30 Ocak 2018 Salı

SLAMDA NEFS (EGO)



83 -İSLAMDA NEFS (EGO)

NEFS: öncelikli olarak bir kimsenin kendisi veya özü anlamına gelir. Açık ve gizli, dünyaya ve ahirete bakan duyuları, maddî ve manevî becerileri, arzu, heves ve ihtiyaçları, canı, ruhu, hayatı ve istekleriyle kişinin bizzat kendisi demektir.

‘Nefs’, ruh ve kalp manasında da kullanılmıştır. Şeriat ilminde ise, şehvet (cinsî ve her türlü aşırı istek) ve kızgınlığın başlangıcı olan içteki, insanın içindeki manevî güce nefs denilmektedir. Nefs kelimesi zaman içerisinde birçok anlam kazanmıştır ki, bunların bazıları şunlardır: Can, kalp, benlik, kan, iç, kimse, beden, izzet, görüş, kötü göz, arzu, yücelik, bir şeyin özü gibi.

Nefsin İşlevi: ‘Nefs’, tek tek her varlığa işaret ettiği gibi, bu varlıklara yön kazandıran manevî güce de verilen addır. Bu anlamda nefs, maddî hayatın kaynağıdır, yani isteklerin merkezidir.

İnsan şekil yani cisim ve manevî cephe sayılan ruhtan meydana gelir. İnsanın ruhu onun nefsidir de denmiştir. Hayatın devamı için bedenin bazı şeylere ihtiyacı vardır. Nefs bu ihtiyaçların şekillendiği ve çıktığı yerdir. Nefsin istekleri hayatın devamı için gereklidir. Ancak nefis başıboş bırakıldığı zaman, aşırı istekler gündeme gelir ve insan o noktada hataya düşer. Kişinin yeme içme, soluk alıp verme, barınma, uyuma, sahip olma arzuları nefsin normal istekleridir. Ancak bu istekler başıboş bırakıldığında, kişi câhil, cimri, hasetçi, gözü doymaz, azgın, sapıtmış, gurura kapılmış bir varlık haline gelebilir. Çünkü nefsin yapısı buna uygundur.

İşte dünya hayatının anlamı nefsin bu istekleriyle mücadele etmede şekilleniyor. İslâm, bir başka deyişle Allah’ın dâveti kişiye bu mücadeleyi öğretmektedir. İslâm'ın getirdiği ölçüler nefsin isteklerini olumlu bir şekilde yönlendirmeyi sağlar. Nefs bazen şeytanın kandırmasıyla kendini büyük görmeye ve doyumsuz olmaya başlar. O noktada kendini ve işlevini unutur. Sahibini azgınlığa ve isyana sürükler. Aslında nefse isyanı da takvayı da, hata yapmayı, aşırı istekleri, doyumsuz iştahları ve Allah’a itaat etmeyi de öğreten Allah’tır (91/Şems, 7-8). Ancak insan bu noktada sınanmaktadır.

Nefsin istekleri kişinin hayatını sürdürmesini sağlar. Ama aşırı istekleri onu hataya ve çizilen sınırları aşmaya götürür. Sözgelimi, kişinin yemek isteği meşrudur, bir ihtiyaçtır, ama başkasının yiyeceğini çalarak ihtiyacını gidermesi hatadır. Kişinin nefsi cinsel birleşmeye ihtiyaç duyar, ancak zina etmesi sınırı aşmasıdır. İnsanın dünya malına ve geçimliğine sahip olmak istemesi ve sahip olması normaldir. Çünkü insan böyle yaratılmıştır. Ancak kişi nefsinin aşırı arzularının peşine gider de, hangi yolla olursa olsun ve ahireti unutarak mal toplamaya çalışırsa hataya düşer. Kişilerin topluma yön vermesi, yönetmek istemesi doğaldır ve ihtiyaçtır. Ancak nefsinin gururuna kapılıp da zulmetmeye ve başkasının haklarına tecavüz etmeye kalkışanlar, sınırı aşanlardır

NEFSİN ÇEŞİTLERİ

Nefis kuran-ı kerimde üç türlü geçer.1-nefsi emmare2-nefsi levvame3-nefsi mutmainne. Nefsin başka çeşitleri varsa da ana çeşitleri bunlardır.

NEFSİ EMMARE:

Bu nefis sürekli kötülüğü emreden, şehvetin esiri olmuş, onun emrine girmiş, şeytanla dost olmuş, şeytanın kulu ve kölesi olmuş ,sürekli hayvani istekleri ön plana çıkarmış, arzu, istek, temayül, aşırı sevgi, cinsel arzu ve isteklerin esiri haline gelmiştir. Aşırı şekilde mal edinme hırsı, diğer insanlardan üstün olma hırsı, beğenilme arzusu, hırs, bencillik, cimrilik, sabırsızlık kadere karşı gelme, belalara musibetlere isyan etme, nimetlere şükretmeme, nankörlük, hayasızlık, kibir, kendini beğenme, başkalarını küçük görme, kendi kusurlarını görmeyip başkalarının kusurlarını araştırma, yayma, ibadetleri gösteriş için yapma, v.b bütün bunlar nefsi emmarenin özellikleridir. Nefsi emmare sahipleri asla kendilerine toz kondurmaz. Hep onlar haklıdır başkaları haksızdır. Onlar doğrudur başkaları yanlıştır. sürekli olarak nefislerine temize çıkarmak bu nefsin en önemli özelliğidir. Herkes cehennemlik o cennetliktir. Herkes kötü o iyidir, Herkes ona kötülük yapmış ama o hiç kimseye kötülük yapmamıştır. O herkese iyilik yapmış ama hiç kimse ona iyilik yapmamıştır. Bu nefsin en önemli özelliklerinden biriside kendisine yapılan iyiliği ne kadar büyük olursa olsun hemen unutması ama kendisine yapılan kötülüğü ne kadar küçük olursa olsun asla unutmaması ve kin beslemesidir. Üstelik kendisine iyilik yapanın bu iyiliğini zaaf olarak olarak kabul etmekte ve kendisine iyilik yapanın bu zaafını kendi çıkarına kullanmaktadır.

Sayın olurlarım nefsi emmarenin marifetlerini şeytanlıklarını kötülüklerini saymaya kalksak sayamayız en iyisi biz Kuran-ı kerim bu konuda bu buyuruyor ona bakalım.

AYET:(Huccurat.11)(vela telmizu en fusekum)”Nefslerinizi temize çıkarmayın”

Nefsini temize çıkarmak ne demektir. Yani onlar nefislerine toz kondurmazlar onlar cennetliktir, onlar melektir, en alim, en abit, en zahit, en bilgili, en üstün, en güzel, en zengin, en dürüst, en çalışkan, en hatasız, en kusursuz, en iyi, en temiz, yani her şeyin enleri onlardır. Başkaları hep hatalı hep kusurlu, hep cehennemlik hep kötüdür, Bir kez olsun acaba bende hata var mı? Diye akıllarına bile gelmez. Hatalarını yüzüne vuran en büyük düşmanlarıdır. Onların dostu kendisini sürekli öven, pohpohlayan, onun isteklerine boyun eğen, yaptığı kötülükleri görmezden gelen, onunla birlikte bu kötülüklere iştirak edenlerdir. Nefsin hoşlandığı içki, kumar, zina v.b günahları onunla birlikte yapan veya yaptıklarına karşı çıkmayan destekleyen onun dostu ama bu kötülüklere karşı çıkan ve onu uyaran da en büyük düşmanıdır. Bu gibiler asla dindarları, hacıları hocaları sevmez. Asla ana baba ve akrabalarını sevmez ve yanaşmaz. Bunlar asla dini savunan kişi ve kurumları sevmez. Velhasıl bu nefis daima kötülüğü emreder kim diyor bunu kuran okuyalım.

AYET:(Yusuf.53.)(innennefse leemmaretunbissui)”Nefis daima aşırı şekilde kötülüğü emreder”.

Sayın okuyucularım İnsan önündeki çukuru görürse o çukura kolay kolay düşmez. Bizlerde kalbimize gelen o düşüncelerin harama olan aşırı zaafiyetimizin, helala ve ibadetlere karşı olan isteksizliğimizin. Allah’ın emirlerinden rahatsız olmamızın, Allah’ın yasakladıklarından zevk almamızın , Kuran-ı kerimin ve peygamberimizin söylediklerini kulak ardı etmemizin Dünyayı ve içindekileri aşırı sevmemizin velhasıl her kötülüğün başının nefsimiz olduğunu ,nefsi emmaremizin olduğunu bilirsek onunla mücadele etmemiz kolaylaşır. Bizim en büyük düşmanımız nefsimizdir. Dünyada ve Ahirette mutluluğa ermenin ilk yolu da bu azılı düşmanı yenmek onun esiri olmamaktır. Onun esiri olanlar. Daima dünyada zelil ve mahcup ahirette ise daima pişman ve cehennemlik olmuşlardır. Sayın okurum sen sen ol şu azılı düşmanını iyi tanı ona karşı hazırlıklı ol. Onunla savaş Onun istediğinin tam tersini yap. O sana ibadet yapma der sen yap. Bil ki o ibadetleri çok zor; haramları çok kolay, tatlı ve güzel gösterir. Sabahlara kadar kumar oynarsın hiç üşenmezsin ama 10 dakikalık namaz kılmak sana ölüm gelir. Sabahlara kadar içersin dans edersin, tepinirsin hiç zor gelmez ama ellerini açıp Allaha 5 dakika dua etmek ölüm gelir. Zor gelir. Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. O sana cimri ol der sen cömert ol, O sana dünya malına tap der, sen tapma velhasıl o sana ne derse tersini yap çünkü o (yusuf.53) daima kötülüğü emreder. Sayın okurlarım dünyanın en zor işi nedir bilir misiniz? Kesinlikle dünyanın en zor işi nefsin arzularına karşı çıkmaktır. İleride gelecek ama gene de bir önsüz olarak söyleyeyim. Peygamberimiz(sav) bedir savaşı dönüşünde sahabelere şöyle hitap etmiştir. Arkadaşlar büyük savaşı zaferle sonuçlandırdık. Ama asıl daha büyük savaş şimdi başlıyor. O nedir bilir misiniz? O nefisle yapılan savaştır.” Gördüğünüz gibi peygamberimiz.(sav) nefisle savaşı asıl savaştan daha zor ve büyük görmektedir. Sayın okurlarım nefsinizle savaşı kazandığınız zaman ki onunla savaş bir ömür boyu süren savaştır. Nefsiniz artık nefsi emmareden nefsi levvameye doğru gider

NEFSİ LEVVAME:

Nefsi levvameye ulaşan kişi artık kendini sorgulamaya başlar. Tefekküre dalar düşünmeye başlar. Acaba ben niçin böyleyim. Neden böyle yapıyorum. Nasıl kurtulabilirim. diye çareler aramaya başlar. Nefsinin kötü olduğunu idrak etmiş, düştüğü hatayı yanlışı anlamış, artık çıkış yolu aramaktadır. Yaptıklarına pişman olmaktadır. Kendini eleştirmeye başlamıştır. Kurtulmanın çarelerini aramaktadır. Nefsini temize çıkarmamakta başkalarının hatalarını gördüğü gibi kendi hatalarına da görmeye başlamıştır. Kendisinin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını anlamış öz eleştiri yapar hale gelmiştir. Nefsiyle mücadele etmekte bazen nefsine yenilse bile bazen de nefsine karşı gelebilmektedir. Artık devreye akıl girmiştir.

AKIL: İdrak, muhakeme kabiliyeti, kavrayış, zeka, düşünme, kavrama, bilgi edinme gücüdür. Akıl eşyanın güzellik, çirkinlik, kemal ve noksanları ile ilgili sıfatını idrak eden özelliktir. Akıl insan oğluna verilmiş manevi bir güçtür. İnsan bu güç sayesinde gerekli bilgileri elde eder. İslam’a göre mükelleflik şartı akla bağlıdır. Yani akıl ve baliğ olmayan kişinin dinen hiçbir sorumluluğu yoktur.

HADİS: Allah(cc) Akıldan daha yüce bir şey yaratmamıştır. Akıl doğuştan vardır. Doğduktan sonra akıl yavaş yavaş gelişir. Erginlik çağına gelince tekamül eder. Sonra bilgi ve tecrübe ile fazlalaşır. Artar”(Ragıb-ı el isfahani)

HADİS: ”Akıllı nefsini kontrol altına alıp ölümünden sonraki ebedi hayat için hazırlanan kimsedir.(ibni mace .züht.31)”

Nefsi levvameye ulaşan kişi artık kadere inanmakta hayrın ve şerrin Allahtan olduğunu bilmektedir. Kuran-ı kerimin şu ayetine tam olarak teslim olmaktadır.

AYET:(Enbiya.35)”Biz deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan etmekteyiz.”

Nefsi levvame sahibi kişi dünyanın bir imtihan yeri olduğunu bilmektedir. Yarın ne kazanacağını yarının hayırlımı şerlimi olacağını yarın ölüp ölmeyeceğini hiç kimsenin bilemediğinin farkındadır artık. Nitekim Kuran-ı kerim

AYET:(lokman.34)”Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.”

İşte cenabı hak nefsini nefsi emmareden nefsi levvameye taşıyan kişiden son derece memnun olmaktadır. O kadar ki bu nefsin üzerine yemin edecek kadar. Bildiğiniz gibi Cenabı hak çok değer verdiği şeyler üzerine yemin eder.

AYET:''(Kıyame-2)Kendini kınayan (pişmanlık duyan-nefsi levvame) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).

NEFSİ MUTMAİNNE:

İman esaslarına aynel yakin(görüyormuş gibi )inanan İslamın emir ya yasaklarına harfiyyen uymaya çalışan; Kendisi bu esaslara uyduğu gibi Şu ayette belirtildiği gibi başkalarını da buna çağıran nefistir.

AYET:(Tevbe.71)”Mümin erkeklerde mümin kadınlarda birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder kötülüklerden alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılarlar. Zekatı verirler. Allah ve Resulune itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir.”

İşte nefsi Mutmainne olanların vasıflarından biri budur. Bu dereceye Allahtan korkmaları ki onların Allahtan korkmaları azap edeceği için değil bilakis Allah’ın sevgisinden mahrum olmaktan korkmalarıdır. Yani sevgiliden ayrı olmaktan korkan sevgilinin korkusu gibidir. Onlar ne cennete gireceklerine sevinirler ne de cehenneme gireceğiz diye kaygı duyarlar; onların tek derdi vardır. Allah (cc) ,tek sevinçleri Allaha yakın olmak tek üzüntüleri de Allahtan uzak olmaktır. İşte bu nedenle bakın hangi seviyeye gelirler.

AYET:(Enfal.29)”Ey iman edenler. Eğer Allahtan korkarsanız. O size iyi ve kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah lütuf sahibidir.”

İşte nefsi mutmainneye ulaşmış kişi Allaha olan bu sevgisi nedeniyle Allah(cc) tarafından mükafatlandırılmakta; Bu sayede iyi ve kötüyü ayırt edebilecek kapasiteye ulaşmakta Ve Allah(cc) bu kişilerin suçlarını örtmekte ve onları bol lütfu sayesinde bağışlamaktadır. Peki bu mertebeye nasıl erişilir. Bu mertebeye ulaşmak için. Akıl, vicdan ve iman gerekir.

VİCDAN: İyilikle kötülüğü ayırt etme ve iyilik yapma duygusuna vicdan denir. Vicdanın sağlam kalıp ölmemesi için imana ihtiyaç vardır. İman olmazsa vicdan ölür. Kötülüklere alışmak; Allah’ın hükümlerine karşı gelmek vicdanı zayıflatır.ve zamanla öldürür. Kalpler pas bağlar. Nitekim

AYET:(Mutaffifin.14)”Hayır hayır onların kazandıkları günahlar kalplerini paslandırıp yenmiştir.” Buyrulmaktadır.

Akıl ve vicdan insanları Allaha bağlılığa götürür. Şehvet ve nefsi emmare ise Allahtan uzaklaştırır.

ŞEHVET: Şeytani, hayvani istekler, dünya sevgisi, mal sevgisi, Allahın yasakladığı şeyleri yapmak, Allah’ın emrettiği şeyleri yapmamak. Bütün bunlar şehvetin fiilleridir. Ve bütün bunlar nefsi emmare de toplanırlar. Nefsi levvame de ise yaptığı günahlardan pişmanlık duyma, günahlarına tövbe etme, hatalarını kabul etme, başkalarının değil kendi kusurlarını araştırma, Allaha dua etme, Allaha yalvarma, günahlara ve kötülüklere üzülme, Allah’ın verdiği nimetlere sevinme ve şükretme, Allahtan ümit kesmeme, Allah’ı gücendirmekten korkma, Allah’ın affedeceği beklentisinde olma, Günahları işlememe, ibadetleri yapma, bela musibetlere karşı sabretme özellikleri nefsi levvame de toplanmıştır. Bunların hiç biri nefsi emmare de yoktur. İşte bu nedenledir ki nefsi emmarenin sonu cehennem nefsi mutmainnenin sonu cennettir. Nefsi levvamenin sonu ise araftır. Onların yani bizlerin (çoğumuz) cennete mi yoksa cehenneme mi gireceğine Allah(cc) karar verecektir. Nefsi mutmainne olanların cennete gireceklerini Allah(cc) bizlere şu ayetle müjdeliyor.

AYET: (Fecr 27-30)”(ya eyyetühennefsul mutmainneh irciği ila rabbiki raziyeten merziyyeh fedhuli fi ğibadi ved huli cenneti)” Ey huzura kavuşmuş nefis(nefsi mutmainne)Sen ondan hoşnut o senden hoşnut olarak rabbine dön seçkin kullarımın arasına katıl, cennetime gir.” Allah cümlemize nasip etsin. amin.

NEFSİ MUTMAİNNE

Nefsi mutmainneye erişmiş olanların bu mükafatlara erişmiş olmasının bir sebebi de çok zor olan nefsi emmareye karşı koymaları şeytanın nefsin dürtülerine uymamalarıdır. Nitekim şu ayete uyarak sürekli Allaha sığınmalarıdır.

AYET:(Araf.200)”Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse derhal Allaha sığın.”

Bu mertebeye erişmelerinin bir sebebi de sabrın her türlüsünü yerine getirmelerindendir. Sabır konusu işlendiğinde ayrıntı verilecektir. Ancak küçük bir not aktaralım. Sabır 8 türlüdür.

1-Bela ve musibetlere karşı sabır

2-Allahın emirlerini yerine getirmek için gösterilen sabır.

3-Allahın yasaklarından kaçınmak için gösterilen sabır.

4-İyi ahlaklı olmak için gösterilen sabır.

5-kötü ahlaklı olmamak için gösterilen sabır.

6-Çalışmaya ve başarmaya karşı gösterilen sabır.

7-Huzurlu ve mutlu olmak için gösterilen sabır.

8-Başkalarına sabrı tavsiye etmek için gösterilen sabır.

İşte nefsi mutmainne sahipleri bütün bu sabırların tamamına riayet etmektedirler. Sadece iki ayet meali verelim.

AYET:(Bakara.153)”Ey iman edenler sabır ve namaz ile Allahtan yardım isteyin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”

Bu ayette açıkça belirtildiği gibi Allah(cc) sabır konusunda kendisinden yardım istememizi bunu yaparsak kendisinin bizim yanımızda olacağını bildiriyor Ve gösterdiğimiz sabrın karşılığında hesapsız nimetler vereceğini bildiriyor. İşte

AYET:(Zümer.10)”Ancak sabredenlerin ecirleri hesapsız verilecektir.”

Ey günahlara gark olmuş şeytanın esiri olmuş nefsim. Önce kendine nasihat et. kendini düzelt. Sonra başkalarına öğüt ver. Sana önce kendi nefsinin ne durumda olduğu lazım. Sen kendin kör olduğun halde başkalarına nasıl yol gösterirsin. Kör bir insan nasıl başkalarının elinden tutup bir yere götüremezse sende kendini terbiye etmeden başkalarına nasıl faydalı olabilirsin. Ancak yüzme bilen birisi başkalarını boğulmaktan kurtarır. Halbuki sen yüzme bilmiyorsun önce kendini kurtar da sonra sıra başkalarına gelsin. Allah’ı sev. Amellerini sırf Allah için yap. gösteriş için hava atmak için yapma. Desinler için yapma. Yalnız Allahtan kork ondan başkasından korkma. Allahtan başkasının sevgisini içinde barındırma. Eğer Allahtan başkasını Allahtan çok seversen bundan Allah’ın hoşnut olmayacağını bil. Değil başkalarını kendi nefsini bile Allahtan fazla seversen heva heveslerini Allahtan fazla seversen bile Allah’ın buna razı olmadığını bil ve şu ayeti hiç unutma sürekli aklında bulundur.

AYET:(Casiye.23)”Heva hevesini tanrı edinenler.”

Demek ki sen heva ve heveslerini Allahtan çok severek bilmeden Allaha şirk koşuyorsun. Aman dikkat et. sen yaptığın ibadeti gösteriş için yaptığın için bilmeyerek Allaha şirk koşuyorsun. işte

AYET:(Kehf.110)”Ben ortakların ortaklıktan en uzak olanıyım. Her kim yaptığı amel ve ibadette bana başkasını ortak yapar. Riyakarlık eder, gösteriş yaparsa onu koştuğu o ortakla baş başa bırakırım.”

Yine Allah(cc)ibadeti namazı gösteriş için kılanların dini yalan saydıklarını dolayısıyla kendisine şirk koştuklarını söylüyor.” işte

AYET.(Maun 4-5)”Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki namazı gösteriş için kılarlar. İşte onlar dini yalanlamışlardır”.

(İslam dini diye bir din yoktur. Allah ta bir değildir demişlerdir.) sakın ha dikkat et nefsim bu durumlara düşme

EY NEFSİM BU DÜNYANIN İMTİHAN YERİ OLDUĞUNU UNUTMA

Ey nefsim Allah’ın verdiği nimetler o kadar çok ki bu nimetleri saymaya kalksan sayamazsın bunu kim söylüyor. Allah(cc)işte

AYET:(İbrahim.34)”Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız.”

O halde ey nefsim Allah’ın bu sonsuz nimetlerine hala şükretmeyecek misin? Ey nefsim şükredersen ancak kendin için şükretmiş olursun yoksa Allah’ın senin şükrüne ihtiyacı yok. Nankörlük edersen de Allaha bir zararın dokunmaz kendine yazık etmiş olursun. İşte

AYET: (Neml.40) ”Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kimde nankörlük ederse şüphesiz rabbin kimsenin şükrüne muhtaç değildir.”

Ey nefsim okudun değil mi? ayeti neymiş Allah’ın senin şükrüne ihtiyacı yokmuş eğer şükredersen kendi karına Allah’ın hoşuna gider. Sana verdiği nimeti arttırır. Teşbihte hata olmaz şuna benzer size yemek yapan veya size hizmet veren eşinize veya annenize teşekkür ederseniz siz kazanırsınız. çünkü siz memnun olduğunuz için daha iyi yemek yapar ve sizi daha çok memnun etmek ister. Ama eğer beğenmezseniz yarın onu da yapmaz. Anladın mı biraz ey kafasız nefsim.

Ey nefsim Dünyada amaç ve gayretin yemek, içmek, giyinmek, evlenmek, güzel ve rahat evlerde yaşamak, mal mülk edinmek, servet toplamaktan ibaret olmasın, bütün bunlar nefsin işidir. Nefsin rağbet ettiği şeylerdir. Amacın gayen rağbetin Allaha yakın olmak olmalıdır. Allaha yakın olursan, Allah’ın emirlerini yerine getirirsen, ve Allah’ın yasaklarından sakınırsan, Allah’ı her şeyden çok seversen geçici olan bu dünyaya yüz vermezsen, ebedi ve kalıcı olan Ahireti kazanırsın.

EY NEFSİM İSTEDİĞİNİ ALLAHTAN İSTE BAŞKASINDAN DEĞİL

Ey nefsim günde 40 kere(Fatiha 4)’Yarabbi yalnızca sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dilerim”( iyya keneğbudu ve iyya kenesteğin)”

Diyorsun ancak yardımı zenginlerden, amirlerden, Ahmet ten, Mehmet ten istiyorsun, umuyorsun. Allahtan isteyeceğin yardımı kulundan istiyorsun. Sen ne aptal bir insansın. Sana yardım edecek olandan değil. Kendisi yardıma muhtaç acizden istiyorsun. Yardım istediğin insana da Allah yardım ediyor. O da senin gibi Allahtan yardım alıyor. Sadece canlılardan değil ölülerden de yardım istiyorsun. sana yakışıyor mu?hiç utanmıyor musun? Ey nefsim sana ne faydası ne zararı dokunmayacak olan ölülerden dirilerden yardım istemekten vazgeç. Sana şah damarından daha yakın olan Allahtan yardım iste bak Allah(cc) ne buyuruyor.

AYET:(Bakara.186)”Ben kullarıma şah damarlarından daha yakınım. Bana dua edenin duasını kabul ederim.”

Sana bu kadar yakın olandan istemiyorsun yazık sana vah sana vahlar sana halbuki Allah(cc) haşa adeta yalvarıyor.

AYET:(Müminun.60)”(udğuni estecibleküm)”Bana dua eden yok mu? Duasını kabul edeyim. Benden isteyen yok mu? İsteğini yerine getireyim.” Sen ne yapıyorsun Allah la arana aracılar koyuyorsun. Allahtan başka herkesten yardım bekliyorsun. Yuh olsun sana ey nefsim. Sen bu gidişle Dünyada da Ahrette de istediğine kavuşamayacaksın. Senin sonun Dünyada da rezillik Ahirette de rezillik olacak korkarım. Ey nefsim aklını başına al. Allah’ı herkesten fazla hele hele kendi nefsinden fazla sev. Yardımı yalnız Allahtan iste. Kurtuluşun, saadetin, mutluluğun, dünyanın, ahiretin, cennetin mükafatın buradadır. Ey nefsim deki.

AYET:(Araf.23)”Ey rabbim ben nefsime zulmettim onu temize çıkardım. Eğer sen beni affetmez bana acımazsan mutlaka ziyana uğramışlardan olurum.”

Ey nefsim deki

AYET:(Yusuf.101)”Beni müslüman olarak öldür.beni salih kulların arasına kat.”

Ey nefsim deki

AYET:(Ali imran.173)”Allah bana yeter o ne güzel vekildir.”

Ey nefsim deki

AYET:(Enfal.10)”Yardım yalnız Allah’tandır.”

Ey nefsim işte bu ayetleri hiç unutma sürekli aklında bulundur ve gereğini yerine getir. Yardımın yalnız Allahtan olacağını aklından çıkarma. Ey nefsim gel aziz ve celil olan Allaha boyun eğ onun takdirine onun fiiline boyun eğ gerek dışınla gerek içinle ona itaat et. Kadere rıza göster Ey nefsim sana takva gerek takvaya sarıl müttaki ol nefsine, şeytana, kötü arkadaşlara, insan ve cin şeytanlarına aldanma. Onlar her an seni kolluyorlar en ufak açığında hemen üzerine çullanarak seni yoldan çıkaracaklar. Akıllı ve dikkatli ol. Onlarla daima savaş halinde ol, miğferini çıkarma, kılıcını hiç kınına koyma, daima uyanık bulun. Seni günahlara sokmalarına müsaade etme. Şehvetinin, nefsinin, şeytanın esiri olma. Allaha şükretmeyi asla unutma. Sana verilen her nimetin Allahtan olduğunu bil bak Kuran-ı kerim ne diyor. Oku

AYET:(Nahl.53)”Size ulaşan her nimet Allah’tandır.” Demek ki sana verilen nimetleri Allah(cc) veriyor. İnsanlar yalnızca aracıdır. Bunu unutma Bozuk gözünü iyileştiren doktora değil o gözü sana veren ve o doktoru senin hizmetine veren Allaha şükret asıl ona teşekkür et.

KENDİNİ CENNETLİK BAŞKALARINI CEHENNEMLİK GÖRME

Ey nefsim başkalarını eleştirmekten vazgeç kendini sütten çıkmış ak kaşık başkalarını kara kazan görmekten vazgeç. Kendini cennetlik başkalarını cehennemlik görmekten vazgeç daima dünyalıkta kendinden üstünlere değil kendinden düşüklere bak. Ahretlikte de kendinden günahkarlara değil senden üstün olanlara bak. Sürekli kendi nefsini kına senden yaşlı birini gördüğün zaman şunun kim bilir ne kadar günahı vardır. Eceli de yaklaşmıştır. İmansız gideceği de muhakkak; Bense gencim imanım tamam önümde nice yıllar var. Allaha dönerim tövbe ederim ibadet ederim diye nefsini temize çıkarma. Aksine şu ihtiyar adam çok yaşadı kim bilir ne hayırlar işledi, ne ibadetler yaptı. Allah’ın rızasını kazandı artık bundan sonra günah işlemezse ne mutlu ona zaten istese de günah işleyemez. yaşı geçti kumarda oynayamaz, içkide içemez, zinada yapamaz. Besbelli ki imanlı gidecek ya ben yarın ne günah işleyeceğimi bilmiyorum gencim her türlü günahı işlemeye müsaitim nefsim ve şeytanım beni kandırırsa yarın günahlara gark olursam veya imanımı alırsa benden şeytan ne yaparım. Aman Allah’ım günahım çok, tövbem yok, ya aniden ölürsem halim nice olur diye düşün. Kendini kına kendini sorgula üstelik o yaşlının hesabı ayrı benim hesabım ayrı onun işlediği ne sevap ne günah bana yazılmayacak ben kendimi düşüneyim de. Aynı şekilde senden genç birisini gördüğün zaman vay şuna bak günahlara gark olmuş batıyor. İbadeti yok hasenatı yok iyiliği yok ölse murt gidecek diye nefsine pay çıkarıp nefsini temize çıkarma. Şöyle düşün bu genç adam günahları az benim ise günahım çok o 10 yıldır ibadet etmiyor dolayısıyla şimdi ölürse 10 yıllık ibadetinden sorumlu olacak ben ise 20 yıldır ibadet etmiyorum. benim hesabım daha zor bu genç benden şanslı diye düşün. Üstelik o genç 10 yıldır günah işliyor bense 20 yıldır günah işliyorum sonum kötü bu genç benden şanslı diye düşün. Üstelik bu gencin yapmadığı ibadetleri telafi etmek için önünde belki de uzun yıllar var yapmadığı ibadetleri tamamlayabilir. İşlediği günahlara tövbe edebilir. Ya benim sonum ne olacak yapmadığım ibadetleri tamamlamak için yeterli zamanım yok. Yeteri kadar tövbe etmek için de yeterli zamanım yok. O gencin durumu benden iyi ben kendime bakmalıyım diye düşün. Ey nefsim kendinden cahil birini gördüğün zaman şuna bak ne ibadetten haberi var ne Kuran okumasın bilir ne namaz kılmasını bilir. Ne sevap bilir ne günah bilir diye kendine pay çıkarma. O kişi cahil bilmediği için günah işliyor bilmediği için ibadet etmiyor Allah belki de onu bilmeyerek işlediği bu günahlardan ötürü affeder. Ya ben ne olacağım bile bile günah işliyorum. Bile bile ibadet yapmıyorum vah bana vahlar bana demelisin. Kendinden alim birini gördüğün zaman şuna bak alim adam işlediği günahlara bak ben cahil halimle ondan iyiyim deme. Deki o alim adam tövbe etmenin kendini Allaha affettirmenin usulunu bilir. Yolunu bilir ne yapar yapar kendini affettirir. Ya ben ben ne yapacağım kendimi affettirmenin yolunu yordamını bilmiyorum de. Ey nefsim kafiri gördüğün zaman hah işte bu ebedi cehennemlik ben ise cehennemde yansam bile eninde sonunda cennete gidecem ama ya bu ne yapayacak diye nefsini temize çıkarma nefsine pay çıkarma şöyle düşün o kafir olan şahıs. Kaç yaşında olursa olsun kaç yıldır ibadet etmiyor olursa olsun ne kadar büyük ve çeşitli günah işlemiş olursa olsun. Eğer Müslüman olursa anasından yeni doğmuş gibi günahsız cennete girer ya ben ne olacağım de.

EY NEFSİM HEM DÜNYAYI HEM DE AHİRETİ İSTİYORSAN MÜMİN GİBİ YAŞA MÜMİN OLARAK ÖL

Ey nefsim sen Allaha yakın olmak değil kafirler gibi dünyada rahat olmak istiyorsun. Doğrudur Allah(cc) adalet sahibidir. Kafirlerin Ahirette nasibi olmadığından onların cenneti dünya olduğundan dolayı kafirlere dünyada zenginlik ve rahatlığı daha fazla vermektedir. Nitekim şu ayeti kerime bize bunu açıkça bildiriyor.

AYET:(Taha.131)”Sakın kendilerini denemek için zengin ettiğimiz bir kısım Kafirlere heves etmeyiniz.(onların nasibi sadece dünyalıktır)Rabbinizin nimeti size daha bol ve ebedidir.”

Ey nefsim o halde niçin geçici dünya zevklerini, zenginliğini istiyorsun da kalıcı olan ebedi olan Ahiret nimetlerini istemiyorsun, yazık sana ey nefsim demek ki belalara, musibetlere, sıkıntılara tahammül edip gönül rızası ile sebat göstermek Allah sevgisinin bir işaretidir. Yarabbi bize nimetlere şükretmeyi bela ve musibetlere karşı sabırlı olmayı geçici dünya nimetlerinin peşinden gitmeyi Allaha lafta değil özde sevmeyi Peygamberlerinin ve Salih kullarının yolundan gitmeyi bize nasip et. Zalimlerin fasıkların yolundan bizi koru. Bize dünyada iyilik ver. Ahirette de iyilik ver. Şüphesiz duaları en iyi kabul eden sensin sen. Ey nefsim sen dünyada ebedi kalmak yiyip içmek için yaratılmadın. Allah’ın yoluna uymayan bir yaşayış içindesin. Bu halini derhal değiştir. Sadece kelime-i şehadet getirmekle cennete ulaşamazsın. Cennete girebilmen için salih amel işlemen gerekir. ibadet etmen gerekir. Takva sahibi olman gerekir. Allaha itaat etmen gerekir. Allaha kulluk etmen gerekir. Çalışma azim gayret gerekir. Doymayan azgın nefsin arzularına karşı durman gerekir. Allah birdir ondan başka ilah yoktur. Demek le hemen cennete kavuşamazsın. Sadece iman kapısından içeri girmiş olursun. Allah’ı bir biliyorsan Allah’ın emir ve yasaklarına uyacaksın. Allah’ı seveceksin. Allah’ı sevdiğini iddia ediyorsan her şeyden çok onu seveceksin.

