28 Ocak 2018 Pazar

İSLAMDA CÖMERTLİK




41- İSLAMDA CÖMERTLİK


Cömert; Eli açık, ikramcı, kerem sahibi Cömertlik; Sehavet, İkram, ihsan ve yardım alışkanlığı


Cömertlik; insanın, sahip olduğu imkânlardan, muhtaçlara meşru ölçüler dahilin de, ve Allah rızasından başka hiç bir gaye gütmeden, ihsan ve yardımda bulunmasını sağlayan üstün bir ahlâk kuralıdır


Cömertlik, ruhun bir melekesidir İnsanları, muhtaç olanlara vermeye, ihsanda bulunmaya sevk eder. Bu melekeye sahip olan kişi, ferdî ve ictimaî alanda lüzumlu olan her şeye yardım eder. Hiç bir kimsenin zorlaması olmadan ihsanda bulunmayı can ve gönülden ister.


AYET: "Rızkı veren Allah'tır" (Neml, 27/64; Zâriyât, 51/58) düşüncesi ile hareket ettiklerinden kalpleri de temiz ve zengindir. (Leyl, 92/17-20) Kendi varlıklarıyla, her ne suretle olursa olsun başkalarına faydalı olmağa çalışırlar Allah Teâlâ'nın kendilerine fazl ve kereminden verdiğine ve bunlarda da muhtaçların hakkı olduğuna (Hüd, 11/6) inanırlar. Cömertliği kul hakkının temeli sayarlar Kendi haklarını affederler. Kendi ihtiyaçlarını düşünmeden başkasının ihtiyaçlarını gidermeye çalışırlar Hatta zarurî ihtiyacı olan bir şeyi, başka birine vermeyi tercih ederler.


Cömertlik vasfının elde edilebilmesi için yardımın gönüllü olarak yapılması (Haşr, 59/5; Hadid, 57/11-18; Maide, 5/13); karşılığında hizmet, övgü, mükâfaat beklenilmemesi (İnsan, 76/8-l0); yardım edileni rencide edebilecek davranışlardan kaçınılması (Bakara, 2/263-264); yapılan yardımın sahibi katında üstün bir değeri olması (Âli İmrân, 3/92) şarttır.


Sıralanan şartlar altında, İslam âlimleri cömertliği şöyle derecelendirirler:


Sehavet: Malının bir kısmını dağıtarak yapılan cömertlik Bu, cömertliğin asgarî derecesi olarak kabul edilir Zekât vermek gibi


Cûd: Malının çoğunu dağıtıp, geriye azını bırakarak yapılan cömertlik Hz Ebû Bekir'in çoğu zaman cihat için yaptığı yardım gibi


Îsâr: Kendi için gerekli olan bir şeyi zarar ve sıkıntılara katlanarak kendisi kullanma yerine, başkalarının istifadesine sunmak sureti ile yapılan cömertlik Bunun Asr-ı Saadet'teki misali Medineli müslümanların (Ensar), Mekkeli Muhacirleri şehirlerine davet edip onları her şeylerine ortak ederek Allah Teâlâ'nın takdirini kazanmalarıdır (bk Haşr, 59/5) Bir başka örnek de Hz Ebû Bekir'in Hicret esnasında mağarada hayatını tehlikeye atarak canını, sevdiği Hz Peygamber için feda etmesidir (Tövbe, 9/40)


Kur'an-ı Kerîm'de cömertlik cihat ile aynı seviyede tutulmakta; Allah'ın insanlara verdiği rızıktan diğer kulların da yararlandırılması istenmektedir. (Bakara, 2/254) Cömertliğin, kıyamet gününde insanı her türlü sıkıntı, elem ve kederden kurtarmaya vesile olacağı bildirilmektedir. (Bakara, 2/222) Bazı ayetlerde cömertlik alışverişe benzetilmekte; Allah Teâlâ'ya verilen bir borç olarak temsil edilmektedir (Bakara, 2/244; Maide, 5/13; Hadid, 57/11)


Kalpler cömertlik sayesinde temizlenir (Leyl, 92/17-20) Çünkü, küfür ve nifaktan sonra kalbi karartan amillerden biri de, aşırı mal sevgisi ve servete bağlılık arzusudur Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de; "Serveti de düşkünce seviyorsunuz " (Fecr, 89/20) buyurulur İşte bu sevgi ile insan, "Ben bu malı sarf edersem bana bir şey kalmaz" korkusuna düşer ve hemen şeytan harekete geçer: "Şeytan sizi fakirlikle korkutur, size cimriliği emreder " (Bakara, 2/268) Oysa ki Allah Teâlâ'nın bildirdiğine göre:


