranlar.Böylece o elementin yoğunluğunu bulurdu.Bugünkü modern yoğuluk aleti onun yaptığının geliştirilmişinden başka şey değildir.
MİKROBUN VE BULAŞICI OLDUĞUNUN KEŞFİ:Mikrobu bulan kimdir? diye lise öğrencisine sorsak hiç tereddütsüz pastör diyecektir. Halbuki pastörden 400 yıl önce yaşamış Büyük tabip AKŞEMSETTİN Mikrobu bulmuştur.Akşemsettin mikroba tohum adını vermiştir.Nitekim pastörde ilk defa türkçede tohum anlamına gelen fransızca” germe”kelimesini kullanmıştır.Bu dikkate değer ayrıntıdır.Akşemsettin mikroptan (madetül hayat)adlı kitabında şöyle bahseder .”Cümle hastalıkların çeşitli şekilleri itbariyle bitki ve hayvanlarda olduğu gibi tohumları ve asılları vardır.ot tohumu ve kökü gibi… ve babadan anadan kalıtım ile geçen hastalıklardan bazıları ki bunlar nikris,cüzzam,ve gahiçe gibi yedi yıldan sonra yeniden zuhur eder Yiyecek ve içeceklerden hasıl olan hastalıkların tohumları tez gelişip büyürler.(akşemsettinmaddetül hayat.s.50)Akşemsettin bu sözleri ile sadece mikrobun varlığından bahsetmiyor.aynı zamanda ilk defa (HİERONYMUS FRACASTER)(1483-1553) den tam 50 yıl önce mikrobun irsi ve bulaşıcı olduğunu tesbit ediyordu.AKŞEMSETTİN(1390-1459)Büyük türk tabibi ve mutasavvıfı asıl adı(mehmet bin Hamzadır)Şamda doğdu 7 yaşınada Amasyanın Kavak ilçesine geldi.Hacı bayram veliye bağlandı sonunda onun halifesi oldu İskilipe yerleştikten sonra Bolunun Göynük ilçesine yerleşti türbesi ordadır.(bedenlar tabibi,ruhlar tabibi olarak ünlendi 2. Murat devrinde saraya yerleşti.Fatih Sultan Mehmete hocalık yaptı.İstanbulun fathinde katkıları oldu. Evet sayın okurlarım biraz dertleşelim gene tesadüfe bakınki matbaanın avrupada kullnılmaya başlaması 1430 yılında olmuş . türkiyeye 1833 yılında girmiş ve 50 matbaa ta1948 tarine kadar 500 olabilmiş bugün her ilçede en az10 matbaa olduğunu düşünürseniz. ve o günkü Osmanlı topraklarını göz önüne alırsanız. Matbaayı sadece gayri müslimlerin kullandığını kolayca anlarsınız.Ee 1948 yılına kadar doğru dürüst matbaa kullanmayan müslümanların Akşemsettinin belki bi iki tane çoğaltılmış kitaplarına ulaşması mümkünmüdür. O günkü hayat şartlarını ve vasıta sorunlarınıda göz önüne alırsak Akşamsettinin kitabını ecnebiler bastırdılar ve onun kitabında yazan mikrobu ondan 400 yıl sonra pastör bulmuş gibi dünyaya lanse ettiler. Hala da öyle bilinir .Yanınızdaki gence sorun oğlum, kızım, kardeşim neyse mikrobu kim buldu pastör baba, ana ,abi neyse.Sayın okurlarım yırtınmamın çırpınmamın sebebini anlıyormusunuz.Müslümanları mahvettiler, perişan ettiler, Allahım sen herşeye kadirsin kahret böylelerini,Şu müslümanların üzerindeki kara bulutları kaldır yarabbi şu cehaletten bizleri kurtar yarabbi.Din düşmanlarına fırsat verme yarabbi, Şu müslümanlara uyanmak nasip eyle yarabbi, Şu müslümanları özüne döndür yarabbi.Amin.
                               İYİLİĞİ EMRETMEK
EMRİ BİL MARUF VE NEHYA ANİL MÜNKER
Türkçe anlamı iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymaktır. Maruf:Dinin emrettiği, Münker: dinin yasakladığı şey demektir. Başka bir deyişle Kuran ve sünnete uygun düşen şeye maruf, Kuran ve sünnete uygun düşmeyen ,Allahın razı olmadığı şeyede münker denir.Kuranı kerim bize bu hususu şöyle açıklıyor.
AYET:” Sizden hayra çağıran, marufu emreden, münkerden vazgeçi…rmeye çalışan ,bir ümmet bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.(Ali imran-104) buyrulur. bu ayette cenabı hak dini öğreten ve öğrenen Alimleri yetiştirmenin; Bütün müslümanlar üzerine far olduğunu, böyle alimler yetişmezse tüm müslümanların bundan sorumlu olacağını bildiriyor. Peki iyiyliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışmak sadece alimlerin görevimidir? hayır. bütün müslümanların görevidir.Bunu nerden anlıyoruz. Şu ayeti kerimeden.
AYET:”Mümin erkeklerde ,mümin kadınlarda birbirlerinin velileri(sorumluları)dir. Bunlar (tüm kadın ve erkek müslümanlar)insanlara iyiyği emrederler, Kötülüklerden vazgeçirmeye çalışırlar.(Tevbe-71)
Demekki islamı anlatmak , iyiliği emretmek, kötülüklerden vageçirmeye çalışmak görevi sadece alimlere verilmiş bir görev değil, Bütün müminlere verilmiş görevdir.
Sayın okurlarım bu konuda birçok hadisi şerif mevcuttur. işte bir hadisi şerif.
HADİS:”Sizden kim bir kötülüğün işlendiğine şahitlik ederse onu eliyle derhal engellesin, Eğer buna gücü yetmezse, diliyle engellesin, eğer bunada gücü yetmezse, kalbiyle buğz(red etmek,inkaretmek,karşı olmak,katılmamak ) etsin. Kalbiyle buğz etmek imanın en zayıf noktasıdır.(Müslim-Riyazüssalihin-169)
Sayın okurlarım… Peygamberimiz bir kötülüğü gördüğümüz zaman banane? neme lazım, boşver, banamı düştü anası var babası var, akrabası var, oğlu var kı var, polis var jandarma var, devlet var, demememizi, Karışıram bana kızar, aramız bozulur, bana hakaret eder, bana küser , darılır, beni döğer, bana zarar verir. diye düşünerek karışmamazlık edemeyiz. Çünkü bçyle bir şey olsa Peygamberimiz(sav) şu haller hariç diye buyururdu böyle bir kayıt koymadığına göre ne pahasına olursa olsun. yapılan kötülüğe elimizle mani olamamız gerektiğini. Mesela bir kişi birisini döğüyor. Veya başka bir kötülük yapıyor. Elimiz ile mani olmaya çalışacağız. Baktıkki buna gücümüz yetmiyor. Okişiyi dilimizle ıyaracağız. baktıkki oda fayda etmiyor. Etrafımıza bağırarak, polis çağırarak yardım istemeliyiz. Ve o kişiyi içimizden kınamalıyız. adam durup dururken döğmez kimbilir ne suçu varda döğüyor. diye düşünmek müslümanlığa yakışmaz. Ne yazıkki bugün Peygamberimizin en zayıf iman dediği kalbimizle bile buğzetmiyoruz. Televizyonlarda görüyoruz. gazetelerde okuyoruz. Adam karısını sokak ortasında döğüyor, öldürüyor.Yanındakiler maç seyreder gibi seyrediyor. Ne eliyle , ne dili mani olan var ne polisi çağıran ne etrafa bağırıp yardım isteyen. En kötüsüde imanın en zayıfı olan kalbiyle buğz etmek te yok. Adama hak veriyorlar. Aman Allahım ne hallere düştük. İslamdan insanlıktan ne kadar uzaklaştık. Sayın okurlarım Allah(cc) kötülüklere göz yuman, onları yasaklamayan ,normal karşılayan, mani olmayan toplumalara lanet ediyor. işte ayeti kerime
AYET:”Onlar birbirlerine hiçbir münkeri(allahın yasakladığı kötülükler, topluma zarar veren kötülükler) yasaklamadılar. yemin ederizki yapmakta oldukları şey çok kötü idi.(Maide–78-79)
Sayın okurlarım başka bir ayeti kerimede şöyle buyrulmuştur.
AYET:’…’ Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeye çalışırsız. Çünkü siz Allaha inanıyorsunuz.(Ali imran- 110)
Sayın okurlarım bu ayette çok ince bir nüans var. Siz Allaha inanıyorsunuz. çünkü iyiyği emrediyor, kötülükten vazgeçiriyorsunuz. Peki ya iyiliği emretmeyen, kötülükten vazgeçirmeyen ne oluyor. varın siz düşünün. Herhalde iman ediyor olmaz değilmi? Peygamberimiz(sav) çeşitli hadisi şeriflerinde özetle
HADİS:” Hz peygamber(sav) çeşitli hadislerinde müslümanların birbirinin çobanı olduğunu; Ellerinin altındakilerden sorumlu olduklarını ;Müslümanlar arasında sürekli birliktelik olması gerektiğini, Zayıfın hakkının güçlüden alınması gerektiğini, Cihadın en faziletlisinin zalim bir devlet başkanına karşı durmak olduğunu bize bildiriyor.bakınız lütfen(Riyasüssalihin167-172) Sayın okurlarım bir toplumda iyiyiği emreden , kötülükten vazgeçiren olmazsa giderek kötülükler yaygınlaşır. bir kural bir yaşam biçimi haline gelir. Hak ile batıl karışır. Doğrular bozulur. İnsanlar Allahı adaleti unutur. Böyle bir toplumda bulunan müslümanların nasıl tavır sergiliyeceklerini peygamberimiz(sav) şöyle izah ediyor.işte hadis.
HADİS:” Sizde iki sarhoşluk ortaya çıkmadıkça , allah(c…c) tarafından gelen hak din üzere devam edin. bu sarhoşluklardan biri cehalet sarhoşluğu ve ötekisi ise Dünyaya aşırı düşkünlüktür. Siz iyiyiği emreder, kötülüğe engel olurken ve Allah yolunda cihat ederken ,içinizde dünya sevgisi oluşunca iyiyği emretmez, kötülüğe engel olmaz. Ve Allah yolunda cihat etmeyi bırakırsınız. O gün kitap ve sünnetin emirlerini yaymaya çalışanlar. Ensar ve Muhacirlerden islama ilk giren kimseler gibi olurlar.(Bezzar- Mecmuaz-Zevaid-7 cilt-271) Aman Allahım 1400 yıl öncesinden peygamberimiz bu günü tarif ediyor. tamda bize uyuyor. Bugün maalesef dünya ,makam,mevki,para,şöhret,nam uğruna ve cahilliğimizden dolayı iyiyiği emretmez olduk , kötülükten vazgeçirmez olduk . hele Allah yolunda savaşı aklımıza bile getirmez olduk. Ama bütün bunlara rağmen aramızda dünya sevgisine kapılmayan , cahil kalmamış alimler insanlar var çok şükür. işte bu kişiler e ne mutlu ki ilk müslümanların kazandığı sevabı kazanıyorlar. ilk müslümanlarıneriştikleri makamlara erişecekler. evelallah Allah onları başımızdan eksik etmesin Amin. Sayın okurlarım. Peygamberimiz(sav) bir toplumun son bulması için şunların olması gerektiğini bildirir.
HADİS:”İyileriniz zalimlerinize yardakçılık ederler. adalet kötülerin eline geçer, saltanat küçüklerin eline geçer. İşte o zaman fitnenin hucumuna uğrar. Birbirinize düşer ve yok olursunuz.(a.g.c.7cilt-286)
Sayın okurlarım tarihi araştırın yakılan imparatorlukların bu sebeplerden olduğunu görür…sünüz.
Allah(cc) emri bil maruf nehya anil münker in peygamberimize ve müslümanlara görev olarak vermiştir.
AYET:” Sen güçlüğü değil kolaylığı seç. iyiliği emret . cahillerdende yüz çevir.(Araf-199)
Peygamberimiz(sav) iyiyği emredip kötülüklerden vazgeçirmeyenlerin azaba uğratılacaklarını ve dualarının kabul olunmayacağını bize bildiriyor.
HADİS:”Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederimki Ya iyilikleri emreder. Kötülüklerden vazgeçirmeye çalışırsınız. Yahut Allahın üzerinize azap göndermesi yakındır. Sonra Allaha dua edersinizde duanız kabul olmaz.(Tirmizi- Riyazüssalihin-173)
Sayın okurlarım Ne müthiş hadisi şerif sık sık yemin etmeyi hoş karşılamayan peygamberimiz(sav) nasılda yemin ediyor. sadece yemin etmesi bile konunun önemini anlatmaya yeter. Siz iyiği emretmez, kötülükten alıkoymaz ondan sonrada dua edersiniz boşuna dua etmeyin duanız kabul olmaz buyuruyor. Azabı bekleyin çünkü sizde azaba ortaksınız buyuruyor. Peki biz çokta iyi bir insan değilsek iyiliği yapmıyor kötülükten sakınmıyor isek de bu görevi üstlenecekmiyiz. öyle sen önce kendine bak denmezmi? Bu durumda ne yapacağız. işte bu sorunun cevabını peygamberimiz(sav) cevaplıyor.
HADİS”Siz iyiyliğin tamamını işlemesenizde iyiyği emrediniz. Siz kötülüğün tamamından sakınmasanızda kötülüklerden sakındırınız((taberani) Sayın okurlarım hani bizde bir atasözü vardır. Hocanın dediğini yap yaptığını yapma. işte tamda böyle ben ondan iyimiyimki haddimemi düşmüş deme şansımız yok . Biz kötü olsak bile kötülükleri önlemeye çalışmamız gerekir. İyiği emretmek ve kötülükten vazgeçirmeye çalışmak farzdır. kim söylüyor bunu elbetteki Allah(cc) işte ayet.
AYET:” Yavrum namazı gereği üzere kıl, iyiği emret, ve kötülükten alı…koy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete katlan, Çünkü bunlar kesin olarak farz kılınan emirlerdir.(Lokman-17)
Sayın okurlarım bu ayttende anlıyoruzki nasıl namaz bize farz ise emri bil maruf ve nehya anil münkerde bizim üzerimize farzdır. Ve şunuda anlıyoruzki iyiliği emerederken kötülükten vazgeçirirken katlanmak ta Allahın bize emridir. katlanacağız ne me lazım bana ne deme şansımız yok.
Sayın okurlarım rastladığımız kötülükleri önlemek sadece insanlık görevimiz değil aynı zamanda dinin emri olduğunu unutmayalım. Üzerimize namaz gib farz olduğunu unutmayalım. Eğer böyle yapmazsak Allahın lanetine uğrayacağımızı unutmayalım. Kim söylüyor. peygamberimiz(sav)işet hadisi şerif.
HADİS.”Hayır Allaha andolsunki ya iyiliği emreder. kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız. Zalimin eli üzerine elinizi koyarak zulmune mani olursunuz. ve onu hakka döndürür.ve hak üzerine tutarsınız. Yahut Allah(cc) bazılarınızın kaplerini diğerlerine benzetirde onlara lanet ettiği gibi sizide lanete uğratır.(Tirmizi-Riyazüssalihin-175)
Yorum Gönder