HADİS: Bir gün hz. Ebubekir peygamberimize gelerek ya Resulullah Allahı ve seni çok seviyorum dedi. Peygamberimiz(sav) ya Ebu bekir ne kadar seviyorsun diye sordu. Çoluk çocuğumdan fazla seviyorum dedi. Peygamberimiz(sav) ya Eba bekir Allah’ı ve beni canından çok sevmedikçe kamil imana ermiş olamazsın diye buyurdu.”

Ey nefsim sen ne kadar seviyorsun Allah’ı ve Resulunu hiç kendine sordun mu? Bırak canını, bırak çoluk çocuğunu sevdiğin kadın, alıştığın içki, kumar, bindiğin araba, oturduğun ev, çalıştırdığın işyeri, eğlendiğin arkadaşın, beslediğin kedi kadar seviyor musun? Acaba bir tefekkür et düşün bakalım. Ey nefsim kendin hakkında bir iyilikle karşılaşırsan Allaha şükret. Yok eğer kötülükle karşılaşırsan sabret ve tövbe et. İşte bu sayede dinin kemale erer. Şeytanı yok eder. Nefsi emmareden kurtulur. Allah’ın hadi gir cennetime dediği nefsi mutmainne sınıfına girersin. Ey nefsim bol bol tefekkür et bol bol düşün

HADİS: ”Bir saatlik tefekkür bir gecelik ibadete bedeldir.”

Tabi sevgilini, malını, dünyayı düşün anlamı çıkarma bundan . Ahireti düşün, hesabı düşün, ölümü düşün, mizanı düşün, hatalarını düşün, kusurlarını düşün. Halbuki sen kusurlarını düşünmüyorsun, kusurlarını görmüyorsun, başkalarının kusurlarını görüyorsun. Kendi gözündeki merteği görmüyorsun. Başkalarının gözündeki çöpü görüyorsun. Halbuki sen kendinden mesulsun başkalarının hataları seni cehenneme götürmeyecek senin kendi hataların seni cehenneme götürecek, O halde sen kendine bak. Kendini kurtarmaya bak. Ama sen başkalarının hatalarını görerek kendi nefsini temize çıkarmaya çalışıyorsun. Bak işte o hacı hoca şu günahı işliyor ben işlesem ne olur. Bak adam şu yaşa geldi şu günahı işliyor. Ben işlesem ne olur. Diyerek kendi işlediğin günahlara mazeret arıyorsun ve kendine arkadaş arıyorsun.

ALLAHIN VERDİĞİ SONSUZ NİMETLERE ŞÜKREDİYOR MUSUN?

Ey nefsim güzel amel işlemekte tembellik etme, yoksa pişmanlık ve nedamet duyarsın. Amellerini tam ve noksansız yap unutma ki Allah sana verdiği nimetleri tam ve noksansız veriyor. Allah’ın bu cömertliğine ve izzzetine karşı sende amellerinde samimi ol lakayt olma Dilinle yaptığın duaya kalbinde eşlik etsin. kalpten yapılmayan dua geçersizdir. Unutma ki her kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür her kimde zerre miktarı şer işlerse karşılığını görür. Bu karşılık ya Dünyada ya Ahirette ya da ikisinde birden olacaktır. İşte

AYET:(zilzal.7-8)”Kim zerre miktarı hayır yapmışsa karşılığını görür kimde zerre miktarı şer yapmışsa karşılığını görür.”

Bu ayeti hiç aklından çıkarma hayır işleyen zaman veya şer işleyeceğin zaman hemen bu ayetler aklına gelsin ki şerden uzaklaşasın hayır yapmaya koşasın. Hasat zamanı millet ekin toplarken tarlaya tohum ekmekle mahsul alamazsın tohumu zamanında ekeceksin ki hasat zamanında ekin alasın senin de hayır yapma, iyilik yapma, tövbe etme, pişman olma, nadim olma, zamanın yaşadığın andır. Öldükten sonra hiçbir pişmanlık fayda vermez. Zira Ahiret hasat zamanıdır. Yaşarken ne ektiysen Ahirette onu biçersin. Gel geç olmadan Azrail kapıya dayanmadan can boğazdan çıkmadan tevbe ve dua kapısı kapanmadan tövbe et, nadim ol, af dile zira Allah(cc) Rahmandır. Rahimdir, Settardır, Affedendir. Ona sığın ona yalvar. Zaten gidecek başka kapın yok Sağlığında zekatını ver sadakanı ver. fakirleri sevindir. Senin vermediğin zekatını senin vermediğin sadakanı çocukların niye versin vermezler de zaten. Aç kalırım diye korkuyorsun sürekli mal biriktiriyorsun. Hırsın çok büyük bir türlü paraya mala doymuyorsun. Milyarlarca liralık yerin yurdun var. Sen kuru ekmekle yetiniyorsun. Cimriliğin yüzünden aç öleceksin. Kendine de başkalarına da faydan olmadan aç köpekler gibi öleceksin. Aklını başına almıyorsun yıllarca gece gündüz demeden biriktirdiğin üstelik haram helal demeden biriktirdiğin malların hesabını sen Ahirette verirken çocukların sen öldükten sonra mallarını paylaşacaklar. Senin gözün gibi esirgediğin uğrunda nice insanların hakkını yediğin ineği tavuğu girdi diye komşunla dövüştüğün, kazığı bir adım senin tarafına çaktı diye silahla tehdit ettiğin, mahkemeye verdiğin, vurduğun, vurulduğun, gece gündüz bekçilik yaptığın, adeta taptığın o yerleri, o mallarını, gelinlerin ve damatların en kısa zamanda satacaklar ve içkide kumarda alem de afiyetle yiyecekler. Üstelik sana beddua ede ede seni mezarında hortlata hortlata, Allah belasını versin niye fazla mal bırakmadı, bana az bıraktı, ona çok bıraktı diye kardeşler miras kavgasına girişecekler. Seni mezarında hortlatacaklar kendileri de birbirlerine düşman olacaklar yani senin gece gündüz durmadan biriktirdiğin malın çocuklarının ve senin felaketin olacak bunu biliyor musun? veya düşünüyor muzun? .Hem sen kul hakkıyla geberip gitmiş, hem de çocukların günaha batmış olacak işte senin taptığın malın işte sonucu beğendin mi yaptığını?

EY NEFSİM BAŞKALARIN DEĞİL, KENDİ HATALARINI GÖR

Ey nefsim sen bırak başkalarını kendine bak unutma ki son nefesinde kimin imanlı öleceği kimin imansız öleceği belli değildir. Bunu ancak Allah(cc) bilir. Herkesi cehennemlik kendini cennetlik göreceğin yerde herkesi cennetlik kendini cehennemlik gör. Ne demişti hz Ömer bir kişi cennete girecek dense, ben bu bir kişi olabilirim diye ümit ederim. Yine bir kişi cehenneme girecek dense, bu bir kişi ben olabilirim diye korkarım. Sende öyle ol. Ey nefsim meşru yolla helalinden kazan dinini satarak dünyalık elde etmeye kalkma helalinden ye ve kazancından fakirlere ver. Allah’ı kullara şikayet etmeye kalkma kullara şikayetçi olma Allah her şeye kadirdir. Ondan başkası ise hiçbir şeye muktedir değildir. Dünyalık toplarken gece odun toplayan ama eline ne geçtiğinin farkına varmayan gibi olma. Eline geçen dünyalığın haram mı? Yoksa helal mi? olduğuna dikkat et. Aceleci olma zira acele eden genelde yanlış yapar. Sabreden, acele etmeyen, dikkatli ve yavaş hareket eden ise isabet eder. Hedefine ulaşır. Acele etmek şeytandandır. Umumiyetle seni aceleciliğe iten şey dünya malı hırsıdır. Rızık ve dünyalık için kanaatkar ol. Hiç şüphe yok ki kanaat tükenmez hazinedir. Kısmetinde olmayan ve asla eline geçmeyecek şeyi talep edersin kısmetinde olmayan şeyi isteme sadece kısmetinde olana ve eline geçene razı ol. Kısmetinde olmayandan geri dur. Helal ve meşru olan yoldan ayrılma işte o zaman zengin olur. Allahtan başka hiçbir şeye muhtaçlık duymazsın. Kalbin mutmain olur sukunete kavuşur. Özün saflaşır berraklaşır. Kötü ve zararlı duygu ve ihtiraslardan arınırsın. Kalp gözünde Allahtan başkası değersiz olur. Allahtan başka hiçbir şeye değer vermez olursun. İşte bu hale geldiğin zaman insanların gözünde büyür. Saygı ve hürmet görürsün. Eğer önünde hiçbir kapalı kapı kalmasın istersen izzet ve celal sahibi Allahtan kork. Şüphesiz ki Allah korkusu her kilitli kapının anahtarıdır. Her kapıyı açar nitekim işte

AYET:.(Talak.23)”Kim Allahtan korkarsa Allah ona mutlaka bir çıkış yolu gösterir. Ve hiç aklına getiremeyeceği bir yoldan rızıklandırır.’’

Hayat kapısı açık olduğu müddetçe onu ganimet bil hayatta oldukça onu değerlendir. Zira yakında o kapı kapanacak ömrün tamamlanacak hayatın sona erecektir. İyilik yapmaya kadir olduğun müddetçe iyilik yap. Tövbe kapısı açıkken hemen Allaha tövbe et. Dua kapısı açıkken hemen Allaha dua ve istiğfarda bulun. Seni affetmesi için yalvar yakar. Fakirlere yardım etmeye gücün varsa hemen yardım et. Günahlarla kirlenmiş olan ruhunu hemen temizle. Bozduğun, kırdığın, döktüğün, şeyleri hemen tamir et. Kırdığın kalpleri tamir et. Haksız yere aldıklarını iade et. Hakkını yediklerinin hakkını ver. Sana hakkı geçenlerle helalleş. Üzerinde kul hakkı bırakma. Dargın olduklarınla barış, Kötü düşünce ve fikirleri kafandan at. Kalbini kin ve nefret duygularından temizle, Kalbini merhamet, acıma, şefkat, hoşgörü, tohumlarıyla doldur. Hiç kimseyi kendinden küçük görme. Hiç kimseyi kınama, azarlama, hakaret etme, küfretme, alay etme, lakap takma, kimseyi rahatsız etme, Allahtan başka hiç kimseden bir şey isteme. Hep verici ol alıcı olma. Kimseye menfaatin için boyun bükme, kimsenin dedikodusunu yapma, kimseye iftira atma, kimsenin işine karışma, boş konuşma, kötü arkadaşlardan uzak dur. Esasında elinden geldiğince insanlardan uzak dur. İnsanlardan ne kadar uzaklaşırsan Allaha o kadar yakın olursun. Hiç kimseyi aşırı sevme, hiç kimseye sırlarını söyleme, kimseye aşırı düşman olma, her konuda aşırılıktan kaçın.