"Mal ve servet insan için bir imtihandır" (Zümer, 39/49-52) Bu imtihandan başarılı çıkmanın yolu da cömertliktir (Tegabün, 64/15-17)


İnsanların cömertlikten kaçmasının sebepleri başında: "Benim olan varlığı başkalarına niçin vereyim?" duygusu ile, "Başkalarına verirsem, benim varlığım azalır ve zaruret zamanında zahmete düşerim" düşüncesi gelir İslam dini ise bu duygu ve düşünceyi kökünden kaldırmıştır İslâm'a göre mal ve servet herhangi bir şahsın inhisarı altında değildir Mal ve servet yalnız Allah Teâlâ'nındır Her şeyin gerçek Mâlik'i O'dur (Âli İmrân, 3/179; Hadîd, 57/10) Kur'an-ı Kerîm'de bu durum yirmiyi aşkın ayette vurgulanmaktadır Mülk Allah Teâlâ'nın olduğuna göre, tabiî olarak sahibinin yolunda sarf edilmesi, inanan için en makul bir hadise olarak değerlendirilir Mümindeki cömertlik duygusu da bu düşünceden kaynaklanır Hz Peygamber, şöyle buyurur:


"Cömert kişi, Allah'a yakın, Cennet'e yakın, insanlara yakın ve Cehennem ateşinden uzaktır. Hasis insan, Allah'tan uzak, Cennet'ten uzak ve Cehennem ateşine yakındır. Cömert cahil, ibadet eden cimriden Allah'a daha sevimlidir." (Tirmizî, Birr, 40) "Gıbta edilecek kişilerden biri de cömertlerdir." (Buhârî, Temennâ, 5; Tevhid, 45) Peygamberimiz insanlara dünyada yaşadıkları sürece cömert olmalarını, işi öldükten sonraya bırakmamalarını tavsiye eder. "Sadakanın en iyisi bizzat kendisinin vereceği sadakadır Sadaka sağ iken, malınız elinizde iken, istediğiniz kimseye istediğiniz kadar verdiğinizdir Yoksa can boğaza geldikten sonra geç kalmış olursunuz Sizden sonrakiler istediklerini yapar. " (Buhârî, Vesâya, 14)


Abdullah b Abbâs, Hz Peygamber'in cömertliğini şöyle anlatır: "Allah'ın Rasûlü, insanların en cömerdi ve en iyilik severi idi Ramazan'da Cebrâil ile beraber bulunduğu zamanlarda her şeyini verirdi." Cebrâil, her Ramazan gecesi Rasulullah'ın yanına gelir, ona Kur'an öğretirdi Cebrâil şöyle derdi: "Allah'ın Resulü bereket getiren rüzgârlardan daha cömerttir" (Müslim, Fezâil, 12, 2308)


Câbir b Abdullah şöyle derdi:


"Rasulullah (sas) kendisinden herhangi bir şey istendiğinde, asla, "hayır" dememiştir" (Y Kandehlevî, Hayâtü's-Sahâbe, III, 1181)


Hz Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: "Rasulullah'dan bir şey istendiği zaman, eğer bu isteği yerine getirmek isterse, "peki" derdi Yapmak istemediği zaman da susardı Hiç bir şey için "hayır" dememiştir" (Y Kandehlevî, aynı yer)


"Öyle zamanlar yaşadık ki, aramızdan hiç biri, müslüman kardeşinden daha çok altın ve gümüşe sahip olmayı düşünmedi." diyen Abdullah b Ömer (ra)'ın sözü, bize, ashabın cömertlik ve isar konusunda nasıl davrandığını göstermektedir. Şu halde, sonradan pişmanlık duymamak için, müslümanın cömert davranarak Allah Teâlâ'nın kendisine ihsan ettiği malını sağlığında Allah yolunda ve O'nun rızasına uygun bir biçimde harcaması gerekir. Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: "Sizden birinize ölüm (alâmetleri) gelip de: "-Ey Rabbim, beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam" demeden önce size, rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) harcayın." (Münâfikûn, 63/10)


Gazzali der ki: "Malı olmayan kişide hırs değil kanaat olmalıdır Malı olan kişide ise cimrilik değil cömertlik olmalıdır.

Hiç yorum yok: