Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

SABIR- NESH

                         

               İSLAMDA SABIR
MÜMİN SABIRLIDIR
Sabır acıya katlanma ; sıkıntı ve meşakketlere karşı soğukkkanlılıkla mukavemet etme, dinin ve aklın gösterdiği yolda sebat etme demektir. Sabır ruhun bir melekesidir. Güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı muhafaza ve müdafaa etmek için gösterilen sebat sabretmekle mümkündür.Allahın emirlerini yerine getirmek , aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin hoş olmayan istek ve arzularına karşı koyabilmek hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren,bela ve musibetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır. Bütün faziletlerin anası hayatta muvafık olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin,başarısızlığın,kaybın,hayal kırıklığının,yıkılmanın sebebi sabırsızlık yada yeteri kadar sabır göstememektir. Sabır her faziletin üstünde bir anlam taşır.Sabrın sonu selamettir ,kurtuluştur,başarıdır. Sabrın başlangıcı acı sonu ise tatlıdır.Peygamberimiz(sav) buyurduki:
HADİS:”Sabır acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammülsüzlüktür.(Buhari)” Sözüyle bir felaketle ilk karşılaşıldığı zamanki sabrın önemini vurgulamaktadır.Sabretmek mahkumiyete,zillete,ve meskenete katlanmak, bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez.Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabır göstermek caiz değildir.Bunlara karşı elem duymak ve mücadele etmek gerekir.İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması, yada karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında geveşek durması sabır değil acizlık ve tembelliktir.Nitekim Peygamberimiz(sav)
HADİS: ” Yarabbi acizlikten ve tembellikten sana sığınırım” diye dua etmiştir.(Buhari cihat.25) Bazı sıkıntılar vardırki kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden Allahın taktirine razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir.Nitekim Cenabı Allah(cc) yusuf suresi 18. ayette sabrı cemili yani tam bir teslimiyetle sabrı emretmektedir. Peygamberimiz(sav) sabrı cemili açıklarken
HADİS”Şikayet edilmeyen sabır ”diyeaçıklamıştır.Aslında elden gelen bir şey olduğunda sabretmek; Elden gelmeyen birşey olduğunda da sabretmemek, acizliktir ,boşa cabadır,hatadır. luzumsuzluktur.tembelliktir,kendini boşuna yıpratmaktır, Kuran-ı kerimde 70 den fala ayette Allah(cc) sabrı tavsiye etmektedir. Sabır özet olarak sabır insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere katlanmak, uymak ve güçlüklere karşı koymaktır. Sabrın gayesi beklenmedik olaylar içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah(cc) Sabredenlere mükafatını hesapsız vereceğini müjdelemiş ve onları öğmüştür. Müminler çoğu zaman sırf inandıkları için Allah(cc) düşmanlarının zulum ve işkencelerine hedef olurlar..Çeşitli işkencelere uğrar onalrala savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır müminin güç kaynağı ve imanın koruyucusudur. Hz Musaya inananlar firavun onlara zulmedince AYET:”Ey rabbimiz üzerimize sabır yağdır.ve bizi müslüman olarak öldür:”(Araf.126) diyedua etmişlerdir.Sevgili peygamberimiz(sav) ve ilk müslümanlara yapılan zulum,işkence ve eziyetlere nasıl tahammül ve sabır gösterdikleri bilinen bir husustur. İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleride sabırla hafifler.Böylece huzur içinde namaz,oruç ve diğer ibadetleri yerine getiririz. Ahlaki davranışlarda da sabır gerekir.Çoğu zaman insan nefsine uyar. Allahın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir. Nefsine hoş gelen fena arzularına uymak ister. İyilik ve fazilettende kaçınmak ister. Mesela cebindeki parasını zevk ve eğlence için harcamaktan çekinmez. Ama cebindeki paranın bir kısmını olsun fakire vermek zor gelir. Bir çocuk saatlerce oynamaktan bıkmaz ama beş on dakika ders çalışmak ona zor gelir. Gezmek,eğlenmek insana kolay ama çalışıp kazanmak zor gelir. İşte bu nedenle insanın kendine zor geleni tercih etmesi , iyi ve faydalı olan bu tercihinde sabır ve tahammül göstermesi gerekir. Ayrıca insanlar hayat boyunca bolluk ve yokluk içinde kalabilir. Sağlıklı iken hastalanır.sel, deprem,yangın gibi doğal felaketlerle karşılaşabilir. Bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış insanı Allaha isyana götürür. Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Sabrın sonu selamettir. Sabır iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır.
HADİS:Peygamberimiz(sav) buyurdu. ”Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Allah sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet hiç kimseye verilmemiştir.(Tirmizi Birr 76.)
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurduki”Hoşlanmadığın şeye sabretmende senin için büyük faydalar vardır.”(Ahmet.b.Hanbel. müsned) Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır. Bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Bu nedenle müslümana düşen görev Allahtan sabır dilemek ve sabretmektir. Bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Karşılaşılan ve defi mümkün olmayan çeşitli musibet ve meşakketlere,belalara,eziyetlere sabretmekten başka çaremiz yoktur. Sabır müslümanın en büyük savunma aracı ve zırhıdır. Ama sabırı yerinde kullanmak gerekir.Mesela bir lokma bir hırka diyerek çalışmamak, her türlü zillete boyun eğmek sabır değil tezellüldür. yani zelilliktir,aşağılıklıktır. Sabır ahlaki bir fazilettir. Öyle bir özelliktirki mümin ona bağlandığı zaman zorluklar kolaylaşır. Kalbine huzur ve sukunet gelir. Sabır rahatsızlıkları gideren bir ilaç olur. Sabırlı kimse zorluklarla karşılaşınca onları sukunetle karşılar ,telaşeye düşmez, umutsuzluğa kapılmaz. Herşeyin Allahtan olduğuna inanır. Ve bu ona dayanma gücü verir. Aslında düşündüğümüzde zorluklarda bizim için nice hikmetler vardır. Herkesçe malumdurki zorluklara alışmamış bir beden veya ruh en küçük zorlukta yıkılır. Yani ruh çıldırır. beden hastalanır ölür. İşte sabır bize dayanma eğitimi vermektedir. İşte bu nedenle Allah(cc) sabra büyük önem vermiştir. Kuran-ı kerimin 70 ayetten fazlası sabır ile ilgilidir. Sabır birçok faziletin temelini ve kaynağını teşkil eder. Sabra muhtaç olmayan hiçbir fazilet ve başarı yoktur. her türlü başarı,ibadet,zafer ve herşey sabra muhtaçtır. Bir çocuğun doğabilmesi için 9 ay 10 gün ana karnında karanlık rahimde sabretmesi gerekir. Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Sabır insana mahsus bir özelliktir. Hayvanlarda sabır olmaz. Çünkü onlarda irade,akıl,ilim ve sorumluluk yoktur
SABRIN ÇEŞİTLERİ
FARZ OLAN SABIR:
Bazı durumlarda kişinin sabretmesi üzerine farzdır. Emri bil mağruf ve yenhevne ğanil münker yani Allahın emirlerini yerine getirmek ve yapılmasını haram kıldığı şeylerden kaçınmak için sabretmek her kişinin üzerine farz olan sabır çeşidirir.
NAFİLE OLAN SABIR: Yapılması mekruh olan şeylere sabretmekte nafile sabırdır.
HARAM OLAN SABIR:Müslümanın Allah(cc) tarafından kutsal kıldığı malı,canı,ırzı korumak farza olduğu gibi bu kutsallara yapılan saldırılara sabretmek haramdır.
SABRIN DERECESİ 3 TÜR:
1- Allahın farz kıldığı emirleri yerine getirmek için sabır . derecesi 300 kırattır.
2- Allahın haram kıldığı şeyleri yapmamak için sabretmek. bunun derecesi 600 kırattır.
3- Aniden gelen büyük felaketlere geldiği anda sabretmek bunun derecesi 900 kırattır. Nitekim Allah(cc)
HADİSİ KUTSİ:Kullarımdan birinin beden,mal veya aile efradına musibet geldiğinde iyi bir sabırla onu karşılarsa kıyamet gününde onun için terazi koymak veya amel defterini açmaktan haya ederim ”.Buyurmuştur.
SABRI CEMİL:
Belayı ve musibeti başkasından bilmemeye sabrı cemil denir. Şunu bilmek gerekirki başına gelen bela ve musibetleri başkasından bilen ve şikayet eden kişi Allahtan şikayet şikayetci oluyor demektir. Çünkü bu hususta birçok ayet vardır.AYET:(Teğabun 11)”Allahın izni olmadan hiçbir musibet isabet etmez.” Bela ve musibetler ne kadar büyük olursa bunlara sabretmek o oranda büyük sevap olur. Şüphesizki Allah(cc) sevdiği kişilere bela ve musibet verir. Dünya kuruldu kurulalı en büyük bela ve musibetlere uğrayanlar Allahın en çok sevdiği peygamberler ve velilerdir. Bu da bize gösteriyorki bela ve musibetlere uğramak Allaha yakın olmanın alametidir. Hastalık çekmeyen malını kaybetmeyen bela ve musibetlere uğramayan kişi imanını korumak için çaba göstermelidir. Bakınız peygamberimiz buyuruyorki.HADİS:(menyuridillahu bihi heyren yusemmetihi)”Allah kime hayır dilerse ona musibet verir.(buhari)HADİS:” Allah kuluna hayır dilerse cezasını dünyada verir.Allah kuluna şer murat ederse günahına karşılık ona dünyada ceza vermez. Taki kıyamet günü onu yüklenerek gelsin.Mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğü ile beraberdir. Allah bir kavmi severse onları derde uğratır. Kim kadere razı olursa allahın rızasına kavuşur.(tirmizi)
HADİS:”Bela ve musibet erkek ve kadın müminin kendinde, çocuğunda, ve malında Allaha günahsız olarak varıncaya kadar. eksik olmaz.(tirmizi
Dünya rahatlık ve keyif yeri değil imtihan yeridir. Bu dünyaya gönderiliş amacımızın imtihan olduğunu anlatan birçok ayet vardır.
AYET:Bakara. 155. ayet.(velenebnuvenneküm bişeyin minelhevfi vel cuği ve negsin minel emvali vel en fusi vessemerat)”Andolsunki sizi biraz korku biraz açlık,birazda mallarınızdan,canlarınızdan ve mahsullerinizden eksilterek imtihan edeceğiz. sabr…edenlere cennetimi müjdele” yine
AYET:(muhammet. 31. ayet:”Andolsunki sizi imtihan edeceğiz. Taki içinizde mücahitleri ve sabru sebat edenleri belirtelim.” Bu ayet ve hadislerden anladığımız şudur. Sayın okurum imanın yarısı sabır diğer yarısıda şükürdür.Zira bütün imanın ve islamın şartlarını yerine getirmek sabır ile mümkündür. Sabır olmadan hiçbir amel ve iş düşünülemez. Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için sabıra ihtiyacı vardır. Ahirette rahat edebilmesi için sabıra ihtiyacı vardır. Kısaca dünya ve ahiret mutluluğu sabır ile olur. Sabretmeyen dünyasını ve ahiretini kaybeder. Allah(cc) bizi dünyaya yiyip içelim eğlenelim, zevk yapalım, diye göndermemiştir. Öyle olsa bizi de hayvan olarak yaratırdı. insan olarak bizi yaratmasının ve dünyaya göndermesinin amacı imtihandır. Bu imtihanı kazananlar ebedi cennete kazanamayanlar ise cehenneme girecektir. Sayın okurlarım Allah(cc) kendine yakın olanların sevdiği kullarının imtihanını çetin yapmaktadır. ki ahirette daha büyük makamlara kavuşsun. Allaha en yakın olanlar en bvüyük imtihanlara tabi olmuşlardır. başta peygamberler ve evliyalar olmak üzere kullar allaha yakınlığı derecesinde imtihanları büyük ve şiddetli olmuştur. Allahın en sevdiği kul kimdir.? (vema erselnake illa rahmeten lil alemin) ”Seni alemlere rahmet olarak gönderdim.”(habibim) sevgili dostum dediği ” sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım dediği” sıtratül müntehada bizzat görüştüğü Hz. Muhammet (sav) in imtihanı herkesten büyük olmuştur. Daha doğmadan babadan öksüz kalmış annesinin karnındayken babası ölmüş, altı yaşındayken anneside ölmüş,9 yaşında dedesi ölmüş bimbir türlü sıkıntılara uğramış,aç kalmış, evlatları ölmüş,taşalanmış horlanmış, yaralanmış, fakirlik çekmiş, memeleketinden göçüp gurbette yaşamış,hastalanmış velhasıl bir insanın başına gelebilecek bütün bela ve musibetlerin tümü başına gelmiştir. Niçin? Allaha en yakın olduğu için ne kadar büyük bela ve musibet o kadar büyük mükafat. Ne kadar Allaha yakınlık o kadar büyük imtihan. Ey hastanelerde kıvranan hasta kardeşlerim ve yakınları, ey açlıktan ölen somalili çocuklar ve yakınları, ey her türlü derde musibete uğrayanlar müjdeyi gördünüzmü? bundan daha büyük müjde olabilirmi? En fazla 50-60 senelik sıkıntı ama bunun karşılığında ebedi cennet ebedi ferahlık sefa rahatlık. üstün dereceler. Sabredene tabiki Bula bula beni mi buldun. niçin ben diye soranlar işte ebedi saadet için sen ebedi kurtuluş için sen . ne mutlu sabredenlere.
BELAYA SABREDEN MÜKAFAT KAZANIR
Sayın okurlarım Bir anne baba düşünün çocuklarının istikbali için her türlü çabayı gösteriyor. çocuklarını erken kaldırıyor, ders çalıştırıyor. onu terbiye ediyor, çalıştırıyor, bağırıyor, çağırıyor, eziyet ediyor,okula gönderiyor,ilim öğretiyor,velhasıl çocukları iyi yetişsin ilerde rahat etsin diye ona olmadık eziyetler ediyorlar. Bir başka anne baba ise çocuklarına hiç karışmıyor. Çocuk serseri olup çıkıyor. Bu iki çocuk karşılaşınca biri ötekine diyorki sen çok şanslısın ana baban sana hiç karışmıyor. çok iyi anan baban var. seni çok seviyorlar. Benimkiler ise anamdan emdiğim sütü burnumdan getiriyorlar. beni sevmiyorlar . Onlardan nefret ediyorum. Peki hangi ana baba çocuklarına dost serbest yetiştirenlermi yoksa istikbale hazırlayanlarmı. işte bizim durumumuzda eziyet gören çocuğa benziyor. Bizi imtihan eden Allaha isyan ediyoruz. Halbuki bu imtihanın sonunda ebedi cennet olduğunu idrak edemiyoruz.Kaldıki başa gelen musibete bağırsan,çağırsan,küfretsen,kızsan,ağlasan,sızlasan,üstünü başını yolsan,kahretsen,üzülsen,mahvolsan Allaha isyan etsen sana ne faydası var hiç. Ancak zararı var öyle değilmi? mademki belayı savamıyoruz. hiç değilse sabredelimde sevap kazanalım öyle değilmi?
Sayın okurlarım Allah(cc) her zoluğun peşinden bir kolaylık yaratmıştır. nitekim
AYET:(inşirah.5,6 ayet)”Her zorluğun peşinden bir kolaylık vardır.” buyurmaktadır. Bizim hayrımıza olduğunu düşündüğümüz şeyler şerrimize şer olduğunu sandığımız şeylerde hayrımıza olabilir. Nitekim Allah(cc) Kuran-ı kerimde AYET: (Bakara. 216. ayet) ”Siz hayrınıza olabilecek şeyleri sevmeyebilirsiniz. Şerrinize olabilecek şeyide sevebilirsiniz.” buyurmaktadır. Demekki bizim şer olarak sandığımız şeyler aslında bizim için hayırdır fakat biz farkında değiliz.Yine paygamberimiz buyurduki
HADİS:”Sizin hayır sandığınızda şer; şer sandığınızda da hayır vardır.(buhari,müslim) buyurmuştur. Buna çok güzel bir örnek vardır.
MENKIBE: Hz musa turi sina dağına Allahla buluşmaya giderken yolda çok fakir birisine rastlar. adam hz musaya derki benim için Allahtan istede şu fakirlikten kurtulayım hz. musa turi sinadan dönüşte ne dedi diye sorar. Hz. musa adama Allah(cc) buyurduki o kuluma söyle hiç şükretmiyor ve sabretmiyor. sabretsin ve şükretsin. Adam kızıyor. Ne ye şükredecem neyim varki. niye sabredeyim der. bunun üzerine Allah(cc) bir fırtına gönderir adamın evi yurdu malı mülkü ne varsa yok olur. tek başına kalır ortada Musa (as) adama bak sabretmedin, şükretmedin bunlar başına geldi der. Adam eski halime dönmeye razıyım hiç değilse kaybettiklerimi geri versin der. Hz. musa adama Allah(cc) buyurduki. söyle kuluma sabretsin ve şükretsin der. Adam yine kızar. Neye sabredecem niçin şükredecem şükredecek bir şeyimmi var der. Bunun üzerine Allah(CC) bir fırtına daha gönderir. Adamın üzerindeki elbiseler paramparça olur. Adam çırılçıplak ortada kalır. Utancından kumların içine saklanır. Hz. musaya derki hiç değilse elbislerimi bana versin der. Hz. musa Allah(cc) şükretsin ve sabretsin buyurdu diyince adam adeta çıldırır. Ne yani bundan daha kötüsü olabilirmi? neyim varda şükredeceğim. daha nasıl sabredeyim der. Tekrar bir fırtına çıkar kumların hepsi kaybolur. adam saklanacak kum bile bulamaz. ortada çırıl çıplak kalakalır. İşte o zaman aklı başına gelir. demekkibeterin beteri bitmezmiş sabretmek ve şükretmek lazımmış Allaha isyan etmemek lazımmış der. ve tevbe eder
SABRIN KISIMLARI
Başına bela ve musibet gelen insan sabretmeli ve şükretmelidir. Kendisinden daha kötü durumda olanları düşünmeli ve şükretmelidir. Başa gelen musibet belkide onun için rahmettir. mesela hasta olan bir mümini ele alalım. Hasta olan insan bol bol allaha dua eder. Bol bol ibadet eder.haram işleyemez. sürekli tevbe eder. Allahın kendisini affetmesini sağlayabilir aynı zamanda küs ve dargın olduğu ve üzerinde hakkı olan insanlarla barışır ve helalleşir. Dolayısıyla kul haklarından kurtulmuş olarak ve günahları affedilmiş olarak Allahın huzuruna varır. son nefsini imanlı verir bundan daha büyük mükafat ,nimet olabilirmi? tabi sabretmek ve şükretmek şartıyla, Allaha isyan etmemek şartıyla.
sabır ikiçeşittir.
1-Bedenle yapılan sabır:yani bedende meydana gelen yaralanma,ağrı,sakatlık,hastalık, gibi bedene gelen musibetlere sabretmektir.
2- Nefse yapılan sabır: şehvet,arzu,istek,üzüntü,sıkıntı,cansıkıntısı,moralsizlik,depresyon,huzursuzluk gibi ruha gelen musibetlere sabretmek.
3-İyiliği unutmamak, kötülüğü unutmak için gösterilen sabır.İnsan ne yazıkki namkördür. nitekim Allah(cc) kuran-ı kerimde buyurduki
AYET.:(meariç.21-22)”Şüphesiz insan namkör ve hırslı yaratılmıştır.Ona bir sıkıntı dokunsa kıyametleri koparır. ortalığı vayvelaya verir. İyilik dokunsa onu örtbas eder. görmezden gelir.” Gerçektende böyledir. küçük bir kötülük gören kişi o kötülüğü abartarak anlatırda kendisine yapılan büyük iyiliği hiç kimseye söylemediği gibi hemen unutur. İşte yapılan iyiylikleri unutmama ve söylemekte ,ve yapılan kötülükleri de unutnak, söylemmekte sabretmeliyiz. buda sabrın bir çeşididir.
4-Allahın emirlerini yerine getirmek için gösterilen sabır.:Bütün ibadetleri yaparken sabır gerekir.. namaz,oruç,hac,zekat v.b hep sabırla yapılan amellerdir.
5-İyi ahlaklı olmak için gösterilen sabır: İyi ahlaklı olmakta sabır gerektirir. öfkelenmemek,kızmamak v.b şeyler sabretmekle mümkündür.
6- Kötü ahlaklı olmamak için gösterilen sabır:
7-Çalışmaya ve başarmaya karşı gösterilen sabır: Çalışmak mutlaka sabrı gerektirir. Başarmanında ilk şartı sabırdır.Edison elektiriği icat etmek için 70 bin deney yapmış ama yine sabretmiş sonunda kıyamete kadar faydalı olacak elektiriği icat etmiştir. bunu büyük sabrı sayesinde gerçekleştirmiştir.
8- Huzurlu ve mutlu olmak için sabır
9- Tebliğ etmek için gösterilen sabır Allahın emirlerini ve yasaklarını bildirmek her müminin görevidir. tebliğ etmek te sabır gerektirir. Çünkü karşınızdaki sizi dinlemez. hakarat eder. alay eder. kavaga eder. sabretmelidir.
10-Sır saklamak için gösterilen sabır: Sır saklamakta gerçekten büyük sabır gerektirir. helede kadınların sır saklaması için gösterecekleri sabır daha büyüktür.
11-Nimete sabır:
12- Savaşta sabır
13- Öfke anında sabır.
14-Zorluklara karşı sabır.
15-Geçimde sabır
16-Başladığı işi bitirmekte sabır.
17-Doğruyu söylemekte sabır.
18-Haksızlığa karşı çıkmakta gösterilen sabır.
19-Güçsüzün yanında olamkata sabır.
20-Güçlüye karşı çıkmakta sabır.
21- sabrı tavsiye etmekte sabır görüldüğü gibi sabrın yüzlerce şekli ve çeşidi vardır. Sabır gerektirmeyen hiçbir şey düşünülemez. Tabakta ki yemeği kaşıkla ağzına alıncaya kadar sabretmezseniz o yemeği yiyemezsiniz
SABRIN SONU SELAMETTİR
Allah(cc) sabreden kullarına hesapsız mükafatlar vereceğini vaad ediyor.Nitekim bakınız şu ayeti kerimede
AYET:(zümer.10.ayet)”Sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.” Buyrulmaktadır. Yine başka bir ayette
AYET:(şura.43. ayet)”Her kim kendisine haksızlık edenlere karşı sabreder ve onlarla barışırsa onun mükafatı Allaha aittir.” Sayın okurlarım yapılan bir amel nefse ne kadar ağır gelirse sevabıda o kadar fazla olur. Mesela Allah(cc) oruç tutanların alacağı sevabı kendisine ayırmış mükafatın sonsuz olduğunu bildirmiştir. niçin? çünkü oruç gerçekten nefse çok zor gelen bir ibadettir. İşte buradada nefse çok ağır gelen bir durum vardır. Bir insan kendisine haksızlık yapılmasına sabredecek bununlada kalmayacak kendisine haksızlık yapanla barışacak bu gerçekten nefse çok ağır gelen bir durumdur. ve herkesin harcı değildir. Ama bunu yapanda Allahın sonsuz mükafatlarına kavuşmuştur. Ne mutlu böyle sabredenlere.Başka bir ayeti kerime
AYET:(yusuf .90.ayet)”Doğrusu kim Allahtan korkar düştüğü felakete sabrederse muhakkaki Allah iyilik edenlerin mükafatını boşa çıkarmaz.” Bu ayette açıkca anlaşılacağı gibi felakete uğrayanların sabretmesini cenab-ı allah iyilik olarak görüyor ve yazıyor. Bu bizim için çok önemli başınıza gelen felakete sabrettiğinizde Allaha iyilik yapmış sevabı kazanıyorsunuz. Bu ne büyük nimet sabretmesen ne yazar Haşa allaha bir zararmı verebilirsin yok ancak kendine zarar verirsin. Allah(cc) o kadar kullarına karşı merhametliki. Bu felakete katlanacaksın mecbursun sabretsen ne yazar sabretmesen ne yazar buyurmuyor. Sabretmeyi iyilik sayıyor. Allahu ekber başaka bir ayet
AYET:(Ali imran.200.ayet)”Ey iman edenler sabredin sebat gösterin hazırlıklı ve uyanık olun. ve allahtan korkunki başarıya ulaşabilesiniz.”
AYET:(hac.38.ayet)”Onlaröyle kimselerki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler. namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah rızası için verirler.”
AYET:(lokman.17.ayet)”Yavrucuğum namaz kıl iyiliği emret kötülüklerden vazgeçirmeye çalış. Bunu yaparken başına gelenlere sabret. doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.”
AYET:(ahkaf.15ayet)”O halde resulum peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sende sabred.Sabrın başı acı sonu tatlıdır. Kişi sadece sabretmekle kalmamalı sabrı tavsiye etmelidir. nitekim bakınız kuran-ı kerimde AYET:(asr.3. ayet)”Hakkı tavsiye edenler sabrı tavsiye edenler”
AYET:(beled.17.ayet)”Sonra iman edenlerde sabrı tavsiye edenler ve hakkı tavsiye edenler bulunsun” buyrulmaktadır. Sabır konusunda pekçok hadisi şerif vardır. işte birkaçıpeygamberimiz(sav) buyurduki
 HADİS”Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah sözünün sevabı mizanı doldurur. sbhanellah,velhamdülillahcümleleri yerle göğü doldurur. Namaz nurdur. Sadaka hüccettir.Sabır aydınlıktır.Kuran senin lehine veya aleyhine hüccettir.Herkes sabahleyin çıkar kendini satar. Ya kurtarır ya helak olur.!!(buhari,riyuazüs salihin)
HADİS:”Mümin sabretmek isterse Allah ona sabır verir. Hiçbir kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet verilmemiştir.(buhari-müslim)
HADİS:”Müminin işine hayret ederim. zira onun işinin hepsi kendisi için hayırlıdır. Bu ancak müminlere mahsus bir nimettir. Şayet ona sevineceği birşey isabet ederse şükreder bu ona hayır olur sevap kazanır. Eğer ona bir musibet gelirse sabreder oda ona hayır olur. sevap kazanır. (müslim)
HADİS:”Bir müslümana,ağrı,sızı,keder,üzüntü,kaygı,elem,sıkıntı,acı,tasa,kaza,hastalıkv.b birşey isabet etse Allah(cc) buna karşı onun hatalarını örter.(riyazüssalihin)HADİS:”Allah kime hayır dilerse onu musibete uğratır”
                          KURANDA NESH EDİLEN AYET YOKTUR
NESH:Kaldırmak,hükümsüz kılmak,iptal etmek,bir şeyin yerine başka bir şey koymak gibi anlamlara gelir.Dini literatürde ise nesh şeri bir delil ile sabit şeri bir hükmün daha sonra gelen yani bir şeri delille kaldırılmasıdır.Kendinden önceki hükmü kaldıran delile nasih ;Kaldırılan delile ise mensuh denilmektedir.
Neshin caiz olup olmadığı ve vukuğu konusunda islam alimleri arasında değişik görüşler vardır.
KURAN-I KERİM KENDİNDEN ÖNCE GELEN SAYFA VE KİTAPLARI NESH ETMİŞTİR
Nesh caizdir ve vardır.Allah(cc) kuran-ı kerimi indirinceye kadar eski sayfaları ve kitapların hükmünü kaldırmıştır.Ve nesh olunmayan ve değiştirilmeyen ve kıyamete kadar baki olacak olan Kuran-ı kerimi indirmiştir.Allah(cc) 10 sahife Adem(as)a indirmiş ve bunun hükmünü şit(as) gönderdiği 50sahife ile nesh etmiş.Sonra İdris(as) gönderdiği 30 sahife ile nesh etmiş daha sonra sırasıyla ibrahim /as)ın 10 sahifesini, Davut(as) gönderdiği zeburla, daha sonra bu kitabı musa (as) gönderdiği tevratla ve isa (as) gönderdiği incille değiştirmiş. Ve en son olarak kıyamete kadar hükmü sürecek olan Kuran-ı kerimi indirmiş ve önceki kitap ve sahifelerin tamamının hükmünü kaldırmıştır.Allah(cc) kuranın hükmünü ve lafzını değişmeme konusunda garantiye aldığını şu ayetle bize bildirmektedir.
 KURAN-I KERİM KENDİSİ  SURELERİ,AYETLERİ,KELİMELERİ HATTA HARFLERİ DAHİ ASLA NESH EDİLMEMİŞTİR EDİLEMİYECEKTİR
(Hicr.9)”Kuran-ı biz indirdik onun koruyucusu da biziz biz.”Buyurarak Kuran-ı kerimi kendi muhafazası altına almıştır. Üstelik bakın nasıl meydan okumaktadır.
(isra.88)”De ki bunun gibi bir kitap meydana getirmek için yeryüzündeki geçmiş ve gelecek bütün insanlar ve cinler bir araya gelse ve birbirlerine destek olsa onun(kuranın)bir benzerini meydana getiremezler.”Bu konu ile ilgili bakınız.
(kasas.49,hud.13,bakara.23)
ALLAH(CC) BİZ BİRBİRİNE UYUMLU AYET İNDİRİRİZ BUYURUYOR
Artık hiç kimse Kuran-ı kerimin lafzına ve hükmüne kıyamete kadar dokunamıyacaktır.Bunda bütün alimler görüş birliği içindedir.Alimlerin görüş birliği içinde olmadıkları konu.23 senede vahyi tamamlanan Kuran-ı kerimin bazı ayetleri bazı ayetlerini nesh etmişmidir.? Başka bir ifadeyle sonradan gelen ayetler önceden gelen ayetlerin hükmünü kaldırmışmıdır.? Kuran-ı kerimde nesh olduğunu iddia eden alimler şu ayeti gerekçe göstermektedirler.
AYET:(Bakara.106)” Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır.veya onu unutturursak mutlaka daha iyisini veya benzerini getiriririz.” Şimdi bu ayeti dikkatle inceleyelim.Unutturmak ne anlama gelir?Tamamen beyinlerden,yazılardan silinmesi anlamına gelmezmi? Halbuki nesh edildiği iddia edilen ayetler 1400 senedir hala Kuran-ı kerimde durmuyormu.Böyle unutturma olabilirmi?Ama eski sahife ve kitaplar unutturulmıştur.Bugün Kuran-ı kerimden başka hiçbir kutsal kitabın ne aslı ne lafzı hiçbiri yoktur işte unutturulma budur.Allah(cc) Daha önce indirdiği kitapları kaldırmış ve unutturmuş yerine Kuran-ı kerimi koymuştur.Bu ayette Kuran-ı kerimin içindeki ayetlerin nesh edildiğine dair bir işaret yoktur.Nitekim genellikle bir ayetin açıklaması ayetin ya öncesindeki ayette ya da sonraki ayette belli olur. Bu ayetten önceki AYET(Bakara.105)''Size Rabbinizden bir hayır indirilmesini ne kitap ehlinden kâfir olanlar ne de müşrikler isterler. Halbuki Allah, rahmetini dilediğine verir. Allah çok büyük lütuf sahibidir.''  Görüldüğü gibi kafirler, müşrikler ve ehli kitap daha önce tevratta ve incilde olanların değiştirilmesine karşı çıkmışlar böylece islamı küçük düşürmeye çalışmışlardır. İşte Rabbimiz bunlara cevaben 106. ayeti lutfetmiştir.İniş sebebi budur.   Gelelim Kuranda nesh vardır diyenlerin delil olarak sunduğu ikinci ayete
 AYET:(Nahl101)”Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman ki Allah neyi bildireceğini çok iyi bilir.sen apaçık bir iftiracısın dediler.Hayır onların çoğu bilmezler.” Başta şunu belirtelim ki bu ayetin iniş sebebi Tevrattaki ayetlerin nesh olması ile ilgilidir.Tevrata inanan yahudiler tevratta böyle bir şey yoktu ;buda nereden çıktı; sen Allahın indirdiği tevradı değiştiriyorsun tevratta olmayan şeyleri söylüyorsun; diyerek peygamberimize baskı yapıyorlardı. İşte bu nedenle bu ayet inmiştir.Kuran-ı kerimin ayetleri arasında tutarsızlık olsa ayetlerden biri diğerini nesh etse hiç kızarlar mıydı? Aksine sevinirlerdi ve koz olarak kullanırlardı öyle değil mi?
 HÜKMÜ KALDIRILAN TEVRATTIR- İNCİLDİR
Yahudilerin kızmalarına sebep şu ayetlerdir.
AYET:(nisa.160-161)”Yahudilerin zulumleri onların birçoğunu Allah yolundan alıkoymaları, nehyedilmelerine rağmen faiz almaları,halkın malını haksız yere yemeleri sebebiyledir ki. Biz kendilerine helal kılınan temiz ve güzel şeyleri onlara haram kıldık”BU ayettende açıkca anlaşılacağı gibi yukarıdaki (nahl.101)in bahsettiği nesih tevratla ilgilidir.İşte yahudiler buna çok kızmışlar ve peygamberimize itftira atıyorsun demişlerdir.Kuran ayetleri arasında nesh edilmiş ayet vardır diye iddia edenlerin delil olarak kullndığı bir ayette şudur.
AYET:(Ala.6-7)”Biz seni okutacağızda asla unutmayacaksın.Ancak Allahın dilediği müstesna.”Bu ayette bize kuran-ı kerimde nesh ayet olduğunu göstermez.Çünkü Allah(cc) ve paeygamberimiz(sav) arasında sadece vahiy yoktur. Ayetlerden başka bildirdiği hadisi kutsiler vardır.Kaldıki diyelimki unutturdu o zaman unutulan şey Kuranda nasıl olur. bunu açıklayabilirlermi acaba.Şimdi Kuranda nesih ve mensuh ayetler vardır diyenlerin nasih ve mensuh olarak kabul ettiği ayetleri inceleyelim.Onlar içki hakkındaki son indirilen iki ayeti nesh ettiğini iddia ediyorlar bakalım doğrumu söylüyorlar.İçki hakkında inen ilk ayet şudur.
AYET:(bakara.219”Sana şarap ve kumar hakkında soru sorarlar deki Her iksindede büyük bir günah(zarar) ve insanlar için bazı faydalar vardır.Ancak Her ikisindede günahı(zarar) faydasından büyüktür.”Bu ayette içki içebilirsiniz hükmü varmıdır. Allah aşkına aksine günah ve zararlı olduğu bildirilmiyormu?Bir şeyin az bir faydası olması onun günah ve zararlı olmasına engel değildir.birşeyin zararı faydasından çoksa o şey terkedilir.Haram kılınır. Haramların tamamında bazı faydalar vardır.Ancak bunların az bir faydası var diyerek helal mı? kabul edeceğiz.Allah(cc) kuranı 23 senede peyder pey indirmesinin hikmetleri vardır.İslamın ilk yıllarında müminleri islama ısındırmak için ilk inen ayetler itikat ve akaid inanç ve iman konusunda olmuştur.Bunun böyle olmasının elbette birçok sebebi vardır ancak iki sebep önemlidir. İslama yeni girmiş birine önce iman ve itikad öğretilmiş. İslama ısınmaları sağlanmıştır.Yeni müslümana namaz kıl, oruç tut ,zekat ver, içki içme demek doğru değildir.Nitekim haram ve helalların ve ibadetlerin tamamı sonraları indirilmiştir.Yoksa ilk yıllardaki ayetler başka; sonraki yıllardaki ayetler başka değildir.Kaldıkı Allah(cc)
AYET:(bakara.285)”Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemez.” içki hakkındaki ikinci ayete gelince”Ey iman edenler siz sarhoş ikende söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp ikende yolcu olan müstesna güsül edinceye kadar namaza yaklaşmayın”
KURANDAKİ AYETLER BİRBİRİNİN TAMAMLAYICISIDIR
Bu ayetin neresi birinci ayete ters. Bu ayette sarhoş olarak namaza yaklaşmayın buyruluyor.Birinci ayette sarhoş namaz kılabilirsiniz diye bir cümle varmı? yok o halde nasıl oluyorda bu ayet ilk ayeti neshediyor anlamak mümkün değildir.Gelelim bu iki ayetin hükmünü kaldırdığı söylenen son ayete.
AYET:(maide.90-91)”Ey iman edenler şarap,kumar,dikili taşlar,fal ve şams okları birer şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durunki kurtuluşa eresiniz.Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister.sizi Allahı anmaktan ve namazlardan alıkoymak ister.Artık vazgeçtiniz öyle değilmi.?”Şimdi bu ayetin önceki ayetlerin hükmünü kaldırdığını nasıl söyleyebiliriz.Önceki ayetlerde içki için kumar oynayın demiyorki nesh etmiş olsun.Aksine bu üç ayet biribirini tamamlıyor. Gelin üçünü birleştirelim bakalım nasıl bir mana çıkıyor.İçki azbir faydası olsada zararı çok büyük olan büyük bir günahtır.İçkili namaz kılınmaz. Bundan uzak durmalı uzaklaşmalıdır.Hani nerde tenakus. bırakın tenaküsü mükemmel bir ahenk birbirini açıklama birbirini tamamlama vardır.Gelelim bir başka iddiaya Bakara180. ayetin hükmünün nisa 11. ayetle hükmünün kaldırıldığını iddia ediyorlar bakalım öylemi.
AYET:(Bakara.180)”Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir mal bırakacaksa anaya babaya yakınlara uygun bir şekilde vasiyet etmek Allahtan korkanlar üzerine bir borçtur.” şimdide bu ayetin hükmünü kaldırdığı iddia edilen ayeti okuyalım.
AYET:(Nisa.11)”Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe kadının payının iki mislini(miras) emreder.İkiden fazla kadın iseler.ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır.Eğer yanlız bir kadınsa yarısı onundur.Ölenin çocuğu varsa ana babasından herbirinin mirastan altıda bir hissesi vardır.Eğer çocuğu yokta ana babası ona varis olmuş ise anasına üçtebir düşer.Eğer ölenlerin kardeşleri varsa anasına altıda bir düşer.Bütün bu paylar ölenin yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır.”Allah aşkına söyleyin bakalım bu iki ayet arasında uyuşmayan nedir. birbirine zıt,birbirine ters olan nedir.Aksine ikinci ayet birinci ayetin tamamlayıcısıdır.izahıdır tefsiridir.açıklamasıdır.Şimdi iki ayeti birleştirip değerledirelim.Buyuruyorki Allah(cc) birinizin malı varsa öleceği zaman vasiyet etmek üzerine borçtur. İkinci ayette de vasiyet yerine geldi. borç varsa ödendi. bunlardan arda kalan bu şekilde paylaştırılıyor.yoksa vasiyet yasaklanmış değildir ve kadına vasiyet olmadan ikide bir hisse düşmez.kadına ikide bir düşmesi vasiyet yapılmış, borçlar ödenmiş. ölen kişi herkesin payını vermiş. geriye kalan mallar bu şekilde pay edilecektir yoksa vasiyet olmadan iki erkeğe bir kadına yok böyle bir şey. Arapça bilenler inecelesin bakalım.ne diyor kuran (min beğdi vasiyyetin)vasiyyetten sonra tekrar ediyorum. vasiyyetten sonra.Ama ne yazıkki bunu görmezden geldiler erkekler yüzyıllardır kadınların iki katını aldılar. kadınlara zulmettiler üstelikte din düşmanlarına koz verdiler islam kadını hor görüyor diye.Evet iki ayeti birleştirip okuyalım.Birinize ölüm geldiğinde vasiyyet etsin vasiyyetten sonrada nisa 11 ayetteki gibi paylaştırılsın.
KURANDA HÜKMÜ DEĞİŞEN AYET VARMI?
Sayın okurlar bu kişiler yani Kuranda nesh ve mensuh ayet var olduğunu iddia edenler.Kaç tane ayetin nesh edildiği hakkında ihtilaf etmişlerdir.Sadece bu bile ne kadar yanlış yolda olduklarını göstermeye kafidir.Abdurrahman ibni ali(ölüm1201)Kuranda mensuh ayetlerin sayısının 274 olduğunu söyler.Hibetullah ibni selame(ölüm.1019)235. Muhammet ibni hazm(ölüm.1064)21…4 ayet, ebu cafer ennah(ölüm.949).138 ayet,Abdulkadir el bağdadi 66 ayet.Celalettin essuyuti 22 ayet,Muhammetsuad celal 4 ayet mensuh bulunduğunu iddia eder.Kaynak(menahilul irfanfiulumil kuran1943 11.250-269.sayfalar)İşte görüldüğü gibi Kuranda hükmü değiştirilmiş ayetler vardır; diyen alimler arasında bile birlik yoktur.şimdi karşılaştırma yapmanız için Kuran-ı kerimde nesh edilmiş ayet yoktur diyen alimleri de hatırlayalım.Ebu müslim(934) tek başına bile bu alim ki sahih hadislerin çoğunu bizlere ulaştıran alimdir.İşlerine geldiği zaman onun rivayet ettiği hadisleri doğru kabul eden bu zatlar. onun en can alıcı Kuranda nesh edilmiş ayet yoktur sözünü nedense kaale almamışlardır.Ondan başka Şah veliyullah dıhlevi ki oda büyük alimdir.(ölüm.1762)v.b birçok alim Kuranda mensuh ayet olmadığını söylemektedirler. Kuranda mensuh ayet vardır diye iddia edenlerin iddialarına devam edelim.Öyle bir iddiaları varki kan dondurur.Onlara göre hadis ayetin hükmünü nesh eder.Yani hadis ayetten üstün olabilir. ayetin hükmü değil hadisin hükmü geçerlidir.Peygamberimiz hüküm verir; ancak Kuranın çerçevesi içersinde; Kuran anayasa; hadislerde kanundur. Dolayısıyla kanunlar asla anayasanın dışına çıkamaz. Çıkarsa ne olur. Uyarılır. peygamberimizin helalı haram, haramı helal yapma yetkisi yoktur.Bakın buna güzel bir örnek var.Kuranı kerimde (Tahrim 1.ayet)”Ey peygamber eşlerinin rızasını arayarak Allahın sana helal kıldığı şeyi niçin sen kendine haram kılıyorsun” Görüldüğü gibi Alah(cc)bırakın başkasını kendi özel hayatında bile peygamberimizin helalı haram kılmasına izin vermiyor.Kaldıki birçok ayette (araf.54)” Hüküm yanlız Allaha aittir.(Kehf.26)”Allah hüküm koymakta ortak kabul etmez” v.b birçok ayet vardır. Dolayısıyla Allahın vermediği bir hükmü peygamberimiz bile olsa veremez.Bu girişten sonra konuya gelirsek.Bakın şimdi yazacağım ayeti nasıl anlıyorlar.(nur.2)”Zina eden erkek ve zina eden kadından her birine yüz sopa vurun. Allaha ve ahiret gününe inanıyorsanız.Allahın indinde ona acıyacağınız tutmasın(sayıyı mutlaka yüz yapın.)Müminlerden bir kısmıda cezaya şahitlik yapsın.”Şimdi bu ayette recm cezası yok değilmi? yok ama bizimkiler Allahın vermediği cezayı verecekler ya bakın nasıl bir yol buluyorlar.
HZ ÖMERE ATILAN İFTİRA
Bu ayetin hükmünü Hz.ömerin şu sözü kaldırıyor; diyorlar.Abdullah b. abbas Hz ömerin minberde şöyle dediğini iddia etmiştir.”Allah(cc)peygamberi(sav)i hak olarak göndermiş ve ona kitabı indirmiştir.Recm ayetide ona indirilen ayetlerden idi.Biz bu ayeti okuduk anladık ve ezberledik.Resulullah recmi uyguladı bizde uyguladık.Korkarım zaman geçince birileri çıkıp .Biz Allahın kitabında recmi bulamıyoruz der.ve Allahın indirdiği farzı terkederek sapıklığa düşerler”.(müslim.hudud.15)Aman Allahım baştan sona felaket.Din düşmanlarına tam malzeme; Başta şu ayeti inkar var.(enam.38)”Biz bu kitapta herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık nede fazla bıraktık” Allah(cc) biz Kuranda hiçbir şeyi eksik bırakmadık buyuruyor. Bunlar Hz Ömeri kullanarak diyorlarki hayır eksik bırakıldı. Recm kurana konmadı. ki buda yanlış kuranda recm ayetleri var ama onların istediği gibi değil. müslümanın müslümanı taşlıyarak öldürmesi değil kafirlerin peygamberlere ve müslümanlara taşlarız sizi tehdid olarak var.(hud.91)(yasin18)bu ayetler buna örnektir.Bu sözü Hz Ömer söylemedi iftira atıyorlarda hadi diyelimki söyledi.Orda biz o ayeti ezberledik anladık diyor; yani çoğul kullanıyor.mademki başkaları da biliyordu onlar niçin söylemediler evet Hz Ömer vahiy katibi idi. ama ondan başka vahiy katipleri vardı.(hz ebu bekir,osman b. affan,ali b.ebu talib,zübeyr,ubeyy,zeyd,muhammet b. seleme)Bunlarda vahiy katibi idi bunlarında tasdik etmesi gerekmezmiydi? Yok ne tasdik, ne inkar, hiçbir şey yok. Çünkü Hz .ömerin böyle bir sözü yok. Kaldıkı kendisi vahiy katibi olan bir insan bunu Kurana eklemezmiydi yok, yok ,yok ,neresinden bakarsanız bakın sakat.Birde demezlermi ki Hz ömer hutbede bunu söyledi kimsede itiraz etmedi. Gülmekmi lazım ağlamakmı?. Peki tastikleyen varmı yok. Böyle bir konuşma yokki destekleyen veya karşı çıkan olsun. Aman Allahım böyle korkunç bir iftira yüzünden yüzyıllardır müslümanların boyunlarını büktüler.Kafirlerin bizimle alay etmelerine sebep oldular.Hz Ebubekir Hz Osman onlarda vahiy katibi neden onlardan haber yok.Allah(cc) onları öyle bir şaşırttıki deselerdiki peygamberimizin hadisleri var uygulamaları var.problem olmayacaktı. Ama Allah(cc) yalanlarını yüzlerine vuracak ya böyle onları şaşırtıyor. Kurana ek yapmak la iddialarınısağlamlaştırdıklarını sanıp yalanları; foyaları meydana çıkıyor.Peygamberimizin recm cezasını 4 kez uyguladığını söylüyorlar. Ama ne önemi var kurana dil uzatanlar peygamberimize haydi haydi dil uzatır.Evet sayın okurlarım acı ama gerçek budur.Kuranın ayetlerini değiştiremeyenler böyle hilelerle islama büyük zarar vermişler halada vermeye devam ediyorlar.Allah(cc) recm cezası vermediği halde recm cezası var diyenler.Boşanma için iddet bekleme gerekir, iki şahit gerekir dediği halde şahitsiz. iddetsiz bir kerede 3 defa boş dersen karın boş olur diyenler. Ki bu başanma konusuna ayrıca değineceğim inşaallah bundan sonarki konum boşanmayla ilgili olacak ayrıntılı biligi verecem inşaallah.Mirasta vasiyetten ve borçlar ödendikten sonra kadına 1 erkeğe hisse dendiği halde vasiyyeti ve boçları ayetlerini atlayıp kadınların mallarına el koyanlar bunlar.Sayın okurum Allah aşkına tabuları kır.Sözü kimin söylediğine değil; doğrumu söylediğine bak. Onların ayağının tozu olamam doğru ama onlar benden, sizden üstün olabilirler. Fakat kuran dan damı üstünler.Onları eleştirmeyelim diye siz Kurandan anlamazsınız. O ayetler müteşabih Allahtan başka veya bizden başka kimse anlamaz diye önümüzü kapattılar. Papazlar gibi. müteşabih konusunuda ayrıca ineceliyecez inşaallah.Nesh konusu çok uzun yazılması gereken bir konu ama maksat anlaşıldı
Yorum Gönder