GERÇEK DOST NASILMIŞ OKUDA GÖR

Ey nefsim sırası gelmişken şu hikaye yi dinle Zengin bir adam ve onun tek oğlu vardı. Oğlu tabi zengin çocuğu olduğu için etrafında yüzlerce arkadaşı varmış. Fakat babasının bir tek arkadaşı varmış. Adam oğluna oğlum bu arkadaşlarına güvenme bunlar iyi gün dostu gerçek dost değilller. Senden çıkarları olduğu için senin yanındalar sen düşsen hiçbiri yanında olmaz dediyse de oğlu dinlemediği gibi babasına sen beni çekemiyorsun senin bir arkadaşın var benimse yüzlerce var ondan beni çekemiyorsun dermiş. Adam bakmış ki oğlu dinlemiyor bir gün oğluna demiş ki bir koyun kes ve kestiğin o koyunu bir çuvala koy al sırtına arkadaşlarının yanına git onlara deki ben bir cinayet işledim adam kestim adamda işte sırtımda ne yapacağımı şaşırdım arkadaşlar. Beni ve şu ölüyü saklayın de bakalım ne cevap verecekler. Oğlu babasının dediğini yapıyor çuvalla bütün arkadaşlarını dolaşıyor. Fakat hiç bir arkadaşı onu kabul etmiyor. Kimisi açıktan karşı çıkıyor, ben senin yüzünden niye belaya bulaşayım diyor. Kimi si başka bahaneler buluyor. Hiçbiri ne çuvalı nede oğlanı saklamaya yanaşmıyor. Çocuk moralsiz bitkin babasının yanına geliyor. Baba diyor haklıymışsın bunlar benim iyi gün dostlarımmış bana yazıklar olsun ki ben onları gerçek dost sanıyordum. Bundan böyle hepsiyle ilişkimi kestim diyor. Babasına oğluna diyor ki oğlum biliyorsun ki benim tek dostum var. Şimdide o dostuma git bakalım ne yapacak diyor birde benim arkadaşımı deneyelim. Oğlu sırtında çuval babasının arkadaşına gidiyor diyor ki babamın selamı var ben bir adam öldürdüm adamda sırtımda öldürdüğüm adamı saklamanı senden rica ediyor. Babasının arkadaşı derhal evinin arkasında bir kuyu kazıyor ve koyunu oraya gömdürüyor ve üzerine de sarımsak ektiriyor. Anlaşılmasın diye. Çocuk tabi memnun babasının yanına gidiyor durumu anlatıyor. Babası diyor ki iyi güzelde bakalım sırrımızı tutacak mı? Sen git gene ona var gücünle bir tokat at. Bakalım ne tepki verecek. Oğlu baba nasıl olur benden büyük senin arkadaşın üstelik bize iyilik yaptı dediyse de sen dediğimi yap diyor ve oğlunu arkadaşına gönderiyor. Oğlu adama okkalı bir tokat atıyor. Adam hiç bir tepki vermiyor diyor ki çocuğa git babana selam söyle biz bir tokat’a dostunu satacak sarımsaklığı söyleyecek adam değiliz. Ey nefsim söyle şimdi var mı? böyle dostun yok o halde akıllı ol, dost olarak yalnız Allah’ı bil. Sende bir dene bakalım arkadaşlarını battığını paranın kalmadığını belirterek arkadaşlarından para iste bakalım kimse verecek mi vermez. Düştün mü kimse yanında olmaz. Ne kardeşin ne oğlun ne karın ne çocuğun hiçbiri yanında olmaz. Allah(cc) kimseyi düşürmesin o halde ey nefsim düştüğünde kimseden yardım isteme Allaha sığın ona dayan

EY NEFSİM ESFELE SAFİLİN(HAYVANDAN AŞAĞI) OLMA

Ey nefsim sen esfele safilin sin yani az sonra yazacağım tin suresindeki kişisin. Yani aşağıların aşağısı hayvanlardan bile aşağı bir yaratıksın, gözlerin görmez, kulakların işitmez olmuş görmüyor musun? Duymuyor musun? Arkadaşlarından, akrabalarından, komşularından her gün bir kişi birkaç kişi ölüyor. İbret almıyorsun. Ölüyü mezara götürürken ölünün üzerine toprak örtülürken sen gülüyorsun sohbet ediyorsun hala dünyalık konuşuyorsun hala maldan mülkten konuşuyorsun. Yahu daha birkaç saat önce konuştuğun arkadaşın akrabanın şimdi üzerine toprak örtüyorlar. Sen hala yanındakilerle dünyalık konuşuyorsun hiç değilse toprak örtülürken ölü omuzlarda taşınırken tefekkür et bu teneşirde ben olabilirdim zaten belki de birkaç saat sonra ben olabilirim de biraz düşün yahu sana hayvandan aşağısın derken kızıyorsun git mezbahaya bak kendinden önce kesilen hayvana sırası gelen hayvan nasıl ağlıyor, gözünden nasıl yaş geliyor,gör. Ee sen şimdi hayvandan aşağı değil de nesin. Hayvan öleceğini anlıyor az sonra sıranın ona geleceğini anlıyor ama sen anlamıyorsun neden hayvandan aşağı olduğunu anladın mı?. Sana az bile bu hakaret. Kaldı ki seni aşağılayan ben değilim. Kuran aşağılıyor. İşte

AYET:(Tin.4-5)” Biz insanı en güzel şekilde (ahseni takvim)biçimde yarattık. Sonra o aşağıların aşağısına(esfele safilin) hayvanlardan aşağıya düşer.”

Evet ey nefsim Allah(cc) seni ahseni takvim meleklerden üstün olarak yarattığı halde sen bunu tercih etmiyor. Esfele safilin oluyorsun aklını başına al. Dünyanı da, Ahretini de yıkma, Şeytanın ve nefsinin esri olma, çünkü şeytan ve nefis sana daima kötülüğü emreder. Kötülükleri sana güzel gösterir akıllı ol aldanma, Ey nefsim kötü kişilerle arkadaşlık yapma onlardan kötülük göreceğin gibi iyi arkadaşların da senin hakkında onlarla arkadaş olduğun için Sui zanda( kötü tahminde)bulunmalarına sebep olursun. Üstelik sende o kötü arkadaşların yüzünden iyi arkadaşlarının arasına girmemeye başlarsın. Yavaş yavaş kötü arkadaşlarının huylarını benimsemeye başlarsın ve zamanla sende onlar gibi kötü olursun. Ey nefsim kıyamet yaklaştı insanlar paraya tapar oldu her şey menfaate döndü çıkarı olmayan selam vermez oldu, Sana selam veren çıkarı için veriyor, sana telefon eden çıkarı için telefon ediyor oldu. Allah rızası kalktı her şey menfaat oldu senden çıkarı varsa sana bin türlü hokkabazlık yapıyor sana yağcılık yapıyor. Emrinden çıkmıyor. Her istediğini yapıyor. Çıkarı için namusu dahil her şeyini feda ediyor ama çıkarı bitti değil mi? sana selam verende olmaz arayıp soran da, hele düşmeye gör yastığa birlikte baş koyduğun karın ilk önce seni terk ediyor. Ey nefsim aklını başına al kimseden fayda yok paran varsa adamsın, makamın varsa adamsın verirsen adamsın, güçlüysen adamsın, insanların senden herhangi bir menfaati varsa adamsın o halde akıllı ol dost olarak yalnızca Allaha sarıl ,yalnızca Allah’ı dost belle, gerisine güvenme.

80 YILDIR DİNDEN UZAKLAŞTIRILDIK

Ey nefsim söyle bana böyle yetişen bir nesil hiç dine sarılır mı hiç kurana sarılır mı hiç İslam’a sarılır mı? Sarılmaz yıllarca bizi İslam dan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapanlar Rabbime şükürler olsun ki hala İslam’ın kökünü kazıyamadılar her şeye rağmen. biliyorsunuz bu memlekette kuran okumak ve bulundurmak yasaktı. Kuran eğitimi yasaktı. Arapça ezan yasaktı. Dini eğitim yasaktı. Ne yaptıysalar şu güzel vatanımızdan İslam’ı silemediler, silemeyecekler de çünkü İslam’ın sahibi var Allah(cc). Binlerce örnek var ancak durumun vehametini anlatmak için sadece iki örnek vereceğim.7 Aralık 2003 tarihli gazete başlıklarını bulup okuyun. Bakın orda ne yazıyor. Mahkeme Türkiye de hiçbir cami olmadığına karar verdi. Evet yanlış okumadınız. Mahkeme Türkiye de bulunan her köyde her mahallede her ilçede her ilde olan ve günde 5 vakit ezan okunan 100 binden fazla camiyi inkar etti. Türkiye de cami yok dedi. İnanmayanlar o günkü gazeteleri açıp okusun. Mahkeme derken Amerikan mahkemesinden veya İsrail mahkemesinden bahsetmiyorum. Tamamı Müslüman olan ve Türk vatandaşı olan Türkiye’de ki mahkemeden bahsediyorum. Gerisini sen anla ey nefsim. Başka bir örnek. Hatırlarsınız televizyonlarda kim 500 milyar ister yarışması vardı. O bölümü ben izledim sanırım sizden de izleyen çıkacaktır eminim. Soru şu İslamın şartı kaçtır. Evet yanlış duymadınız soru İslam’ın şartı kaçtır. Şıklarda verilmiş.2,3,4,5 soru sorulan kişi İlk okul talebesi değil dağdaki çobanda değil. Kim peki daha önce sorulan bütün dünyanın yazarlarını, sanatcılarını, eserlerini, hayatlarını, şiirlerini, filimlerini, kitaplarını, bütün futbolcuların adlarını hangi takımda oynadıklarını, kültür sanat, tarih, coğrafya, tıp, biyoloji, sosyoloji, psikoloji ve bilumum sorulara takır takır cevap veren Koskoca yüksek mühendis adını vermiyorum dava açar diye yaşı 45 bu kişi Müslüman ve türk vatandaşı ve Türkiye’de yaşıyor. 500 milyardan olduğu cevap veremediği soru neydi bilir misiniz? İslamın şartının 5 olduğunu bilememesi. Evet hayretle ve dehşetle bizzat seyrettim evet bu yüksek mühendis arkadaşımız o her soruya tıkır tıkır cevap veren arkadaşımız. İslam’ın şartı kaçtır sorusuna cevap verememiştir. Verdiği cevap İslam’ın şartı 4 tür evet yanlış okumadınız islam’ın şartı 4 dür diyor bizim yüksek mühendisimiz. İnanmıyorsunuz değil mi? bu proğramın eski bölümlerini açıp bakın. Okula gitmeyen sokaktaki çocuğa sorsanız alacağınız cevap 5 olacaktır. Üstelikte sana sayacaktır. Ama bizim yüksek mühendisimiz bırak saymayı adetini bilmiyor. Daha önce yazdıklarımın ne kadar haklı olduğunu anladınız mı sayın okurlar. Yine aynı proğram soru sorulan kişi tıp doktoru, evet tıp doktoru ki en ağır eğitim tıptadır. Binlerce milyonlarca latince kelimeyi ezberlemek zorundadırlar. Milyonlarca ilacı nereye faydalı olduğunu hangi hastalığa hangi ilacın iyi geleceğini bilmek zorundadır. İşte böyle bir eğitimden geçmiş doktorumuza sunucu soruyor cuma namazı kaç rekattır. Ha bu doktor bayan değil sakın yanlış anlamayın cuma namazı kılmak üzerine farzı ayin olan mutlaka kılmakla yükümlü yaşını başını almış bir erkek. Bunca bilgiyi ezberlemiş ama nedense cuma namazının kaç rekat olduğunu bilemiyor. Ömründe hiç camiye gitmediği belli de hiç mi cuma namazı kılan arkadaşı olmamış hayret ki ne hayret. Evet cevap verdi doktorumuz. Cuma namazı 4 rekattır. İşte gördünüz mü Türkiye’de İslam’ın nasıl yok edilmek istendiğini. Ah ah yaram çok derin sayın okuyucularım deştikçe kanıyor. Daha ilginç örnekler vereyim Türkiye’de kuranın arapçasını okuyabilenlerin sayısı 10 milyon kişi yani 60 milyon kişi kuran okumasını bilmiyor. Peki Kuran-i kerim bize ne mesaj veriyor şu Kuran mealini başından sonuna açıp okuyayım diyenlerin sayısı kaç derseniz sıkı durun meali baştan sona kadar okuyan kişi sayısı sadece 500 bin evet yanlış okumadınız, sadece 500 bin kişi ki buna 100 bin imam ve müezzinler dahil. Bırakın halkı imamların kaç tanesi bir kez olsun kuranın mealini baştan sona okumuş rakam vermeyeyim imam arkadaşları rencide etmeyeyim. Ama vazifesi İslam’ı anlatmak olan Kuranı anlatmak olan İslam’ı tanıtmak olan bir din adamının bir kez olsun kuranı kerimin mealini baştan sona okumamış olması nasıl izah edilebilir.

İNANCI ZAYIF OLAN MUTSUZDUR

Ey nefsim yokluğunda arkadaşlarını denedin, dostlarını denedin şimdide varlıkla onları dene sana bir ikramiye veya bir miras vurduğuna onları inandır. Göreceksin ki arkadaşların akrabaların çevren çoğalmış sana selam vermeyenler senin karşında temenna eder olmuş senden ayrılmaz olmuşlar. Seni aramayan sormayan akrabaların arar sorar olmuşlar. Etrafında pervane gibi dönüyorlar. Şimdi onlardan para iste bakalım göreceksin ki sana herkes para verecek niye kat kat alma ihtimali var diye kaz gelecek yerden tavuk esirgenir mi? O hesap. Hani bu insanların paraları yoktu hani hepsi bir ekmeğe muhtaçtı, hani senden fazla ağlıyorlardı ne oldu da sende para olunca hepsinde para oluverdi. Ey nefsim bunlar sana ders olsun. Allah değil namerde merde bile muhtaç etmesin. Amin. Ey nefsim mademki gerçek dost yok ne diye onlarla vakit geçiriyorsun paranı, zamanını onlarla harcıyorsun. Ne diye onlardan uzaklaşmıyorsun. Vahşi aslandan kaçar gibi onlardan kaç, Domuzdan iğrendiğin gibi onlardan iğren. Akrepten korktuğun gibi onlardan kork, dost mu arıyorsun Allah yeter sevecek birini mi? arıyorsun Allah yeter. Sevilmek mi? istiyorsun Allaha kendini sevdir. O sana yeter. Bugünkü kadınlar çok müsrif kanaat yok, tasarruf yok, şükür yok, kıskançlık çok, istekleri hiç bitmiyor. Hiç kendinden fakirlere bakmıyorlar sürekli zenginler gibi yaşamak istiyorlar. Komşum şunu aldı bende alayım, komşum şunu giydi bende giyeyim. Kocamın bütçesi geliri buna müsait mi? diye düşünmek yok. Bir sürü borçlandırır kocasını adam işin içinden çıkamayınca iflas edince hemen kocasını terk eder. Sanki kocası suçluymuş gibi. Ey nefsim böyle olmayan kaç kadın var acaba herhalde bir elin beş parmağını geçmez. Ya kocalar onlarda bir alem eline geçen parayı içkide, kumar da , alem de yer. Evin bir ihtiyacı var mı? evde ekmek, tüp, yemek var mı? Çocukların bir şeye ihtiyacı var mı asla düşünmez. Milyarları ele yedirir. Çocuklar evde aç bekler. Peki neden bu böyle bize ne oldu neden bu hale geldik cevabı açık ve net. İslam’dan uzaklaşıldığı için. Materyalist bir yönetimle yönetildiğimiz için. baba oğlundan oğul babadan şikayetçi, kaynana gelinden gelin kaynanadan şikayetçi, komşu komşudan, karı kocadan, koca karısından, arkadaş arkadaştan, akraba akrabadan, velhasıl herkes şikayetçi birbirinden ne oluyor bize böyle. Hiç kimse hayatından memnun değil. Zenginde mutsuz fakir de, gençte mutsuz ihtiyarda, kadında mutsuz erkekte, nerde o güle yüzlü mutlu insanlar herkes dertli, herkes üzgün, herkes mutsuz, herkeste stres, bunalım, var kimse hayatından memnun değil ne oluyor. Nerde? Eski arkadaşlıklar dostluklar, sevinçler, sevgiler, gülücükler, samimiyetler, hayattan zevk almalar, huzur, saadet nerde? Yok neden? Çünkü insanların hayatında İslam yok, Kuran yok, hadis yok Allah yok bunlar olmayınca huzur yok. Aslında herkes bunun böyle olduğunu biliyor ama işine gelmiyor. Şeytanın ve nefsinin işine gelmiyor. Bir çocuk düşünün 3 yaşına gelmiş konuşmaya başlamış ilk neyin öğretilmesi lazım dinin değil mi? Hayır ilk olarak ona bale öğretiliyor. Allahı İslam’ı tanıması istenmiyor. Hansı Corcu tanısın isteniyor. Sonra bale, dans, piyano, şarkı, bilgisayar öğretiliyor. Asla İslam’dan tek kelime öğretilmiyor. Öğretilmediği gibi ana baba İslam’ın kurallarından hiçbirini uygulamıyor. Bırak uygulamayı ikisi de İslam’a düşman. Ne oldu çocuk İslam düşmanı olarak yetişti. Diyeceksiniz ki okulda öğrenir İslam’ı; sen öyle san okulda da İslam’a düşmanlığı katmerlenerek öğrenmeye devam ediyor. İslam’dan ona örnek olacak hiç kimse yine yok, diyeceksiniz ki yazın kuran kursuna gitsin olur mu çocuğun kafası karışır 15 yaşından önce olmaz. 3 yaşında İngilizce öğrenebilir ona zararı olmaz ama 10 yaşında dinini öğrenirse ona zarar eder. Neyse üniversiteye gidiyor artık tam bir İslam düşmanı başörtülüler, sakallılar öcü, okul bitiyor memur oluyor. İlk işi İslam’ı kökünden kazımak oluyor ne yapsın 25 sene düşman bellediği İslam’ı yok etmek için elbette elinden geleni yapacak.

ÜMMETİM 5 ŞEYİ 5 ŞEYE TERCİH EDECEK

Ey nefsim insanlardan aslandan kaçar gibi kaç çünkü insanlar şeytan olmuş sakın insan şeytan olur mu deme bunu Kuran söylüyor.

AYET:(Nas.6)(minelcinneti vennas)”şeytan cinlerden de olur. İnsanlardan da.” Farkındaysan bu kuranın son ayeti uyarıyor rabbim diyor ki etrafın cin ve insan şeytanlarıyla dolu kendini koru Allah(cc) sana arkadaş olarak ta dost olarak ta yeter. ne güzel arkadaş ne güzel dosttur o.

HADİS: Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki” Kıyamete yakın insanlar 5 şeyi 5 şeye tercih edeceklerdir.

1- MALI SEVECEKLER HESABI UNUTACAKLAR:

Ey nefsim malı kazanırken helal mi? haram mı? Kazandığına dikkat ediyor musun? Başkalarının hakkını yememeye dikkat ediyor musun? Hayır sen mala tapıyorsun. Helal haram demeden bu uğurda sıhhatini, dinini, aileni, yuvanı, mutluluğunu, rahatını her şeyini feda ederek sürekli mal yığıyorsun. Kazandığın bu malın Ahirette hesabını vereceğini hiç aklına getirmiyorsun. Bu malı nasıl kazandığını nasıl ve nerede? Harcadığının sorulacağını aklına getirmiyorsun.

2-EVLERİ SEVECEKLER KABRİ UNUTACAKLAR:

Üç beş yıllık rahatlık ve sefahat için ömrün boyunca çalışıyor, biriktiriyor. Yemenden içmenden kesiyor. Giyeceğinden harcamalarından kısıyor. Sıhhatin den fedakarlık ediyor. Kendine evler yapıyorsun buralarda oturmak bazen sana nasip oluyor bazen de olmuyor. Ölüveriyorsun. peki üç beş yıl rahat yaşamak için ömür boyu çalışıyorsun çabalıyorsun da. Kıyamete kadar yatacağın kabrin için niye çalışmıyorsun. Kendine birde akıllı diyorsun sen akıllı mısın ki.

3-KADINLARI SEVECEKLER HURİLERİ UNUTACAKLAR:

Ey nefsim kuranın bize bildirdiğine göre cennetteki huriler ne görülmüş ne duyulmuş güzelliğe sahiptir. Onlar ne hasta olurlar ne dırdır edip kafanı ütülerler, ne yaşlanırlar, ne senden bir şey isterler nede ölürler. Emrinden asla dışarı çıkmazlar. Sana surat asmazlar, naz yapmazlar, yorulmazlar, sana bağlı kalırlar, darılmaz gücenmezler. Her şeyi güzel olan bu cennet hurilerini aklına bile getirmeyeceksin. Fakat yüzü güzel olsa huyu güzel olmayan, huyu güzel olsa yüzü güzel olmayan, kiminin beyni hasta, kiminin vucudu hasta, kimi ahlaklı, kimi ahlaksız velhasıl insan olduğu için çeşitli kusurları olan dünya kadınları için canını malını her şeyini veriyorsun.(burada bir parantez açmak istiyorum. Cennette erkeklere kadın varda kadınlara erkek yok mu? Elbette var. Gılmanlardan erkek hizmetçilerden bahsediyor Kuran ilerde gelecek inşallah Bu konuda da maalesef kadınları aşağılayan bir sürü iftira yalan masal ve hikayeler var bütün bunları işleyeceğiz. Erkek alimler, kadınları dünyada köle yapmaya çalıştıkları gibi cennette de kadınları köle yapmak istiyorlar ama yağma yok kadınlar ne bu dünyada ne de Ahirette erkeklerin kölesi değildir. Aksine bir atasözünün dediği gibi dünyayı erkekler yönetir erkekleri de kadınlar.

4-NEFİSLERİNİ SEVECEKLER ALLAHI UNUTACAKLAR:

Zaten konumuzun ana gayesi budur. Nefsimize tapmaktan vazgeçip Allaha tapmak değil midir? Ey nefsim kendine tapmaktan, şeytana tapmaktan, malına tapmaktan, kadınlara tapmaktan, dünyaya tapmaktan, içkiye tapmaktan, heva hevesine tapmaktan, kumara tapmaktan, partiye tapmaktan, takıma tapmaktan, sanatçıya tapmaktan, şehvetine tapmaktan vazgeç. Allaha şirk koşma. Sen bunları sevmekle onların emirlerini yerine getirmekle tapmıyorum desen bile onları sevdiğin için onlara tapmış oluyorsun. Yapma be hoca o kadarda değil diyorsun içinden evet Allaha şirk koşuyorsun kim söylüyor bunu ben mi sümme haşa Allah(cc) söylüyor. işte ispatı işte

AYET:(Bakara.165)İnsanlardan bazıları Allahtan başkasını Allaha eşler ve benzerler edinirler de Allah’ı sever gibi severler. Onların yaptıkları şirktir. İman edenler ise en çok Allah’ı severler.”

Ey nefsim gördüğün gibi Allah’ı sever gibi başkasını seversen Allaha şirk koşmuş oluyorsun tabi bilmeyerek o nedenle aman dikkat et hiçbir şeyi aşırı sevme Allah’ın gücüne gider. Allahı gücendirmiş olursun.

5-AHİRETİ UNUTACAKLAR DÜNYAYI SEVECEKLER:

Bu hadisi şerif aynıyla vuku bulmadı mı dünyaya tapıyoruz dünyayı seviyoruz ama Ahireti unutuyoruz. Maalesef

HADİS:'' Ey insanlar 5 şey gelmeden önce 5 şeyin kıymetini bilin.''

5 ŞEY GELMEDEN ÖNCE 5 ŞEYİN KIYMETİNİ BİL

1-İHTİYARLIK GELMEDEN ÖNCE GENÇLİĞİNİZİN KIYMETİNİ BİLİN: Ey benim zavallı nefsim. Acaba ihtiyarlamadan önce gençliğin kıymetini biliyor musun? Elin ayağın tutarken sağlığın yerindeyken, kafan çalışırken dünyalığın ve ahiretin kazanıldığı şu gençliğinde, dostların bol olduğu, saygının ve hürmetin bol olduğu, aranan ve sevilen olduğun, umut bağlanılan olduğun yediğinden tat aldığın, uyduğunda dinlendiğin, güzelliğinin, servetinin, makamının dorukta olduğu, ana babanın büyüklerin göz bebeği, kız isen erkeklerin erkek isen kızların hayallerin ve rüyalarını süslediği, meleklerin kıskandığı, neslin geleceğin bel kemiği, devletin ve milletin bekası, Allah’ın ve peygamberin en çok sevdiği, şu gençlik çağının kıymetini biliyor musun?

HADİS: ''Gencin yaptığı ibadet, taat, iyilik, salih amel, tövbe mermere kazılan yazı gibi ebediyen silinmez. İhtiyarın yaptığı ameller ise suya yazılan yazı gibi hemen silinir gider. Bunun sebebini soran Sahabelere şöyle buyurur. ''Bunun sebebi genç kötülük yapmaya gücü yettiği halde(zina, kumar, içki, v.b)bunu yapmaz. Ölümün ona uzak olduğunu tahmin ettiği halde (Öyle ya ölüm yaşlıya sırayla gence ara sıra uğrar) Ölümden korktuğu için değil. Sırf Allah rızası için ibadete, iyiliğe ve hayra koşar. Günahları az olduğu halde veya hiç olmadığı halde Allaha dua eder tövbe eder dünya meşakkati ve meşguliyeti, işi çok olduğu halde hem ailesini hem kendisini hem de geleceğini düşünerek çalışmak zorunda olduğu halde yorgun argın olduğu halde, zamanı olmadığı halde, para biriktirmek, ev yapmak, eşya almak, giyinip kuşanmak, geçinmek, gibi bin bir gaile ile uğraşırken ailesine hoşça vakit geçirmek, çocuklarını geleceğe hazırlamak, kendi geleceğini sağlamlaştırmak için okul, kurs, çoluk çocuğu kollama, onların ihtiyaçlarını karşılama, gönüllerini hoş etme gezdirme, eğlendirme, gibi bin bir işi varken, arkadaşlarıyla birlik olma, ana baba ve büyüklerini ziyaret ve gönüllerini alma akraba ve dostları arayıp sorma gönüllerini alma, cenazesi olanın cenazesine düğünü olanın düğününe, doğum günü olanın doğum gününe, işi olanın işine derdi olanın derdine, koşmak gibi sosyal sorumlulukları varken. Üstelik insan ve cin şeytanlarının ona kene gibi yapışık kaldığı nefsini azgınlığının tavan yaptığı bir çağda yapılan ibadet ve taatler elbette mermere yazılacaktır. Kaldı ki gencin aldığı abdest sağlam kıldığı namaz sağlam, tuttuğu oruç sağlam olur. ibadetleri tam ve eksiksiz olur. Halbuki yaşlı dünyalık mal ve para kazanmış. Çocuklarını yetiştirmiş, büyütmüş ,meslek sahibi yapmış, evini eşyasını almış ev almış, emekli olmuş çalışmadan maaşı gelir olmuş. Sağlığına dokunduğu için istese de içki içemez, sağlığı kalmadığı için istese de zina yapamaz, gözü seçmediği için istese de kumar oynayamaz. Kısacası yaşlı günahları bırakmamış günahlar onu bırakmıştır. O halde iken ben günah işlemiyorum demesi ne ifade eder. Hiç. Ey nefsim gençlerin işlediği günahlar genellikle kul hakkına girmeyen günahlardır.(içki, kumar v.b) Ama yaşlıların işlediği günahlar tamamen kul hakkına giren günahlardır. Ki Allah kul hakkıyla karşıma gelmeyin hakkını yediğiniz kişi size hakkını helal etmedikçe benim sizi affetmem söz konusu olamaz buyurmaktadır. İhtiyarların işlediği günahlar şunlardır. gıybet, iftira, kin, nefret, laf taşıma, lakap takma, alay etme, kalp kırma, bağırıp çağırma, kıskançlık, fitne, feasatlık, azarlama, kibir, gurur, gösteriş, riya, küfür, münafıklık, tamah, v.b görüldüğü gibi bunların tamamı kul hakkına giren günahlardır. Üstelik yaşlının helalleşme şansı ve günahlarını affettirme şansı azalmıştır. Çünkü ölüm yakındır. Üstelik yaptığı ibadetler hep eksiktir. Abdestini tutamaz, namaz kılamaz, kuran okuyamaz yani hiçbir ibadetini tam yapamaz. Ey nefsim işte böyle bir yaşlılık gelmeden önce gençliğinin kıymetini bil.

HASTALIK GELMEDEN SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİL

2- HASTALIK GELMEDEN ÖNCE SAĞLIĞIN KIYMETİNİ BİL

'Ey nefsim her şey sıhhatle olur. Dünyada kazanmak, yaşamak, geçinmek, çoluk çocuk bakmak, aileni geçindirmek, başkalarına muhtaç olmamak, ibadet etmek sağlıkla olur. Sağlıklı olmayan hasta olan kimse bırak geçinmeyi bırak ailesine çoluk çocuğuna bakmayı onlara yük olur. Komşusuna yük olur, akrabasına yük olur, arkadaşına yük olur, devlete yük olur, topluma yük olur, Kazancı varlığı varsa doktorlara ,ilaçlara, hastanelere gider. İşte bu nedenle insan sağlıklıyken sağlığının kıymetini bilmeli, kendini ve çocuklarını sigortalamalı, kazanıp bir kıyaya para biriktirmeli, hastalığına yatırım yapmalıdır. Etrafımızda binlerce örnek görüyoruz. Sağlam iken çalışmayan veya çalıştığını kumara içkiye aleme veren. Sigortasını yaptırmayan ve hastanelere düşenlerin dramlarını görüyoruz. Evini yurdunu satıyor yine de yetmiyor. çoluk çocuk zaten perişan en küçük fıtık ameliyatı 3-4 milyardan başlıyor. Bir kalp ameliyatı en az 100 milyar düşünün. İşte bu durumlara düşmemek için hasta olacağımız günlere hazırlık yapmalıyız. Bugün sağlığına güveniyorsun az sonra kaza geçirip ömür boyu kötürüm kalmayacağına garantin var mı? Felç geçirip yataklara mahkum olmayacağına dair garantin var mı? Kanser olup yıllarca tedavi görüp acılar içinde ölmeyeceğine garantin var mı? Yok o halde sağlığının kıymetini bil hastalıklara hazırlıklı ol sağlığını da koru. İbadetlerini de yap çünkü yarın hasta olursan ibadet yapamayacaksın. Sağlamken maddi ve manevi bütün işlerini hallet yapamaz duruma düşeceğin günler için

3-FAKİRLİK GELMEDEN ÖNCE ZENGİNLİĞİN KIYMETİNİ BİL:

Ey nefsim Allah(cc) sana zenginliği nasip ettiyse bu hep böyle gidecek sana verilen zenginlik hep sende kalacak sanma etrafında bir zamanlar zengin iken şu an bakıma ve yardıma muhtaç binlerce insan göreceksin. Onlardan ibret al malını paranı içki de kumarda alem de yiyip bitirme. daima haline şükret zenginliği sana Allahın verdiğini unutma genelde zenginler bu zenginliklerini akıl, zeka ve çalışmaları sayesinde kazandıklarını zannederler. Halbuki ilerde işleyeceğimiz gibi zenginliği de fakirliği de veren Allah’tır. Senin zekan ve azmin sadece vasıtadır. Ben kazandım diye gururlanma eğer bu iş akılla olsaydı tahsille olsaydı. İlk okul mezunu Vehbi Koçun emrinde çalışan binlerce Profosör ve uzman olmazdı. Bunu idrak et böbürlenme. fakirleri hakir görme fakirleri ezme eğer ezersen Allah sana verdiğini öyle çabuk geri alır ki sen bile anlayamazsın. Eğer çalışmakla zengin olunsaydı sabahtan akşama kadar taş kıran taş işçileri zengin olurdu. Sana düşen zenginliğin kıymetini bilmek ve fakir düşeceğini tahmin ederek paranı har vurup harman savurmamaktır. Sana iki kıssa anlatayım ki daha iyi kavrayasın kıssanın birisi Kuranı Kerimden

KISSADAN HİSSE KARUNUN ZENGİNLİĞİ

Karun çok zengindi o kadar ki (kasas.76-82,kehf.32-45) bu ayetlerde tafsilatın verildiği gibi Karunun hazinesinin anahtarlarını 70 deve taşıyordu. Kim diyor bunu kuran yanlış okumadınız hazineyi 70 deve taşıyor değil, hazinelerin anahtarlarını 70 deve taşıyor. Varın siz bu servetin miktarını tesbit edin. Şöyle bir tahmin yürütürsek bir deve en az 100 kilo yük taşır. bir anahtarın ağırlığı en fazla 100 gramdır. Yani bir deve en az 1000 adet anahtar taşır. 70 deve 70 bin anahtar taşır. Her anahtar bir odanın olduğuna göre karunun en az 70 bin oda dolusu mücevheri, altını, yakutu v.b hazinesi var demektir. Allah(cc) Musa (as) git Karun’a söyle zekatını versin buyurdu. Musa(as) Karun’a gitti. Zekatını ver dedi. Karun şiddetle karşı çıktı senin Allah’ın bana ortak mı ki benim malımdan hisse istiyor dedi. Ben bu malı çalışarak, zekamı kullanarak, gecemi gündüzüme katarak elde ettim, ve malımın ortağı da yoktur bu malın tamamı benimdir dedi. İşte bu söz Allah’ın gücüne gitti ve bütün malı ile birlikte onu yerin dibine gömdü. Demek ki mal onun değilmiş onun olsaydı malına sahip çıkar yerin dibine göndermezdi. Onun ve malının sahibi nasıl verdiyse öylede almasını bilir. İkinci kıssa

KÖR SAĞIR VE DİLSİZİN HİKAYESİ

HADİS:'' Peygamberimiz (sav)anlatıyor. ''Sizden önceki ümmetlerden kör, sağır ve dilsiz 3 adam Allaha yalvararak eğer kendilerini iyileştirirse mal mülk verirse fakirlere yardım edeceklerini söylüyor, Allahtan sıhhat ve afiyet istiyorlardı. Allah(cc) onları denemek istedi. Üçüne de hem sağlık hem de zenginlik verdi, sonra Hızır(as) kör bir adam şekline sokarak eskiden kör olan adama gönderdi. Hızır adama seni görmezken görür eden fakirken zengin eden Allah’ın rızası için bana zekatını ver dedi. Adam ben ne kör oldum ne fakir doğuştan beri zenginim ve görürüm dedi. Sana zekatımı niye vereyim bu malı beraber mi kazandık dedi. Ortak mıyız dedi. ve onu kovdu. Hızır (as) yalan söylüyorsan Allah seni eski durumuna çevirsin diye beddua etti ve adam o anda hem kör hem de fakir oldu. Hızır(as) sağır bir adam şeklinde eskiden sağır olan adama gitti ona da aynı şeyi söyledi oda inkar etti ve ona da beddua etti oda eski haline döndü. Hızır(as) Dilsiz fakir bir kişi olarak eskiden dilsiz olan adamın yanına gitti. Aynı şeyi ona da söyledi. O adam evet doğru söylüyorsun. Ben daha önce dilsiz ve fakirdim. Allaha dua ettim benim duamı kabul etti ona zengin olursam malımdan fakirlere vereceğime söz vermiştim. Görüyorsun burada yüzlerce koyunum var istersen hepsini al git bunları bana yoktan veren yine verir dedi. Hızır(as) kendisini tanıtarak Allah’ın onu denediğini söyledi.''

Ey nefsim işte böyle zenginliğinin kıymetini bil. Şımarma zekatını ver. Sadaka ver. Fakirlere haklarını ver. Hacca git. Çünkü fakir düşersen zekatta veremezsin, Hacca da gidemezsin. Malını har vurup harman savurma. İsraf etme, saçıp savurma. Allah(cc) cimriyi sevmediği gibi müsrif olanları da sevmez. İfrattan ve tefritten kaçın elini ne çok aç ne çok sık. ikisi arası olsun. Fakire, yoksula, zekata verirken müsrif ol. Bol bol ver. malının iyisinden ver. Çünkü verdiğin azalmaz artar. Allah(cc) en az bire 700 kat vereceğini vaad ediyor(bu konu ilerde ayrıntılı olarak açıklanacaktır.) Karlı bir alışveriş yapmış olursun. Nefsine, kendine, eğlenceye, fuzuli şeylere harcarken cimri ol. Çünkü bu israftır ve geri gelmediği gibi malının bereketini de alır. Gösteriş yapacağım diye hava atmak için malını sağa sola verip israf etme. Yarın fakir düştüğünde eyvah dersin.

4-ÖLÜM GELMEDEN ÖNCE HAYATIN KIYMETİNİ BİLİN:

Ey nefsim ölmeden önce hayatının kıymetini bil, unutma ki dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersen ahirette onu biçersin. İyilik ettiysen mükafat kötülük ettiysen azap görürsün. Alimler diyorlar ki dünyadaki bir dakika kabirdeki 1000 yıldan hayırlıdır. Çünkü 1 dakikada Kafirin Müslüman olma Müslümanın da kendini affettirme şansı vardır. O yüzden Kabre giren herkes ne olurdu da tekrar dünyaya dönseydik, diyecekler ama iş işten geçmiş olacaktır.(ayrıntılar ahiret konusu işlendiğinde verilecektir.) Ey nefsim hem dünyanı hem ahiretini kazanmak istiyorsan Kurana ve Sünnete göre yaşa. Öldükten sonra iş işten geçmeden bugün hemen tövbe et, nadim ol, dua et, ibadet et, dünya tohumun atıldığı zamandır. ahiretse meyvenin toplandığı zamandır. O halde tohumu sağlam at. tohumu sula, toprağını kaz, soğuktan ve sıcaktan koru, başkalarının zarar vermesine engel ol ki o tohum meyve verinceye kadar, büyüyüp gelişebilsin.

MEŞGULİYETTEN ÖNCE BOŞ VAKTİN KIYMETİNİ BİL:

Ey nefsim zaman biz insanlar için çok kıymetlidir. Zaman Allah(cc) katında da kıymetlidir. Nitekim Kuran-ı Kerimde (Asr.1-2-3)'' asra(zamana yemin olsun ki bildiğiniz gibi cenabı hak çok değer verdiği çok kıymetli şeyler üzerine yemin eder.)yemin olsun ki insan zarardadır.(zararda olmayanlar)iman edip Salih amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler, sabrı tavsiye edenler müstesnadır. ''( zaman hakkında birçok ayet vardır ilerde işlenecektir) Ey nefsim boş zamanın kıymetini bil. Boş vakitlerini kahve köşelerinde, kumarda, eğlencede veya boş laklak ederek geçirme. Allah için ve rızkın için çalış, yarın boş vaktin olmayacak meşgul olacaksın. Çocuk eğer zamanında eğitim almazsa, genç zamanında çalışmazsa, yaşlandığında geçim telaşı, çoluk çocuk telaşı bin bir türlü iş arasında ne okumaya ne de kazanmaya fırsat bulamaz. O halde ey nefsim boş zamanlarını değerlendir sonra eyvah deme. Allah’ım ihtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sağlığın, fakirlik gelmeden zenginliğin, meşguliyet gelmeden boş vaktin, ölüm gelmeden hayatın kıymetini bilmek bize nasip eyle Amin.

NEFSİMİZİ TEMİZE ÇIKARMIYALIM

وَمَا أُبَرِّئُ نَفْسِي إِنَّ النَّفْسَ لأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلاَّ مَا رَحِمَ رَبِّيَ إِنَّ رَبِّي غَفُورٌ رَّحِيمٌ

AYET: ( Yusuf-53)’’ 'Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefs, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir.'

Arkadaşlar yukarıdaki ayeti kerimede nefisleri temize çıkartmamak gerektiği, nefsin daima kötülüğü benimseyip istediği ve bize kötülük yapmamız için sürekli telkinde bulunduğu hatta emrettiği açık bir şekilde buyrulmaktadır.

Müslümanın işi gerçekten zordur. Hem şeytanla, hem nefsiyle hem de başkalarının nefisleri ve şeytanları ile mücadele etmek zorundadır. Bir örnek vermek istiyorum. Bir yerde oturuyorsunuz arkadaşlarla diyelim son derece güzel bir kadın yanımıza geldi. Size arkadaşlık teklif etti. Ne yaparsınız nefsiniz ve şeytanınız kadını şiddetle arzuluyor. Kendinize hakim oldunuz kendi nefsinizi ve şeytanınızı yendiniz. Ama kadının nefsi ve şeytanı da size baskı yapıyor. Ne o beni beğenmedin mi yoksa, sen nasıl erkeksin, v.b sözlerle sizi tahrik ediyor. Hadi ona da direndiniz diyelim. Bu sefer sizin arkadaşlarınız ve o kadının arkadaşları devreye giriyor. Yani mahalle ve toplum baskısı oluyor. Bütün bunlara rağmen o kadını nasıl reddedeceksiniz. ZOR HEMDE ÇOK ZOR Belki bu örnek çok hoş değil ama sürekli yaşanan bir olay olduğu için bu örneği verdim.

Böyle durumlarda Allah korkusu akla gelmeli aşağıdaki gencin hikayesin de olduğu gibi gerekirse elimize çakmağı tutarak yakmalıyız ki cehennem ateşini hatırlayalım. İşte hikaye

ELİNİ YAKAN GENİN HİKAYESİ

Genç bir öğrenci bir gece yarısı, mum ışığı altında ders çalışmaktaydı. İlmî araştırmalara daldığı bir sırada kapısı çalındı. O vakitte birinin gelmesinin meydana getirdiği hayret ve gelen misafirin kimliği hakkındaki merakla kapıyı açtı. Karşısında genç ve güzel bir kızcağız durmaktaydı. Karşısındaki misafir, yolunu kaybettiğini ve etrafta başka bir ışık göremediği için onun kapısını çalmaya mecbur kaldığını söyledi.

Genç öğrenci, misafirini geri çevirip gece karanlığına ve sokağın soğuğuna terk edemeyeceği için çaresizce içeri aldı. Ona oturup dinlenebileceği bir köşe gösterdikten sonra da sabaha kadar dersine çalışmaya devam etti. Utangaç ve gizli-saklı nazarlarla onu seyreden kızcağız, genç talebenin bir haline oldukça şaşırmıştı. Genç, arada bir parmağını, önünde yanan mumun alevine tutmakta ve bir müddet öylece bekledikten sonra geri çekmekteydi. Bir defa ile de yetinmemekte ve bunu ara ara tekrarlamaktaydı. Bu hal üzere sabah olmuştu.

Gün ışıdıktan sonra genç kız oradan ayrılıp evine döndü. Halkın yardımıyla yolunu bularak ulaştığı ev, Osmanlı vezirlerinden birinin sarayıydı ve genç kız da vezirin kızıydı. Saray halkı, ona geceyi nerede ve nasıl geçirdiğini merakla sordu; çünkü bütün gece onu aramış ama bir türlü bulamamışlardı.

Genç kız başından geçenleri, gördüklerini ve özellikle de kendisini misafir eden öğrencinin tuhaf hâlini bir bir anlattı soranlara.

Bunun üzerine vezir, kızına yardım eden o genci sarayına davet etti ve ona niçin sabaha kadar elini yanan mumun üzerinde tuttuğunu ve elini yaktığını sordu. Yusuf yüzlü genç şu güzel cevabı verdi vezire:

― Yolunu kaybettiği için kapımı çalan bir misafiri dışarıda bırakamazdım. Bu sebeple onu kulübeme aldım. Nefsimin desiselerine karşı koyabilmek için de, elimi ara sıra mumun bana Cehennemi hatırlatan alevi üzerine koydum. Şeytan beni kandırmaya yeltendiğinde, parmağımı ateşe tutarak, nefsime Cehennem azabını hatırlattım ve böylece yanlış bir şey yapmaktan kurtuldum.

İffet ve ismet şuuruyla ve bir gün vereceği azim hesabın korkusuyla parmağını yakan gencin bu hareketi vezirin çok hoşuna gitti. Vezir, ondan kızı ile evlenmesini teklif etti. Teklifi kabul eden genç bundan sonra “Damat Efendi” lakabıyla meşhur olan Mecmau’l-Enhür isimli Hanefî fıkıh kitabının yazarı Muhammed bin Süleyman’dan başkası değildi.

EY NEFSİM KENDİNİN AVUKATI BAŞKALARININ SAVCISI OLMAKTAN VAZGEÇ KENDİNİ 1000 KUSURUNU GÖRMÜYORSUN DA BAŞKALARININ BİR KUSURUNU 1000 KUSUR GİBİ GÖRÜYORSUN YUH OLSUN SANA NEFSİM SENİN ŞERRİNDEN BENİ RABBİM KORUSUN.

Hiç yorum yok: