Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

YÖNETİM- ZAMAN

   
                          İSLAMDA YÖNETİM
İSLAMDA YÖNETİM DEMOKRASİDİR
   Kıymetli okuyucularım. Bu makale islamda yönetimi anlatan bir makaledir ve dini guruplarda paylaşılmaktadır.Bugün var olan hiçbir partinin lehinde veya aleyhinde lütfen yorum yapmayınız. Siyasi yorum yapan kardeşlerimiz kusura bakmasınlar derhal engellenecektir.
İslamın benimsediği idari yapı danışma(şura) üzerine kurulması gerektiğinden hareketle herhangi bir diktatörün şahsa dayanan OTOKRASİ: Kendisinde ilahi bir statü olduğundan ortaya çıkan kişinin idaresindeki yönetim.
TEOKRASİ :Üstün azınlık sınıfının hakimiyetine dayanan yönetim.
OLİGARŞİ:Kişilerin heva heveslerine göre idare edilen yönetim.
DEMOGOJİ: Parası çok olanın,medyayı iyi kullananın,sülalesi ve çevresi güçlü olanın,sermaye guruplarıyla arası iyi olanın seçilebildiği,din dışı partilerin başa geçebildiği,insanların icat ettiği anayasanın değiştirilebildiği,haramın,helal,helalında haram yapılabildiği bugünkü LAİK DEMOKRASİ, LAİK CUMHURİYET v.b bugün var olan hiçbir idari yönetim islami yönetim değildir.Bunları tek tek ele alırsak
OTOKRASİ:İslam ın ilk yılları asla teokrasi yönetimi değildir.Çünkü Peygamberimiz(sav) hasta yatağında yatarken tüm ısrarlara rağmen kendinden sonra başa geçecek kişiyi belirlememiştir.Eğer teokratik yönetim uygulansaydı. Kendinden sonra ya kızını, ya hem amcasının oğlu hem de damadı olan Hz.Aliyi, veya fıkıhta söz sahibi olan ve yönetme vasfı olan sevgili eşi Hz. Aişeyi tavsiye ederdi ama asla kimseyi tavsiye etmediği gibi kimseye de işaret etmemiştir. Hz Ebu Bekir
ŞURA:(Bir alanla ilgili olarak oluşturulan danışma kurulu) ve BEYAT:(Sözleşmek, Söz vermek, Bir Liderin Üstünlüğünü Kabul Etme) sistemiyle başa gelmiştir.
TEOKRASİ:İslamın ilk yılları Teokraside değildir. Çünkü eğer teokrasi yönetimi olsaydı başa Ehli beytten birisi geçmesi gerekirdi. Bu da olmamış Ehli beytten olmayan Hz. Ebubekir başa geçmiştir.
OLİGARŞİ:Eğer oligarşi olsaydı peygamberimizin sülalesinden birisi olurdu. islam idari bakımından uyulması gereken herhangi bir sistem tesbit etmemiştir.Ancak idari sistemin adaleti tahakkuk etttirmesi için gerekli sabit ve değişmez hükümler koymuştur.Zira insanların ihtiyaçları,bulundukları cemiyetlerin zaman ahvalinin değişmesiyle değişecektir.Allah(cc) Kur’anda tafsilatlı ve sınırlı hükümler tesbit etseydi .Şüphesiz müslümanlar zorluklarla karşı karşıya kalmış olacaklardı.Bundan dolayı Allahın Kur’anda asli hükümleri zaman ve mekana göre değişmeyen genel hükümler koyarak ayrıntıları ve tafsilatı Kuranın asli hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla milletlerin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarruflarına terk etmesi ilahi bir hikmet icabıdır.İşte İslamın esas ve değişmeyen idari kurallarından biri şuradır.Şu’ra istişare etmek demektir.
İSTİŞARE: Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak için başkasının görüşlerine başvurmak demektir.Toplanıp istişare yapan topluluğa da ŞU’RA denir. Şu’ra islam şeriatinin bir kaidesidir.Bu yüzden Kuran-ı kerimin bir suresinin adı şura suresidir.
                  ŞURA MECLİSİ ALLAHIN EMRİDİR
Şura suresinde şura meclisi kurmayı ve istişare yapmayı Allah(cc) emretmektedir. Şura demokratik nizamın temelidir. O nedenle islamda devlet nizamının demokrasi ile bağdaşmadığını iddia edenler. İslam yönetimi teokratik ve krallık yönetimidir diye iftira edenler.yanılmaktadırlar. Gerçek demokrasi islam nizamında mevcuttur. Elbette kastettiğimiz bugün geçerli olan ve hala devam etmekte olan laik demokrasi değildir. Kur’anın nuzulunden 1400 yıl sonra hala krallık yönetimi hakimken(İngiltere,Arabistan v.b) Kur’anın ve İslamın şurayı emretmesi,4 halifenin seçimle iş başına gelmesi İslamın demokrasiye verdiği önemi ispatlamaktadır. Nitekim bakınız ayet ne buyuruyor.
AYET:(Şura-38)”Onların işleri aralarında danışma iledir.”
  Bu ayetten aç ıkca anlaşılıyor ki istişare farzdır.
Müslümanlar hangi işi yapmaya kalkarsa istişare etmelidirler. istişare emri sadece insanlara farz kılınmamış idarecilere de farz kılınmıştır. Bırakın idarecileri vahiy ile direkt görüştüğü, hadisi kutsiler ile direkt konuştuğu Peygamberimize bile bize örnek olması açısından istişareyi emretmiştir.İşte ayet
AYET:(Ali İmran-159)”Onları affet onlar için istiğfar et işlerde onlara danış.”
 İşte bu ayetin gereğini Peygamberimiz yerine getirmiştir. Şöyle ki savaşların bir çoğunda kendisi hem Allahtan vahiy ile desteklenen Peygamber,hem kendi dediğini yaptıracak ve kimsenin karşı çıkamayacağı Hükümdar, ve savaşı yönetmeye tam yetkili ordu komutanı olduğu halde.Bedir savaşında ele geçirilen esirlerin durumunu yanındakilerle istişare etmiş ve kendi istediğini değil şura meclisinin aldığı kararı uygulamış fidye karşılığında esirler serbest bırakılmıştır.
  Yine hendek savaşında şehrin etrafına hendek kazılması fikri Peygamberimizin değil. Şura meclisinin kararıyla olmuştur.Uhut savaşında da düşmanın dışarıda karşılanması fikri Peygamberimizin değil Şura meclisinin kararıdır. Savaşta bile istişareye önem veren bir dini dikdatörlükle suçlamak abesle iştigaldir. Peygamberimiz(sav) Hudeybiye de,Taif seferinde,İfk hadisesinde,Ezan konusunda,ve birçok konuda istişarede bulunmuştur.Ebu Hureyre Peygamberimizden çok istişare yapan etrafındakilere danışan bir insan görmedim demiştir. Bu nedenle hiçbir idareci istişareden muaf olamaz. Peygamberine bile istişareyi emreden dinin; yöneticilere istişareyi emretmemiş olması düşünelemez. işte bu nedenle 4 halife zamanında istişareye büyük önem verilmiş. Hz Ömer halifeliği zamanında Hz Osman,Hz.Ali,Abdurrahman.B.Avf,Muaz.b.Cebel,Ubey.b.Kaab,Zeyd .b.Sabit ten müteşekkil istişare heyeti kurmuştur.
İSLAMDA İSTİŞARE FARZDIR
İslamda istişare sistemi çoğunluk yada azınlık farkı gözetmeksizin.İmkan dahilinde herkesin görüşünü almayı gerektirmekte, bunun yanında görüşler içinde tercihe şayan olanın parmak hesabıyla değil derin ve tarafsız akli araştırması neticesi tesbit edilmiş olanın tatbik mecburiyetini içermektedir.Bu sistem iktidar nazariyesinde bir yenilik olup. Ekseriyetin ekseriyete tahakkümünü saf dışı etmektedir. Bununla beraber İslami müşavere sistemi arzu edilen neticeye varabilmesi için pedegojik hazırlık devresine ihtiyaç vardır.Devlet başkanlarının istişare edeceği heyet değişik bir kadro teşkil etmelidir. Bazen Uhut savaşında olduğu gibi çoğunluğun görüşü benimsenmiş . Bazen Havazın ganimet taksiminde olduğu gibi istişare heyetinin tamamının oluruyla karar verilmiş. Bazen de Bedir esirlerin de olduğu gibi bilir kişi şura heyeti oluşturulup karar verilmiştir. Bazen de Galafanın çekilme meselesinde olduğu gibi bilirkişi olan Said b. Muaz ve Sait .b. Ubadenin kararı benimsenmiştir.Görüldüğü gibi gerçek demokrasinin bütün örnekleri Peygamberimiz zamanında yaşanmıştır , benimsenmiştir ve gösterilmiştir.Ancak şura meclisi ne şekilde olursa olsun alınan karar keyfi bir idare diktatörlük ve zulum ve adaletsizlik amacıyla kullanılamaz.Devlet başkanı ile şura meclisi arasında anlaşmazlık çıkması halinde ihtilaf konusu tartışılır.incelenir.Sonra görüş bildirecek bilir kişiden oluşan hakem heyeti oluşturulur.
HADİS: Nitekim Hz Ömer bunu tatbik etmiştir. Şama giderken yolda veba hastalığı baş göstermiş.Yola devam konusunda ihtilaf edilmiştir. Şura heyeti ile aralarında anlaşma olmayınca Kureyş büyüklerinden hakem heyeti kurulmuş Onların geri dönelim teklifi kabul edilerek geri dönülmüştür. (Buhari.tıp,30.Müslim.selam.98.Muvatta . Medine.22)
    İstişare ile siyasi,içtimai,askeri v.b. bütün meselelerin en doğru çözüme kavuşması mümkündür. Kişi ne kadar akıllı,zeki,ve tecrübeli olursa olsun.istişareye önem vermedikçe faydalı sonuçlara ulaşılması ve problemleri güzel bir şekilde çözmesi pek mümkün değildir. Toplumun düştüğü hataların çoğunluğu istişare etmeden verilen kararlar neticesinde olmuştur.Bilhassa ticarette iş adamları para benim diyerek istişare yapmadan karar vermekte ve böylece çoğu iflas etmektedir.
 İSLAM KRALLIK VE PADİŞAHLIĞI YASAKLAR
İslam zorbalardan, krallardan, firavunlardan, imparatorlardan ,meliklerden asla hoşlanmaz.
AYET:(Kehf.79)”Arkalarında her sağlam gemiyi zorla alan bir Melik vardı.”
AYET:(Neml.94)”Şüphesiz Melikler bir ülkeye girdiklerinde orayı ifsat ederler. O ülke halkının aziz olanlarını zelil ederler.Onlar böyle yaparlar.”
HADİS:”Halifelik Melikliğe dönerse kötü yönde pek çok olaylar gerçekleşir”(Ebu Davut.Cihat.35.)
Nitekim Peygamber efendimizin bu engin ileri görüşlülüğü doğru çıkmış. Hz Ali zamanında Şam valisi olan Muaviye Melik olabilmek için Peygamberimizin bütün sülalesinin öldürülmesi gerektiğine karar vermiş.Önce peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu halife Hz Ali ile Peygamberimizin sevgili eşi Hz. Aişe annemizin Sıffın(deve) savaşında karşı karşıya gelmelerine sebep olmuş, tamamen ehli beytten 70 kişi nin şehit olmasına sebep olmuş bununla yetinmeyip sırasıyla Hz Aliyi sonra onun çocukları olan ve Peygamberimizin biricik torunları Hz Hasan ve Hz. Hüseyini şehit ettirmiş ve Peygamberimizin sülalesinden hiç kimse bırakmamıştır.Soyunu tamamen kurutmuştur.Daha sonra zorla yönetimi ele geçirmiş kendi ismi altında yani Emevi devletini kurmuş. Seçimle iş başına gelmeyi kaldırmış(koskoca şura suresine ve ayetlere rağmen )üstelik bunu din adına yaptığını iddia etmiş. Bununla da yetinmeyip Kur’ani kerimin ayetlerinde nesh vardır. Bazı ayetlerin hükmü kaldırılmış diyerek ve kur’anın ayetlerini hiç kimse anlamaz(müteşabih) diyerek istediği şekilde kafasına göre ayetleri yorumlatarak krallığını sağlama almış ona karşı gelen alimleri ya öldürtmüş yada İmam Ebu Hanife gibi hapislerde ölmesini sağlamış ve kendi kafasına göre fetva veren alimlerle islama en büyük darbeyi vurmuştur.İslam düşmanlarının eline büyük kozlar vermiştir.Şimdi bile bütün islam düşmanları islamiyetin yönetimini babadan oğla geçen krallık olduğunu savunmakta.islamı gerici yobaz bir din olarak lanse etmektedirler.Bunun vebali ve günahı Muaviye ve oğlu Yezidin üzerindedir. Oğlu yezit Peygamberimizin göz nurları sevgili torunlarını öldürtmenin mükafatı olarak babasından sonra melik olmuştur.Ama ne yazık ki öyle bir beyin yıkamışlar ki Peygamberimizin sülalesini savunan Muaviye ve Yezide laf söyleyen benim gibileri alevilikle suçlayan dindar inançlı kardeşlerimiz var. Be hey kardeşim sen Peygamberimizi sevmiyor musun seviyorsun? O halde onun soyunu kurutan adamı nasıl olurda savunursun. İslamın koymadığı hükümleri koyan ,islama en büyük zararı veren bu kişileri nasıl savunursun. Neymiş sahabilere dil uzatılamazmış Peygamberimizin öz amcası Ebu leheb ve karısına Allah(cc) bizzat beddua etmiyor mu. Elleri kurusun demiyor mu Tebbet suresinde .Ya peygamberimizin soyunu kurutan bu Mauviyeye ve Yezide nasıl mauamele edecek hiç düşündünüz mü ?. Kaldı ki sahabiler arasında münafıklar vardı. Yalancı peygamberler çıktı. Bunlarada mı? Dil uzatmayalım. Yapmayalım ne olur.
 Sayın okurlarım lütfen uyanalım lütfen gerçekleri görelim artık taassubu bırakalım.
  Sayın okurlarım şimdi soruyorum size Kuran-ı Kerimin nuzulu tamamlanmış. Peygamberimiz(sav)vefat etmiş. Hz Ebubekir,Hz.Ömer ,Hz.Osman ve Hz Ali devirlerinde islamın emirleri ve ahkamı tam olarak yaşanmış. Fakat
 AYET:(Fetih-18)’’ Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.’’
 Bu ve benzeri biat etmeyi emreden birçok ayet olmasına rağmen Hz. Aliye biat etmeyen  Hz ali başta olmak üzere tüm Peygamberin sülalesini şehit eden sahabe arasına fitne sokup Peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu ile eşini şavaştıran, şura suresi ve şura ayetlerini yok sayıp krallık yönetimini getiren, Kur’andaki ayetler birbirinin hükmünü kaldırmıştır diyerek onlarca ayeti yok sayan, ve bu şekilde işine geldiği gibi hüküm veren. Birini sevmek zorundamıyız Allah(cc) aşkına.
           VERDİĞİMİZ OYDAN SORUMLUMUYUZ?
 Sayın okurlarım bize sıkça sorulan bir soru var. Acaba oy veren kişi verdiği oydan sorumlu mudur? Oy vermesi sebebiyle hesaba çekilecek midir?. Bunun cevabını bulmaya çalışalım. Bunun cevabına geçmeden önce canım bir oydan ne olacak diye düşünenler yanlış düşünüyorlar. Lider seçilen kişi hep senin gibi bir oy verenler sayesinde lider oluyor. Bir bir oylara toplanıyor milyon oy oluyor.Diyelim ki iki lider var birisi 5 milyon oy almış diğeri 5 milyon bir oy almış yani bir oy fazla ne oluyor.Canım bir oydan ne çıkar mı deniliyor. hayır 1 oy fazla alan kişi lider oluyor.Yani senin verdiğin bir oy o kişiyi lider yapıyor ki bunun örnekleri defalarca yaşanmıştır.
OY KULLANIRKEN ŞU SEBEPLERLE OY VERMEMELİYİZ.
 Oy verirken aşağıda sayacağım sebeplere dayanarak oy verilmemelidir.
1-NEFİS:(Ego)
AYET:(Yusuf-83)”Nefis daima kötülüğü emreder.”
İşte kötülüğü emreden nefs kişi oy kullanacağı zaman şöyle telkin yapar.Sakın ha dürüst,dinine bağlı,vatanına bağlı,çalmayan,Allahtan korkan,adaletten yana olan fakiri düşünen,lidere oy verme ,onu başına getirme eğer o kişi başa gelirse senden alır fakire dağıtır.Senin vergi vermene sebep olur. çalıştırdığın işcilerini sigortalı yapmanı ister, ihaleleri alamazsın ,rüşvet veremez veya rüşvet yiyemezsin,dönen çarkına çomak sokar.Fakir paralanır sana mahkumiyeti azalır fakiri istediğin gibi kullanamazsın,fakiri ezemezsin,onu 3 kuruşa köle gibi günde 12 saat çalıştıramazsın,lideri kafa kola alıp istediğini yaptıramazsın,suç işleyince cezanı çekmek zorunda kalacaksın,yaptığın yanına kar kalmayacak,doya doya alem yapıp içki içip fuhuş yapamayacaksın,kaçakcılık yapamıyacaksın.uyuşturucu kullanamayacak,ticaretini yapamıyacaksın,kumar oynayamıyacak oynatamıyacaksın,Senin villandan fakirlerde alacak senin, lüks arabandan fakirlerde alacak,havan bitecek, senin okuduğun okullarda onlarda okuyacak,senin geldiğin makamlara onlarda gelecek.Aman ha sakın ha o kişiyi iktidar yapma olmaması içinde her türlü gücünü kullan,medya gücünü kullan,para gücünü kullan,makamını kullan,gücünü çevreni kullan ne yap onun iktidar olmasına mani ol.Sayın okurlarım işte nefis bu ve buna benzer sebeplerden milletine faydalı olacak kişiyi değil, kendisine ve çevresine faydalı olacak kişiyi seçmekte, seçtirmektedir.
2-MENFAAT: Maalesef dünya menfaat dünyası olmuştur.Bugünün insanının menfaati için satamıyacağı hiçbir değeri kalmamıştır. Menfaati için (mal,para,makam,şöhret,rütbe,çevre,çıkar) feda edemiyeceği hiçbir değeri kalmamıştır.Akrabasını,arkadaşını,dostunu,şerefini,haysiyetin ve en önemlisi namusunu gözünü kırpmadan feda edebilmektedir.Elbette istisnalar kaidei bozmaz.Ve menfaat için herşey istismar edilebilir.Din ,diyanet aklınıza gelen her şeyi istismar etmekten asla rahatsızlık duymamaktadırlar.Onların menfaati için herşey mübahtır. içki,kumar,zina,adam öldürme,yalan,iftira aklınıza gelebilecek her türlü kötülük onlar için gayet normaldir.Ve bunu yaparken de bir şeylerin arkasına sakalanmayı iyi bilirler, yaptıkları haltlara kulp uydururlar, mesela vatan millet sakarya için bunları yapıyoruz derler.
AKRABALIK-AHBABLIK: Bazı insanlar hırsız olduğunu bile bile o makama layık olmadığını bile bile sırf akrabalık,dostluk,arkadaşlık,milliyetcilik,sülalacilik sebebiyle bile bile oy verir benden olsunda isterse hırsız olsun der.
4-PARTİ TAASSUBU: Bazı insanlarda da aşırı parti sevgisi vardır.Takım tutar gibi parti tutmaktadırlar.Partisinin her yaptığı doğru, partisi asla hata yapmaz.Öyle bir partiye tapma vardır ki biri anasına avradına söğse kızmaz.Ama partisine en ufak söz söylense kıyameti koparır.Partisine adeta tapar. İşte böyle bir parti taassubu olan bir insanın sağlıklı karar verebilmesi mümkün değildir. Partisi memlekete ne kadar büyük zarar verirse versin asla partisinden vazgeçmez.Parti değil Din ,Ülke,il,ilçe,köy menfaati göz önünde bulundurulmalıdır.
5-HATIR İÇİN OY VERENLER:Bazı insanlarda sevdikleri birinin hatırı için bile bile hırsıza oy verirler.Kendilerine ve topluma yazık ederler.
6-CAHİLLER: Bazıları da bilmeden araştırmadan iyi zannedip oy verirler.İşte belki Allah onları affeder.Elbette daha birçok sebep varsa da sebep ne olursa olsun herkes verdiği oydan dolayı hesaba çekilecektir.Seçtiği lider memleketine vatanına milletine yararlı işler yaparsa onun aldığı sevaptan oy verende payını alacak eğer zararı varsa onun aldığı günahtan elbette payını alacaktır. Çünkü venabı hak işlenen zerre şerrin ve zerre hayrın karşılığını mutlaka göreceğimizi şöyle beyan ediyor.
AYET:( Zilzal 7-8)(femenyeğmel misgale zerretin hayreyyereh vemen yeğmel misgale zerretin şerrey yereh.)’’Herkim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür her kimde zerre miktarı şer işlerse karşılığını görür.”
 Sayın okurlarım zerre miktarı hayrı ve şerri hesaba katan Allah(cc) koskoca bir memleketin milyonlarca insanın geleceğini kaderini yönlendiren yönetimden ve onu oraya getiren kişiden hesap sormuyacağını iddia etmek en hafif ifade ile aptallıktır. Bakınız kıyamet gününde seçilen ve seçenler birbirini suçlayacak seçilenler bizim suçumuz yok onlar bizi seçti diyecekler.işte ayet
AYET:(Araf.38)”Allah(cc) buyuracak ki sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında sizde ateşe girin.Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler.Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler öncekiler için Ey rabbimiz işte bizi bunlar saptırdılar. Onun için bunlara bizden bir kat daha fazla azap ver.diyecekler.Allahta herkes için bir kat fazla azap vardır.Siz bilmezsiniz diyecektir.”
Bu ayetten de açıkca anlaşılacağı gibi önde giden liderler hem kendileri sapıp hem de emirleri altındakileri saptırdıkları için iki kat azaba uğracaklardır. Onları seçenlerde iki kat azaba çarptırılacakdır. Çünkü o milyonlarca insanın günaha girmesine sebep olmuştur. Elbette bir insan günah işlese suçu kendinedir.Fakat işlediği suç milyonlarca insanı etkiliyorsa elbette onların günahlarından da pay alacaktır.Aynı şekilde bir haramı icat eden kişi yapılan bütün günahlardan pay alacaktır. Mesela adem (as) oğlu kabil ilk cinayeti işlediği için ve bu harama yol açtığı için kıyamete kadar işlenen her günahtan oda payını alacaktır. Hayra çığır açanda öyledir.
OY VEREN OYUNDAN SORUMLUDUR
Ey oy veren  kardeşim verdiğin oyun sorumluluğunu bil.Hem Dünyanı hem Ahiretini karartma ve milyonlarca insanın vebalini yüklenme unutma ki biz kendimizi düzeltmedikçe Allah(cc) Bizim durumumuzu düzeltmez. işte ayet.
AYET:(Rad.11)”Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanları düzeltmez.”
Bu ayette cenabı hakkın ne demek istediği açık değil mi? Siz böyle devam ettiğiniz müddetçe Allah için vatanınız için toplumun menfaati için değil de sırf nefsiniz ve menfaatiniz ,çıkarınız için oy vermeye devam ettikçe bende sizi süründürmeye devam ederim. Buyuruyor. Ve sizin verdiğiniz oylar neticesinde kasabanızda başa getirdiğiniz.kötü liderler peydahlanır.işte ayet
AYET:(Enam-123)”Böylece biz her kasabada aralarda bozgunculuk yapmaları için günahkarlarını liderler yaptık onlar yalnız kendilerini aldatırlar.Ama farkında olmazlar.”
Gördükmü ayet ne buyuruyor.Siz oy verdiniz bende lider yaptım. Siz istediniz. Hem adamı sen seç ve adamın zulumlarına katlan hem de Allahı suçla başımıza neden bunu verdin, diye sen getirdin onu başa hadi sen getirmedin diyelim niye zulmune razı oluyorsun neden onu almıyorsun ordan.Ondan sonrada yandım diyorsun.Bir memleketin helakına sebep olanlar o memleketi yönetenlerdir buyrun ayet
AYET:(isra-16)”Bir ülkenin helakına sebep ele başlarıdır.”
 işte sen liderini seçerek elebaşını seçerek ülkenin helakına sebep oluyorsun. Ama sanma ki Allaha bunun hesabını vermiyeceksin liderinle beraber sende huzura çağrılacaksın. işte ayet
AYET:(İsra-71)”Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağız.”
Neymiş liderinle birlikte huzura çağrılacaksın eğer güzel işler yaptıysa liderin sende nasipleneksin kötü işler yaptıysa sende cezalanacaksın.Ve yukarıdaki(Araf.38) ayetinde geçtiği gibi muamele göreceksin.
 Demek ki hem oy veren, hem de oy verilen sorumlu olacak hem kendi günahlarını hem de sebep oldukları milyonların günahlarını yüklenecektir.
ZALİMİN ZULMU PAYİDAR OLMAZ. AMERİKA VE ÖTEKİ ZALİMLERİN SONU YAKINDIR.
 Allah(cc) durup durup dururken hiçbir ülkeyi helak etmez. O adalet sahibidir. işte ayet
AYET:(Enam-131)”Gerçek şu ki halkı habersizken Rabbin haksızlık ile ülkeyi helak edici değildir.”
 Demek ki rabbim durup dururken hiçbir ülkeyi helak etmez mutlaka sebepleri vardır. İşte bir sebep ayette şöyle geçer.
AYET:(İsra-16)” Bir ülke helak olacağı zaman o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşlarına iyilikleri emrederiz. Buna rağmen onlar orada kötülük işlerler.Böylece o ülke helaka müstehak olur.Bizde orayı darmadağan ederiz.’’
AYET:”(Kasas-58)” Biz refahından şımarmış nice memleketi helak ettik.”
AYET:(Ankebut-31)” Elçilerimiz dediler ki biz bu memleket halkını helak edeceğiz çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
AYET:”(Kasas.59)”Zaten biz anacak halkı zalim olan memleketi helak ederiz.’
 AYET:(enbiya 11)”Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik.” Sayın okurum insanlara zulmeden taşkınlık yapan,haksızlık yapan,çalan çırpan yöneticilerin sonunu bakın
AYET: (Şura-42)”İnsanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır.işte acıklı azap onlaradır.”   Sayın okurlarım cenabı hak sabırlıdır acele etmez.yoldan çıkan bir ülkeyi hemen helak etmez. Ona bir müddet tanır.O nedenle bugün zalim olan nice memleketler.Allahın takdir ettiği günü bekliyor.o gün geldi mi Allah(cc) onları da ötekiler gibi helak edecektir.işte delili
AYET:(İsra.58)”Kafirlerin helakı için acale etme biz onların günlerini sayıyoruz.Ne kadar ülke varsa biz onların hepsini
kıyamet gününden önce ya helak edecek ya azaplandıracağız.”       Bugün dünyaya hakim olan ve dünyaya zulmeden Amerikanında sonu yakındır merak etmeyin.Sayın okurlarım yüce Allah ülkelerin helakın da acele etmediği gibi insanların cezalandırmasında da acele etmez. Belli bir süreye kadar erteler ve sonunda ya Dünyada ya Ahirette yada ikisinde birden cezalandırır.işte ayet.
AYET:(Fatır.45)”Eğer Allah(cc) yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı.yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı.Allah belli bir sure erteler ve cezalandırır.”
   Sayın okurlarım çok uzattığımın farkındayım o nedenle müslümanların zaferi ne zaman, ne zaman islam dünyaya hakim olacaktır. bu konuda 50 ayet olduğu halde sadece bir kaç ayet numarası vereceğim ki merak eden arkadaşlar araştırsın.


AYET:(Saff-13)” Seveceğiniz başka birşey var mümünlere müjdele ki Allahın yardım ve fethi çok yakındır.”bakınız.(Saff.8,Kalem.48,Mümin.77,Tarık.15,Aliimran.139,Enbiya.105,Hac.40,Hac.48,Kehf.59,Meryem.75,Meryem.84,Enfal.8,İsra.81,Nur.55,Enbiya.18,Hac.61,Saffat.172,Fatır.45,Müminün.21,İsra.5)v.b merak eden okuyucularımın dikkatine sunulur. selam ve dua ile
               
                        İSLAMDA ZAMAN
İnsanoğlu göçebe kuş misali bu dünyaya gelir , büyür, olgunlaşır, yaşlanır ve ölür.Bu dünyadan öbür dünyaya geçiş süreci bazen 1 gün, bazen 1 yıl bazen 10 yıl bazende 100 yıl da tamamlanır. Sonsuz olan ahiret alemine göre çok kısa bir zaman dilimidir.Doktorlar Size şöyle bir şey söylese .Deselerki 1 aylık ömrünüz kaldı. Acaba o bir ayı nasıl değerlendirirdiniz. Bunu hiç düşündünüz mü? Bir düşünün …bakalım. Elbette en iyi şekilde değerlendirirdiniz öyle değilmi?. Yapmak isteyipte yapamadığınız her şeyi yapmak isterdiniz. Yaptığınız her türlü kötülüklerden pişman olurdunuz. Dargın olduğunuz kişilerle barışmak isterdiniz. Ve etrafınızdakilerle barışırdınız. İşlediğiniz günahlara pişman olurdunuz. Elinizdeki malı ve parayı ihtiyaç sahiplerine dağıtırdınız. Herkese iyiylik yapmak isterdiniz. Eş dost akraba ve sevdiklerinizi kucaklardınız. Onlara en derin sevgilerinizi gösterirdiniz.Cimriliği bırakıp cömert olurdunuz. Kibiri bırakıp mütevazi olurdunuz. Yalancılığı bırakıp dürüst olurdunuz. Kötülüğü bırakıp iyi birisi olurdunuz. Kötü sözü bırakıp güzel ve tatlı sözlü olurdunuz. Düşmanlığı bırakıp dostluk kurardınız. İsyanı bırakıp tevbe ederdiniz. Kıskançlığı bırakıp iyi niyetli olurdunuz. Öyle değilmi? İnsanların sizi sevmesini sizinde onları sevmenizi sağlardınız. Öldükten sonra iyi bir hatıra bırakmak isterdiniz. öyle değil mi Gençlik hayatın hem en güzel hemde en zor dönemidir. Çocuk ergenlik çağına gelinceye kadar adeta ana babasına tapar. Onları canından çok sever onları örnek alır. onların herşeyine fotoğraf çeker gibi çeker. kopyalar. Onları taklit eder. Tamamen saf ve temizdir. Şeytan ve nefisle uğraşmaz çünkü onlar çocuğa nufuz edemezler. Çocuk hile bilmez sahtekarlık bilmez. yani kısacası tam bir melektir. Ancak ne zamanki ergenlik çağına girer. Birdenbire nefsin,şeytanın ve şehvetin hucumuna uğrar öyleki Bu üç düşmanın en yoğun olarak tesir ettiği çağdır. artık o saf temiz melek gitmiş yerine şeytanın ,nefsin ve şehvetin esiri olmuş bir insan ortaya çıkmıştır. Genç kendini beğenmeye başalmıştır. Hayal aleminde yaşamaya başlamıştır. Dünyayı toz pembe görür, gerçekler onu sıkar. En büyük odur, en güçlü odur, En bilen odur. Başkalarını asla beğenmez. Özelliklede hani o taptığı ana baba onun gözünde beceriksiz, zavallı kimseler haline gelmiştir.Ana babasını gerçekten içten gelerek beğenen bir gence rastlayamazsınız. Ana baba hep hatalıdır. Hep kusurludur. kendisi kusursuzdur. Onlar geri kafalı işini bilmeyen cahil kişilerdir. Yobazdırlar. Halbuki kendisi çok akıllıdır. zekidir. çağdaştır. Mademki onu dünyaya getirmişlerdir her türlü eziyete katlanmak zorundadırlar. Gence göre ana baba kendisinin kölesidir. Onun her istediğini yapmak zorundadırlar. Ana baba ona karışma hakkına sahip değildir. Onlar para ,araba, mal,servet ve her türlü maddi ve manevi imkanlarını ona sorgusuz sualsiz akıtacaklardır. Çünkü o genç bulunmaz hint kumaşıdır. En kıymetli elmastan daha kıymetlidir. Ona kimse karışamaz kimse hesap soramaz. Özgürlüğünü kimse kısıtlayamaz. Ana baba her türlü fedakarlığı yapacaktır ancak gencin böyle bir sorumluluğu yoktur. Çünkü efendidir ana babası köledir. Hiç efendi köleye hizmet eder mi? elbette etmez.
  Sayın okurlarım ana baba hangi makamda olursa olsun ne kadar zengin olursa olsun. Asla gencin gözüne giremez. Ne kadar zengin olsa da Sakıp Sabancı gibi niye olmadı der. Ne kadar makamı büyük olursa olsun niye Cumhurbaşkanı olmadı der. Ne kadar bilgili olursa olsun İbni sina gibi olamadı ya der. Yani asla ana babasını beğenmez. Hep onun gözünde onlar beceriksiz zavallıdırlar. Hiçbir ana baba kendini gerçek anlamda gence beğendiremez. Ağızlarıyla kuş tutsalar bile fayda etmez. Her iddiaya varım bugün cumhurbaşkanına sorun bakalım oğlu kızı onu beğeniyor mu? asla beğenmez. Çünkü şeytan, nefis, ve şehvet onu sarmıştır. Egosu asla böyle bir şeye müsaade etmez
   Böyle olmayan gençleri tebrik ediyor. Ve onları tenzih ediyorum.
Zaman o kadar büyük bir servet ki asla telafisi olmayan bir servet. Hiçbir şey bırakın bir ayı, bir saati, bir dakikayı, bir saniyeyi bile geri çeviremez. Bütün dünyayı bağışlasanız. Bir saniyeyi geri çeviremezsiniz. Geçen geçmiştir. Keşke demek para etmez. Bir an öfkesine kapılıp adam öldüren ve ömür boyu hapis yatan biri o anın geri gelmesini istermi ister ama ok yaydan çıkmıştır. Zamanı geri getirmek asla mümkün değildir. Zaman geriye alınamadığı gibi ileride götürülemez. Hiç kimse yarını bugün yaşayamaz. dolayısıyla yarın başına ne geleceğini hiç kimse bilemez. Zaman öyle bir servettir ki o olmadan hiçbir şey olmaz. Kazanç,kar,aklınıza gelen her şeyin zamana ihitiyacı vardır. Hiç bir şey anında oluşmaz zamana ihtiyacı vardır. Acaba zamanın bu kadar kıymetli olduğunu sadece yaşayarak mı anlıyoruz. Allah(cc) bizi zaman konusunda uyarmıyor mu? Elbette hepimizin bildiği Asr suresinde Allah(cc) zamana yemin olsun ki buyuruyor. Yani zaman o kadar kıymetliki onun üzerine yemin ediyor. Öyle değil midir? Bizlerde çok kıymetli saydığımız şeyler üzerine yemin etmez miyiz sadece bu ayet tek başına zamanın kıymetini bize
bildiriyor
AYET:.” (Vel asr) zamana yemin olsun ki” (innelinsane lefi husri) muhakki insan ziyandadır.” niçin insan ziyandadır zamanı değerlendiremediği için. Peygamberimiz(sav) buyurmuyor mu?
HADİS:” Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini bilin.
 1- İhtiyarlık gelmeden gençliğin.
2-Fakirlik gelmeden zenginliğin
3-hastalık gelmeden sağlığın.
4- meşguliyet gelmeden boş vaktin
5- Ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilin”
Farkındaysanız bu 5 şeyde zamanla ilgilidir Gencin tek değer verdiği şey vardır. Şehvet ,şeytan ve nefisin peşinden koşmak. Genç sabaha kadar uyumadan gazinolarda tepinir dans eder. hoplar zıplar. hiç yorulmaz ama evde anası veya babası bir bardak su istese üşenir kalk sen al der. Çünkü gencin tek tanrısı vardır. şehvet yani heva ve heves. Kim söylüyor bunu yoksa benmi uyduruyorum haşa Kuran-ı kerim söylüyor. Allah(cc) söylüyor.
AYET:”Onlar heva ve heveslerini tanrı edinenlerdir(casiye-23) işte heva ve heveslerini tanrı edindikleri için kötü işleri hiç yorulmadan bıkmadan büyük bir istekle yaparlar. Çünkü nefis daima kötülüğü emrettiği için onlarda nefsin esiri oldukları için bunu yaparlar peki nefis daima kötülüğü emreder diyen kimdir . Elbette Allah(cc) Kuran-ı kerimde bakın ayette nasıl buyuruyor.
AYET:”Nefis daima kötülüğü emreder. (Yusuf suresi-43) Peki gençler sadece heva ve heveslerinimi yani nefislerini mi? tanrı edinir . Hayır Onlar kötü duygularını da tanrı edinirler. İşte bunu da bize söyleyen
AYET:(Furkan -43)”Kötü duygularını tanrı edinenler. işte bütün bu sebeplerden dolayı genç ana baba, büyük, saygı, çalışmak,sorumluluk almak,okumak,yardım etmek, geleceğe hazırlanmak, ibadet etmek, iyilik etmek, yararlı iş yapmak asla bunlardan hoşlanmaz. bunların adını bile duymak istemez. Varsa yoksa müzik, eğelence, gezme tozma, gününü gün etme işte bunun için peygamberimiz(sav) ihtiyarlık gelmeden gençliğin kıymetini bilin buyurmuştur. Çünkü insanın zekasının ve gücünün en fazla olduğu zamandır. Gençlik boşa geçen zaman ve yaşlandığında eyvah der ama ne yazık ki zaman geriye gelmez. Gençlik bitmiş güc kuvvet kalmamış zelil ve perişan bir ihtiyarlık. Sürünerek ölüm ve en kötüsü ebedi cehennem aman Allahım ne kötü son. Hani o her şeyi bilen akıllı kimse yaşalanınca birşey bilmez hale gelir. Bakın Allah(cc) bu hususu şöyle açıklıyor.
AYET:(Hac-5)”İçinizden kimi vefat eder. İçinizden kimide ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür. taki bilen bir kimse iken birşey bilmez hale gelir’’
HİKAYE: Kanuni eşkiyaya Bu 1 ay içersinde dilediğini yapabileceğini söyledi. Ve eşkiyayı serbest bırakır. Vezir hemen araya girerek padişahım ne yapıyorsunuz. Bu eşkiya bu 1 ayda inanılmaz zararlar verebilir. Üstelik Nasıl olsa asılacağım diyerek kötülüklerine bin kat ekler der. Ama kanuni veziri dinlemez. Eşkiya serbest kaldığında kendi kendine derki Ben bu kadar kötülük yaptım. Elime ne geçti işte 1 ay sonra asılacağım.Dünyamı kaybettim hiç değilse şu bir ay içersinde iyi olayımda sonsuz olan Ahirette ebedi cehennemde kalmamayım. Ve elinde avucunda ne varsa hakkını yediği kişilere dağıtır. Helalik ister. Allaha gözyaşları ile tevbe eder. Dua eder. af diler. ibadet yapar. Yanında bir kuruş bırakmaz tamamını dağıtır. Bir ay dolduğunda askerler eşkiyayı huzura getirirler. Kanuni eşkiyaya der ki niçin bu bir ayı değerlendirmedin. Eskisi gibi çalıp çırpmadın, eşkiyalık yapmadın halbuki daha serbesttin diye sorar. Eşkiya der ki Padişahım istedim ki insanlar beni iyi ansın. İstedim ki Allah beni affetsin de ebedi cehennemde kalmayayım, diye yapmadım. İyi birisi oldum der. Padişah yanındaki vezire döner derki ne dersin bu eşkiyayı affedelim mi? diye sorar. Vezir. Padişahım belli ki pişman olmuş nadim olmuş asla bir daha suç işlemez serbest bırakalım. deyince Padişah eşkiyayı serbest bırakır. Ve ona derki bir daha yanlış yaparsan bir dakika bile bekletmez seni asarım der. Eşkiya yemin billah eder. Ve gider. Padişah vezire döner derki Vezir efendi yine yanıldın bu eşkiya yine eşkiyalık yapacak çünkü ölüm korkusu üzerinden kalktı. Padişah beni yakalayamaz diye düşünecek yine eskisi gibi eşkiyalık yapacak der. Nitekim bir süre sonra eşkiya yine eşkiyalığa başlar. ve yakalanıp idam edilir.
Sayın okurlarım Allah(cc) Kuran-ı kerimde birçok ayeti kerimede Kafirlerin öldükten sonra keşke dünyaya geri dönsek o zaman kafir olmazdık diyeceklerini halbuki Dünyaya tekrar dönseler. Yine aynı şekilde kafir olacaklarını bize bildiriyor. İnsan işte Gençlik hayatın hem en güzel hem de en zor dönemidir. Çocuk ergenlik çağına gelinceye kadar adeta ana babasına tapar. Onları canından çok sever onları örnek alır. Onların her şeyine fotoğraf çeker gibi çeker. kopyalar. Onları taklit eder. Tamamen saf ve temizdir. Şeytan ve nefisle uğraşmaz çünkü onlar çocuğa nufuz edemezler. Çocuk hile bilmez sahtekarlık bilmez. yani kısacası tam bir melektir.Ancak ne zaman ki ergenlik çağına girer. Birdenbire nefsin,şeytanın ve şehvetin hucumuna uğrar öyle ki Bu üç düşmanın en yoğun olarak tesir ettiği çağdır. Artık o saf temiz melek gitmiş yerine şeytanın ,nefsin ve şehvetin esiri olmuş bir insan ortaya çıkmıştır. Genç kendini beğenmeye başlamıştır. Hayal aleminde yaşamaya başlamıştır. Dünyayı toz pembe görür, gerçekler onu sıkar. En büyük odur, en güçlü odur, En bilen odur. Başkalarını asla beğenmez. Özelliklede hani o taptığı ana baba onun gözünde beceriksiz, zavallı kimseler haline gelmiştir.Ana babasını gerçekten içten gelerek beğenen bir gence rastlayamazsınız. Ana baba hep hatalıdır. Hep kusurludur. kendisi kusursuzdur. Onlar geri kafalı işini bilmeyen cahil kişilerdir. Yobazdırlar. halbuki kendisi çok akıllıdır. zekidir. çağdaştır. Mademki onu dünyaya getirmişlerdir her türlü eziyete katlanmak zorundadırlar. Gence göre ana baba kendisinin kölesidir. Onun her istediğini yapmak zorundadırlar. Ana baba ona karışma hakkına sahip değildir. onlar para ,araba, mal,servet ve hertürlü maddi ve manevi imkanlarını ona sorgusuz sualsiz akıtacaklardır. Çünkü o genç bulunmaz hint kumaşıdır. en kıymetli elmastan daha kıymetlidir. Ona kimse karışamaz kimse hesap soramaz. özgürlüğünü kimse kıstılayamaz. Ana baba her türlü fedakarlığı yapacaktır ancak gencin böyle bir sorumluluğu yoktur. Çünkü efendidir ana babası köledir. Hiç efendi köleye hizmet edermi? elbette etmez.
Sayın okurlarım ana baba hangi makamda olursa olsun ne kadar zengin olursa olsun. asla gencin gözüne giremez. ne kadar zengin olsada sakıp sabancı gibi olamadı ya der. ne kadar makamı büüyk olursa olsun çumhurbaşkanı olmadı ya der. Ne kadar bilgili olursa olsun ibni sina gibi olamnadı ya der. yani asla ana babsını beğenmez. hep onun gözünde onlar beceriksiz zavallıdırlar. hiçbir ana baba kendini gerçek anlamda gence beğendiremez. Ağızlarıyla kuş tutsalar bile fayda etmez. Her iddiaya varım bugün cumhurbaşkanına sorun bakalım oğlu kızı onu beğeniyormu? asla beğenmez. çünkü şeytan, nefis, ve şehvet onu sarmıştır. Egosu asla böyle bir şeye müsaade etmez
Yorum Gönder