27 Ocak 2018 Cumartesi

MÜSLÜMAN ALAY ETMEZ




5- İNSANLARLA ALAY ETMEK ; ALLAH İLE ALAY ETMEKTİR.


Kıymetli okurlarım Müslüman kardeşiyle alay etmez. İnsanlarla alay eden kişi o insanı yaratanla alay etmiştir. Bir resmi beğenmeyip alay eden kişi resmi değil o resmi yapanı beğenmemiş o ressamla alay etmiştir öyle değil mi? İşte Bir insanı alaya alırsanız o insanı değil. O insanı yaratanı alaya alıyorsunuz demektir. Çünkü o insanı o şekilde yaratan Allah’tır(cc).


Bilindiği gibi insanların yaratılışıyla alay etmek, aslında Allah-u Zülcelal’in kudret ve hikmetiyle alay etmektir. Çünkü bu şekilde yaratmayı O uygun bulmuş ve insanları bu şekilde kendisi yaratmıştır. Bu sebeple, bir adam, küçültücü ve alaycı bir bakışla bir zencinin yüzüne bakınca, zenci; insanı düşündüren şu cümleleri söylemiştir; “Ne o? Boyayı mı beğenmedin, yoksa boyacıyı mı beğenmedin?”


ALAY ETMEK: Bir şeyle veya bir kişiyle eğlenmek, insanları hafife almak, tahkir etmek, başkasının kusur ve noksanlarını söz, işaret veya yazı ile teşhir etmek, toplumda küçük düşürme hareketleri.


Alay etme duygusu insanlarda, kendini büyük görmeyle başlar; daha sonra karşısındaki insanı hiçe sayıp, ona tepeden bakmaya kadar gider. Neticede bu duygu insanları alaya aldırır, şeytanı Rabbine isyan ettiren böbürlenerek Hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmek şeklinde tezahür eden kibir ve gurur hastalığını ortaya çıkarır.


Alay eden kimsenin gururlanıp kibirlenmesi yanında, alay etme hareketiyle mümin kardeşini incitmesi ve rahatsız etmesi de söz konusudur. Kibirlenmek haram olduğu gibi mümine eziyet de haramdır. Her iki kötülüğün neticesi olarak İslâm toplumunda kardeşlik bağlarının gevşemesi söz konusu olmaktadır. Zira alay ile beraber fertler arasına düşmanlık ve nefret duygusu girer. Böylece de bir bina hâlinde tarif edilen İslâm toplumu dağılmış, parçalanmış olur.


Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık etmez. Onun malına ve ırzına tecavüz etmez. Onu aldatmaz. Onunla alay etmez. Onu kıracak söz ve davranışlardan uzak durur. Kendisine yapılmasını istemediği bir işi ona da yapmaz. Onu sever, malını, şerefini ve namusunu korur. Her ne şartla otursa olsun, başkalarıyla eğlenmek, onu sevmediği ve hoşlanmadığı takablarla çağırmak, ahlaki bakımdan çok çirkin bir harekettir. İnsan istihza ve alayın dışındaki her şeyi unutabilir, fakat bu gibi tavır, davranış ve hareketleri asla unutmaz. Bu sebeple İslam, insanları bu kötü huydan şiddetle men etmiştir. İslam, istihzayı, insanlara açıktan açığa sövüp saymayı, onları yazılı ve sözlü olarak tahkir ve tezyif etmeyi hoş görmez. Çünkü bu tür davranışlar insanın manevi hayatına tecavüz etmek manasını taşır ki, bu da ahlak yokluğundan, terbiye eksikliğinden ileri gelir. Böyle olan kimseler de ahlaki faziletlerden, insani meziyetlerden yoksun sayılırlar. İslam’da değil insanlara, hayvanlara bile kaba ve çirkin sözler söylemek yasaklanmıştır. Yaratılan yaratanı bilse, yaratılan yaratanın yaratıklarını nasıl incitir, onları nasıl üzer. Yunus ne güzel demiş:


İslâm toplumu bir bütündür. İslâm'da her ferdin haysiyet ve şerefinin dokunulmazlığı vardır. Ferdin manevî hayatının temelini oluşturan ırz, şeref, haysiyet, namus duyguları lekelenemez. İnsan haysiyetini lekeleyecek olan kötü hareketlerin başında alay etmek gelir. İslâm, insan hak ve hürriyetini, insan haysiyet ve şerefini koruma esası üzerinde durur; bu sebeple, Müslümanların duygu ve düşüncelerini Kur'an-ı Kerîm vasıtasıyla garanti altına alır:


BAŞKALARIN HAYSİYETİ VE ŞEREFİYLE OYNAYANLAR FASIK VE ZALİMDİRLER


AYET: (Hucurât-11)"Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir!. Kim de tövbe etmezse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir. "


İslâm, kardeşlik bağlarını korumak için alay etmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Allah'a ve Ahiret gününe inanan bir müminin, insanları alaya alması, eğlence ve nükte konusu yapması caiz değildir. Her ne şekilde olursa olsun, başkalarıyla eğlenmek, onu kötü ve sevmeyeceği lakaplarla çağırmak ahlâk bakımından da çok kötü bir şeydir. Çünkü bu hareket, insanın kolayca unutamayacağı ızdırap veren bir yaradır.


Toplum hayatındaki ilişkiler samimiyet üzerine kurulur. Bu samimiyetin derecesini ölçen alet de kalptir. Hz. Peygamber: (s.a.v.)


HADİS: "Allah sizin şeklinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat kalplerinize bakar." (Müslim, Birr, 32) buyurmuştur.


İnsanlar, daima dış görünüşe vakıftırlar iç alem bilinmez. Allah katında tartılacak olan dış görünüş değil, kalplerin takvasıdır. İnsanın ilmi ise bunu bilmeye ve anlamaya yeterli değildir. Bu sebeple bir kimse önüne geleni horlayamaz, nazargâh-ı ilâhî olan kalbi alaya alarak kıramaz.


Dünyada tek yüce değeri maldan ibaret sanıp, malıyla güçlü olduğunu zanneden ve karşısındaki bütün değerlerle alay edenleri Kur'an-l Kerîm kınamaktadır:


AYET: (Hümeze-1) "Vay haline! Diliyle çekiştirip, yüzünden de alay eden kimsenin."


İslâm'a göre, yaratılan her insanın Allah katında bir değeri vardır. insanı ahsen-i takvim üzere yaratan Allah, onu en güzel hasletlerle bezemiş ve yeryüzünde halife kılmıştır. (Bakara-30). Böyle bir varlığın dış görünüşü ile ilgilenip alaya almak; insanı yaratan Rabbi ile karşı karşıya getirebilir. Oysaki insanın alay konusu olmasına Rabbi ve eşsiz yaratıcısı olan Allah razı olmaz.


AYET: (Bakara-206; Münafıkûn-5-6) Kur'an-ı Kerîm'de bir de inançla,


AYET: Kur'an ayetleriyle, (Tevbe-124- 125, 127)


AYET: Peygamberlerle (Muhammed-16) ve müminlerle (Tevbe-79) alay edenlerden bahsedilir.


AYET: Sözü edilen kişiler, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenlerdir. ( Nisâ-139; el-Mâide-52;Mücâdele-14)


AYET: Sözü edilen kişiler bu hareketleriyle Allah'ı ve müminleri aldattıklarını zannederler. (Bakara-9; en-Nisâ-143; Hûd-5),


İslâm'a göre inanç mukaddestir, alay konusu olamaz. Ayetlerde, inançlarla alay edenler olarak bildirilenler, İslâm toplumu içinde türeyen Münafıklardır.


İstihza, alay etmek; gülmek maksadıyla bir kimseyi küçük düşürmek ve onun bir ayıbına dikkat çekmektir. Bu, sözle yapılabildiği gibi fiil, işaret ve taklit etmek şeklinde de yapılabilir. İstihza etmek de, alay edilene gülmek de haramdır.


Nitekim Allah-u Zülcelâl, ayeti kerimede şöyle buyurmuştur;


AYET: (Hucurat- 11) “Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fasıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tövbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.”


AYET: (Kehf- 49) “Vay bizim halimize! Bu kitap ne küçük, ne büyük hiçbir günahı bırakmamış, hepsini kaydetmiştir.”


Abdullah İbn-i Abbas (radiyallahu anhu), Kuranı Kerim’deki Bu ayeti tefsir ederken şöyle demiştir; “Burada sözü edilen küçük bir günah, bir Müslümanla alay edilirken tebessüm etmek, büyük günah ise buna gülmektir.”


HADİS: Anlatıldığına göre, birisi, Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında bir başkasının taklidini yaptı. Hz. Peygamber (s.a.v) bundan rahatsız oldu ve: “Allah’a yemin ederim, bütün dünya bana verilse, bir kimseyi küçültücü mahiyette taklit etmek istemem” buyurdu. (Ebu Davud, Tirmizi)


ALAY ETMEK ALLAHIN ESERİNİ ALAYA ALMAKTIR.

Hiç yorum yok: