28 Ocak 2018 Pazar

MÜSLÜMAN LAKAP TAKMAZ


  

29- MÜSLÜMAN LAKAP TAKMAZ


KİŞİNİN HOŞALANACAĞI LAKABI TAKMAK SÜNNET HOŞLANMAYACAĞI LAKABI TAKMAK HARAMDIR.


Kıymetli okurlarım duyduğunda üzüleceği, kırılacağı bir lakabı kardeşimize takmak haramdır.


Bir insanın adının benzerlerinden ayrılması için daha sonra ona verilen isim veya sıfat, çoğulu "elkâb''dır Gerek yazı dilinde, gerekse konuşma dilinde karşıdaki şahsın rütbe ve ünvanı göz önüne alınarak söylenen sözler de lâkap kategorisi içine girer Devletli, izzetli, saadetli gibi


Lâkap kelimesi hem övgüyü, hem de yergiyi ifade etmek için kullanılır Kur'ân-ı Kerim'de bu konuya açıklık getirilmekte,


AYET: (Hucurat -11) "Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayınız" denilmektedir


"Nebeze" fiilinden türetilen "Tenâbezû" kötü lâkab takmak, kötü adla çağırmak anlamlarını ifade etmektedir İnsanı, utanacağı bir adla veya unvanla çağırmanın yasaklanması da bu sebebledir.


Ayette zikredilen fiil çoğul olarak kullanılmakta ve bununla bütün Müslümanlara hitap edilmektedir


Müslümanlar arasında birliğin, beraberliğin, sevginin egemen olması için bu tür hareketlerden uzak kalmak gerekmektedir İman eden bir müminin başka bir mümini kötü adla anması "fâsıklık" olarak nitelenmekte bu kötü fiili işledikten sonra pişman olmayan, tevbe etmeyen insan da zalim olarak zikredilmektedir (Hucurât-11)


Müslümanlar hakkında övgü ve saygı ifade eden lâkablar yasaklanmamıştır Bu tip isimler ve sıfatlar insanların birbirlerini sevmesine, saymasına sebep olur İnsanların birbiriyle olan münasebetlerini iyi yönde etkiler


Peygamber Efendimiz (sas)'den rivayet edilen bir hadiste:


HADİS: "Müminin mümin kardeşi üzerindeki hakkından birisi de onu en çok sevdiği ismiyle çağırmasıdır" buyurulmaktadır Bu hadisin ifadesine göre Müslümanları sevdikleri adlarla çağırmak hem sünnettir, hem de örfe uygundur İnsanları güzel buldukları adlarıyla çağırmakta bir sakınca yoktur Hatta Hz Ömer künyelerin yaşatılması fikrinde ısrar etmektedir


İslâm tarihine göz attığımızda Hz Ebu Bekir'in Sıddık; Hz Ömer'in Fârûk; Hz Osman'ın Zinnûreyn; Hamza'nın Esedullah; Hâlid b Velid'in Seyfullah; Hz Ali'nin Ebu Türab; Umeyr'in Ebu Hureyre adlarıyla anıldıklarını görürüz Bu da Müslümanları bu tip adlarla çağırmanın teşvik edildiğini göstermektedir


Peygamberimiz (sav), Medine'ye hicret ettiğinde Ensar'dan bazılarının iki, üç adla çağrıldıklarını gördü Onlar, bu adlardan bazılarıyla çağırıldıkları zaman rahatsız oluyorlar, inciniyorlardı İşte bu ayeti kerime hem bu konuya açıklık getirdi, hem de Müslümanların sevmedikleri adlarla çağırılmalarını yasakladı


Hz Peygamber yeni Müslüman olanları huzuruna kabul ettiğinde onların adlarını sorar; hoşuna gitmeyen, insanlar arasında hoş karşılanmayan, bir anlam ifade etmeyen bazı isimleri değiştirir, yerine daha güzel, daha uygun adlar verirdi.


Toplum içinde Samimiyetsizliğin yanı sıra alaycılık da İnsanların ortak davranış bozukluklarındandır. Kuran'da açıkça yasaklanan alaycılığın, ne derece çekinilmesi gereken bir davranış olduğu Kur anda şöyle bildirilir.


AYET: (Hümeze-1)’’Arkadan çekiştirip duran ve kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline.’’


Bir topluluk içinde samimi olduğu kişilerle kaş göz işareti yaparak diğer bazı kişileri alaya almak, topluluk içinde insanları aşağılamak kastıyla onların hatalarını, eksiklerini, kusurlarını gündeme getirmek ve bunları alay konusu yapmak, kişinin fiziksel özellikleriyle alay etmek, karşı tarafın eksik ya da vasat özelliklerini, o şahsı bu özelliklerin zıddı ile överek alay konusu yapmak kibir ve gururdan kaynaklanır.


Ayrıca şaka ve esprilerle veya kötü lakaplar ve sıfatlar takmak suretiyle insanları küçük düşürmek, bakış ve mimiklerle insanları küçümsemek ve aşağılamak, karşısındakinin küçük düşürücü şekilde taklidini yapmak, üslup, ses tonu ve seçilen kelimelerle karşı tarafı ezmeye çalışarak kendi üstünlüğünü ortaya koymak, birisi bir şey anlatırken onun eksikliğini ima ederek başkasıyla gülüşmek, duyamayacağı bir şekilde onun hakkında fısıldaşmak gibi hareketler kültürü eksik halk arasında sık sık görülür.


Bunların yanı sıra ortamda hata veya sakarlık yapan birisiyle toplu olarak dalga geçmek, eğlence konusu edinmek için saflığı ya da iyi niyetiyle tanınan bir kişiyle özellikle uğraşıp onun her hareketinden, her sözünden alay edilecek bir şeyler çıkarmak, sevmediği, ezmek istediği bir kimseyi bilhassa kalabalık ortamları kollayarak küçük düşürmek de, Ahlakı davranış bozukluğudur. Oysa alaycılık, aşağılama, lakap takma gibi davranışlar Kuran'da şiddetle kınanmış ve yasaklanmıştır:


AYET: (Hucurat- 11)’’Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi 'olmadık-kötü lakaplarla' çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kim tevbe etmezse, işte onlar, zalim olanların ta kendileridir.’’


HADİS: İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, haydi gir denir O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır Sonra başka bir kapı açılır O yine üzgün olarak kapıya gider Kapı yine kapanır Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez (Tirmizi)


HADİS: Çocuklarınıza çeşitli lakap takılmadan, onlarla künyelenin (İbni mace)buyurulmaktadır.


KENDİNE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİN ŞEYİ BAŞKALARINA YAPMA, EMPATİ YAP.

Hiç yorum yok: