DARGIN - AHİRET



68 -DARGINLARI BARIŞTIRMAK FARZDIR

Kıymetli okuyucularım Müslümanlar aralarında dargınlığa varacak söz ve davranışlardan sakınmalıdır. Her şeye rağmen dargınlık olursa dargınlıkları gidermeye anlaşmazlıkları çözmeye gayret etmelidirler. Bununda mümkün olmadığı hallerde, dargın olan Müslümanların aralarını bulmaya çalışıp onları barıştırmaları, ahlaki ve dini görevleridir. Çünkü Allah(cc) bu görevi Müslümanlara farz olarak yüklemiştir. Nitekim Kuran-ı kerimde bakın ne buyruluyor. Cenabı hak buyuruyor ki

AYET: ”Müminler muhakkak ki kardeştirler. O halde dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin(dargın olanları barıştırın.”(Hucurat ayet 10) Peygamberimiz(sav) de hadisi şeriflerinde buyuruyor ki.

HADİS: ”Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Birbirinizle alakayı kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Bir Müslümanın kardeşini 3 günden fazla terk etmesi haramdır.(Buhari- Müslim Riyazüssalihn sayfa-930)

Kıymetli okuyucularım farz nedir Allah’ın kesin olarak yapmamızı emrettiği emirler değil midir? Mesela namaz kılın, oruç tutun, zekat verin v.b işte burada da kesin emir var (feeslihu beyne eheveyküm) kardeşlerinizin arasını düzeltin. Kesin emir var dolayısıyla aman bana ne , boş ver deme şansımız yok Allah(cc) emretmiştir, emir yerine getirilecektir. Lütfen bu farzı önemseyelim. Dargın olanları barıştırma görevimizi yerine getirelim

BARIŞTIRMA BÜTÜN İBADETLERDEN ÜSTÜNDÜR

Cenab-ı hak barıştırmanın ne kadar hayırlı bir iş olduğunu bakın nasıl bize bildiriyor. işte ayet

AYET:”(vessulhu hayrün) Barış en hayırlı iştir.(Nisa- 128) yine kuran-ı kerimde barış çin buyruluyorki

AYET:”(veeslihu zate beynikum) Allahtan korkun. Dargınların arasını düzeltin”(Enfal -1)

Görüldüğü gibi bu ayette dargınlıkları barıştır mamanın suç olduğunu kendisinde korkmamız gerektiğini dargınları barıştırmazsak Allahın emrini yerine getirmemiş olacağımızı bize açıkça bildiriyor. Diğer taraftan peygamberimiz(sav) in bu emri bizzat yerine getirdiğini bizzat dargınların ayağına gidip dargın olanları barıştırdığını biliyoruz. Peygamberimiz(sav) bir gün şöyle buyurdu.

HADİS: ”Size namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir şey göstereyim mi? buyurdu. Evet ya Resulullah dediler. Peygamberimiz(sav) arabulmak, barıştırmaktır. Çünkü aranın bozulması, dargınlık saçı kökünden kazır demiyorum. Dini kökünden kazır, dini yok eder diyorum buyurdu” (Tirmizi kıyame-56) Peygamberimiz (sav ) dargınları barıştırmak için Medine’den ta Küba’ya gitmiştir. işte hadis.

HADİS: ”Bir gün Küba halkı döğüşmüş hatta birbirlerini taşlamışlardı. Bunu haber alan Peygamberimiz(sav) ashabına haydi geliniz. Aralarını düzeltelim diyerek ashabıyla birlikte Küba’ya gitmiştir.(Buhari sulh-2)

SÖZ TAŞIMA VE YALAN BARIŞTIRMADA CAİZDİR.

Kıymetli okuyucularım. Peygamberimiz(sav ) bakın ne buyuruyor. Bu hususta

HADİS: ”Halkın arasını düzelten ve bunun için iyilik kastıyla söz taşıyan ve yine iyilik kastıyla yalan söyleyen yalancı değildir.”(Buhari sulh -1)

Kıymetli okurlarım Allah(cc) ve Peygamberimiz(sav) in namaz oruç ve sadakaya ne kadar önem verdiklerini bu hususta yüzlerce ayet ve hadis olduğunu biliyoruz. Buna rağmen peygamberimiz. (sav) barışmaya o kadar önem veriyor ki dargınların barışmasının bütün ibadetlerden daha önemli olduğunu bize bildiriyor. Üstelik hadisin sonunda dikkat edin dargınlık dini kökünden kazır buyuruyor. Niçin? Çünkü Müslüman kardeşler arasında ki dargınlık ayrılık demek, bölünme demek dolayısıyla parçalanmak yok olmak demektir. Tarih bunun binlerce örneğini vermektedir. Bütün İslam devletleri bu yüzden yıkılmıştır. Kafirlerin en büyük silahı böl parçala yut olmuştur. En son İslam devleti Osmanlı bu şekilde yıkılmıştır. Şimdi de Kürt kardeşlerimiz kışkırtılarak Türkiye bölünmeye çalışılıyor aman dikkat. Bu tezgahın altında İsrail’in olduğu artık belgelenmiştir. İşte bu yüzden dargınları barıştırma emrini aman hafife almayalım.

Bu o kadar önemli ki ayetlerle, hadislerle yasaklanmış olan yalan söyleme ve söz taşımaya dargınlıkları barıştırmak için izin verilmiştir.

İLK BARIŞAN VEBALDEN KURTULUR

Kıymetli okuyucularım birbirine dargın olan Müslümanların Allah’ın ve peygamberimizin yasakladığı bir konuda kendilerine yardımcı olmaya çalışan kendileri farz kılınan bir görevi yerine getiren arabuluculara karşı durmamak barışı seçmek ahlaki ve dini bir görevdir. Dini kökünden kazımak gibi büyük bir peygamber tehdidinden korkmalıdır. Allah’ın barıştırın emrinin yerine getirilmesine zemin hazırlanmalı şeytanın ve nefsin esiri olunmamalıdır. O halde dargınlara düşen görev ilk barışan olmaktır. Sen barışta vebalden kurtul karşındaki barışmazsa vebal onundur. Sen vebalden kurtul. Bakınız hadisi şerif ne buyuruyor.

HADİS: ”Bir Müslüman bir Müslümanla bir sene küs durursa onu katletmiş, öldürmüş gibi günah kazanır.(Ebu Davut edep-55) Bütün bu tehditler yabancı Müslümanlarla olan dargınlıklar için,Ya bu dargınlık ana baba, evlat, karı, koca, akraba arasında ise İşte o zaman dargınların vay haline bunun vebalini günahını düşünmek bile korkunçtur. Bakın Peygamberimiz(sav) buyurdu ki.

HADİS: ”Bir Müslümana din kardeşini 3 gün 3 geceden fazla terk etmesi haramdır. Bu dargınlıkta karşılaştığında ilk defa selam verip barışan en hayırlı olandır. (Buharı, Müslim-riyazüsssalihin-s.946)

DARGINLAR BAĞIŞLANMAZ

Kıymetli okuyucularım peygamberimiz(sav) dargın olan kimseleri Allah’ın affetmeyeceğini bize bildiriyor.

HADİS: ”Her pazartesi ve perşembe günleri ameller Allaha arz olunur. Allah(cc) kendine şirk koşmayan herkesi bağışlar. Ancak kendisi ile din kardeşi arasında dargınlık olan kimseyi barışmadıkça bağışlamaz.(Müslim- Riyazüssalihin- sayfa -946)

Kıymetli okuyucularım dargınlık şeytanın ve nefsin işidir. Gurur yapıp ta önce o barışsın demeyelim ilk barışan biz olalım ve vebalden kurtulalım. Hele hele karı koca arasında evlat ana baba arasında akraba arasında dargınlık tam bir felakettir; affedilmez suçtur. Bu konular işlendiğinde bu konulardaki ayet ve hadisleri size bildireceğiz inşallah. Diyeceksiniz ki hocam öyleleri var ki barışmam bana felaket getiriyor. Huzurum kaçıyor, bela ve musibet başımdan eksik olmuyor. O halde çözüm dargın durmak değil. Peygamberimizin vahşiye dediği gibi benden uzak dur. Amcamı hatırlatıyorsun dediği gibi bizde o kişi ile muhatap olmayız uzak dururuz. Dargınlık ayrıdır. Can ciğer kuzu sarması olmak ayrıdır. Bu istenmiyor dargınlardan küs durma selam ver ama istersen samimi olma. Arana mesafe koy. Olur biter.







84 - EBEDİ HAYAT(AHİRET)


Kıymetli okuyucularım çok istismar edilen hakkında çok asılsız hikayeler hurafeler, uydurulan İsrailiyat’ın çokça girdiği doğru ile yanlışın birbirine karıştığı. Çok önemli olan bir konuyu yazarken sizin de fark edeceğiniz gibi her zaman olduğu gibi ayetlerden ve muttegun aleyh olan yani sahih olan hadislerin eşliğinde çok teferruata kaçmadım, gücüm yettiğince az ve öz olarak bu konuyu işlemek istedim. Fakat takdir edersiniz ki ciltler dolusu kitapların yazıldığı sadece Kuran-ı kerimde yüzlerce ayetin bulunduğu insan hayatının en önemli safhasını bir iki satırla geçiştirmekle mümkün değildir. Konu başlıkları şunlar olacaktır. Sıra gözetmeden yazıyorum. Mizan, mahşer, kabir(berzah), kevser, ölüm, ahiret, amel defteri, sura üfürme, sırat köprüsü, cehennem, cennet, hesap, azp, azrail, naziat, israfil, münker ve nekir, meyyit, mezarlık, ağıt, kiramen katibin, şahitler, şefaat, mehdi, deccal, dabbetül arz, yecüc mecüc, İsanın inişi v.b. Allah(cc) dünya hakkında şöyle buyurur.


AYET:(Hadid.20) ”Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğelencedir, bir süstür, aranızda bir öğünüştür. Mallarda ve evlatlarda bir çoğalıştır. Bunun misali nebat ekicilerin hoşuna giden bir yağmur gibidir. Sonra o kurur da sen sapsarı bir hale getirilmiş görürsün. sonrada bir çör çöp olur. Ahirette çetin azap vardır. Allahtan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatından faidelenmek bir aldanış faidelenmesinden başka bir şey değildir.’’


.AYET:”(Ali imran.14) ”Kadınlara oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe salma ve güzel atlara hayvanlara ekinlere olan aşırı sevgi insanlar için bezenip süslenmiştir. Bunlar dünya hayatının geçici bir faidesidir. Allaha gelince nihayet dönüp varacak yerin bütün güzelliği onun nezdindedir.’’


AYET:”(Ankebut 64) ”Bu dünya hayatı bir oyundan bir eğlenceden ibarettir. Ahiret yurduna gelince şüphe yok ki o asıl hayatın ta kendisidir, bunu bilmiş olsalardı.”


Sayın okurlarım Dünya hayatının geçici olduğu kalıcı olan hayatın ahirette olduğu dünyanın geçici ahiretin sonsuz olduğu ve dünya hayatına fazla önem vermemek gerektiği ahirete hazırlık yapmak gerektiği zühd sahibi olmak gerektiğine dair birçok ayeti kerime ve birçok hadisi şerif mevcuttur. Akıllı olan insan bu geçici dünya için çalıştığı kadar en az onun kadar çalışmak gerektiğini unutmaz


ÖLÜM: Ruhun bedenden ayrılması olayı ölüm insan varlığı için bir alemden öteki aleme geçmesidir. Bu anlamda ölüm yok olmak değil şekil ve mekan değiştirmektir. Maddi alemden ruhani aleme geçiş yapmaktır. Ölüm uyuyan bir insanın rüya alemine benzer. Nasıl ki insan yatağında yatarken rüyasında her türlü zevki veya her türlü çileyi çektiği halde bedeni yatakta yatmakta ise öldükten sonra da azap gören veya her çeşit konforu ve rahatlığı yaşayan ceset değil ruhu dur. Bize anlatılan yılan çıyan hikayeleri izafidir yoksa cesetle alakalı değildir. Öyle olsa toprağa gömdüğümüz cesetleri sağlam su geçirmez yılan çıyan girmez çürümez çelikten yapılmış tabutlarla gömeriz böylece cesede yılan çıyan giremezdi veya toprağa gömmez bir depoda mesela morgda saklardık öyle değil mi? işte berzah yani kabir alemi hakkında yanlış olan bilgilerden biri budur. Kaldı ki yanıp kül olan cesedin neresi yiyecek yılan çıyan öyle değil mi yanan ceset o zaman azaptan kurtulması lazım değil mi. Doğrusu uyuyan adamın vucudu nasıl yatakta iken rüyasında çok büyük mutluluklar yaşayabilmekte her yeri gezebilmekte veya çok acılar çekebilmekte ama yatakta yatan vucut yerinde durmaktadır. Sayın okurlarım Allahtan başka her şey yok olacaktır, işte ayetler


AYET:(Rahman.26-27)”Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacaktır.Ancak azamet ve ikram sahibi olan Allah baki kalacaktır.


AYET:”(Enbiya.35)”Her canlı ölümü tadıcıdır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile ve şer ile deniyoruz. Sonra bize döndürüleceksiniz.”


Bu ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi bütün canlı, cansız, cismani ruhani her yaratılan şey yok olacak baki olan Allah yok olmayacaktır. Allah(cc) acaba neden bizi dünyaya getiriyor ve sonra öldürüyor bu sorunun cevabı işte bu ayettir.


AYET:(Mülk.2)”O(Allah(cc) hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için hayatı da ölümü de takdir edip yaratandır.” İlerde de geleceği gibi demek ki bizim dünyaya getiriliş amacımız imtihandır. İmtihanda iyi not alan mükafatlandırılıp cennete gidecek imtihanda başarılı olamayanlar ise cezalandırılıp cehenneme gireceklerdir. Ne kadar ölümden kaçılırsa kaçılsın ölümden kurtuluş yoktur. İşte ayetler


AYET:(Nisa.78)” Nerede bulunursanız bulunun tahkim edilmiş yüksek kaleler de bile bulunsanız ölüm sizi bulur.


AYET:”(Kaf.19)” Bir gün bakarsın ki ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiş işte bu senin kaçıp durduğun şey denilmiştir


AYET:(Bakara.243)'' Binlerce kişinin ölüm korkusuyla beldelerini terk ettiklerini görmedin mi? Allah(cc) onlara ölün dedi sonrasında kendilerini diriltti.


AYET:”(Ali imran.154)” Şöyle de siz evlerde olsaydınız bile üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine şüphesiz öldürülecekleri yöne çıkıp giderlerdi.” Bu ayetle alakalı şöyle bir hikaye anlatılır. Hz Süleyman devrinde bir adam telaşla gelir derki ey Allah’ın resulu ne olur şu rüzgara emret beni çok uzak bir yere göndersin niçin diye sorduğunda Azrail beni orda bulmasın der Hz Süleyman adamı yemene gönderir az sonra Azrail gelir derki demin yemene gönderdiğin adamın canını aldım da geldim. Hz Süleyman derki iyi ama o senden kaçmıştı Azrail de derki benim onun canını yemende almam emredilmişti. Halbuki adam az önce senin yanında idi Allah(cc) seni vasıta kıldı yemene gönderdin gereken yerde gereken zamanda canını almış oldum. Evet kıymetli dostlar. Ölümden kaçış yok.


GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR
Sayın okurlarım insan nerede ne zaman öleceğini bilemez. Kuran-ı kerimde şöyle buyrulur.


AYET: (Lokman.34)''Kıyametin kopma zamanına ait bilgi Şüphesiz Allh nezdindedir. Yağmura o indirir. Rahimlerde olanı o bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilir her şeyden haberdardır.'' Bu ayetten açık ca anlıyoruz ki Kıyamet ne zaman kopacağını Allahtan başka kimse kimse bilemez. Çok görüyor ve duyuyoruz. Bazı kendilerine şeyh diyen şarlatanlar. Bir zamanlar 1999 da kıyamet kopacak diyorlardı. Biz o zamanlarda karşı çıkıyorduk. Bu ayeti delil gösteriyorduk ancak maalesef epeyce inanan çıkıyordu. Bu açık ayete rağmen. Kaldı ki ilerde işleyeceğimiz gibi büyük kıyamet alametleri henüz görülmemiştir. Ne dediysek inandıramıyorduk. Ama onların amacı başka tabi onların amacı eyvah kıyamet kopacak günahımda çok şu şeyhe ve müritlerine çok para ve mal vereyim de benim için dua etsinler. ve beni Allah affetsin . İşte amaç budur. Şimdi yine çeşitli tarihler vererek vatandaşları sömürmeye devam ediyorlar. Allah o şeyhleri veya medyum bozuntularını ıslah etsin ve onlara inananlara akıl versin ne diyelim. Bu ayette üzerinde durulan ikinci şey Rahimlerde olanı Allahtan başka kimse bilmez. Tekniğin ilerlemesi ile çocuk ana rahminde canlandıktan sonra cinsiyetinin anlaşılır olması bu ayete muhalif değildir. Burada kast çocuğun cinsiyetini belirlemektir. Ana rahminde çocuk erkek mi olacak kız mı olacak buna ben karar veririm buyuruyor cenabı hak yani siz hiçbir zaman cinsiyeti kendiniz belirleyemeyeceksiniz. çocuğun erkek mi kız mı olacağına Allah karar verir. Yoksa Canım erkek istedi hadi erkek yapalım veya canım kız istedi hadi kız yapalım deme şansına sahip değilsiniz. İşte bunu hiçbir zaman başaramayacaktır insan oğlu. Bu ayette anlatılan bir başka husus hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yani başına ne geleceğini bilemez. Ölecek mi, kazamı geçirecek, yaralanacak mı, hastamı olacak, yarın iflas mı edecek, yoksa ummadığı bir yerden rızkımı açılacak bunu hiç kimse bilemez ve bilemeyecekte. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Müslümanın önem vermesi ve dikkat etmesi gereken şey imanlı olarak ölmek olmalıdır. Buna çaba göstermelidir. İşte ayetler


AYET:(Bakara.132)''Allah sizin için İslam dinini beğenip seçti O halde sizde ancak Müslüman olarak can verin.


AYET:''(Aliimran.102)'' Ey iman edenler Allahtan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun sakın siz Müslüman olmaktan başka bir sıfatla ölmeyin.''


AYET:(Aliimran.193) Ey rabbimiz artık bizim günahlarımızı bağışla kusurlarımızı ört. Canımızı iyilerle beraber al.''


AYET:(Araf.126)'' Ey rabbimiz üstümüze sabır yağdır. Bizi müslüman olarak öldür.'


'ECEL:


Belli bir zaman parçasının sonu,son. Bir şey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli kendisine tayin edilen ömrün son bulması ölmesidir. Sadece canlılar değil bütün her şeyin bir eceli vardır. Dünyanın eceli de kıyametin kopmasıdır.


AYET: (Nahl.61)''Eğer Allah insanları yaptıkları her haksızlıkta cezalandırsaydı. Yeryüzünde tek canlı bırakmazdı. Fakat onları taktir edilen bir sureye kadar erteler. Ecelleri geldiği zamanda bir an dahi ne geri kalırlar. Ne de ileri geçerler.''


AYET:(Münafıkun.11)''Ecel geldiği zaman bir kimsenin ölümünü Allah(cc) belirler.’’


ÖLÜM HASTASI:


HADİS:'' Peygamberimiz(sav) buyurur ki Lezzetleri yok eden ölümü çok anın eğer dünyada ölümü çok anarsanız onu önemsemezsiniz. Az anan ise onu çok önemser.(tirmizi.züht.4)


HADİS:'' Peygamberimiz(sav ) buyurdu ki. Bir kimse eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyaret eder.ve onun yanında 7 kere yüce Allahtan sana şifa vermesini dilerim diye dua ederse Allah o kişinin hastalığına şifa verir.(ebu davut.cenaiz..8-tirmizi.tıp.32)


HADİS: ''Ölüm hastasının yanında ona moral verecek şeyler söyleyin çünkü Allah’ın hükmünü hiçbir şey geri çeviremez. Sadece hastanın gönlü hoş olmuş olur.(tirmizi.tıb.34)


HADİS: Vasiyet edeceği şeyler olup ta vasiyette bulunmaksızın iki gece geçirmek Müslümanın işi değildir.(buharı. vasiyye.1-müslim vasiyye.4) Ölüm halinde olan kişiyi sağ yanına yatırıp kıbleye döndürmelidir, çünkü Resulullah(sav)


HADİS: ''Beytullah ölü ve dirilerinizin kıblesidir buyurmuştur.''(Ebu davut.vesaye.10)Eğer yer darlığı yüzünden ölüyü kıbleye çevirmek mümkün olmazsa sırt üstü yatırılır.ve yüzü ile ayakları kıbleye çevrilir. Ölüm sırasında kişinin ağzına bir kaşık vaya pamukla su verilir. Hasta can çekişirken ona yardımcı olmak yakınları için bir görev ve sevap bir ameldir. Bu yüzden onun yanında Kelimei şehadet getirmek ve söylemesine yardımcı olmak sünnettir. Çünkü peygamberimiz(sav) şöyle buyurur.


HADİS: ''Ölülerinize lailahe illellah telkin ediniz çünkü ölüm halinde onu söyleyen bir mümini bu kelime cehennemden kurtarır. Son sözü Lailahe illallah olan kimse cennete girer.(Müslüm cenaiz.1,2-ebu davut. cenaiz.16)Hastanın yanında Kelimei şehadet getirilir ki oda hatırlayıp şehadet getirsin. Yoksa ısrarla sende tekrarla denmez. Zira o anda zor durumdadır ona yeni bir zorluk çıkarmamalıdır. Bir defa söylese yeterli olur tekrarlatmaya gerek yoktur. Bu telkini hastanın sevdiği birisinin yapması isabetli olur. Kişi vefat edince çenesi kapatılır, bir bez ile çenesi başından başlanır. Gözleri yumulur, eller yanlara getirilir. Bunu yaparken de Allah’ın ismiyle ve Resulullah’ın dini üzerine olsun(bismillahi veğala milleti Resulullah) Allah’ım onun işini kolaylaştır. Bundan sonrasını ona kolay eyle denir sonra üzerine bir örtü örtülür. Yıkanıncaya kadar ölünün yanında kuran okumak mekruhtur. Öldüğü iyice anlaşılınca yıkanır.


MEYYİT: Ölü, ölmüş insan anlamındadır. Meyyit henüz yıkanıp temizlenmeden önce yatakta serilmiş olan ölüyü ifade eder. Cenaze ise yıkanıp kefenlenmiş tabutla götürülen naaşı ifade eder. Cenaze ölüm anından defin anına kadar yapılan cenaze merasimini ifade eder. Dinimizde ölüye karşı dirilerin bazı görevleri vardır. Bu görevlerin yapılmasını Resulullah teşvik etmişlerdir. Bu konularla ilgili olarak birçok Hadisi şerif vardır. Bir insan ölünce gözleri kapatılır. Çenesi bağlanır, elbise ve içi çamaşırları çıkarılarak bir tahta veya teneşir üzerine yatırılır. Üzerine bir örtü çekilir. Şişmemesi için üzerine demir parçası konur. Elleri yan tarafa indirilir. Ölünün yanında güzel kokulu bir şey bulundurulur. Sonra yıkanıp kefenlenir. Cenaze namazı kılındıktan sonra kabre defnedilir. Cenaze yıkanmadıkça bulunduğu yerde Kuran-ı kerim okunmaz? Cünüp olanın ay hali görmekte bulunan veya lohusa olan kadının cenazenin yanında bulunması doğru değildir.


HADİS: ”Peygamberimiz (sav) ölüm ve benzeri bir felaketle karşılaşan kişilerin sabretmelerini dua ile Allaha sığınmalarını tavsiye etmiş ve şu ayeti okuyunuz demiştir.


AYET: (Bakara.156) ”(Ellezine iza esabethum musibetungalu innalillahi veinnaileyhi raciğun) O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman. Biz Allah’ın kullarıyız ve biz ona döndürüleceğiz derler.”


işte Peygamberimiz bu ayeti okurdu ve bize de okumamızı tavsiye ederdi. (buhari.cenaiz.162) Ölünün yüzünün açılması ve öpülmesi caizdir. Nitekim hz. eEbu bekir peygamberimizin cenazesini öpmüş ve ağlamıştır.(Buhari cenaiz.12) İslam’ın yasakladığı ve İslam’dan önce çok revaçta olan bağırıp çağırarak Allaha karşı yakışıksız sözler söyleyerek. saçını başını yolarak ağlamaktır.(şevkani ,neybül evtar.4)Ölüye karşı yapılması gereken görevlerden biriside onu yıkamak ve kefenlemektir. Çünkü Resulullah (sav) Ölülerin yıkanmasını ve kefenlenmesini emretmiştir. Ve yıkamanın ve kefenlemenin nasıl yapılacağını ayrıntısı ile anlatmıştır. Müçtehitler ölünün yıkanmasının ve kefenlenmesinin farzı kifaye olduğunda ittifak etmişlerdir. Ölünün borçlarını cenaze namazından önce ödemek sünnettir.(ibni kudame el muğni .2.337 şevkani 4.23-26) Ölülerin cenaze namazını kılmakta ittifakla farzı kifaye olduğu kabul edilmiştir. Namaz kılındıktan sonra onu mezara kadar taşımak görevdir. Cenazeye katılmanın da 3 derecesi vardır. Bunların birisini yapan görevini yerine getirmiş olur. Ancak üçünü birden yapmak çok büyük sevaptır. Bu dereceler şunlardır.


1-Cenaze namazını kılıp ayrılmak


2- Cenaze namazına ve defnedilinceye kadar olan hizmetler katılmak


3- Definden sonrada kabrin başında bir süre bekleyip dua ve istiğfar ile meşgul olmak (ibni kydame el muğni 2. 353)


Cenaze merasimine katılanların, ölümü, ahireti ve Allah’ın yüceliğini düşünmeleri sukuneti muhafaza etmeleri dünyevi meseleleri konuşmamaları, gülmemeleri, bu edebin icabıdır.(İbni kudame.2.354) Cenazeyi görünce ayağa kalkma meselesine gelince lehte ve aleyhte hadisler vardır. Buna göre kalkmak meşrudur. İyi olur denilebilir.((ayni ümtadül kari 4-118)


HADİS: ”Son sözü Lailahe illalah olan cennete girer(müslim. cenaiz 1-2) Sayın okurlarım ölü kabre girip herkes çekilip tek başına kalınca dirilecek hatta kafası tahtaya vuracak korkudan tekrar ölecek gibi efsaneler var baştan da söylediğim gibi ölü ve kabir üzerine çok efsane var. Çok israiliyat var. Bir kere ikinci diriliş kabirde değil mahşerde olacaktır. İlerde bu konu işlenecektir. Şöyle anlatılsa doğru olabilir. Ölen kişi öldükten sonra başkası ölmüş gibi kendini izler. Ölenin kendisi olduğunu bir türlü kabullenemez. Babasını, annesini, kardeşini, ve bir çok yakınını kaybeden birisi olarak biliyorum ki Yakını ölenler de aynı psikoloji içindedir yani gözünün önünde yakını defnedilirken bir türlü kabullenemez. Psikolojik bir olaydır. bu belki de şok dedikleri olay budur. Zaman sonra yakınınızı kaybettiğinizi kabullenmeye başlarsınız. İşte ölen bir kimse de kendisinin öldüğünü zaman sonra mesela münker ve nekir sual sormaya başlayınca farkına varabilir. Böyle söylense mantıklı olabilir ama ölü kabre girdiğin de dirilecek hatta kalkmaya çalışacak kafası tahtaya vuracak demek saçmalıktır. Adam yandı kül olduysa kafasını nereye vuracak, denizin dibindeyse kafasını nereye vuracak öyle değil mi.? Sayın okuyucularım insanın 3 türlü hayat vardır.


1-Dünya hayatı


2-Kabir(berzah)hayatı


3-Ahiret hayatı Kainatta bulunan her şey yok olacaktır herkes ecel zamanı geldiğinde ölecektir. Bu zamanı geri veya ileri almak mümkün olmayacaktır. işte


AYET:(Nahl.61)”(feiza cae eceluhum layeste2hirune sağeten velayestgtimun)”Ecelleri geldiği zaman ise onlar ne bir an geri kalabilirler nede öne geçebilirler.”


Bu ayetten de açıkça görüleceği gibi ecel geldiği zaman bunu geciktirmek mümkün değildir. Dünyanın bütün doktorları bir araya gelseler. Bir insanın ölümünü bir saniye dahi geciktiremezler. Efendim doktora gitseydi ölmeyecekti Büyük hastanede bakılsa ölmeyecekti ameliyat olsa ölmeyecekti, bütün bunlar boş bir kuruntudan ibarettir. Atasözünde söylendiği gibi ecel gelmiş baş ağrısı bahane. Bu demek değildir ki hasta olanı ölüme terk edelim hastaneye götürmeyelim ilaç vermeyelim elbette elimizden geleni yapacağız ancak biz elimizden geldiğini yaptıktan sonra Allaha havale edeceğiz bunu demek istiyoruz. Eğer ölümü geciktirmek mümkün olsaydı tarihteki bunca krallar bunca peygamberler ölmezlerdi. Ve ölüm kötü bir şey olsa idi Allah(cc) en çok sevdiği kulunu 63 yaşında yanına almazdı demek ki ölüm çok kötü bir şey değil. Herkesin ne zaman ve nerede öleceği levhi mahfuz da yazılmıştır ve asla değişmez. Sayın okurlarım ölüm anında herkes aynı şekilde mi can verecektir. En çok merak edilen soru budur. Ölüm anında Azrail Müslüman olanların canını çok kolay bir şekilde alacak kafirlerin ise canını ona eziyet ede ede alacaktır. işte ayetler.


AYET: (Naziat.2)”(vennaziati neşta) ”Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.” Bu ayet nazil olunca sahabeler ya Resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyor da insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.


HADİS: Aradığınız cevap Yusuf suresindedir. Bu surede emirin kölesi olan hz. Yusuf’un güzelliğine Emirin karısı Züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyha’nın arkadaşı olan kadınlar Züleyha’nın dedikodusunu yapıyor. Koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine Züleyha bu kadınları çay partisine çağırır, her birinin eline bire elma ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister. Kadınlar tam elmaları soyarken. Hz Yusuf’u karşılarına çıkarır. Hz Yusuf’un o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında her şeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirler ki elmayı soyalım derken ellerini bıçakla keserlerde farkına varmazlar. İşte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracak ki ölüm acısını hissetmeyecek canının çıktığının farkına bile varmayacaktır.” Sayın okurlarım Yusuf ve Züleyha olayı kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET:(Yusuf.31)”Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı geldiklerinde her birine bıçak verdi. Yusuf’a yanlarına çık dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşırıp ellerini kestiler. Ve Allah’ı tenzih ederiz ama bu insan değil ancak çok güzel bir melektir dediler.”


HADİS: Bir cenaze esnasında peygamberimiz(sav) şöyle buyurdu. ”Mümin kul dünyadan ayrılıp ahiret yolculuğuna çıkarken gökten güneş gibi etrafa ziya saçan bembeyaz yüzlü melekler inerler. Ellerinde cennet kefenlerinden çok güzel bir kefen ve cennet kokularından çok güzel bir koku bulunur. Sonra Azrail son derece güzel bir kıyafet ve şekilde onun başucunda oturup şöyle der. Haydi ey tertemiz ruh Allah’ın mağfiret ve rıdvanına doğru rahatlıkla çıkıver. Bu güzel çağrıdan sonra o kulun ruhu damacananın ağzından dökülen su misali kolayca bedenden çıkıverir. Hemen rahmet melekleri cennet kefenini o ruha giydirirler. Kokuyu sürerler. O anda mis gibi bir koku etrafa yayılır. Melekler onu semaya çıkarırlar. Yanlarından geçtikleri her melekler topluluğu ne kadar güzel bir ruhtur bu . Acaba kim diye sorarlar. Onlarda falanca derler. Nihayet 7. kata çıktıklarında Allah(cc) şöyle buyurur. Kulumun dosyasını illiyyin de tescil edin. Sonra onu tekrar yere iade edin. Bu emirden sonra ruh cesedine iade edilir. Sorgu sual melekleri olan münker ve nekir melekleri güzel bir şekil ve kıyafetle gayet tatlı hoş bir edayla ve sesle sorgu suale başlarlar. Rabbin kimdir. Rabbim Allah(cc).Dinin nedir? Dinim İslam. Peygamberin kimdir? Peygamberim Muhammet Mustafa (sav). Kitabın hangisidir? Kuran-ı kerim bu ve benzeri sorular sorarlar. Ve mümin ruh her sorulan soruya Allah’ın yardımı ile çok kolay cevap verir. O sırada gökten bir nida duyulur. Kulum doğru söylemiştir. haydi cennetten bir yatak getirip onu altına serin. Cennet elbiselerine ona giydirin. cennetten bir pencere açın. Okuduğu ve amel ettiği kuran-ı kerim ile onu aydınlatın buyurur ve emredilen yerine getirilir. O sırada son derece sevimli biri gelip sevindiğin gündür bugün dile benden ne dilersen der. Ruh ona sen kimsin diye sorar. O kişide ben dünyada iken işlediğin iyi amelinim der. Mümin kul kıyametin bir an önce kopmasını ve güzelliğini seyrettiği cennete bir an önce kavuşmayı diler. (Buhari-müslim-kütübü sitte-riyazüssalihin) Evet sayın okurlarım bütün hadis kitaplarında mevcut olan ve sahih olan bu hadisi şerifi hiç duydunuz mu hiçbir hoca alim çıkıp bu hadisi anlattı mı? Anlatmaz niye çünkü Müslümanların hepsini cehennemle korkutacak ölümle kabirle korkutacak Müslüman aman hocam beni kurtar diyecek ona kılınacak ona boyun eğecek, ona mahkum olacak ona hatim indirecek, dua edecek, mevlüt okuyacak yolunu bulacak elbette istisna kaide bozmaz dürüst gerçek alimleri tenzih ederim. Yandın sen hapı yuttun ölürken çok büyük acılarla kıvranacaksın, kabirde büyük azap göreceksin, tokmakla kafanı ezecekler yılan çıyan seni yiyecek sıratı geçemeyeceksin cehennemden ebedi çıkmayacaksın sen kafir oldun yandın bittin diye saf temiz Müslümanları kandırırlar e hocam nasıl kurtulurum bunun çaresi yok mu? Var tabi (ben rahibim benim parayla cennetin tapusunu satma hakkım var cennetin tapusu bende dilediğime para karşılığı satarım. Benim cennete koyma yetkim var ben Allahın vekiliyim manasına gelecek şekilde) sen bana zekatını ver sadakanı ver sana dua edeyim senin için hatim indireyim Kuran okuyayım kurtulursun demek için bu hadisi anlatmazlar. İşlerine gelmez anlatırsalar bu Müslümanları nasıl sömürecekler. Vay benim bahtsız Müslüman kardeşim seni beni gelen kullanmış giden kullanmış. Onların anlattığı zorla canın çıkması kabirde büyük azap cehennemde ebedi yanmak yalanmadır yok ama bunlar Müslümanlar için değil Kafirler için geçerlidir. Sen Müslümanı kafir sınıfına koy. istediğin gibi Müslümanı sömür istismar et, yok böyle bir şey artık bu şarlatanların sonu gelmeli bu tiyatro bitmeli Müslümanları öyle bir hale getirdiler ki Ölüm korkusunda kafayı sıyıranları çok gördüm. Nasıl olsa sonum kötü bari tam olsun deyip günahlara batanları çok gördüm. Yazıktır günahtır bu Müslümanlara artık çekin ellerinizi şu mutedeyyin Müslümanların üzerinden.


SIRAT KÖPRÜSÜ


HADİS: ’Ebu said el hudri nin rivayetine göre Sırat köprüsü kıldan ince kılıçtan keskindir. Sıratın uzunluğu bin sene yokuş, bin sene iniş ve bin sene düzlüktür. Bu mesafe bazı insanlar için olacaktır. Her bir kişinin bu mesafeyi aşması amelleri ile orantılı olacaktır.(mansur.ali nazif.tac.5.394)


Bazı ulemaya göre Sıratın kıldan ince kılıçtan keskin olması köprüden geçmenin zorluğunu belirtmek içindir. Müminlerin sırattan çabuk geçememeleri onların haramlara yönelip yönelmemelerine bağlıdır. Sırat köprüsünde her müminin yalnız kendisinin faydalanacağı bir nuru vardır. Bu nurdan başkaları faydalanamayacaklardır. Nurun durumuna göre sırat geniş veya dar olacaktır. İşte ayet.


AYET: (Tahrim.8)”Ey iman edenler. Günahlarınıza samimi bir tövbe ile Allaha dönün umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah(cc) sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları önlerinden ve yanlarından koşar da Ey rabbimiz nurumuzu tamamla; bizi bağışla, muhakkak sen her şeye kadirsin derler.”


Bu ayette müminlerin nurlarından kastedilen iman ve amelleri ile meydana gelen nurlardır. Özellikle bu nurları sırat köprüsünün üzerinde onları alıp götürecek. Ve selamete çıkaracaktır. Münafıklar karanlıkta kaldıkça müminler şöyle der. İşte ayet


AYET: (Hadid.13) ”Rabbimiz nurumuzu söndürüp te bizi de kafirler ve münafıklar gibi karanlıkta bırakma, varacağımız yere kadar nurumuzu devam ettir ki, bu nurla sevinelim. Karanlıkta kalıp perişan olmayalım derler. O gün (sıratta) münafık erkekler ile münafık kadınlar müminlere bizi bekleyin nurunuzdan bir parça ışık alalım derler. Onlara dönün arkanıza da bir nur arayın denir. Nihayet onların arasına bir kapısı olan ve içinde rahmet dışında azap bulunan bir sur çekilir.


AYET: ”(Meryem.71-72) ”Sizlerden hiç kimse yoktur ki oraya(cehenneme) uğramamış olsun. Bu rabbin için kesinleşmiş hükümdür. Sonra biz iman edip sakınanları kurtarırız. Zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.”


Bu ayete göre cennetlik müminlerin cehenneme uğramaları üzerindeki sırat köprüsünden geçmekten ibarettir. Çünkü evliyalar, sıddıklar, peygamberler ve çocuklar. Cehennemi sadece göreceklerdir. Müminlerin cennete giriş yolunun Cehennemin üstünde olmasında birçok hikmet vardır. Bunlardan bazısı sevinçlerin artması, şükürlerin artması, Kafirlerin üzüntülerinin çoğalması gibi birçok hikmet vardır. Çünkü Dünyada küçümsedikleri, ,alay ettikleri müminlerin cennete girmeleri Kafirlere azap üzerine azap olacaktır.


MAHŞERDE 10 ŞAHİT


Sayın okuyucular Kiramen katibin meleklerinin tuttuğu defterler. Kıyamet günü mahkemeyi Kübra’da sahiplerine verilecektir. işte ayet.


AYET: (İsra.13-14)”Biz her insanın amelini boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için bir kitap çıkarırız ki açılmış olduğu halde o (insan) buna kavuşur. Kitabını oku bugün sana karşı bir hesap görücü olmak bakımından nefsin yeter.(denilir).” Bu deftere her şey yazıldı hiçbir şey eksik bırakılıp unutulmadı denilir. o gün herkes defterinde yazılanlara vakıf olacaktır. İnsanın yaptığı bütün iyi kötü amelleri boynuna dolanmıştır. Hiç kimseye yaptığı amellerin sorumluluğundan kurtuluş yoktur. İşte ayet(zilzal.7-8)”Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür. Kimde zerre miktarı şer işlerse karşılığını görür.” İnsan ne yaparsa yapsın nereye giderse gitsin sürekli onu gözleyen ve takip eden 10 şahit vardır. İşte kişiyi takip eden


İŞTE MAHŞERDE LEHİMİZE VEYA ALEYHİMİZE ŞAHİTLK EDECEKLER


1-MELEKLER:


AYET: (Nisa.116)”(velmelaiketehu yeşhedun)”Meleklerde şahitlik ederler.”


2-TOPRAK:


AYET: (Zilzal 3-4)(vegalel insanu maleha yevmeizin tuhaddisu ehbareha) ”Ve insan bu arza ne oluyor.* dediği zaman arz iyi veya kötü üzerinde neler işlendiğinin haberlerini anlatacaktır.


3-SÖZLER:


AYET:(Nur.24)”(yevme teşhedu aleyhim elsinetehüm )”Kıyamet günü onların dilleri işledikleri amellerine şahitlik edeceklerdir.”


4-AZALAR:


AYET:(Yasin.65)(elyevmenehtimu ğala efvahihihim ve tükellimuna eydihimveteşhedu erculühümbima kanu yeksibun)”O gün onların ağızlarını mühürleriz söz söylemekten men ederiz. Kazançları neyse bize elleri söyler ve ayakları şahitlik eder.”


5-KİRAMEN KATİBİN MELEKLER:


AYET:(İnfitar.10-11-12)(veinne ğaleykum lehafizin kiramen katibin yeğlemune ma tefğalun)”Halbuki üzerinizde Allah tarafından memur edilmiş kerim katipler vardır ki amellerinizi yazarlar. Hayır ve şer her işlediğinizi bilirler.”


6-AMEL DEFTERİ:


AYET:(Casiye.29)”(haza kitabuna yengutu aleykumbilhak)”İşte kitabınız (amel) size karşı hakkı söylüyor.”


7-ALLAH(CC)


:AYET:(Ali imran.98)”(vallahu şehidun ğala ma teğmelun)”Allah bütün yaptıklarınıza şahittir.”


8-DERİ:


AYET:(Fussilet.21)”Derilerine niçin aleyhimize şahitlik yaptınız derler. Onlar da her şeyi konuşturan Allah(cc) bizi de konuşturdu. İlk defa sizi o yaratmıştır, yine ona döndürülüyorsunuz derler.”


9-GÖZLER KULAKLAR:


AYET.(Fussilet.22)”Siz ne kulaklarınızın ne gözlerinizin nede derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızı Allah’ın bilmeyeceğinin sanıyordunuz.”


10-LEVHİ MAHFUZ:


AYET:(Yasin.12)(inna nahnu nuhyil mevta venektubuma gaddemu ve asarhum vekülle şeyin ehsaynahu fi imamimmubin)”Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi bıraktıkları her işi yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta(levhi mahfuz) sayıp yazmışızdır.” Sayın okurlarım görüldüğü gibi mahşer gününde mizan terazisi kurulduğunda amel defterleri açıldığında herkes hesap verirken çok büyük itirazlar olacak herkes kendisinin bu günahı işlemediğini savunacak gösterilen delillere de itiraz edecektir. İşte Allah(cc) bunun böyle olacağını bildiği için 10 çeşit şahit getirecek ve artık günahkarların itiraz etme hakkı tamamen ellerinden alınmış olacaktır. Sayın okurlarım burada dikkatimizi çekmesi gereken bir durumda şudur. Allah(cc)ın hiçbir kuluna delil ve şahit gösterme gibi bir zorunluluğu yoktur. Sizin suçunuz budur der hükmünü verirdi kim ona karşı çıkacaktı. Kulların itiraz etmeleri neyi değiştirebilirdi Haşa Allahtan büyük yok ki ona müracaat edip itirazda bulunsalar. Kaldı ki böyle uygulamalar diktatör yönetimlerde çoktur. Hesap verecekleri kimse olmadığından suçsuz insanlara bir suç yükleyip onları idam etmişlerdir. Savunma hakkı vermemişlerdir. İşte bunun gibi Allah(cc) sucu söyler veya söylemez. Güç onda değil mi yaratan o değil mi sen cehenneme sen Cennete dese kim itiraz edebilirdi. Bizim dikdatörlerimizden biri bir sağdan bir soldan idam ettirdim haksızlık yapmadım dedi. Kim ona karşı çıkabildi. Haşa Allah’ta keyfine göre sen cennete sen cehenneme diyebilir hiç kimsede ona hesap soramazdı. Ama o sanki hesap verecek kulların itirazları ile verdiği kararları değiştirebilecek üstünde bir makam varmış gibi isnat ettiği suçu delillendiriyor. Üstelik tam 10 adet şahitle delillendiriyor. Sadece bu örnek bile Rabbimizin ne kadar büyük adalet sahibi olduğunu bize göstermiyor mu? Kul bir suç işliyor kendisinden hiç ayrılmayan muhafaza melekleri suça şahit oluyor, ama kul itiraz ediyor bunun üzerine bastığı toprak şahitlik ediyor. Ben şahidim diyor. Kul yine itiraz ediyor bunu üzerine ağzı, dili söylediği sözler devreye girip şahitlik ediyor, yine kul itiraz ediyor, bunu üzerine vucudunun tüm azaları şahitlik ediyor, kul buna rağmen hala itiraz ediyor. Yazıcı melekler Kiramen katibin devreye giriyor ki sürekli yanında olan ve bütün günah ve sevapları yazmakla görevli melekler, fakat kul yine itirazını sürdürüyor . Bunu üzerine amel defteri devreye giriyor şahitlik ediyor. Günahkar kul bunu da kabul etmiyor. Bunun üzerine kulun derisi şahitlik ediyor fakat günahkar kul buna da itiraza ediyor. Bunu üzerine devreye gözler kulaklar giriyor. fakat kul bunu da kabul etmiyor. Sonra levhi mahfuz devreye giriyor şahitlik ediyor fakat kul bunu da kabul etmiyor. En sonunda Allah(cc) bizzat kendisi şahitlik ediyor ve günahkar kulun suçu sabit oluyor. Şimdi sorarım size hangi hakim bu kadar delile rağmen başka delil arar. İşte bu rabbimizin bize karşı ne kadar merhametli ve ne kadar adaletli olduğuna delil değil midir? Ne mutlu bize ki ona kuluz. Sayın okuyucularım ahiret 4 bölümünde naklettiğimiz hadisi şerif. Bize hüsnü hatimeyi anlatıyor o halde hüsnü hatime nedir? Ve hüsnü hatimeye ulaşmak için ne yapmak gerekir bunu biraz açıklayalım.


HÜSNÜ HATİME: Güzel son, güzel sonuç, güzel ölüm anlamındadır. Güzel sonuç iman ile ölmekle mümkün olur. İman ile ölmek için güzel bir ölüm ile ölmek için cenabı hakkın bize bildirdiği Asr suresindeki emirleri yerine getirmekle olur. İşte sure


AYET: (Asr.1-2-3)” Asra (zamana) yemin olsun ki şüphesiz insan ziyandadır. hüsrandadır. Ancak iman edip güzel amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” Demek ki hüsrana uğramamanın son nefeste imanlı ve güzel bir şekilde ölmenin ilk şartı imanlı olmaktır. İmanı olmayan Sui hatime (kötü ölüm ilerde gelecek) ile canını verir. Sonra Salih amel işlemelidir Yani iyilik yapmalıdır. Sonra hakkı tavsiye etmelidir. Müslüman bananeci olamaz. bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyemez. Her koyun kendi bacağından asılır diyemez. Niçin çünkü Allah’ın uyarısı ve emri vardır.İşte ayet.


AYET:(tevbe.71)”(vel müminune velmüminatubeğzuhum evliyau bağz ye2murune bil meğrufi veyen hevne ğanil münker.)”Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. Allah’ın emirlerinin ve yasaklarının yerine getirilmesini tavsiye ederler.” işte


HADİS:” Peygamberimiz(sav) Mümin bir kimse bir kötülük gördüğü zaman eliyle engellesin, Eliyle engelleyemiyorsa diliyle mani olsun diliyle de önleyemiyorsa kalbiyle buğz etsin” buyurur. Demek ki Müslüman hakkı tavsiye edecektir. Doğruyu ve güzeli anlatacaktır menfaat icabı veya hatır için ayıp olmasın diye akraba, arkadaş v.b. sebeplerle hakkım tavsiye etmekten vazgeçmeyecektir. Bir Müslüman bununla da yetinmeyip Müslüman kardeşlerine sabrı tavsiye edecektir. Müslüman kardeşinin başına gelen musibetler dolayısıyla morale ihtiyacı vardır. Ona moral vereceksin. Sayın okurlarım dikkat ettiniz mi bu surede yani Asr suresinde hiç ibadetten bahsedilmiyor, tamamen kul hakkından bahsediliyor. Bana ibadet etmeyen hüsrandadır demiyor. Ne diyor?


1- İman edin


2-Salih amel işleyin


3-Hakkı tavsiye edin


4- Sabrı tavsiye edin.


Demek oluyor ki bir kişi gece gündüz ibadet yapmış olsa da eğer kul hakkı yiyorsa veya kullara hakkı tavsiye etmiyorsa sabrı tavsiye etmiyorsa kullara faydalı olmuyorsa gemisini kurtaran kaptan misali sadece kendini düşünüyorsa ve tövbe 71. ayette emredildiği gibi kulların iyiliği düşünmüyorsa hüsrandadır, ziyandadır. O halde sonumuzun hüsnü hatime olmasını istiyorsak Allah olan ibadetlerimizin yanı sıra Müslüman kardeşlerimize her konuda yardımcı olmaya çalışacağız.


2-DÜNYA HAYATI: İnsanın ikinci durağı dünyadır. Doğumla başlar. Ölümle son bulur. Dünya hayatının amacı kimin nasıl fiil ve hareketlerde bulunacağını denemek. Sonuçları tesbid etmektir.


3-KABİR HAYATI: İnsanın üçüncü durağı kabirdir. Ölümle başlar kıyamete kadar devam eder.


4-AHİRET ALEMİ


KABİR HAYATI:


BERZAH ALEMİ: Berzah set, engel, perde demektir. Dini anlamı ise ölümden sonra ruhun bedenden ayrılması yani kabir alemidir. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET: (müminun.100)''Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler. Rabbim beni dünyaya geri gönder. Taki ben zayi ettiğim ömür mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım. Hayır onun söylediği bu söz. Hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise dirilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani ) bir engel(berzah) vardır.''


Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte cesedin ölümünden sonra berzah denilen bir alemde yaşamaktadırlar.


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki: Kabirdeki soru ve cevaptan sonra Salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir. Gelinler gibi uyuyun Gelin çok sevdikçe rahat uyur. Alla(cc) onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi mışıl mışıl derin bir uykuyla uyurlar rahat ve huzurlu olarak (tirmizi.cenaiz 70) Bu delillerden de anlaşılıyor ki berzahtaki yaşayışta ruh bedenden ayrıdır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez. İnsan ölünce ruhu başka bir aleme gider. Orada ameline göre ya rahat yaşar. Ya da azap görür. O aleme alemi berzah denilir ki Dünya ile Kıyamet sonrasından başka bir alemdir. Yaşayışla uyku arasındaki uyku alemi nasılsa dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de aynıdır.
KABİR:


Mezar, ölen kimsenin gömüldüğü yer, çoğulu kuburdur. İnsan ruh ve bedenden meydana gelen bir canlıdır. Ruhun yaratılışı bedenden öncedir. Buna göre insan hayatının devrelerini dörde ayırabiliriz.


RUH DEVRESİ: Ruhların toplu yaratılmasından bedenine ruhun geçmesine kadar olan devredir. Allah(cc) ruhları toplu olarak yarattığı zaman ruhlara kendi varlığı ve birliğini şahit yapmıştır. İşte ayet(araf.172)''Hani Rabbin Ademoğullarından onların sulplerinden zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş ben sizin rabbiniz değil miyim? Demişti, onlarda evet rabbimizsin şahit olduk demişlerdi. İşte bu şahitlendirme Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu. dememeniz içindir.''


Sayın okurlarım daha öncede değindiğimiz gibi kıyamet gününde bir şahitte işte ruhlar alemi yaratıldığında verdiğimiz söz bize şahitlik edecektir. Sayın okurlarım bu ayetten anlıyoruz ki yaratılan bütün ruhlar . Allah’ın varlığını ve birliğini ta galu belada yani ruhlar toplu yaratıldığı zaman kabul etmişlerdir. Dolayısıyla doğan her çocuk islam üzere doğar ve ergenlik çağına gelinceye kadar İslam, Müslüman olduğu kabul edilir. Mesela bir şekilde yalnız başına İslam topraklarında ölen bir çocuk geldiği toplumdaki insanların dini ne olursa olsun ister hiristiyan, ister yahudi, ister ateist olsun. Geldiği toplumun inancı ne olursa olsun islam diyarında ve tek başına ölen çocuk Müslüman sayılır ve Müslüman çocuk gibi gömülür. Çünki bu çocuğun ruhu yaratıldığında iman etmiştir. Ergenliğe erdiğinde bulunduğu toplumun dinini benimseyecektir. Dolayısıyla halen ruhunun verdiği söz geçerlidir. Ve gerçekte de çocukların inanca karşı büyük bir merak ve ilgisi vardır. İşte bunu bilen Türkiye’de ki İslam düşmanı uzantılar çocukların ergenlik çağına gelmeden dini bilgi almalarını engellemektedirler. Çok iyi biliyorlar ki çocuk ergenliğe erdiğinde nefsinin, şehvetinin ve şeytanın peşinden koşar. Ergenlikten önce öğrendikleri ve inandıkları ile kalır. Çocukluğun da dinini öğrenmediyse ergenlikten sonra dinini sevmesi ve benimsemesi hemen hemen imkansızdır. İşte bizdeki laikliği ateistlik olarak algılayıp toplumu ateist yapmak isteyen İslam düşmanları var güçleri ile çalışmaktadırlar. Ama unuttukları bir şey var. onların planları varsa Allah’ın da planı var ve daima Allah’ın planı onların planlarını bozacaktır. Bakınız (aliimran. 54).


Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır. Ölen kimse ister kabre defnedilsin, ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın, ister ateşte yakılsın, ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır. Bu sorgudan muaf yalnızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocukları da Müslüman çocukları gibidir. Yani onlara da sorgu sual yoktur. Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır. Kabir imanlı ve Salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur. Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken Kafirler büyük bir azap içindedirler. Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüs hizasını geçecek kadar derinlikte olmalıdır. Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır. Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır. Kabrin yerden bir iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir. Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.


HADİS: Hz Aişe Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. ” Allah (cc) Hiristiyan ve Yahudilere lanet etsin onlar Peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (Buhari. cenaiz.916) Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır. Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.


KİRAMEN KATİBİN:


Cenab-ı Allahın insanların her birinin iyi ve kötü bütün işlerini yazmakla görevlendirmiş olduğu iki melek . Bu iki melek kuran-ı kerimde şöyle anlatılır.


AYET: (infitar.10)''Muhakkak sizin üzerinizde gözetici çok şerefli yazıcılar vardır. ki bunlar yaptığınız amal ve fiillerin hepsini bilirler.'


AYET:'(kaf.17-18)''Hatırla ki insanın hem sağında hem solunda oturan ve onun amellerini tesbit etmekte olan ikide melek vardır. O bir söz atmaya dursun. Mutlaka onun yanında hazır olan gözcüler vardır.''


HADİS:''Kiramen katibin meleklerinden sağ taraftaki iyilikleri yazar. Sol taraftaki melek sağ taraftakinin emrindedir. İnsan bir iyilik işlediği zaman hemen sağ taraftaki melek onu 10 sevap olarak yazar. Fakat bir günah işlediğinde Sağ taraftaki melek sol taraftaki meleğe hemen yazma biraz bekle belki pişman olur. Allaha tövbe istiğfar eder. Eğer kul tövbe istiğfar etmezse 1 günah olarak yazılır.(suyuti cemul cevami 66624.no.hadis)


Kulun vesvese, niyet, düşünce gibi nefsinde gizli kalan şeylere gelince. Akıllardan ve gönüllerden geçenleri Allah(cc) bilir işte AYET:(kaf.16)''Andolsun insanı biz yarattık nefsinin ona ne vesveseler verdiğini de biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. ''


Kulların işlemeyi azmetmedikleri, kastetmedikleri, vesvese ve düşünceleri yazılmaz. Nitekim Peygamberimiz.(sav)


HADİS: Kul hayırlı bir işi işleye kasteder de işlemezse buna bir sevap yazılır. Kötülük diler de işlemezse bir günah yazılmaz. Melekler gaybı kulun içinden geçen niyetleri bilmez. Fakat bir iyilik yapmaya kastedince ondan meleklerin idrak edeceği misk kokusu gibi bir koku yayılır da bundan o kulun iyilik yapmaya azmettiğini anlarlar. Kötülüğü kastedince pis bir koku yayılır ve kötülüğü kastettiğini anlarlar. (suyuti hebayık.106)


HADİS: Kulun halis olarak iyi niyeti niyetsiz amellerinden hayırlıdır. Kul Allah rızası için iyi amel işlemeye niyet edince .Hastalık gibi bir engel çıkınca ve sağlıklı olduğu zamanki gibi amel işleyemese de ona sağlıklıyken işlediği amel gibi sevap yazılır.


HADİS: Vucuduna bir hastalık bir bela isabet eden Müslümanların amellerini muhafaza eden meleklere Allah(cc) şöyle emreder. Kulum için benim engelim ile engellendiği sürece önceden her gün her gece işlediği kadar hayırlı ameli yazılır.(ahmet.bin .hanbelcilt.2.s194)


İnsan meleklerin iyilik ve kötülüklerini yazdığına ve Allah’ın da her şeyi bildiğine inanınca günahlardan vazgeçip iyilik yapmaya çalışır. Kişi mahşerde günahlarını inkar edecek fakat karşısına Kiramen katibin tuttuğu defter çıkacaktır. Sayın okurlarım görüyor musunuz? Rabbimin rahmetini. eğer bir kişi karşısındakine kötülük düşünürse günah yazılmıyor ancak iyilik düşünürse sevap yazılıyor. Aman Allah’ım ne büyük bir nimet sadece iyilik düşünmek bile sevap yazılmasına sebep oluyor bu ne büyük nimet ne büyük lutuf Allahım. Kaşındaki adama kötülük yapmaya niyetlendin ama vazgeçtin günah yok ama karşındaki adama iyilik yapmaya niyetlendin ama yapamadın sevap var olmaz bu kadar ya rabbi. Bu ne büyük rahmet bu ne büyük lütuf. Sayın okurlarım yukarıdaki hadisi şerifte bir şey dikkatimi çekti. Eminim sizin de çekmiştir ki bizden önce ehli kitap alimlerinin ilgisini çektiği besbelli çünkü insan beyninde kötülükleri yöneten birimin beynin solunda, iyilikleri yöneten birimin beynin sağında olduğunu tesbit ettiler . Şimdi tıpkı meleklerin kokulardan düşünceyi anlamaları gibi anlamaya çalışıyorlar. Eller gider aya biz gideriz yaya.


KABRİSTAN: Mezarlık, ölülerin toprağa verildiği saha İslam dini hayatında olduğu gibi öldüklerinde de insana gereken değeri vermiş ve saygı göstermiş; öldüğü andan itibaren ona yapılacak muameleyi belirlemiştir. Toprağa defnedilen insanın en uzun süre kalacağı yerdir kabristan. O nedenle kabristanın düzenli ve tertipli yapılması temiz tutulması ve yeşillendirilmesi hayatta bulunan insanların ölülere karşı bir vefa borcu olarak görür. Kabristana çelenk getirilmesi kabirlerin üzerine koyulması Hiristiyan alemine benzemek olduğundan mekruhtur. Doğrusu canlı çiçek getirip kabrin üzerine dikmektir. Kabristanlık ağaçlık yeşillik ve çiçeklerle donatılmalıdır. Çünkü daha öncede belirttiğimiz gibi yeşillikler Allah’ı zikretmektedir o nedenle yaş ağaç ve yeşillikleri kesmek koparmak günahtır. Ancak kurumuş ağaçları kesmekte ve kurumuş otları temizlemekte bir mahzur yoktur. Zaruret halinde kabirlerin yerini değiştirmek caizdir. ancak keyfi olarak cesedin çıkarılması, kabirlerin aşırı süslenmesi, orada mum yakılması, kandil yakılması yasaklanmıştır. Kabirleri ziyaret çok güzeldir özelliklede cuma günleri kabirler ziyaret edilmelidir.


KABİR ZİYARETİNİN ADABI:


Ziyaretçi mezarlığa varınca yüzünü mezarlara döndürerek Peygamberimizin buyurduğu gibi şöyle selam verir.


HADİS:''Ey müminler diyarının ahalisi sizlere selam olsun. yakında bizde sizlere katılacağız. Allahtan size ve bize af dilerim.(müslim. cenaiz.104, ibni mace cenaiz.36)


HADİS: Resulullah bir defasında Medine mezarlığına uğradı ve onlardan tarafa dönerek şöyle dedi. Ey kabirler ahalisi size selam olsun Allah sizi ve bizi mağfiret etsin. Sizler bizden önce gittiniz. Bizde sizin ardınızdan geleceğiz.(tirmizi. cenaiz.59)


Kişi kabrin başından geçerken selam verirse ölüler selamını alır. O nedenle kabristandan geçerken mutlaka selam vermelidir. Esselamün aleyküm ey ehli kubur diye selam vermelidir.(gazali ihya.4-ziyaretül kubur.) HADİS: Kabir ziyareti esnasında mezarda namaz kılınmaz.. Kabirler asla mescit yapılmaz, kabre karşı namaz kılınmaz, kabirlere mum dikilmez.(müslim.cenaiz.98)


Boş yere para harcandığı için yada kabirlere tazim için buralarda mum yakılmasını Hz Peygamber yasaklamıştır. Kabrin üzerine oturmayı ve kabire basmayı da yasaklamıştır. İşte


HADİS: ''Kabrin üzerine oturmak ve mezarları çiğnemek mekruhtur.(müslim.cenaiz.33-tirmizi.cenaiz.56)


HADİS: Kabirde ziyaretle bağdaşmayan edep dışı ve boş söz söylemekten kibirlenip çalım satarak yürümekten sakınmak ve mütevazi bir durumda bulunmak gerekir.(tirmizi. cenaiz.46)


Kabristanın yaş ot ve ağaçlarını kesmek mekruhtur. Kabir yanında kurban kesmek Allah için kesilse bile mekruhtur. Hele ölü için kesmek kesinlikle haramdır şirktir. Çünkü kurban kesmek ibadettir. ibadet ise yalnız Allaha mahsustur. Kabirler Kabe tavaf eder gibi dolaşarak tavaf edilmez. Ölülerden yardım istemek ve bunun için mezar taşlarına bez mendil ve paçavra bağlamak kişiye yarar sağlamadığı gibi şirktir. Bazı kabir ve türbelerin hastalıklara şifalı geldiğine inanmak ve bunların ağaç ve toprağını kutsal saymak. İslam’ın tevhit inancı ile bağdaşmaz, şirktir. Diri veya ölü kimseleri Allahtan bir şey istemek için aracı kılmak şirktir. buna tevessül denir, şirktir.


TEVESSÜL: Vesile sayma, sarılma, sebep olma, gibi manalara gelen tevessül hedeflenen ve arzu edilen şeye ulaşmak için bir şeyi vasıta edinmek demektir. Kuran-ı kerimde ayette geçen vesile kelimesi Allaha yaklaşma vasıtası anlamında; onun vereceği sevaba kavuşturucu ve onun katında yakınlık kazandırıcı hususları ifade eder. Bunlar iyilikte ve taatte bulunmak, kötülükleri terk ile isyan hallerinden kaçınmaktır.


AYET:(Maide.35)”Ey iman edenler Allahtan korkup sakının ve ona vesile arayın, onun yolunda cihat edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.”


Bu ayet emir uslubu ile müminleri kendilerini Allah’ın rıza ve yakınlığına kavuşturacak hususlarda sürekli bir arayışa teşvik etmekte bu yolda fırsatları kaçırmamaya ve çareler bulup onları değerlendirmeye sevk etmektedir. İşte tevessül kelimesinin Kurandaki kavramı ve anlamı budur. Ancak aynı kelimeyi daha sonraları Kurandaki kavramıyla hiç ilgisi olmayan bir anlam yüklenmiştir. Tasavvuf kültürünün eseri olan bu yakıştırma anlama göre tevessül bir dileğin kabulu veya musibetin defi için ermişlerin türbelerini ziyaret etmek onların ruhlarından ve yatırlardan medet ummak bu maksatla onlardan dua istemek manası yüklenmiştir. Yani dualarına onları vasıta kılmak hatta onları vasıta kılmayı dua etmenin şartı haline getirmişlerdir. Halbuki Kuranda yer alan vesilenin anlamı bu değildir. Ona yaklaşmak için güzel amel işleyin ve cihat edin güzel ameliniz ve cihadınız sizi ona yaklaştıracaktır. Bunun böyle olduğunu şu hadisten anlıyoruz.


İŞLENEN GÜZEL AMEL KİŞİYİ HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE KURTULMASINA VESİLE OLUR


HADİS: Peygamberimiz (sav) anlatıyor: Bir zamanlar 3 adam çölde giderken yağmura tutuluyorlar yağmurdan sakınmak için bir mağaraya sığınıyorlar. Fakat yağmur mağaranın üzerindeki taşın mağaranın önüne düşmesine ve mağaranın kapısının kapanmasına sebep oluyor. 3 adam ne yaptıysalar taşı oynatamıyorlar birisi diyor ki yaptığımız iyi amellerimizi vesile edersek Allah bizi kurtarır.


1. Adam şöyle dua etti: yarabbi benim yaşlı ana ve babam vardı onları kendi ellerimle sabah akşam ben yedirirdim. Fakat bir gece eve geç geldim. Ben ve çocuklarım ve hayvanlarım aç oldukları halde önce ana babamı yedirmek istedim. Fakat uyuyorlardı uyanmalarını elimde yemekle sabaha kadar bekledim aç susuz yarabbi bundan razı olduysan bizi kurtar. Kaya biraz açıldı ama bir adam geçemezdi.


2. Adam şöyle dua etti: Yarabbi benim bir çobanım vardı senelik hakkı olan iki koyunu almadan gitti bende onun koyunlarına onun için baktım yıllar sonra geldi iki koyunu istedi. Bense o iki koyundan doğan sürülerle birlikte hepsini ona verdim. Yaptığımdan razı olduysan bizi kurtar dedi. Kaya biraz daha açıldı ama yine geçecekleri kadar yoktu.


3. Adam şöyle dua etti: Yarabbi çok güzel bir kız vardı komşum bir gün geldi bana muhtaç olduğunu kendisiyle bir olmam karşılığında para ve yiyecek istedi. Bense ona dokunmadan istediğinden fazlasını verdim. Yarabbi razı olduysan bizi kurtar dedi ve kaya tamamen açıldı ve kurtuldular. ‘(bahari-müslim-riyazüssalihin)


Sayın okurlarım bu hadisi şerifte dikkat ederseniz peygamberler, evliyalar vesile edilmiyor yapılan güzel ameller vesile ediliyor. Dua ve zikir konu başlığımızda Allahtan başka kimseden yardım istenmeyeceğine dair ayetleri sıralamıştım tekrar etmek istemiyorum. Kaldı ki diyelim ki insanı vesile kastı var. Peki imansız birisinin vesile olması mümkün olmadığına göre kimin evliya olduğuna kim karar veriyor. Kimin evliya, kimin imanlı, kimin imansız olduğunu biz nereden bileceğiz. Biz karar verirsek kendimizi Allah’ın yerine koymuş olmaz mıyız? Burada ince bir ayrıntı var daha öncede söyledim dua başkaları ile paylaşılabilir. Benim için dua et denilebilir bu ayette söz edilen Allaha yaklaşmadır. Duayı paylaşma değil. Ayeti tekrar okursanız.


AYET:(Maide.35) ”Ey iman edenler Allahtan korkup sakının ve ona vesile arayın, onun yolunda cihat edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.”


Ayetin sonunda onun yolunda cihat edin buyruluyor. Şimdi onların anladığı gibi anlarsak Allahtan korkup sakının evliyaları vesile edin cihat edin bir anlam bozukluğu olmuyor mu? Halbuki peygamber efendimizin anladığı gibi olursa Allahtan korkup sakının Salih amellerinizi Allaha yaklaşmada vesile edin benim yolumda cihat edin bu şekilde anlam bütünlüğü var öyle değil mi? En doğrusunu Allah(cc) bilir. Şüphe yok ki Allahtan başkasına ibadet ve dua edilmesi haramdır. Ona şirk koşmak demek olup, en büyük günahtır. Yukarıda ayette geçen tevessül namazın ve öbür ibadetlerin yanı sıra kulu Allaha yaklaştıracak Salih amelleri içindir. Yoksa ibadetlerinizde ve dualarınızda Allahtan başkasını vasıta edinin demek değildir. İşte ayetler


AYET:(Mümin.65)”O Hayy olandır. Ondan başka ilah yoktur. Öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak ona dua edin. Hamd alemlerin rabbine mahsustur.


AYET:(Cin.18)”Şüphesiz bütün mescitler yalnızca Allaha mahsustur. Öyleyse Allah ile beraber başka hiç kimseye dua etmeyin:


AYET:”(İsra.111)”Ve deki Hamd çocuk edinmeyen mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da ihtiyacı olmayan Allaha mahsustur.’’


AYET:”(Ahzap.56)”Ey iman edenler sizlerde Peygambere selavat getirin ve selam getirin ” Görüldüğü gibi Allah (cc) asla vesileye geçit vermiyor.


KABİRLERDEN KALKIŞ:


Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin anlatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hem de ruhla birlikte olacaktır. İşte AYET:(Nisa.56)”Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar, onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz. Şüphesiz ki Alla(cc) mutlak galiptir. Yegane hüküm sahibidir buyrulur. Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir. Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte


AYET:(Yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir” Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değil midir? Kaldı ki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.


AYET:(Rum.28)” Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olan odur. Bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar onundur.’


AYET:(Kaf.15)”Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.”


AYET:(Hac.6-7)’2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kadirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır.”


AYET:(yasin.80-81)” O Allah ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter.”


SURA ÜFÜRÜŞ


Sayın okurlarım Kuran-ı kerimde ikinci defa sura üfleme ile meydana gelecek gelişmeler. Şöyle açıklanır. Sura ilk defa üfürüldüğünde Kıyamet kopacaktır. Yani bu ilk üfürme dünyayı sona erdirecektir. İşte ayet.


AYET:(zümer.68)”sura üfürülünce Allah’ın dilediğinden başka göklerde ne var yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düşer.” İsrafil’in sura ikinci defa üflemesi ile insanlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşa koşa giderler. İşte ayetler.


AYET:(Yasin.51)”Sura üfürülmüştür. Bir de görürsün ki onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşup gidiyorlar.”


AYET: (Zümer.68)” Sonra ona(sura bir daha üflenecek) üflenecek görürsün ki ölüler dirilip ayakta bakınıp duruyorlar.” İsrafil’in sura iki kez üflemesi arasında geçecek süre kesin olarak bilinmemektedir. Çünkü Ebu Hureyre (ra) dan rivayet edilen


HADİS: Sura iki defa üfleme olayı arasında kırk zaman vardır buyurmuştur. Orada bulunanlar hadisi nakleden Ebu Hureyre’ye Kırk gün mü? Kırk aymı? kırk yıl mı? Diye sormuşlar. O da bilmiyorum demiştir.”(Müslim.fiten.88-ebu Davut .sümre.22) Ölülerin nasıl dirildiğini merak eden İbrahim (as) a ve bütün insanlığa Allah(cc) şöyle cevap vermiştir.


AYET:(Bakara.260)”Bir vakitte İbrahim ölüleri nasıl diriltirsin bana göster demişti. Allah ona inanamadın mı buyurmuştu. Oda hayır inandım fakat kalbim yatışsın istiyorum demişti. (Allah) dedi ki Dört kuş tut onları kendine alıştır. Sonra parçalayıp her parçasını dağın üzerine bırak. Sonrada onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah her şeye üstün yegane hikmet sahibidir.”


AYET:(Bakara.9)” Ey rabbimiz şüphesiz sen geleceğinde şüphe olmayan bu günde insanları toplayacaksın şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez derler.”


AHİRETE İMAN:


Son ve sonra anlamına gelen Arapça bir kelime olan Ahiret ahir kelimesinin müennes şeklidir. Evvel kelimesinin zıddı olarak kullanılır. İslam da öbür dünya manasında kullanılmaktadır. Allahu teale içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerindeki bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır. Bir gün dünya ve ahiretteki bütün insanlar. Canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır. Dağlar, taşlar, yerler, gökler, parçalanacaktır. Bakınız


AYET:(Karia4-5)Allahtan başka tüm alem yok olacaktır.


AYET: (Rahman.27)Bu hadiselerin meydana geldiği günü Kuran zelzele saati(Hacc.2)Kıyamet günü.(kıyame.1)diye adlandırır. Kıyamet gününden sonra Allah’ın taktir ettiği bir zamanda insanlar yeniden hayat bulacak kabirlerinden kaldırılacak ve mahşer denilen düz bir sahada(Hicr.25) hesabı süratle gören Allah’ın (Ali imran.19) huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını(Hakka-19-37)vermek üzere toplanacaklardır. (Casiye.26) Hesapların görülmesinden sonra bir kısım insanlar iyilikleri nedeniyle Cennete diğerleri ise Cehenneme gireceklerdir.


AHİRET 24 (MÜNKER VE NEKİR)


İşte bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaren bitmez tükenmez bir halde devam edecek olan aleme Ahiret alemi denir. En son ve en mükemmel din olan İslam’a göre (maide.3) meydana geleceği ayet(bakara.4) ve hadis ile(tecridi sarih .44) Ve bütün ümmetin fikir birliği ile kesin olarak Ahiret gününe inanmak imanın şartıdır. Ve farzdır; Ahiret günü denilince Bu alemin hepsinin yok olması ve hayatın tamamı ile sona ermesi ahiret hayatının başlaması anlaşılır. Ahiret hadiselerine gelince de şu 9 şey akla gelir.


1-Canlılar için ahiret hayatının başlangıcı olan berzah (KABİR) hayatı.


2-Sura üfürülmesi ve herkesin tekrar dirilerek kabirlerinden kalkıp MAHŞER de toplanması.


3-Dünyada iyilik ya da kötülük cinsinden yapılan işlerin kaydedildiği AMEL DEFTERİ nin sahiplerine okunması


4-İyilik ve kötülüklerin tartıldığı MİZAN (terazi) nın kurulup amellerin tartılması.


5-Bütün insanların üzerlerinden geçmeleri mecburi olan SIRAT KÖPRÜSÜ nden geçilmesi.


6-İmanlı ve ameli iyi olanların gideceği CENNET.


7-İmansız ve ameli iyi olmayanların gideceği CEHENNEM.


8-Peygamberimizin ve seçkin müminlerin başında bulunacağı KEVSER havzı.


9-Peygamberimizin müminlere ŞEFAAT i gibi hadiseler hatıra gelir.


MÜNKER-NEKİR:


Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melek. Bunların Münker ve Nekir diye isimlendirilmesi her ikisinin de aşina olmadığımız garip bir surette olmalarındandır. Ehli sünnete göre Münker ve Nekir ölen kişiye rabbini, Peygamberini sorarlar. Mümin kişi bu sorulara cevap verir. Ama Kafir veremez. Bu husustaki hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir. Ve melekler sorularını yöneltirler.


HADİS: Hz peygamber(sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.” Ölü defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker ötekine Nekir denir. Ölüye Resulullah hakkında ne diyorsun? Diye sorarlar. O da Kelime-i şehadeti getirir. Sonra melekler kabri 70*70 zira kadar genişletilir. Ve aydınlatılır. Sonra ona yat denir. Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan güveğinin uyuması gibi uyu derler. Böylece yattığı yerden Allah(cc) tekrar onu diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise insanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim bilmiyorum der. Meleklerde arza onu sıkıştırın derler. Arz onu sıkıştırınca kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden diriltinceye kadar azap devam eder.(tirmizi.70)


AYET: (İbrahim .27)”Allah iman edenleri dünyada da Ahirette de değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zalimleri ise saptırır. Allah(cc) dilediğini yapar.” Ayette geçen Ahiret hayatından maksat kabir hayatı, sözden maksat ise Kelimei şehadettir.


KABİR AZABI


HADİS: ”Allah iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar. Ayeti kabir azabı hakkında indi. Ölüye kabrinde senin rabbin kim? diye sorulur. Oda rabbim Allahtır. Peygamberim Muhammet’tir diye cevap verir.(ibni mace. zühd.32-buhari tefsir.14) Kafirler ise sürekli kabir azabı görürler.


AYET: (Mümin.46)”Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün azabın en ağırına sokun denir.”


Azabın mahiyetini daha derinlemesine görelim. Otorite sahibi tarafından yapılan işkence, eza, cefa, beden ve ruha tesir eden eziyet demektir. Bir terim olarak Allah’ın günahkarlara Dünya veya Ahirette vereceği ceza ve sıkıntıya azap denir. İslam’da azap dünyevi ve uhrevi olmak üzere ikiye ayrılır.


1-DÜNYEVİ AZAP:


Yüce Allah İmandan uzaklaşan, gönderdiği peygambere itaat etmeyen; Allaha isyan eden kavimleri helak etmiş; onları Dünyada azaplandırarak sonraki nesillere ibret yapmıştır. Hz Nuh kavminin sular altında kalması; Ad ve Semut kavimlerinin başına gelen felaketler. Nemrut ve Firavunun helak oluşu Lut kavminin yere batırılması Dünyadaki azaba örnek olarak verilebilir. Bunlar Kuran-ı kerimde ibret için zikredilen kıssalardır. Dünyevi azabın birde eziyet, sıkıntı, fakirlik, v.b şekillerde imtihan amacıyla karşılaşılan şekli vardır. Bu imtihanın gayesi insanın sabır ve tahammül gücünün ölçülmesi; buna karşılık günahların affedilmesi yada manevi derecesinin yükseltilmesidir. Nitekim Kuran-ı kerimde


AYET:(Bakara.155) bu husus açıklanmaktadır. Buna göre dünyadaki bazı sıkıntı ve ızdraplar. Ahirette sevaba dünya hayatının sonraki yıllarında refaha dönüşebilmektedir. Kafirler için ise dünyadaki azapta ahiretteki azapta aleyhlerinedir. Nitekim.


AYET:(Bakara.114-Hacc.9 )”Onlar için dünyada rezillik ve aşağılık Ahirette de elem verici azap ve cehennem azabı vardır.”


2-AHİRET AZABI:


Ahiret azabı, kabir azabı ile başlar. Nitekim işte


AYET: (Taha.114)”Kim benim zikrimden(Kuran) yüz çevirirse o kimse için (kabirde) dar sıkıntılı bir yaşayış vardır. Biz onu kıyamet gününde kör olarak haşr ederiz. O şöyle diyecek Ey rabbim beni niçin kör olarak haşrettin. Halbuki ben daha önce görüyordum. Allah(cc) diyecek bu böyledir. Çünkü sen sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun bugünde unutulma sırası sendedir.”


HADİS: ”Hz peygamber(sav) Salih kullar için kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olacağını günahkarlar için ise cehennem çukurlarından bir çukur halini alacağını bildirmiştir.(Tirmizi, Kıyame .26)


HADİS: ”Allah Resulu şöyle buyurmuştur. Sizden biriniz vefat ettiğinde sabah ve akşam ona kendi makamı gösterilir. O kimse cennetlik ise cennete gireceklerin makamı cehennemlik ise cehennemin hücrelerinden bir yer gösterilir. Ve ona burası senin ebedi durağındır. Kıyamet günü buraya gönderileceksin denir.(Tecridi sarih.ter.6789)


Kıyamete kadar bu şekilde sürecek bir kabir hayatı sonunda mahşer yerinde hesap ve mizandan sonra sevapları günahlarından fazla gelenler cennete, az gelenler ve Kafirler ise cehenneme gireceklerdir. Kuran-ı kerimin birçok ayetinde Cehennem azabından bu azabın şiddetinden söz edilir.


GERÇEK MÜFLİS KİMDİR?
HADİS: Resulullah (sav) müminlerin hesap günündeki durumunu şöyle dile getirir. Mümin kıyamet günü rabbine öyle yaklaştırılır ki Artık Rabbi onun sırrını mahşer ehlinden saklamış olur. Sonra bütün günahlarını ona ikrar ettirir. Şunu işlediğini sen bilir misin? diye sorar. O da bilirim der. Şüphesiz ben senin işlediğin günahları dünyada senin için örttüm. Bugünde günahlarını affediyorum buyurur.(müslim,tevbe.52.ibnimace.mukaddime.13) Bu delillerden açıkça anlaşılıyor ki; Dünyada iken Allaha ve Ahiret gününe inanan, onun emirlerine uyan yasaklarından sakınan ve Salih amel işleyen müminler kolay bir hesaptan sonra Allah’ın kendilerine mükafat olarak hazırladığı nimetlere kavuşacaklardır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus. Tüm Müslümanların korkulu rüyası olan gizli günahların Kıyamet gününde herkese açıklanacağı bilgisinin yanlış olduğunu Allahın rahmeti ile Dünyada gizlediği günahları mahşerde de gizleyeceğini öğrenmiş olduk sanırım bu sayın okuyucularımı rahatlatmıştır.
HADİS: Peygamberimiz(sav) bir gün ashabına MÜFLİS Kimdir? diye sorar. ashab zengin iken bütün malını kaybedene müflis iflas etmiş denir dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz(sav) Hayır asıl müflis Kıyamet gününde namaz, oruç ve zekatla gelip te şuna sövmüş, buna iftirada bulunmuş, bunun malını yemiş, bunu kanını dökmüş, başkasını döğmüş, velhasıl kul hakkıyla gelmiştir. Şuna buna sevaplarından verilecek şayet davası görülmeden sevapları biterse onların günahlarından alınarak kendisinin üzerine yüklenecek sonra cehenneme atılacaktır.((müslim,birr.59)


Sayın okurlarım bu hadisi şerif son derece önemli lütfen tekrar tekrar okuyalım. Dünyada çalışırsın zengin olursun sonra herhangi bir sebepten malın mülkün gider iflas edersin. Ancak nihayetinde yine zengin olma şansın olduğu gibi; olmasa bile 50-60 yaşında öleceksin nasıl olsa yani dünyadaki iflas çokta önemli değil ama ya Ahiretteki iflas öylemi? Bir kere telafisi mümkün değil. Yani dünyaya tekrar geri dönme şansın yok daha önemlisi ebedi bir iflas sonu yok hem de ebedi cenneti kaçırarak cehennemde kalmak ne korkunç bir son Allah’ım hepimizi bu iflastan korusun. Peki ahirette iflas niçin oluyor kul hakkından dolayı. Hakkını yediğin kul senden alacağını alacak yani yaptığın sevaplarından alacak Ahirette sermaye para mal değil orda sermaye Salih ameldir. Dünyada iken namaz kılmışsın beşi beş yapmışsın, zekat vermişsin, oruç tutmuşsun hacca gitmişsin, iyilik yapmışsın yani İslam’ın emrettiği bütün ibadetleri fazlasıyla yapmışsın. Fakat bunun yanında, dedikodu yapmışsın, birine iftira atmışsın, birinin hakkını yemişsin, alay etmişsin, kibirlenmişsin, laf taşımışsın, yalancı şahitlik yapmışsın, kalp kırmışsın, hor görmüşsün, lakap takmışsın, küçük görmüşsün, kıskanmışsın, adamın malına zarar vermişsin kısaca kul hakkı yemişsin fakat tabi bu yaptıkların aklında yok ben diyorsun kesin cennetliğim o da ne eline amel defterini alıyorsun ki işlediğin sevapların hiçbiri yok ;üstelik hiç işlemediğin günahlarla dolu defter. Ve defterde cehennemlik yazıyor. Tabi hemen itiraz edeceksin bunda bir yanlış var. Hayır denilecek bunda bir yanlış yok. Defter senin defterin senin yaptığın ibadetleri, hakkını yediğin kişilere verdik bitti. Hatta yetmedi o kişilerin günahını da sana yükledik. Hadi cehenneme denilecek. Sayın okurlarım aman ha sakın kul hakkı yemeyelim görüyorsunuz Allah(cc) ona karşı olan günahları affediyor ama kul hakkını asla! Aman dikkat.


AMEL DEFTERİ: İnsanın Dünya hayatında yaptığı iyi ve kötü bütün işlerin sözlerin kayıt edildiği defter. Bu defter sesli bir film misali insanın her türlü hal ve hareketlerini, konuşmalarını, mimiklerini zapt eden bir defterdir. Bu kayıt ve zabıtlarla insan ahirette hesaba çekilecek bu defter insanın leh veya aleyhinde bir şahit olacaktır. Kuranda bu deftere kitap denir. Dünya hayatında devamlı olarak insanla beraber bulunan ve onun yaptıklarını yazan meleklere hafaza melekleri, Kiramen katibin veya Rakib atid denilmiştir. Her insana kendi amel defteri ahiret gününde verilecek ve insan kendi yaptıklarını orada bizzat görüp okuyacaktır. Defteri sağ tarafından verilen kimseler, cennetlik bahtiyarlar. Sol tarafından verilecek veya arka tarafından verilecek kimseler ise cehennemlik bedbahtlar olacaklardır. Hesabı sağından verilenlerin hesabı ya çok hafif olacak ya da onlar hiç hesaba çekilmeyeceklerdir. Hesabı solundan veya arkasından verilenler ise çetin bir hesapla karşılaşacaklardır. Nitekim ayette


AYET: (vakıa .41-46) ”Defteri sol tarafından verilen günahkarlara gelince onlar ne acıklı durumdadırlar. Onlar ateşin alevi ve kaynar su içindedirler. Birde üzerlerinde Cehennemin kapkara dumanı olan bir gölge vardır. O gölge ne serindir ne mülayim çünkü onlar dünya hayatında zevklerine düşkün kimselerdi.”


Sayın okurlarım İslam’da azap ilahi adaletin gerçekleştirilmesi içindir. Dünya hayatında uygulanan ceza ve azaplar. Hukuki müeyyidelerdir. Buda toplum içinde işlenebilecek kötülük ve suçların önlenmesi ve diğer insanlara bir ibret teşkil etmesi içindir. Ahiret azabı müminler için geçicidir. Bu geçici azabın sonunda Allah’ın bir lütfu olarak cennet nimeti verilecektir. Allah’ın bütün emir ve yasaklarının hak olduğuna iman eden yegane din ve nizamın onun dini nizamı olduğunu kabullenip bütün emir ve yasaklarının yeryüzünde uygulanması gerektiği, inancında olan; Allaha hiçbir şekilde şirk koşmayıp, ancak bazen insani fıtrat gereği olarak günah işleyen kimseler. Bu günahlarının karşılığı olarak cezayı çektikten sonra ebedi azaba çarptırılmayıp af edilirler. Zira ayette bildirilmiştir. İşte ayet.


AYET: (Nisa.48) ”Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.”


Buna göre küfrün dışında kalan diğer günahlar Allah’ın iradesine kalmış bir husustur. O isterse bağışlar isterse azap eder. Fakat onun emir ve yasaklarını dinlemeyen Kurana sırt çevirip hükümlerin uygulanamayacağını söyleyen veya böyle inananların düşüncesini paylaşan insanlar, küfürde olacağı için ebedi azaba çarptırılacaklardır.


SADAKA-İ CARİYE


Amel Allah rızası için olacak ve insan bu amelinin karşılığını yalnız Allahtan isteyip Allahtan bekleyecektir. İnsanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için yapılan ameller asla ameli Salih değildir. Zira buradaki niyet bozukluğu insanı ihlassızlığa ve riyaya götürür. Riya için yapılan hiçbir amelide Allah(cc) kabul etmez. Ameli Salih sırf Allah’ın rızası gözetilerek yapılmış bir amel olursa kişinin duasının kabul olmasına sebep ve vesile olabilir. İnsan sıkıntılı anlarında daha önceden yapmış olduğu Salih amelden dolayı Allah’ın izniyle sıkıntıdan kurtulabilir. Bu hususta müttefegun aleyh olarak nakledilen sahih hadis meşhurdur.


HADİS:” Mağaraya sığınan 3 adamın işledikleri Salih amellerden dolayı mağaradan nasıl kurtulduklarını peygamberimiz(sav) bize haber veriyor. bakınız(buhari.edep.5- müslim.zikr.100) işte bu hadiste bizler için ibretler mevcuttur. Kişi sıkıntıya girebilir. O anlarda Allaha dua ederken zikretmesi gereken ameli salihi bulunmalı o güne kadar kişi amel defterine bu türden ameller kaydettirmelidir. İhlasla yapılan amel inciye benzer ne kadar küçük olursa olsun yine de kıymetlidir. Nitekim bu hususta Kuran-ı kerimde AYET:(Maide-35) Allah(cc) kendisine ulaşmamız için vesileler aramamızı emreder.” vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allah’ı razı edecek Amel v.b dir. Vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allah’ı razı edecek ameldir. (ibni kesir.tefsir.2.63) Hayırlı evlatta ameli salih cümlesinden sayılmıştır. Hayırlı evlat yetiştirmek Müslümanlar için son derece önemlidir. nitekim peygamberimiz(sav)


HADİS: İnsan ölünce ameli kesilir, ancak 3 şey müstesna (onlar yazılmaya devam eder.)


1-Sadakai Cariye : İnsanların istifade ettiği çeşme yol ,hastane, okul, cami. v.b şeyleri yapan yapımına katkı sağlayan, önderlik yapan, sebep olan, vesile olan Müslüman o eserler ayakta kaldığı müddetçe ve kullanıldığı müddetçe o eserin sevabından pay alır. O kadarki ölse bile sevap hanesine yazılmaya devam eder.


2-Kendisinden istifade edilen ilim: Bir Müslüman okutmuş olduğu veya okutulması sağladığı öğrencinin o öğrendiği bilgileri yerine getirip ibadet ettikçe veya iyilik yaptıkça o öğrencinin aldığı sevaptan eksiltilmeyerek aynısı onu okutan veya okutturana sevap olarak yazılır. O kadar ki ölmüş olsa bile bu sevap kesilmez. Yazdığı kitap, film, v.b eserlerde böyledir. O kitabı okuyup ta güzel amel işleyen ve iyilik yap.


kişinin aldığı sevabın aynısı kitabı yazana veya kitabın çıkmasına vesile olana yazılır. Bu sevap yine kabirde de devam eder.


3-Hayırlı evlat: Kişinin evladı hayır işledikçe dua ettikçe iyilik yaptıkça yine hiç eksilmeden ana babasına sevap olarak yazılır.(Ebu Davut. vesaya.14.ibni mace,mukadddime.20) Evlatların ameli Salih olacak şekilde yetiştirilip ardımızdan bizlere hayır dua edip bırakılması önemli görevlerimizdendir. İman güneşten uzak kapalı bir kutuda yetiştirilmeye çalışılan çiçek misali sadece kişinin iç dünyasında gizlenip kalamaz. Böyle bir iman yok olmaya mahkumdur. O ancak Salih amellerle beslenip kuvvet kazanır ve hayat bulur.


AYET: (Enbiya.105)'' Allah yeryüzüne Salih kullarım varis ve hakim olacaktır diye hükmetmiştir.''


HÜSNÜ HATİME(GÜZEL SON)


Sayın okuyucularım o halde hüsnü hatime nedir? Ve hüsnü hatimeye ulaşmak için ne yapmak gerekir bunu biraz açıklayalım.


HÜSNÜ HATİME: Güzel son, güzel sonuç, güzel ölüm anlamındadır. Güzel sonuç iman ile ölmekle mümkün olur.


Sayın okurlarım müminin canı çok kolay çıkacaktır. İşte


AYET:(Naziat.2)''(Vennaziati neşta)''Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.''


Bu ayet nazil olunca sahabeler ya Resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyor da insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında Peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.


HADİS: Aradığınız cevap Yusuf suresindedir. Bu surede emirin kölesi olan hz. Yusufun güzelliğine Emirin karısı Züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyha’nın arkadaşı olan kadınlar Züleyha’nın dedikodusunu yapıyor. Koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine Züleyha bu kadınları çay partisine çağırır. Her birinin eline birer elma ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister. Kadınlar tam elmaları soyarken. hz Yusuf’u karşılarına çıkarır. Hz Yusuf’un o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında her şeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirler ki elmayı soyalım derken ellerini bıçakla keserlerde farkına varmazlar.


Sayın okurlarım Yusuf ve Züleyha olayı kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET:(Yusuf.31)''Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti. Koltuklar hazırladı geldiklerinde her birine bıçak verdi. Yusuf’a yanlarına çık dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşırıp ellerini kestiler. Ve Allah’ı tenzih ederiz . Ama bu insan değil ancak çok güzel bir melektir dediler.''


İşte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracak ki ölüm acısını hissetmeyecek canının çıktığının farkına bile varamayacaktır.''


AYET:(Nâziât: 3)“Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere!”


Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere müminlerin canlarını aldıktan sonra, onlarla birlikte fezâda yüzüp giderler. Hüsnü hatime ile ölen müminlerin bir mükâfatı da meleklerin iltifatlarıdır.


AYET:(Nahl: 32) “Onlar meleklerin: ‘Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!’ diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir.”


AYET:(Vâkıa: 88-89) “Ölen kişi Allah’a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti var.”


AYET:( (Fecr: 27-30) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan razı, O senden razı olarak dön Rabb’ine. Gir Salih kullarımın içine, gir cennetime!”


Bu hitap ona hem vefat anında hem de kıyamet gününde müminler söylenecektir.


AYET: (Vâkıa: 90-91)“Eğer sağcılardan ise; ‘Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!’ denir.”


Can boğaza gelmiş durumdaki mümin o selâmı alınca rahatlar, dostluğun ünsiyetini hisseder.’’


HADİS: Müminlerin canlarını ise şefkat ve merhametle ve yumuşaklıkla, rahatça ve usulca, sanki çözülmesi kolay bir düğümü çözer gibi kolayca alırlar. Cennetteki varacağı yer kendisine gösterilmeden hiçbir mümin ruhunu teslim etmeyecektir(Buhari)


HADİS: ‘’Mümin öleceği vakit, rahmet meleklerini görür, can verme acısını duymaz. Ruhu tereyağından kıl çeker gibi, kolay çıkar, nimetlere kavuşur.) [Bezzar]


HADİS:’’Ölüm, mümine en kıymetli hediyedir.) [Taberani]


HADİS: Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir (bk. Tirmizî, Cenaiz, 70).


Allahü Teâlâya kavuşmayı isteyen mümin, ölümü kötü görmez. Çünkü ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. Cenneti seven ve ona hazırlanan ölümü sever. Çünkü ölüm olmayınca Cennete girilmez.


Dünya hayatı rüya gibidir. Ölüm uyandırıp rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Hadis-i şerifte,


HADİS: (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. (Sefer-i Ahiret)






PEYGAMBERİMİZ(SAV) MÜMİNİN ÖLÜMÜNÜ ŞÖYLE ANLATIR


İman sahibi kişinin ruhunu Azrail alırken, yanında rahmet melekleri bulunur. Mümin insanın ruhu alınırken, ona cennetteki yeri gösterilir. O cennetteki yerini temaşa ederken ruhunun kabz edildiğinin farkına varmaz. Hadislerde şöyle anlatılır:


HADİS: Mümin kul Ahiret yolculuğuna çıkarken, gökten ışık saçan melekler iner. Yanlarında cennet elbiselerinden bir elbise ile hunut olur. O kulun görebileceği yere otururlar. Azrail (as).de başucuna oturur ve 'haydi ey temiz ruh Allah'ın mağfiret ve rıdvanına doğru rahatlıkla çık' der. Azrail (as) bedenden çıkan ruhu alınca, rahmet melekleri ruhu ellerindeki elbise ve hunuta sararlar. Güzel kokular sürüp, sevinçle semaya çıkarlar.


1.Semada kimsin diye sorulur. Rahmet meleklerin başında olan Cebrail; ben Cebrailim yanımdaki filan oğlu filan diyerek o kişiden övgüyle bahseder. Dünya seması melekleri 'o iyi bir kişidir, inancı tamdı, şüphesi yoktu ' diyerek geçişine izin verirler. İkinci semaya çıkarlar.


2.Sema melekleri de, namazlarını ve bütün farzlarını eda ederdi derler. Üçüncü semaya geçerler


3.Sema da; malının hakkını muhafaza edip zekatını seve seve verirdi derler. Dördüncü semada,


4.Semada orucunu tutup, haram yemekten kaçındı, kendini muhafaza etti denilir. Beşinci semada;


5.Semada farz olduğunda Allah için hac vazifesini yerine getirdi derler. Altıncı semaya


6.Semada çıktıklarında; seher vakti istiğfar etti, çok sadaka verdi, yetimlere yardım etti denilerek karşılanır.


7.Semada Celal Perdelerinin olduğu makama varırlar. Orada hoşca karşılanıp cennet ile müjdelenir. Oradan Sidretül Müntehaya giderler. Orada; her iyiliği Allah rızası için yapan kul, hoş ve sefa geldin denilerek karşılanır. Daha sonra; ateş tabakasından, nur, zulmet, su ve kar tabakalarından ve soğuk denizden geçerler. Sonra perdeler açılır. Bu perdeler seksenbin adettir ve her perdede de seksen bin şerefe vardır. Perde arkasından bu getirdiğiniz ruh kimdir diye sorulur. Cebrail AS. Filan oğlu filan der. Allah "yaklaştırın sen ne güzel kulumsun" buyurur ve Allah onu affeder. Allah'ın huzuruna arif ve evliya kullarının dışında ulaşan olmaz. Diğer insanlar ise, yaptıkları amele göre ya perdelerden ya da sema kapılarından geri çevrilirler. Geri dönerlerken, Allah "Kulumun dosyasını tescil edin. Onu yere iade edin. Onları ben yarattım, oraya iade ederim, sonra tekrar oradan bir kere daha çıkaracağım "diye buyurur.


Sonra ruh cesede iade edilir. Kabre; Münker ve Nekir adında iki melek gelir ve sorarlar:


Rabbin kim? Kul şaşırmadan Allah der


Dinin? Kul; İslam der


Nebin? Kul; Hz. Muhammet, O Allah'ın resulüdür der.


Nereden bildin? Kul; Allah'ın kitabı Kuranı okudum. Ona iman ve tasdik ettim der.


O sırada; Kulum doğru söyledi. Cennetten bir yatak getirip altına serin, cennet elbiseleri giydirin ve cennete bakan bir pencere açın buyrulur.


Sonra o kişinin kabri enine ve boyuna genişler. Cennet kokuları gelmeye başlar. Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe gibi olur.






RABBİM HÜSNÜ HATİME İLE ÖLMEYİ CÜMLE ÜMMETİ MUHAMMEDE NASİP EYLESİN


KABİR HAYATI (ALEMİ BERZAH)


Kıymetli okuyucular kabir hayatını inkar edenlere kapak olsun diye kabirle ilgili ayetlerden bazılarını paylaşmayı uygun gördüm. Bu konuda yüzlerce hadis-i şerif olduğu halde yazının uzamaması için hadis koymadım.


Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.


Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.


AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’


AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’


AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”


AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’


AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’


AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’


AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’


AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’


AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’


AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’


AYET: Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’


AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’


BU KADAR AYET OLDUĞU HALDE KABİR HAYATINI İNKAR EDENLER HALA BEN MÜSLÜMANIM NASIL DİYOR ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL


KABİR YA CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE YA DA CEHENNEM ÇUKURLARINDAN BİR ÇUKURDUR


Kardeşlerim Kabir hayatı hakkında birçok soru ve görüş geldi. Bunları tek tek cevaplamam mümkün değil o nedenle toplu olarak cevaplıyorum. Kusura bakmayın. Kabir hayatını inkar eden kardeşlerimin bir çoğunun sadece bir tefsirciye, bir Alime inanıp bu konuda ki onlarca alime itibar etmediklerini görüyorum. Kardeşlerim lütfen Birine takılıp kalmayın insan hata eder. O Alimde hata edebilir. Lütfen Alimlerin doğrularını alınız, hatalarını bırakınız. Bu şekilde hem o Alime hem kendinize büyük iyilik yapmış olursunuz. Ne yazık ki toplumumuzda takım tutar gibi tarikat tutma, Alim tutma, mezhep tutma, siyaset tutma hastalığı var. Halbu ki takımınız küme düşerse de sorun yok yine tutun. Nihayet size bir şey kaybettirmez. Ama tuttuğunuz siyasi parti eğer sizi dininizden uzaklaştırıyor, Memleketinizi fakirleştiriyor ise felakettir. Aynı şekilde peşinden gittiğiniz tarikat, mezhep, alim sapıksa sizin hem Dünyanızı hem Ahiretinizi mahveder. Aman dikkat.


AYET: (İsrâ - 85)"De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir."


Kıymetli okuyucularım yukarıdaki ayeti göz önüne alarak yazıyı okuyun lütfen.


KABİRDE MÜMİNLER CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇEDEDİR


AYET:(Meryem- 15 )’’ Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi.’’


AYET:(Meryem- 15 )’’ Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!


Ne mutlu ana babasına iyi davrananlara


AYET:(Nâziât: 3)“Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere!”


Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere müminlerin canlarını aldıktan sonra, onlarla birlikte fezâda yüzüp giderler.’’


Bu ayet ölen müminlerin kabirde huzur ve sukunet içinde yaşayacaklarına ispat değil midir? Hüsnü hatime ile ölen müminlerin bir mükâfatı da meleklerin iltifatlarıdır.


AYET:(Nahl: 32) “Onlar meleklerin: ‘Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!’ diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir.”


AYET: (Vâkıa: 90-91)“Eğer sağcılardan ise; ‘Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!’ denir.”


Bu ayetler müminin daha canını alırken ona cenneti gösterdiğini ispatlamıyor mu?


AYET:(Vâkıa: 88-89) “Ölen kişi Allah’a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti var.”


AYET:( (Fecr: 27-30) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan râzı, O senden râzı olarak dön Rabb’ine. Gir salih kullarımın içine, gir cennetime!”


Bu hitap ona hem vefat anında hem de kıyamet gününde müminler söylenecektir.


AYET:(169-170)’’ Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.’’


Bu ayet şehitlerin kabirdeki rahatlığını ispatlamıyor mu?


KABİRDE AZAP OLDUĞUNA DAİR AYETLER


AYET:(Müminun-99)’’ Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: Rabbim! der, beni geri gönder;


AYET:( Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.


AYET:(İnfitar 4)’’ Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,


AYET:( İnfitar 5)’’ İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.’’


Bu ayetler kabir hayatını ispat etmiyor mu? Nasıl oluyor da bu ayetleri kabir hayatı yoktur. Diye delil gösteriyorsunuz.


Bu ayet yani İnfitar 5. ayet aslında Peygamberimiz(sav) in HADİS:"Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur."(bk. el-Akidetu’t-Tahaviye,1/169; Ahmed b. Hanbel, el-Akide, s.64-76; el-lalekâî, İtikadu ehli’s-sünne, 1/156, 158, 166-şamile).


AYET:( Adiyat-9)’’Kabirlerde bulunanların diriltilip dışarı atıldığını düşünmez mi?


AYET:(Ali İmran-185)’Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günnü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.


AYET:Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun denir.’’


Kıymetli okurlarım Bu (Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.)hadisine ters değildir. Bu şuna benzer sizi polisler evinizden aldı götürdü. Nezarethaneye attı. Suçunuzu bilmiyorsunuz. Sonra Hakim karşısına çıktınız. Hakim neyle suçlandığını size açıkladı. İşte bu ayetlerde buna benzer. Siz kabirde azap çektiniz. Veya huzur buldunuz. Kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğuna dair birçok ayet vardır. İnsanlar kıyamet gününde kabirden kalktığında kabir de azaba veya nimete uğramalarının sebebi onlara açıklanacaktır. Tıpkı tutuklanan kişiye tutuklanma sebebini Hakimin açıklaması gibi. Biri size yüklü bir para verdi, veya ziyafet verdi, ama sebebini bilmiyorsunuz. O na sormaz mısınız veya o size anlatmaz mı? İşte İnfitar- 5 inci ayetini Adiyat-9, Ali İmran-185, Mümin-46 böyle anlamak gerekir. En doğrusunu Allah(cc) bilir.


AYET:( Tövbe -101)’’ Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.’’


Bu ayette münafıkların 3 kez azap görecekleri açıklanmaktadır. Bu azaplardan biri kabir azabı değil midir?


HADİS: İmam Buharî bu üç ayeti kabir sorgusu ve azabı için delil olarak zikretmiştir.(bk. Buharî, Cenaiz, 87).


AYET:( Tur-47) )’’ “Muhakkak ki o zalimlere bundan başka azap da vardır.”


HADİS: Abdullah b. Abbas’a göre, “Muhakkak ki o zalimlere bundan başka azap da vardır.”(Tur, 52/47) mealindeki ayette de kabir azabına işaret edilmektedir.[bk. Beyhakî, İsbatu azabi’l-kabr (Kabir azabının ispatı), 1/63]


AYET:( Taha-124) ’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’


AYET:( Taha-125)’’ O zaman: 'Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim' der.’’


AYET:( Taha-126)’’ Allah: 'Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun' der.


Görüldüğü gibi Kafir gözü gören olduğu halde öldükten sonra gözü kabirde kör edilecek ve kabirden kör olarak çıkarılacaktır.’’


Kafir bunun sebebini sorduğunda da ayetlerimizi inkar ettiğin için denecektir.


Rabbim bizi ayetleri inkar eden, kabirde kör edilen ve kabirden kör olarak diriltilenlerden eylemesin. Amin.


AYET:( Secde-21)’’ En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler’’


AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’


SAYIN OKURLARIM OKUMAN BİTTİĞİNDE BAŞTAKİ AYETİ HATIRLA AYET:(İsrâ - 85)"De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir."


BİZE DÜŞEN HAKKINDA AZ BİLDİĞİMİZ ŞEYİ İNKAR ETMEK DEĞİL KABULLENMEKTİR.


HESAP GÜNÜ:


Allah tarafından insanların bu dünyada iken yaptıkları iyilik ve kötülüklerinden dolayı Ahirette hesaba çekileceklerine dair dikkat çekilen günün adı. Din günü, ceza günü ile hemen hemen aynı manaya gelir. Hesap gününe iman etmek İslamiyetin inanç esaslarından birini teşkil eder. Bu günün hak olduğu birgün mutlaka gerçekleşeceği Kuran la sabittir.


AYET: (İbrahim- 51)'' Allah herkesi kazandığının karşılığı olmak üzere (diriltecektir) şüphesiz Allah(cc) hesabı çabuk görendir.


AYET:''(Araf.6)''Elbette kendilerine peygamber gönderilenlere de gönderilmiş olan peygamberlere de soracağız ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Zaten biz onlardan uzak değiliz.'' Ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki sorguya çekilmesi gereken herkesin hesap günü ifadesi alınacaktır. Her ümmete peygambere itaat edip etmedikleri her peygambere de tebliğ vazifesini yapıp yapmadığı ve ne gibi zorluklarla karşılaştıkları sorulacaktır.


AYET: (ZİLZAL.6) O gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilmek için bölük bölük dönerler.


AYET:(mümin.17)''Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah(cc) hesabı çabuk görendir.


AYET: (Ali İmran 30)''Herkesin yaptığı her hayrı işlediği her kötülüğü önünde hazır bulunacağı gün yaklaşmaktadır. O gün kişi kendisiyle yaptığı kötülükler. Arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah(cc) sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor.''


AYET: (Zilzal 7-8)'' Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür kimde zerre kadar şer işlerse onun karşılığın görecektir.''


O dehşetli hesap gününde Allah’ın mümin kullarına korku yoktur. Onlar mahzunda olmayacaklardır. Dünyada iken yaptıklarına karşılık Rablerinin kendilerine hazırladığı nimetlere sevinç içinde kavuşacaklardır. Kuran-ı kerim bu hususta şöyle buyurur. AYET:(Bakara.629)''Şüphesiz iman edenlerle Yahudilerden Hiristiyanlardan ve Sabbiilerden Allaha ve Ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için. Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi üzülmeyeceklerde’’ Onlara şöyle söylenecek


AYET: (Sad.53) ''İşte bu hesap günü için size söz verilendir.'' denilecek ve kolay bir hesaptan geçeceklerdir.


AYET: (İnşikak.7-9)''Kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesapla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.


AYET: (Hakka.19-20)''Kitabı sağ tarafından verilen alın kitabımı okuyun doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum der''. Böylece hak etiği cennete girer.


CENAZENİN YIKANMASI: Cenazenin yıkanmasından, gömülmesine kadar olan işleme hazırlanmak (teçhiz) denir. İslam’da ölen kimsenin bir an önce yıkanması kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınarak toprağa verilmesi gerekir. Bu konuda acele davranmak müstehaptır. Ölü şöyle yıkanır. Yıkanacak ölü teneşir veya yüksekçe bir yere konur.ve dizi ile göbeği göbek arası bir örtü ile örtülür. Teneşir cenazenin yıkanması için yapılan yüksekçe bir masadır. Erkek ölüleri erkekler kadın ölüleri kadınlar yıkar. Ölüyü yıkayan kişiye birisi su dökerek yardımcı olur. Ölüyü yıkamak ona güsül abdesti aldırmaktır. Boy abdesti almasını bilen akıllı baliğ, Müslüman her kişi cenaze yıkayabilir. Yıkayacak kişi eline bir bez aldıktan sonra ölünün avret yerini yıkayıp silip temizler. Bundan sonra ölüye bir abdest aldırır. Abdest aldırırken ağzına burnuna su vermez. Parmakları ile mesh eder. Yüzünü kollarını yıkar. Başını mesh eder ve ayaklarını yıkar. Bundan sonra ölünün üzerine su dökülür. Başı ile bedeni sabunlu su ile temizce yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek sağ tarafı yıkanır. Bundan sonra sağ tarafına çevrilerek sol tarafı iyice yıkanır. Her azayı yıkarken üç defa yıkamak sünnettir. Suyun zor ulaşacağı organlar. Yıkanırken ovularak yıkanmalıdır. Bundan sonra yıkayan kimse cenazeyi oturtur gibi kaldırıp kendisine doğru yaslayarak karnını ovalar. Altından bir şey çıkarsa sadece orayı yıkar, temizler, tekrar abdest aldırmaz ve yeniden bütün vucudu yıkamaz. Böylece yıkama işlemi biten ölü havlu benzeri şeylerle kurulanır ve kefenlenir. Sonra baştan yüzüne güzel kokular sürülür. Secde yerlerine kafur konur. Yıkanırken ölünün saç sakal tırnağı kesilmez. Ölünün kapalı bir yerde yıkanması gerekir. Ölüyü kendisine en yakın bir kimse veya ahlakı iyi olan ve cenaze yıkamasını bilen birinin yıkaması gerekir. Kadın kocasını yıkayabilir. Fakat erkek karısını yıkayamaz. Şişmiş olup dağılmak üzere olan ve dokunulması mümkün olmayan bir ölünün üzerine sadece su dökülmesi yeterlidir. Yıkayan cenazeyi yıkamaya niyet ederek besmele çeker. Yıkama bitince ğufraneke ya rahman (ey merhemetli Allahım bağışlamanı dilerim) der. Müslüman ölünün vucudunun bir parçası bulunması halinde onu yıkamak konusunda alimler arasında ihtilaf vardır. İmam şafii. imam hambel, ibn hazm yıkanır kefenlenir ve üzerine namaz kılınır demişlerdir. İmam şafii '' Bir kuş cemel vakasında mekkeye bir el getirip attı parmağındaki yüzüğünden mekkeliler onu tanıdılar. Bu eli yıkayarak namaz kıldılar.'' demiştir. Ahmet bin hanbel der ki Ebu eyyüp el ensari ölünün sadece bir ayağı oduğu halde Ömer bin hattap ta bir kemiği olduğu halde cenaze namazlarını kılmışlardır. İbni hazm Müslüman ölüsünün hangi parçası olursa olsun cenaze namazı kılınmalıdır, yıkanır kefenlenir der. İmam ebu hanife ve imam malike göre Eğer yarıdan çoğu bulunursa yıkanır ve kefenlenir cenaze namazı kılınır. Eğer yarıdan az varsa yıkanmaz ve namazı kılınmaz demişlerdir.


CENAZENİN KEFENLENMESİ:


Ölü yıkandıktan sonra kefenin ıslanmaması için kurulanır. Kefen 3 çeşittir.


1-KAMİS: Boyun kökünden ayaklara kadar olur yen ve yakası olmaz. Etrafı nakışlanmaz. Diz kapağından aşağıya kadar uzatılır.


2-İZAR: Baştan aşağıya kadar uzun olur.


3-LİTAFE: Baştan aşağıya kadar uzun olur. En üste sarılan kefendir.Üstten alttan bağlanacak şekilde hem uzun hem de geniş olmalıdır. Kadına göre kefen 5 kattır. Erkeklerden ayrı olarak kadında başörtüsü ve göğüs örtüsü vardır. Kefen bulunmazsa elbise ile kefenlenip defnedilebilir. Nitekim sahabelerden bir kısmı elbiseyle kefenlenip defnolunmuştur. Kefenin beyaz pamuklu bezden olması daha faziletlidir. Kefenin içini tütsülemek hoş olur. Kadının saçları örgü edilerek göğsü üzerinde toplanır. Onun üzerine başörtüsü yüzüyle beraber örtülür.


CENAZEYİ KABİRE TAŞIMA
Cenazeyi kabre kadar taşımak bir mümine yapılacak en son hizmettir. Bu taşıma aynı zamanda bir ibadettir. Bilhassa namaz kılınan yerlerde, mezarlıkla namaz kılınan yerlerin yakınlığı durumunda, cenazeyi vasıta ile taşımak zaruret olmadıkça ibadeti terk etmektir. Sünnet üzere cenazeyi dört tarafından dört kişi omuzlarında taşır. Tabutun dört tarafında 10 ar adım taşımak müstehaptır. Daha çok taşımanın sevabı daha çoktur. Önce cenaze sağ ön tarafından, sonra sağ arka tarafından taşınır. Sonra sol tarafına geçilerek sol ön, ve en son sol arkada 10 adım atılır. Böylece 40 adım taşımış olur bu sünnettir. cenazeyi acele götürmekte müstehaptır. Cenazeyi takip edenler luzumsuz yere lakırdı etmezler. Yüksek sesle konuşmazlar. Hatta yüksek sesle zikretmezler. Ve yüksek sesle kuran okumazlar. Ölümü ve ahireti düşünürler. Cenaze kabre konacağında kabre inen iki kişi cenazeyi alarak yüzü kıbleye karşı başı batıya gelmek üzere sağ yanına yatırırlar. ''Bu esnada bismillahi ğala milleti resulullah'' (Allahın adı ile resulullahın dini üzere) derler. Kefenin bürgüsünün baş ve ayak tarafındaki bağları çözerler. Kadını kabre mahremleri indirir. Cenazenin arkasına cesedi toprağın sıkıştırmasından koruyacak tahta veya kerpiç dizilir. Sonra kabir toprakla doldurulup örtülür. Bu arada kabir başında Kurandan bazı sureler okunur. Ve dua edilir. Sonra salih bir kişi ölünün baş tarafında ve yüzü hizasında durup telkin verir.


TELKİN: şöyle yapılır. Cenazeye annesinin ismi ile birlikte 3 kere seslenilir.(Ya Abdullah ibni Ayşe kadınsa ya Fatma binti Aişe denir daha sonra üzkür ma künte ğaleyhi şehadeti enlailahe illallah ve eşhedü enne muhammden ğabduhu veresuluh .veennel cennete hakkun .vennare hakkun .veennessağete atiyetün la reybe fiha ve enne radite billahi rabben ve bil islami dinen.ve bi muhammedin nebiyyen .vebil kabeti kıbleten. vebil kurani imama.Rabbiyellahu lailahe illahu ve ğaleyhi tevekkelttü.vehuve rabbul ğarşil ğazim. Amnetübillahi vemelaiketihi vekütübihi verusulihi vel yevmil ahiri vebil gaderi hayrihi veşerrihi minellahu teala velbeğsu bağdel mevti hakkun eşhedu enlailahe illellah ve eşhedü enne muhammeden ğabduhu veresuluh.)'' Ey Aişe oğlu Abdullah Münker ve Nekir sual melekleri az sonra geldiğinde deki Rabbim Allah, kitabım Kuran, peygamberim Muhammet Mustafa, kıblem kabe, önderim kuran, dinim islam de, Ben Allah’ın varlığına ve birliğine inandım ve iman getirdim. meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, öldükten sonra tekrar dirileceğime, kaza ve kadere inandım ve iman getirdim. Şahitlik ederim ki Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur yine şahitlik ederim ki Muhammet Mustafa (sav) onun kulu ve Resuludur de. İşte telkin budur. Daha uzun veya kısa veya başka çeşit yapılabilir telkin sünnettir. Ölünün evinde yemek vermek, ölü sahibine baş sağlığı dilemek, kabirleri zaman zaman ziyaret etmek sünnettir. Baş sağlığı üç gün sürer sonrası sünnete aykırıdır.


CENAZE NAMAZI: Gusletmiş yıkanmış temizlenmiş musalla taşına konmuş Müslüman bir ölü için Müslümanların abdestli kıble tarafına dönerek kıldıkları bir namaz ve ölü için yapılan bir duadır. Cenaze namazı farzı kifayedir. Yani bir beldede bir kısım Müslümanların bu namazı kılmaları ile diğerlerinin üzerinden bu yükümlülük kalkar. Cenaze namazı hiç kılınmazsa o beldedeki Müslümanlar sorumlu ve günahkar olurlar. Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyette ölünün erkek veya kadın küçük erkek veya küçük kız çocuğu olduğu belirtilir. İmam olan kimse Allah rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye niyet ederek namaza başlar. Ayrıca imamlığa diye niyet etmesi gerekmez. Cemaatten her biri Allah rızası için cenaze namazı kılmaya ve onun için duaya ve imama uymaya niyet eder. Ölü erkek ise şu hazır erkek için, kadın ise şu hazır hatun için, erkek çocuk için veya kız çocuğu için diyerek belirtilir. Eğer cenazenin kadın mı erkek mi olduğunu bilemezse Üzerine imamın namaz kılacağı ölüye; imam ile beraber namaz kılmaya diye niyet edilir. Cenaze namazının rüknü(farzı) tekbirler ve kıyamdır. Bu namazda ruku ve secdeler bulunmadığı gibi Kuran okumak ve teşehhütte (oturma) yoktur. şartları 6 dır.


1-Ölünün Müslüman olması


2-Kendisinin ve konulduğu yerin temiz olması


3-Cemaatin önünde bulunması


4-Vucudunun çoğunun veya başı ile beraber yarısının bulunması


5- Namaz kılacak kişinin ayakta kılması mazereti varsa oturabilir.


6-Cenaze namazında cemaat şart değildir. Yalnız bir Müslüman veya bir kadının kılması ile farz yerine gelmiş olur.


CENAZE NAMAZININ SÜNNETLERİ. 4 tür.


1- İmamın cenazenin göğsü hizasında durması


2- Birinci tekbirde sübhaneke duası ''ve celle senaük '' ibaresi eklenerak okunmasî(Sübhanekellahümme vebihamdik vetebare kesmük veteğala ceddük vecelle senaük velailahe ğeyruk)''Allahım seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ve sana şükranla övgüde bulunurum. Senin ismin çok mübarek ve şanın çok yücedir. En üstün övgüye layık olan sensin. Senden başka mabut yoktur.''


3- İkinci tekbirden sonra selavat getirmek. Salli barik dualerini okumak4-Üçüncü tekbirden sonra dua etmek. Duanın ahirete ait olmasından başka şartı yoktur. yani isteyen istediği duayı yapabilir. Cenaze duasını okumak müstehap ise de bu dua epeyce zor bir duadır üstelik cenaze namazı sık olarak kılınmadığı için unutulabilmektedir. Kaldı ki yanlış okunması da ayrı bir mahzurdur o nedenle bu duayı iyi bilmeyenler. ''(Allahummeğfirli ve lehu velil mümininne velmüminat ) ''Allahım beni ve onu ve bütün müminleri bağışla.'' dese yeterlidir. Kaldı ki duaların en güzeli ve en önemlisi olan Fatiha suresine dua niyetine okumak en güzelidir. Ve en doğrusudur. HADİS: İbni abbas (ra) Cenaze namazında Fatiha okumuş ve bunun sünnet olduğunu peygamberimizin dua niyetine Fatihayı okuduğunu söylemiştir. Bakınız(Buhari. cenaiz.kıratül fatihatül kitap)


Şafii mezhebine göre ise cenaze namazında dua niyetine Fatiha okumak farzdır.


4- selam vermek.


CENAZE NAMAZI NASIL KILINIR?
Fatiha’yı okuduktan sona imam dördüncü tekbiri alır. Ve sesli olarak sağa sola selam verir. Cenaze namazında selam vermek vaciptir. Selam ile ölüye cemaate ve imama niyet edilir. Cenaze namazının başına yetişemeyen kimse hemen iftidah tekbirini alır, imama uyar. Ve diğer tekbirleri imamla beraber almaya devam eder. İmam selam verdikten sonra geçirdiği tekbirleri birbiri ardına kaza eder. Bu tekbirler esnasında herhangi bir dua okumaz. Birkaç cenaze varsa hepsine ayrı ayrı namaz kılmak lazımdır. En erken gelenin cenazesi önce kılınır. Hepsi birlikte getirilmiş iseler. Halk nazarında daha faziletli olanın namazı önce kılınır. Sonra erkek sonra kadın sonra çocuğun namazı kılınır. Hepsine bir tek namazda kılınabilir. yukardaki sıraya göre dizilir. İmam bunlardan birisinin göğsü karşısında durarak namaz kıldırır. Yahut cenazeler tek sıra halinde kıbleye doğru uzunlamasına da konulabilir. Namaz kılmak mekruh olan 3 vakitte yani sabah güneş doğarken, öğlen güneş tam tepede iken yani zeval vakti akşam güneş batarken cenaze namazı kılmak mekruhtur. Anacak bu vakitlerde kılındı ise kazası gerekmez. Kabristanda ve cami içinde cenaze namazı kılınmaz. Ancak imam ve cemaatin bir kısmı cami dışında bir kısmı caminin içinde olursa kılınabilir. Namazı bozan şeyler cenaze namazını da bozar. Sağ doğup ölen çocuğun adı konulur. Yıkanıp kefenlenir. ve cenaze namazı kılınır. Ölü doğan çocuğun ise adı konulur, yıkanıp bir beze sarılır.ve cenaze namazı kılınmadan defnedilir. Ölen gebe kadının karnındaki çocuk hareket ederse kadının karnı yarılarak çocuk alınır. Kasten yada zulmen ana veya babasını öldürenlerin , öldürülmüş eşkiya ve yankesicilerin cenaze namazları kılınmaz. Cenaze namazında cemaat sayısı ne kadar çok olursa sevapta o kadar çoğalır.


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki. Bir cenazenin namazını yüz müslüman kılarak hepsi ona şefaat dilerse kendilerine o kimse hakkında şefaate izin verilir.(müslim.cenaiz.58)


HADİS: ''Bir Müslüman öldüğü zaman cenazesini Allaha hiçbir şeyi ortak koşmayan kırk kişi gelip kılarsa Allah(cc) kendilerine o kimse hakkında şefaat izni verir.(müzslim.cenazi.59)


HADİS: ''Namaz kılınıncaya kadar cenazede hazır bulunan kimseye bir kırat, gömülünceye kadar hazır bulunan kimseye iki kırat sevap vardır. İki kırat nedir diye sorulunca Hz.Peygamber(sav) iki büyük dağ gibi diye cevap vermiştir. İki büyük dağ kadar sevap verilir buyurmuştur.(müslim.cenaiz.52)


HADİS: Cenaze defninde acele ediniz. Eğer ölü iyi kimse ise bu bir iyiliktir. onu bir an evvel kabirdeki hayır ve sevabına kavuşturmuş olursunuz. eğer bu cenaze iyi kimse değilse buda bir ferdir, biran önce omuzlarınızdan atarsınız.(buhari.cenaiz.52)


Yukarıda naklettiğimiz hadislerden de anlaşılacağı gibi cenazeyi bekletmeden defnetmek gerekir. Ölü hakkında iyi yada kötü şahitliği Allah(cc) kabul eder. Bu münasebetle ölüleri hayırla anmak sünnettir. Cenazeye katılmakta büyük sevap vardır. Zaruret halinde gıyabında cenaze namazı kılınır. Nitekim Habeş imparatoru necaşi hicretin 9. yılında vefat ettiğinde Allah Resulu medinei münevvere de onun gıyabında ashabı ile birlikte cenaze namazı kılmıştır. Cenazeyi eşe dosta haber vermek gerekir.


KÜÇÜK KIYAMET ALAMETLERİ
1-İnsanların bina yapmakta birbirleriyle yarışmaları(buhari.fiten.25)
2-İnsanların ölümü temenni etmeleri(buhari.fşten.25.müslim.fiten.53)
3-Cariyenin efendisini doğurması(müslim.iman.1)
4-Hicazda bir ateşin çıkarak Basra da develerin ayaklarını aydınlatması((petrol)(buhari.fiten.24-müslüm.fiten.42)
5- Fırat nehrinin sularının çekilerek nehir yatağından altın çıkması(müslim.fiten.17)
6-İkiside hak iddiasında bulunan iki büyük islam ordusunun birbiriyle savaşması(Buhari.fiten.25.müslim.fiten.179
7- İslami ilimlerin ortadan kalkması cehaletin artması(buhari. fiten.49
8-Deperemlerin çoğalması(buhari. fiten.25)
9- Zamanın kısalması (buhari.fiten.25)
10- Cinayetlerin çoğalması fitnenin zuhur etmesi(buhari. fiden.4.müslim fiden.18)
11- Yahudilerin Müslümanlarla savaşması müzslümanların yahudileri öldürmesi(tecridi sarih ter.8,341 -müslim fiden.79)
12- Zinanın çoğalması açıkça işenmesi içkinin artması kadınların erkeklerden fazla olması(el ali ennasif. tac.5.335)
13-Kahtandan bir kişinin çıkarak insanları asası ile sevk etmesi(buhari.fiten.23) Sayın okurlarım açıklamaya ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde bellidir ki bu küçük alametlerin bir çoğu gerçekleşmiştir. Yalnızca birkaç tane kalmıştır. Buda bize büyük alametlerin görülmesinin yakın olduğunu göstermektedir.


YECÜC VE MECÜC
Sayın okurlarım kıyametin ne zaman kopacağı mahiyeti insanoğlunun en çok merak ettiği, en çok istismar edilen çeşitli spekilasyonların yapıldığı israiyyat, masal, hikaye, müneccimlik ,v.b her türlü şarlatanlığın yapıldığı özellikle kendilerine şeyh dedirterek insanları sömüren insanları kıyametin kopmasıyla ,cehennemle ,korkutarak saf Müslümanların para ve mallarını yiyen onları kendilerine köle yapan, İslam düşmanlarının Kuran düşmanlarının kafirlerin daha da kötüsü; münafıkların; çünkü Allah(cc) gaybı benden başka kimse bilemez; kıyametin kopacağını kimse bilemez diye buyururken Peygamberimiz sorulunca ben kıyametin ne zaman kopacağını bilemem derken. Kendilerini peygamberden üstün gören bu kafir ve münafıklar. sene 1999 da kıyamet kopacak dediler ve insanları korkutarak para ve mallarına kondular şu yazıyı yazdığım tarih 27-12-2010 hala kıyamet kopmadı ancak bunlarda utanmak olmaz şimdide 2020 de kıyamet kopacak diyorlar. Benim saf kardeşim sende inanma artık ne olur. Bak şimdi ayetlerin ve hadislerin ışığı altında sana kıyametin büyük alametlerinden bahsedeceğim bu alametler gerçekleşmedikçe kıyamet kopmaz ne olur artık Allaha inan Kurana inan ne olur. Şu şarlatanları bırak; soyulma şunlara ne olur bir fakire bir yetime ver paranı ne olur sana yalvarıyorum. Allah rızası için ne olur. Sayın okurlarım Ahir zamanda ortaya çıkacak Kıyametin yaklaştığını kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler küçük alametler(alameti süğra) büyük alametler(alameti kübra)diye ikiye ayrılır. Kuran-ı kerim kıyametin zamanını Allahtan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir. Bakınız(araf.187-lokman.34-ahzab.63) Kardeşlerim lütfen bu ayetleri inceleyin göreceksiniz ki falanca şeyh değil peygamber bile kıyametin kopacağı anı bilemez. Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.
YECÜC MECÜC:


İslam inancına göre kıyametin büyük alametlerinden biri olmak üzere yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve gerçek mahiyetini Allahın bilebildiği iki topluluk Yecüc ve Mecüc kitap(kuran) ve sünnet(hadis) ile sabittir. İşte şu iki ayet bunun ispatıdır.


AYET:(KEHF.94)''Onlar dediler ki zülkarneyn gerçek şu iki Yecüc ve Mecüc yerde bozgunculuk çıkaranlardır.


AYET: (enbiya.96-97)Nihayet Yecüc ve Mecücün (seddi) açılacak her tepeden saldıracakları ve gerçek vad olan (kıyamet yaklaştığı zaman o küfür ve inkar edenlerin gözleri hemen belirip kalacak.'' Sayın okurum görüyorsun değil mi Yecüc ve Mecüc çıkmadığına göre Kıyamet çokta yakın değildir. En azından biz ve torunlarımız bunu görmeyeceğiz yani yüzlerce yıl daha var en az. Çünkü öteki alametleri de görünce hak vereceksiniz. Tefsir kitaplarından öğrendiğimiz bilgilere göre salih bir zat olan Zülkarneyn dindar kimsedir. İşte bu zat Allah’ın lütfu ile bir doğuya bir batıya üçüncü seferde kuzey tarafa gidecek ve iki set arasında bir yere varacak. İşte orada Yecüc ve Mecüc le karşılaşacak ve onların zararından korunmak için bir set yapacak fakat kıyamete yakın bu seti Yecüc ve Mecüc aşacak ve insanlara saldıracaklar kentleri yakıp yıkacaklardır.(müslim.fiten.39)


MEHDİ-HZ İSANIN İNİŞİ:


MEHDİ.


Mehdi yol gösteren hidayete eren doğru yolu bulan Allah(cc) tarafından kendisine rehberlik edilen kimse; Kıyamete yakın zamanda zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslam’ı hakim kılacağı söylenen ehli beytten biri.


HADİS: Mehdi bizden ehli beyttendir. Allah onu bir gecede zafere eriştirecektir.(ibni mace.fiten.34)


HADİS: Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır.(ahmet. bin hanbel)


Sayın okurlarım Kıyamet alametlerinden en çok istismar edilenlerden biri de mehdi meselesidir. Maalesef saf Müslümanların duyguları ile oynayıp kendilerine makam, şöhret ve para kazanmak için kullanılan ve her devirde ben mehdiyim diyerek Müslümanları kandıran çok insanlar çıkmıştır. Özellikle yukardaki hadislere dayanarak şiiler. her devirde mehdi çıkarmışlardır. Halbuki bütün ayetlerden çıkarılan işaret ve yorumlar bize Mehdinin Hz. İsa olduğunu göstermektedir. Burada en büyük tartışma ehli beyt konusunda olmaktadır. Hz İsa ehli beyttendir. Yani peygamber soyudur. Kaldı ki az sonra mealini yazacağım ayetlerden açıkça anlaşılacağı gibi Hz İsa kıyamete yakın yeryüzüne ineceği ve Hz. Muhammedin dinini yaşatacağı ve İslamı dünyada zafere ulaşrtıracağı anlaşılmaktadır. Bir kere Mehdinin tarifine baktığımızda Mehdinin peygamber özelliği taşıdığı çok açıktır. Mehdinin Hz. İsa’dan başkası olduğunu iddia etmek; en başta peygamberimizin son peygamber olmadığını iddia etmek olur ki insanı küfre götürür. Hz İsa bilindiği gibi öldürülmemiş başka bir alemde bedeniyle yaşamaktadır. Kıyamete yakın bulunduğu alemden Allah’ın izni ile yeryüzüne inecek o çok istediği Muhammedin ümmeti olma şerefine nail olacak ve İslam’ı zafere kavuşturacak Deccalı öldürecektir. İşte Hz İsa’nın öldürülmediğine göğe çekildiğine dair ayet.


HZ. İSA ÖLDÜRÜLMEMİŞTİR


AYET:(Nisa.157-158-159)Ve Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük; demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler, nede astılar. Fakat öldürdükleri onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.''


AYET: (Nisa.158)''Bilakis Allah onu (İsa’yı)kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.''


AYET: (Nisa.159)'' Ehli kitaptan her biri ölüm ona ulaşmadan önce ona muhakkak iman edeceklerdir. Kıyamet gününde de onlara şahit olacaktır.'' Sayın okurlarım bu ayetler incelendiğinde görüyoruz ki Hz İsa ölmemiş ve bizim bilmediğimiz bir alemde yaşamaktadır.(Kim bilir belki de Hiristiyan alemi başka dünyalar da hz. İsayı arıyor) Gökyüzünde yaşayan Hz. isa Kıyamete yakın yeryüzüne inecek bütün ehli kitabı iman ettirecek (hiristiyan, yahudi) sonra da ölecektir. Kaldı ki bu ayet Hiristiyanların İsa çarmıha gerilerek öldü iddialarını da çürütmektedir. Çünkü Hz İsa’nın öldüğünü kabul etsek bile ölmeden önce bütün ehli kitap iman edecektir. Cümlesi boşta kalmaz mı? Hz İsa’nın benzeri çarmıha gerildiği sırada Hz İsa’ya iman eden kişi sayısı 9 havariden ibarettir. Yani yalnızca 9 kişi ona iman etmişti. Bunun dışında hiç kimse ona iman etmemişti. Nitekim 2000 yıl sonra bile iman etmeyen milyarlar mevcuttur. Ehli kitabın Hz İsa’nın dünyaya inmesinden sonra üstün kılınacağı (Alimran.55) ayette izah edilmiştir.


AYET:(Ali İmran 55-56) Allah demişti ki: 'Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.'


GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASI- DABBETÜL ARZ
(DABBETÜL ARZ)
HADİS: İlk çıkacak kıyamet alameti güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerlerine Dabbenin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir.''(müslim.filen.118)
HADİS: 3 şey vardır ki bunlar çıktığı zaman daha önceden iman etmiyen hiçbir kimseye imanı fayda vermez.


1-Güneşin batıdan doğması


2- Deccal


3 -Dabbetül arz.(müslüm .iman.249.tirmizi.tefsir.6) bu hususta binlerce uydurma yazı yazılmıştır. Unutulmamalı ki ayrıntıları biz bilemeyiz gaybı(enam.59)'' gaybın anahtarı onun yanındadır. Ondan başkası bunları bilemez.''
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU: Kıyametin büyük alametlerinden biride budur.


AYET:((Kıyame 7-10)'' Göz (hayret ve dehşetle ) kamaştığı ay tututup (karar) dığı Güneşle Ay bir araya getirildiği (güneşin batıdan doğduğu )zaman o gün insan kaçış nereye ''
HADİS: Peygamberimiz(sav) '' Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğduğu zaman insanlar onu görecek hepsi iman edecektir. Fakat önceden iman etmeyenlerin imanları hiçbir faide vermeyecektir. (buhari.c5 .s.101) Bunlar kıyametin büyük alametleridir. Ve bu alametler vuku bulmamıştır, gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla kıyametin kopmasına belki yüzyıllar vardır. Kimbilir ancak kesin olan şudur ki bu yakın bir zamanda olmayacaktır. Tekrar ediyorum ki büyük alametler görülmeden kıyamet kopmaz. Bazı sömürgenlerin Müslüman kanıyla beslenen vampirlerin küçük alametlerin gerçekleşmesinden yola çıkarak yok 1999 da yok 2010 da yok 2020 de Kıyamet kopacak demeleri onların kesin olarak bir sefer kafir olduklarını gösterir. Çünkü ayetleri yazdık tekrar ayet numarası vereyim.


AYET:(enam .59) Bu ayeti inkar etmişlerdir onlar bizim değil şeytanın şeyhleridir. Bunlara inanan kardeşlerime bir tavsiyem var yakında Kıyamet kopacak diyen şeyhlere şeyh efendi mademki yakında kıyamet kopacak diyorsun malı ne yapacaksın dağıt malını fakir fukaraya da bizde sana inanalım deyin bakın bir kuruş veriyor mu vermez .Çünkü onun derdi senin paranı malını elinden almak. Sen diyeceksin ki diyenler var; şeyhim sen al şu malımı fakirlere dağıt oda çok güzel kendi fakirlerine yani kendi karılarına ki bunların çoğunun 4 karısı vardır ve çocuklarına dağıtır. Onlar lüks ciplerle gezerken, villarda senin paranla tatil yaparken sende boynunu bükük otur. Uyan artık kardeşim ne olur Allah rızası için uyan


CEHENNEM:
Derin kuyu, Ahirette kafir ve günahkar kimselerin azap çekecekleri caza yeri. Kafir, münafık ve müşrikler. Cehennemde ebedi kalırlar. Orda ölmezler. Ve azapları hafiflemez. Tövbe etmeden günahkar olarak ölen ve Allah’ın kendilerini affetmediği müminler ise cehennemde ebedi kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulur. Cennete girerler. Ve orada ebedi kalırlar. Allah Cehennemi diğer yaratıklardan önce yaratmıştır. ve şu anda mevcuttur. Yok olmayacaktır. Nitekim kuran-ı kerimde


AYET: (Bakara.24)''Artık o ateşten sakının ki Onun tutuşturucusu odunu insanlarla taşlardır.O ateş kafirler için hazırlanmıştır.


AYET:''(Ali imran.131) '' Kafirler için hazırlanan ateşten korkun.''


HADİS: ''Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. Demin cennet ve cehennem şu duvarın yüzünde bana arzolundu (tecridi sarih ) Ayrıca peygamberimiz(sav) Miraca çıktığı zaman cennet ve cehennemi gördüğünü söylemiştir. İşte bu ayetler ve hadisler bize Cennet ve Cehennemin hazır olduğunu göstermektedir. Kuran-ı kerimde cehennemin 7 kapısı olduğu bildirirlir.


1- Ana kapı: Kuran-ı kerimde cehennem hakkında 77 ayet mevcuttur.


2-Laza:(alevli ateş (meariç.15)


3- Sair: çılgın ateş(mülk.5)


4-Haviye(uçurum):(karia.9-11)


5-Sakar:(müddessir.27)


6-Hutame:(hümeze.4)


7-Cahim:(maide.10) Cehennemde görülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allah ve Resulunun bize bildirdiği kadarıyla bilebiliriz. Bunu 9 gurupta incelemek mümkündür.


1-Cehennem kafirleri çepçevre kuşatır.(tevbe.49)


2-Cehennem ateşi sönmez(isra.97)


3-Cehennem dolmak bilmez(kaf.37)


4- Kaynarken çıkan ses (mülk .6-9)


5-Ateş yüzleri yalatır dişler sırıtır kalır(müminun .104)


6- Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür sonra ateşte yakılırlar(mümin 70-72)


7- İnkar edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir Başlarına kaynar su dökülür de bununla karnındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlarda onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler. Her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine yakıcı azabı tadın denilir(hacc.19-22)


8- Derileri yandıkça azabı tatmaları için derileri yenileri ile değiştirilir. (Nisa.56)9-zuhruf.74-77)fatır.36)


9- HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Cehennem ateşi miktarca ve sayıca dünya ateşi üzerine 69 derece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünya hararetinin topundan daha fazladır.(tecridi sarih9.51) ayrıca bakınız. (saffat.62-67)(tahrim.6)(hadid.13-14)(araf.44-45)


KIYAMETE YAKIN İSLAM ZAFRE ULAŞACAKTIR
Kıyamete yakın İslam’ın zafere ulaşacağına dair birçok ayet mevcuttur. Bakınız(saff.8-saff.13-kalem.48-mümin.77 -tarık.15-aliimran.139-enbiya.105-hac.40-hac.48-kehf.59 v.b.


AYET: (Enbiya .105)''Andolsun Zikirden sonra Zebur dada yeryüzüne iyi kullarım varis olacak diye yazmıştık.


AYET:(aliimran.33)''Allah Ademi Nuhu, İbrahim ailesini (dede ve torunlarını) alemler üzerine seçkin kıldı'' Şimdi Hz. İsa ehli beyt midir? bunu görelim. Hz İsa’nın dedesi ile Hz. peygamberimizin dedesi aynı kişidir. Yani İbrahim(as)dır. Ve peygamberimizin birçok hadislerinden ve Kuran-ı kerimin ayetlerinden Hz. İbrahim’in peygamberimizin dedesi olduğu açıktır. Hz İsa’nın annesi Meryem. Meryem’in babası İmran ayetlerle sabittir.,(aliimran.34-37)İmran’ın babası Mattan Mattan’ın babası Süleyman(as) Süleyman’ın babası Davut(as) Davut’un babası İbrahim (as) dır. Buradan da anlaşılacağı gibi Hz. İsa ve peygamberimiz aynı soydandır yani Hz İsa ehlibeyttir. Hz.İsa (as) Yarabbi beni ne olur Muhammetin ümmeti yap. Diye dua etmiş bunun üzerine Allah(cc) onu peygamberimizin ümmeti yapacaktır. En doğrusunu Allah(cc) bilir.
DECCAL:


Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp islam dinini ve ümmetini bozacak kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyamet alametlerinden biri. Deccal: Çok yalancı ,aldatıcı, hilekar, manasına gelir. Deccal hakkında kuran-ı kerimde ayet yoktur. Ancak birçok hadisi şerif vardır. Nitekim peygamberimiz(sav)


HADİS: Şüphesiz 10 alamet belirmedikçe kıyamet kopmayacaktır.


1-Doğuda bir yerin batması


2-Duhan:


3-Deccal


4- Dabbetül arz


5- Yecüc ve Mecüc


6- Güneşin batıdan doğması


7 -Aden toprağının sonundan bir ateşin çıkması


8- Arap yarımadasında bir yerin batması


9- Mehdinin inmesi


10- Hz. İsanın inişi (müslim fiten.39.40)


HADİS: Deccalin sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında kafir yazdığı, çocuğunun olmadığı, Medine’ye ve Mekke’ye giremiyeceği, yeryüzünde 40gün kalacağı, bu süre içinde bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra Hz. İsa’nın yeryüzüne inmesiyle Hz. İsa tarafından öldürüleceği belirtilmiştir(buhari.fiten.26-müslim.fiten.37-101) DUMAN:(DUHAN):


Duhan lugatte duman anlamındadır. Duhan Kuran-ı kerimin 44. suresinin adıdır. Duhan kıyamet alametlerinden biridir. Bu husustaki ayet


AYET:(Duhan.10-11)''Göğün insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle bu can yakan bir azaptır.


''HADİS: Kıyamet kopmasından önce dünyayı bir duman bulutu kaplayacak kırk gün ve kırk gece kalacak müminler nezleye tutulmuş gibi kafirlerde sarhoş gibi olacaktır.(müslim. fiten.39)
DABBETÜL ARZ: Yer hayvanı demektir. Kıyametin büyük alametlerinden biridir. İşte ayet


AYET:(Neml.82)''Söylenmiş olan başlarına geldiği zaman onlara bir Dabbe çıkarırız da İnsanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.'' Bu ayetten anlaşılıyor ki bu hayvan konuşacaktır.


CENNET:
Yeşillik bol bostan gölgeli hurmalık bağlık anlamındadır. Peygamberin davetine uyarak iman edip dünya ve ahirete ait işleri kulluk vaazifelerini... elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttaki kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca Ahirette nimetler yurdunun adıdır. Çoğulu cinan ve cennattır. Kuran-ı kerim ve hadislerde cennet çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir.


1-AYET: (tevbe.72)'Altlarından ırmaklar akan birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler güzel meskenler.''


2-AYET: (rahman.53-54)''Türlü ağaç ve meyvelere sahip akar kaynaklara görünüşü ve kokusu güzel isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay türlü bol meyvelere sahip''


Ayrıca bakınız(tur.21)(zuhruf71)(saffat.47)


4-AYET: (Vakıa.25-269'' Onlar cennette ne bir boş laf işitirler nede bir hezeyan ancak bir söz işitirler selam''


Ayrıca bakınız(hicr.47-48)5- Cennetin güzellikleri tarif edilemez(insan.112)6- Cennette müminler Allahı görecektir.(kıyame.22-23)7- Cennet şu anda mevcuttur.(aliimran.133)


Ayrıca bakınız (aliimran.133)- (rad.20-23)-(ahkaf.15)-(tahrim.8)-(bakara.154)-(kaf.31.32)HADİS: Cennet 7 tabakadır.


1-Cennetünnaim(şuara.85)


2-Cennetül adn(beyyine.8)


3-Cennetül firdevs(kehf.107)


4-Cennetül meva(secde.19)(necm.15)


5- Carüsselam(yunus.25)(enam.107)


6-Darul huid(fatır.35)


7- Cennetül baki


Sayın okurlarım cennet ve cehennem hakkında pek fazla doğru bilinen yanlış olmadığı için elimden geldikçe kısa yazdım. Yoksa malumunuz olduğu üzere cennet ve cehennem hakkında hem çok sayıda ayeti kerime hem çok sayıda hadisi şerif ve dolayısıyla yüzlerce ciltlik kitaplar mevcuttur. Sizi artık çok yorduğumun farkındayım o nedenle şimdilik konulara ara veriyorum ve bu konuyu son konu olarak işlemek istiyorum. İnşallah ikinci kitabımda yine roman okur gibi bir solukta okuyacağınız. çok önemli konularla buluşuruz. İnşallah. Bu kitabın çok okuyacağına eminim neden derseniz. Yazdığım yazılar internete düşer düşmez müthiş bir okuyucu çeşidi ve sayısıyla karşılaştım. Bloglarımın istatistiklerine baktığımda Avustralya’dan, Rusya’ya, Amerika’ya, Slovenya’ya, Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Mısıra Hırvatista’na, Danimarka’ya. Ukrayna’ya, Hindistan’a ve tüm kıtalardan; 80 ülkeden; yazılarımın okunduğunu görmek ve şimdiden BİR MİLYON okuyucuya ulaşmak beni ne kadar memnun etti anlatamam. İnanıyorum ki yazılarımı tıklayan ülke sayısı yakında 100 ü geçecek ve okuyucularımın sayısı da 10 MİLYONLARI bulacaktır. İşte bu nedenle kitabımın çok okuyacağına inancım arttı. Yazlarımı okuyan tüm kardeşlerimden Allah(cc) binlerce kez razı olsun. Bu kardeşinizi sevindirdiğiniz gibi Allah ta sizi sevindirsin. Tüm okuyucularıma ve tüm insanlığa sağlık, huzur, sevdikleriyle beraberlik, işlerinde bereket, kalplerinde iman, dillerinde zikir, ellerinde Kuran, alınlarında secde, yüzlerinde gülücük, ayaklarında derman, dostlarında vefa, yakınlarında birlik, düşmanlarında insaf, bahtlarında açıklık, ticaretlerinde bereket. Evlerin de mutluluk, gönüllerinde sevgi, kabirlerinde rahatlık, mizanda sevap, amellerinde Salih, sırat köprüsünde şimşek, ebediyetlerinde cennet diliyorum. Selam ve dua ile.


84 - EBEDİ HAYAT(AHİRET)


Kıymetli okuyucularım çok istismar edilen hakkında çok asılsız hikayeler hurafeler, uydurulan İsrailiyat’ın çokça girdiği doğru ile yanlışın birbirine karıştığı. Çok önemli olan bir konuyu yazarken sizin de fark edeceğiniz gibi her zaman olduğu gibi ayetlerden ve muttegun aleyh olan yani sahih olan hadislerin eşliğinde çok teferruata kaçmadım, gücüm yettiğince az ve öz olarak bu konuyu işlemek istedim. Fakat takdir edersiniz ki ciltler dolusu kitapların yazıldığı sadece Kuran-ı kerimde yüzlerce ayetin bulunduğu insan hayatının en önemli safhasını bir iki satırla geçiştirmekle mümkün değildir. Konu başlıkları şunlar olacaktır. Sıra gözetmeden yazıyorum. Mizan, mahşer, kabir(berzah), kevser, ölüm, ahiret, amel defteri, sura üfürme, sırat köprüsü, cehennem, cennet, hesap, azp, azrail, naziat, israfil, münker ve nekir, meyyit, mezarlık, ağıt, kiramen katibin, şahitler, şefaat, mehdi, deccal, dabbetül arz, yecüc mecüc, İsanın inişi v.b. Allah(cc) dünya hakkında şöyle buyurur.


AYET:(Hadid.20) ”Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğelencedir, bir süstür, aranızda bir öğünüştür. Mallarda ve evlatlarda bir çoğalıştır. Bunun misali nebat ekicilerin hoşuna giden bir yağmur gibidir. Sonra o kurur da sen sapsarı bir hale getirilmiş görürsün. sonrada bir çör çöp olur. Ahirette çetin azap vardır. Allahtan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatından faidelenmek bir aldanış faidelenmesinden başka bir şey değildir.’’


.AYET:”(Ali imran.14) ”Kadınlara oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe salma ve güzel atlara hayvanlara ekinlere olan aşırı sevgi insanlar için bezenip süslenmiştir. Bunlar dünya hayatının geçici bir faidesidir. Allaha gelince nihayet dönüp varacak yerin bütün güzelliği onun nezdindedir.’’


AYET:”(Ankebut 64) ”Bu dünya hayatı bir oyundan bir eğlenceden ibarettir. Ahiret yurduna gelince şüphe yok ki o asıl hayatın ta kendisidir, bunu bilmiş olsalardı.”


Sayın okurlarım Dünya hayatının geçici olduğu kalıcı olan hayatın ahirette olduğu dünyanın geçici ahiretin sonsuz olduğu ve dünya hayatına fazla önem vermemek gerektiği ahirete hazırlık yapmak gerektiği zühd sahibi olmak gerektiğine dair birçok ayeti kerime ve birçok hadisi şerif mevcuttur. Akıllı olan insan bu geçici dünya için çalıştığı kadar en az onun kadar çalışmak gerektiğini unutmaz


ÖLÜM: Ruhun bedenden ayrılması olayı ölüm insan varlığı için bir alemden öteki aleme geçmesidir. Bu anlamda ölüm yok olmak değil şekil ve mekan değiştirmektir. Maddi alemden ruhani aleme geçiş yapmaktır. Ölüm uyuyan bir insanın rüya alemine benzer. Nasıl ki insan yatağında yatarken rüyasında her türlü zevki veya her türlü çileyi çektiği halde bedeni yatakta yatmakta ise öldükten sonra da azap gören veya her çeşit konforu ve rahatlığı yaşayan ceset değil ruhu dur. Bize anlatılan yılan çıyan hikayeleri izafidir yoksa cesetle alakalı değildir. Öyle olsa toprağa gömdüğümüz cesetleri sağlam su geçirmez yılan çıyan girmez çürümez çelikten yapılmış tabutlarla gömeriz böylece cesede yılan çıyan giremezdi veya toprağa gömmez bir depoda mesela morgda saklardık öyle değil mi? işte berzah yani kabir alemi hakkında yanlış olan bilgilerden biri budur. Kaldı ki yanıp kül olan cesedin neresi yiyecek yılan çıyan öyle değil mi yanan ceset o zaman azaptan kurtulması lazım değil mi. Doğrusu uyuyan adamın vucudu nasıl yatakta iken rüyasında çok büyük mutluluklar yaşayabilmekte her yeri gezebilmekte veya çok acılar çekebilmekte ama yatakta yatan vucut yerinde durmaktadır. Sayın okurlarım Allahtan başka her şey yok olacaktır, işte ayetler


AYET:(Rahman.26-27)”Yeryüzünde bulunan her canlı yok olacaktır.Ancak azamet ve ikram sahibi olan Allah baki kalacaktır.


AYET:”(Enbiya.35)”Her canlı ölümü tadıcıdır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile ve şer ile deniyoruz. Sonra bize döndürüleceksiniz.”


Bu ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi bütün canlı, cansız, cismani ruhani her yaratılan şey yok olacak baki olan Allah yok olmayacaktır. Allah(cc) acaba neden bizi dünyaya getiriyor ve sonra öldürüyor bu sorunun cevabı işte bu ayettir.


AYET:(Mülk.2)”O(Allah(cc) hanginizin daha güzel amel yapacağını denemek için hayatı da ölümü de takdir edip yaratandır.” İlerde de geleceği gibi demek ki bizim dünyaya getiriliş amacımız imtihandır. İmtihanda iyi not alan mükafatlandırılıp cennete gidecek imtihanda başarılı olamayanlar ise cezalandırılıp cehenneme gireceklerdir. Ne kadar ölümden kaçılırsa kaçılsın ölümden kurtuluş yoktur. İşte ayetler


AYET:(Nisa.78)” Nerede bulunursanız bulunun tahkim edilmiş yüksek kaleler de bile bulunsanız ölüm sizi bulur.


AYET:”(Kaf.19)” Bir gün bakarsın ki ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiş işte bu senin kaçıp durduğun şey denilmiştir


AYET:(Bakara.243)'' Binlerce kişinin ölüm korkusuyla beldelerini terk ettiklerini görmedin mi? Allah(cc) onlara ölün dedi sonrasında kendilerini diriltti.


AYET:”(Ali imran.154)” Şöyle de siz evlerde olsaydınız bile üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine şüphesiz öldürülecekleri yöne çıkıp giderlerdi.” Bu ayetle alakalı şöyle bir hikaye anlatılır. Hz Süleyman devrinde bir adam telaşla gelir derki ey Allah’ın resulu ne olur şu rüzgara emret beni çok uzak bir yere göndersin niçin diye sorduğunda Azrail beni orda bulmasın der Hz Süleyman adamı yemene gönderir az sonra Azrail gelir derki demin yemene gönderdiğin adamın canını aldım da geldim. Hz Süleyman derki iyi ama o senden kaçmıştı Azrail de derki benim onun canını yemende almam emredilmişti. Halbuki adam az önce senin yanında idi Allah(cc) seni vasıta kıldı yemene gönderdin gereken yerde gereken zamanda canını almış oldum. Evet kıymetli dostlar. Ölümden kaçış yok.


GAYBI ANCAK ALLAH BİLİR
Sayın okurlarım insan nerede ne zaman öleceğini bilemez. Kuran-ı kerimde şöyle buyrulur.


AYET: (Lokman.34)''Kıyametin kopma zamanına ait bilgi Şüphesiz Allh nezdindedir. Yağmura o indirir. Rahimlerde olanı o bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilir her şeyden haberdardır.'' Bu ayetten açık ca anlıyoruz ki Kıyamet ne zaman kopacağını Allahtan başka kimse kimse bilemez. Çok görüyor ve duyuyoruz. Bazı kendilerine şeyh diyen şarlatanlar. Bir zamanlar 1999 da kıyamet kopacak diyorlardı. Biz o zamanlarda karşı çıkıyorduk. Bu ayeti delil gösteriyorduk ancak maalesef epeyce inanan çıkıyordu. Bu açık ayete rağmen. Kaldı ki ilerde işleyeceğimiz gibi büyük kıyamet alametleri henüz görülmemiştir. Ne dediysek inandıramıyorduk. Ama onların amacı başka tabi onların amacı eyvah kıyamet kopacak günahımda çok şu şeyhe ve müritlerine çok para ve mal vereyim de benim için dua etsinler. ve beni Allah affetsin . İşte amaç budur. Şimdi yine çeşitli tarihler vererek vatandaşları sömürmeye devam ediyorlar. Allah o şeyhleri veya medyum bozuntularını ıslah etsin ve onlara inananlara akıl versin ne diyelim. Bu ayette üzerinde durulan ikinci şey Rahimlerde olanı Allahtan başka kimse bilmez. Tekniğin ilerlemesi ile çocuk ana rahminde canlandıktan sonra cinsiyetinin anlaşılır olması bu ayete muhalif değildir. Burada kast çocuğun cinsiyetini belirlemektir. Ana rahminde çocuk erkek mi olacak kız mı olacak buna ben karar veririm buyuruyor cenabı hak yani siz hiçbir zaman cinsiyeti kendiniz belirleyemeyeceksiniz. çocuğun erkek mi kız mı olacağına Allah karar verir. Yoksa Canım erkek istedi hadi erkek yapalım veya canım kız istedi hadi kız yapalım deme şansına sahip değilsiniz. İşte bunu hiçbir zaman başaramayacaktır insan oğlu. Bu ayette anlatılan bir başka husus hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yani başına ne geleceğini bilemez. Ölecek mi, kazamı geçirecek, yaralanacak mı, hastamı olacak, yarın iflas mı edecek, yoksa ummadığı bir yerden rızkımı açılacak bunu hiç kimse bilemez ve bilemeyecekte. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Müslümanın önem vermesi ve dikkat etmesi gereken şey imanlı olarak ölmek olmalıdır. Buna çaba göstermelidir. İşte ayetler


AYET:(Bakara.132)''Allah sizin için İslam dinini beğenip seçti O halde sizde ancak Müslüman olarak can verin.


AYET:''(Aliimran.102)'' Ey iman edenler Allahtan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun sakın siz Müslüman olmaktan başka bir sıfatla ölmeyin.''


AYET:(Aliimran.193) Ey rabbimiz artık bizim günahlarımızı bağışla kusurlarımızı ört. Canımızı iyilerle beraber al.''


AYET:(Araf.126)'' Ey rabbimiz üstümüze sabır yağdır. Bizi müslüman olarak öldür.'


'ECEL:


Belli bir zaman parçasının sonu,son. Bir şey için belirlenmiş zaman dilimine ecel denir. İnsanın veya herhangi bir canlının eceli kendisine tayin edilen ömrün son bulması ölmesidir. Sadece canlılar değil bütün her şeyin bir eceli vardır. Dünyanın eceli de kıyametin kopmasıdır.


AYET: (Nahl.61)''Eğer Allah insanları yaptıkları her haksızlıkta cezalandırsaydı. Yeryüzünde tek canlı bırakmazdı. Fakat onları taktir edilen bir sureye kadar erteler. Ecelleri geldiği zamanda bir an dahi ne geri kalırlar. Ne de ileri geçerler.''


AYET:(Münafıkun.11)''Ecel geldiği zaman bir kimsenin ölümünü Allah(cc) belirler.’’


ÖLÜM HASTASI:


HADİS:'' Peygamberimiz(sav) buyurur ki Lezzetleri yok eden ölümü çok anın eğer dünyada ölümü çok anarsanız onu önemsemezsiniz. Az anan ise onu çok önemser.(tirmizi.züht.4)


HADİS:'' Peygamberimiz(sav ) buyurdu ki. Bir kimse eceli gelmemiş olan bir hastayı ziyaret eder.ve onun yanında 7 kere yüce Allahtan sana şifa vermesini dilerim diye dua ederse Allah o kişinin hastalığına şifa verir.(ebu davut.cenaiz..8-tirmizi.tıp.32)


HADİS: ''Ölüm hastasının yanında ona moral verecek şeyler söyleyin çünkü Allah’ın hükmünü hiçbir şey geri çeviremez. Sadece hastanın gönlü hoş olmuş olur.(tirmizi.tıb.34)


HADİS: Vasiyet edeceği şeyler olup ta vasiyette bulunmaksızın iki gece geçirmek Müslümanın işi değildir.(buharı. vasiyye.1-müslim vasiyye.4) Ölüm halinde olan kişiyi sağ yanına yatırıp kıbleye döndürmelidir, çünkü Resulullah(sav)


HADİS: ''Beytullah ölü ve dirilerinizin kıblesidir buyurmuştur.''(Ebu davut.vesaye.10)Eğer yer darlığı yüzünden ölüyü kıbleye çevirmek mümkün olmazsa sırt üstü yatırılır.ve yüzü ile ayakları kıbleye çevrilir. Ölüm sırasında kişinin ağzına bir kaşık vaya pamukla su verilir. Hasta can çekişirken ona yardımcı olmak yakınları için bir görev ve sevap bir ameldir. Bu yüzden onun yanında Kelimei şehadet getirmek ve söylemesine yardımcı olmak sünnettir. Çünkü peygamberimiz(sav) şöyle buyurur.


HADİS: ''Ölülerinize lailahe illellah telkin ediniz çünkü ölüm halinde onu söyleyen bir mümini bu kelime cehennemden kurtarır. Son sözü Lailahe illallah olan kimse cennete girer.(Müslüm cenaiz.1,2-ebu davut. cenaiz.16)Hastanın yanında Kelimei şehadet getirilir ki oda hatırlayıp şehadet getirsin. Yoksa ısrarla sende tekrarla denmez. Zira o anda zor durumdadır ona yeni bir zorluk çıkarmamalıdır. Bir defa söylese yeterli olur tekrarlatmaya gerek yoktur. Bu telkini hastanın sevdiği birisinin yapması isabetli olur. Kişi vefat edince çenesi kapatılır, bir bez ile çenesi başından başlanır. Gözleri yumulur, eller yanlara getirilir. Bunu yaparken de Allah’ın ismiyle ve Resulullah’ın dini üzerine olsun(bismillahi veğala milleti Resulullah) Allah’ım onun işini kolaylaştır. Bundan sonrasını ona kolay eyle denir sonra üzerine bir örtü örtülür. Yıkanıncaya kadar ölünün yanında kuran okumak mekruhtur. Öldüğü iyice anlaşılınca yıkanır.


MEYYİT: Ölü, ölmüş insan anlamındadır. Meyyit henüz yıkanıp temizlenmeden önce yatakta serilmiş olan ölüyü ifade eder. Cenaze ise yıkanıp kefenlenmiş tabutla götürülen naaşı ifade eder. Cenaze ölüm anından defin anına kadar yapılan cenaze merasimini ifade eder. Dinimizde ölüye karşı dirilerin bazı görevleri vardır. Bu görevlerin yapılmasını Resulullah teşvik etmişlerdir. Bu konularla ilgili olarak birçok Hadisi şerif vardır. Bir insan ölünce gözleri kapatılır. Çenesi bağlanır, elbise ve içi çamaşırları çıkarılarak bir tahta veya teneşir üzerine yatırılır. Üzerine bir örtü çekilir. Şişmemesi için üzerine demir parçası konur. Elleri yan tarafa indirilir. Ölünün yanında güzel kokulu bir şey bulundurulur. Sonra yıkanıp kefenlenir. Cenaze namazı kılındıktan sonra kabre defnedilir. Cenaze yıkanmadıkça bulunduğu yerde Kuran-ı kerim okunmaz? Cünüp olanın ay hali görmekte bulunan veya lohusa olan kadının cenazenin yanında bulunması doğru değildir.


HADİS: ”Peygamberimiz (sav) ölüm ve benzeri bir felaketle karşılaşan kişilerin sabretmelerini dua ile Allaha sığınmalarını tavsiye etmiş ve şu ayeti okuyunuz demiştir.


AYET: (Bakara.156) ”(Ellezine iza esabethum musibetungalu innalillahi veinnaileyhi raciğun) O sabredenler kendilerine bir bela geldiği zaman. Biz Allah’ın kullarıyız ve biz ona döndürüleceğiz derler.”


işte Peygamberimiz bu ayeti okurdu ve bize de okumamızı tavsiye ederdi. (buhari.cenaiz.162) Ölünün yüzünün açılması ve öpülmesi caizdir. Nitekim hz. eEbu bekir peygamberimizin cenazesini öpmüş ve ağlamıştır.(Buhari cenaiz.12) İslam’ın yasakladığı ve İslam’dan önce çok revaçta olan bağırıp çağırarak Allaha karşı yakışıksız sözler söyleyerek. saçını başını yolarak ağlamaktır.(şevkani ,neybül evtar.4)Ölüye karşı yapılması gereken görevlerden biriside onu yıkamak ve kefenlemektir. Çünkü Resulullah (sav) Ölülerin yıkanmasını ve kefenlenmesini emretmiştir. Ve yıkamanın ve kefenlemenin nasıl yapılacağını ayrıntısı ile anlatmıştır. Müçtehitler ölünün yıkanmasının ve kefenlenmesinin farzı kifaye olduğunda ittifak etmişlerdir. Ölünün borçlarını cenaze namazından önce ödemek sünnettir.(ibni kudame el muğni .2.337 şevkani 4.23-26) Ölülerin cenaze namazını kılmakta ittifakla farzı kifaye olduğu kabul edilmiştir. Namaz kılındıktan sonra onu mezara kadar taşımak görevdir. Cenazeye katılmanın da 3 derecesi vardır. Bunların birisini yapan görevini yerine getirmiş olur. Ancak üçünü birden yapmak çok büyük sevaptır. Bu dereceler şunlardır.


1-Cenaze namazını kılıp ayrılmak


2- Cenaze namazına ve defnedilinceye kadar olan hizmetler katılmak


3- Definden sonrada kabrin başında bir süre bekleyip dua ve istiğfar ile meşgul olmak (ibni kydame el muğni 2. 353)


Cenaze merasimine katılanların, ölümü, ahireti ve Allah’ın yüceliğini düşünmeleri sukuneti muhafaza etmeleri dünyevi meseleleri konuşmamaları, gülmemeleri, bu edebin icabıdır.(İbni kudame.2.354) Cenazeyi görünce ayağa kalkma meselesine gelince lehte ve aleyhte hadisler vardır. Buna göre kalkmak meşrudur. İyi olur denilebilir.((ayni ümtadül kari 4-118)


HADİS: ”Son sözü Lailahe illalah olan cennete girer(müslim. cenaiz 1-2) Sayın okurlarım ölü kabre girip herkes çekilip tek başına kalınca dirilecek hatta kafası tahtaya vuracak korkudan tekrar ölecek gibi efsaneler var baştan da söylediğim gibi ölü ve kabir üzerine çok efsane var. Çok israiliyat var. Bir kere ikinci diriliş kabirde değil mahşerde olacaktır. İlerde bu konu işlenecektir. Şöyle anlatılsa doğru olabilir. Ölen kişi öldükten sonra başkası ölmüş gibi kendini izler. Ölenin kendisi olduğunu bir türlü kabullenemez. Babasını, annesini, kardeşini, ve bir çok yakınını kaybeden birisi olarak biliyorum ki Yakını ölenler de aynı psikoloji içindedir yani gözünün önünde yakını defnedilirken bir türlü kabullenemez. Psikolojik bir olaydır. bu belki de şok dedikleri olay budur. Zaman sonra yakınınızı kaybettiğinizi kabullenmeye başlarsınız. İşte ölen bir kimse de kendisinin öldüğünü zaman sonra mesela münker ve nekir sual sormaya başlayınca farkına varabilir. Böyle söylense mantıklı olabilir ama ölü kabre girdiğin de dirilecek hatta kalkmaya çalışacak kafası tahtaya vuracak demek saçmalıktır. Adam yandı kül olduysa kafasını nereye vuracak, denizin dibindeyse kafasını nereye vuracak öyle değil mi.? Sayın okuyucularım insanın 3 türlü hayat vardır.


1-Dünya hayatı


2-Kabir(berzah)hayatı


3-Ahiret hayatı Kainatta bulunan her şey yok olacaktır herkes ecel zamanı geldiğinde ölecektir. Bu zamanı geri veya ileri almak mümkün olmayacaktır. işte


AYET:(Nahl.61)”(feiza cae eceluhum layeste2hirune sağeten velayestgtimun)”Ecelleri geldiği zaman ise onlar ne bir an geri kalabilirler nede öne geçebilirler.”


Bu ayetten de açıkça görüleceği gibi ecel geldiği zaman bunu geciktirmek mümkün değildir. Dünyanın bütün doktorları bir araya gelseler. Bir insanın ölümünü bir saniye dahi geciktiremezler. Efendim doktora gitseydi ölmeyecekti Büyük hastanede bakılsa ölmeyecekti ameliyat olsa ölmeyecekti, bütün bunlar boş bir kuruntudan ibarettir. Atasözünde söylendiği gibi ecel gelmiş baş ağrısı bahane. Bu demek değildir ki hasta olanı ölüme terk edelim hastaneye götürmeyelim ilaç vermeyelim elbette elimizden geleni yapacağız ancak biz elimizden geldiğini yaptıktan sonra Allaha havale edeceğiz bunu demek istiyoruz. Eğer ölümü geciktirmek mümkün olsaydı tarihteki bunca krallar bunca peygamberler ölmezlerdi. Ve ölüm kötü bir şey olsa idi Allah(cc) en çok sevdiği kulunu 63 yaşında yanına almazdı demek ki ölüm çok kötü bir şey değil. Herkesin ne zaman ve nerede öleceği levhi mahfuz da yazılmıştır ve asla değişmez. Sayın okurlarım ölüm anında herkes aynı şekilde mi can verecektir. En çok merak edilen soru budur. Ölüm anında Azrail Müslüman olanların canını çok kolay bir şekilde alacak kafirlerin ise canını ona eziyet ede ede alacaktır. işte ayetler.


AYET: (Naziat.2)”(vennaziati neşta) ”Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.” Bu ayet nazil olunca sahabeler ya Resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyor da insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.


HADİS: Aradığınız cevap Yusuf suresindedir. Bu surede emirin kölesi olan hz. Yusuf’un güzelliğine Emirin karısı Züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyha’nın arkadaşı olan kadınlar Züleyha’nın dedikodusunu yapıyor. Koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine Züleyha bu kadınları çay partisine çağırır, her birinin eline bire elma ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister. Kadınlar tam elmaları soyarken. Hz Yusuf’u karşılarına çıkarır. Hz Yusuf’un o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında her şeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirler ki elmayı soyalım derken ellerini bıçakla keserlerde farkına varmazlar. İşte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracak ki ölüm acısını hissetmeyecek canının çıktığının farkına bile varmayacaktır.” Sayın okurlarım Yusuf ve Züleyha olayı kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET:(Yusuf.31)”Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı geldiklerinde her birine bıçak verdi. Yusuf’a yanlarına çık dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşırıp ellerini kestiler. Ve Allah’ı tenzih ederiz ama bu insan değil ancak çok güzel bir melektir dediler.”


HADİS: Bir cenaze esnasında peygamberimiz(sav) şöyle buyurdu. ”Mümin kul dünyadan ayrılıp ahiret yolculuğuna çıkarken gökten güneş gibi etrafa ziya saçan bembeyaz yüzlü melekler inerler. Ellerinde cennet kefenlerinden çok güzel bir kefen ve cennet kokularından çok güzel bir koku bulunur. Sonra Azrail son derece güzel bir kıyafet ve şekilde onun başucunda oturup şöyle der. Haydi ey tertemiz ruh Allah’ın mağfiret ve rıdvanına doğru rahatlıkla çıkıver. Bu güzel çağrıdan sonra o kulun ruhu damacananın ağzından dökülen su misali kolayca bedenden çıkıverir. Hemen rahmet melekleri cennet kefenini o ruha giydirirler. Kokuyu sürerler. O anda mis gibi bir koku etrafa yayılır. Melekler onu semaya çıkarırlar. Yanlarından geçtikleri her melekler topluluğu ne kadar güzel bir ruhtur bu . Acaba kim diye sorarlar. Onlarda falanca derler. Nihayet 7. kata çıktıklarında Allah(cc) şöyle buyurur. Kulumun dosyasını illiyyin de tescil edin. Sonra onu tekrar yere iade edin. Bu emirden sonra ruh cesedine iade edilir. Sorgu sual melekleri olan münker ve nekir melekleri güzel bir şekil ve kıyafetle gayet tatlı hoş bir edayla ve sesle sorgu suale başlarlar. Rabbin kimdir. Rabbim Allah(cc).Dinin nedir? Dinim İslam. Peygamberin kimdir? Peygamberim Muhammet Mustafa (sav). Kitabın hangisidir? Kuran-ı kerim bu ve benzeri sorular sorarlar. Ve mümin ruh her sorulan soruya Allah’ın yardımı ile çok kolay cevap verir. O sırada gökten bir nida duyulur. Kulum doğru söylemiştir. haydi cennetten bir yatak getirip onu altına serin. Cennet elbiselerine ona giydirin. cennetten bir pencere açın. Okuduğu ve amel ettiği kuran-ı kerim ile onu aydınlatın buyurur ve emredilen yerine getirilir. O sırada son derece sevimli biri gelip sevindiğin gündür bugün dile benden ne dilersen der. Ruh ona sen kimsin diye sorar. O kişide ben dünyada iken işlediğin iyi amelinim der. Mümin kul kıyametin bir an önce kopmasını ve güzelliğini seyrettiği cennete bir an önce kavuşmayı diler. (Buhari-müslim-kütübü sitte-riyazüssalihin) Evet sayın okurlarım bütün hadis kitaplarında mevcut olan ve sahih olan bu hadisi şerifi hiç duydunuz mu hiçbir hoca alim çıkıp bu hadisi anlattı mı? Anlatmaz niye çünkü Müslümanların hepsini cehennemle korkutacak ölümle kabirle korkutacak Müslüman aman hocam beni kurtar diyecek ona kılınacak ona boyun eğecek, ona mahkum olacak ona hatim indirecek, dua edecek, mevlüt okuyacak yolunu bulacak elbette istisna kaide bozmaz dürüst gerçek alimleri tenzih ederim. Yandın sen hapı yuttun ölürken çok büyük acılarla kıvranacaksın, kabirde büyük azap göreceksin, tokmakla kafanı ezecekler yılan çıyan seni yiyecek sıratı geçemeyeceksin cehennemden ebedi çıkmayacaksın sen kafir oldun yandın bittin diye saf temiz Müslümanları kandırırlar e hocam nasıl kurtulurum bunun çaresi yok mu? Var tabi (ben rahibim benim parayla cennetin tapusunu satma hakkım var cennetin tapusu bende dilediğime para karşılığı satarım. Benim cennete koyma yetkim var ben Allahın vekiliyim manasına gelecek şekilde) sen bana zekatını ver sadakanı ver sana dua edeyim senin için hatim indireyim Kuran okuyayım kurtulursun demek için bu hadisi anlatmazlar. İşlerine gelmez anlatırsalar bu Müslümanları nasıl sömürecekler. Vay benim bahtsız Müslüman kardeşim seni beni gelen kullanmış giden kullanmış. Onların anlattığı zorla canın çıkması kabirde büyük azap cehennemde ebedi yanmak yalanmadır yok ama bunlar Müslümanlar için değil Kafirler için geçerlidir. Sen Müslümanı kafir sınıfına koy. istediğin gibi Müslümanı sömür istismar et, yok böyle bir şey artık bu şarlatanların sonu gelmeli bu tiyatro bitmeli Müslümanları öyle bir hale getirdiler ki Ölüm korkusunda kafayı sıyıranları çok gördüm. Nasıl olsa sonum kötü bari tam olsun deyip günahlara batanları çok gördüm. Yazıktır günahtır bu Müslümanlara artık çekin ellerinizi şu mutedeyyin Müslümanların üzerinden.


SIRAT KÖPRÜSÜ


HADİS: ’Ebu said el hudri nin rivayetine göre Sırat köprüsü kıldan ince kılıçtan keskindir. Sıratın uzunluğu bin sene yokuş, bin sene iniş ve bin sene düzlüktür. Bu mesafe bazı insanlar için olacaktır. Her bir kişinin bu mesafeyi aşması amelleri ile orantılı olacaktır.(mansur.ali nazif.tac.5.394)


Bazı ulemaya göre Sıratın kıldan ince kılıçtan keskin olması köprüden geçmenin zorluğunu belirtmek içindir. Müminlerin sırattan çabuk geçememeleri onların haramlara yönelip yönelmemelerine bağlıdır. Sırat köprüsünde her müminin yalnız kendisinin faydalanacağı bir nuru vardır. Bu nurdan başkaları faydalanamayacaklardır. Nurun durumuna göre sırat geniş veya dar olacaktır. İşte ayet.


AYET: (Tahrim.8)”Ey iman edenler. Günahlarınıza samimi bir tövbe ile Allaha dönün umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah(cc) sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları önlerinden ve yanlarından koşar da Ey rabbimiz nurumuzu tamamla; bizi bağışla, muhakkak sen her şeye kadirsin derler.”


Bu ayette müminlerin nurlarından kastedilen iman ve amelleri ile meydana gelen nurlardır. Özellikle bu nurları sırat köprüsünün üzerinde onları alıp götürecek. Ve selamete çıkaracaktır. Münafıklar karanlıkta kaldıkça müminler şöyle der. İşte ayet


AYET: (Hadid.13) ”Rabbimiz nurumuzu söndürüp te bizi de kafirler ve münafıklar gibi karanlıkta bırakma, varacağımız yere kadar nurumuzu devam ettir ki, bu nurla sevinelim. Karanlıkta kalıp perişan olmayalım derler. O gün (sıratta) münafık erkekler ile münafık kadınlar müminlere bizi bekleyin nurunuzdan bir parça ışık alalım derler. Onlara dönün arkanıza da bir nur arayın denir. Nihayet onların arasına bir kapısı olan ve içinde rahmet dışında azap bulunan bir sur çekilir.


AYET: ”(Meryem.71-72) ”Sizlerden hiç kimse yoktur ki oraya(cehenneme) uğramamış olsun. Bu rabbin için kesinleşmiş hükümdür. Sonra biz iman edip sakınanları kurtarırız. Zalimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.”


Bu ayete göre cennetlik müminlerin cehenneme uğramaları üzerindeki sırat köprüsünden geçmekten ibarettir. Çünkü evliyalar, sıddıklar, peygamberler ve çocuklar. Cehennemi sadece göreceklerdir. Müminlerin cennete giriş yolunun Cehennemin üstünde olmasında birçok hikmet vardır. Bunlardan bazısı sevinçlerin artması, şükürlerin artması, Kafirlerin üzüntülerinin çoğalması gibi birçok hikmet vardır. Çünkü Dünyada küçümsedikleri, ,alay ettikleri müminlerin cennete girmeleri Kafirlere azap üzerine azap olacaktır.


MAHŞERDE 10 ŞAHİT


Sayın okuyucular Kiramen katibin meleklerinin tuttuğu defterler. Kıyamet günü mahkemeyi Kübra’da sahiplerine verilecektir. işte ayet.


AYET: (İsra.13-14)”Biz her insanın amelini boynuna doladık. Kıyamet gününde onun için bir kitap çıkarırız ki açılmış olduğu halde o (insan) buna kavuşur. Kitabını oku bugün sana karşı bir hesap görücü olmak bakımından nefsin yeter.(denilir).” Bu deftere her şey yazıldı hiçbir şey eksik bırakılıp unutulmadı denilir. o gün herkes defterinde yazılanlara vakıf olacaktır. İnsanın yaptığı bütün iyi kötü amelleri boynuna dolanmıştır. Hiç kimseye yaptığı amellerin sorumluluğundan kurtuluş yoktur. İşte ayet(zilzal.7-8)”Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür. Kimde zerre miktarı şer işlerse karşılığını görür.” İnsan ne yaparsa yapsın nereye giderse gitsin sürekli onu gözleyen ve takip eden 10 şahit vardır. İşte kişiyi takip eden


İŞTE MAHŞERDE LEHİMİZE VEYA ALEYHİMİZE ŞAHİTLK EDECEKLER


1-MELEKLER:


AYET: (Nisa.116)”(velmelaiketehu yeşhedun)”Meleklerde şahitlik ederler.”


2-TOPRAK:


AYET: (Zilzal 3-4)(vegalel insanu maleha yevmeizin tuhaddisu ehbareha) ”Ve insan bu arza ne oluyor.* dediği zaman arz iyi veya kötü üzerinde neler işlendiğinin haberlerini anlatacaktır.


3-SÖZLER:


AYET:(Nur.24)”(yevme teşhedu aleyhim elsinetehüm )”Kıyamet günü onların dilleri işledikleri amellerine şahitlik edeceklerdir.”


4-AZALAR:


AYET:(Yasin.65)(elyevmenehtimu ğala efvahihihim ve tükellimuna eydihimveteşhedu erculühümbima kanu yeksibun)”O gün onların ağızlarını mühürleriz söz söylemekten men ederiz. Kazançları neyse bize elleri söyler ve ayakları şahitlik eder.”


5-KİRAMEN KATİBİN MELEKLER:


AYET:(İnfitar.10-11-12)(veinne ğaleykum lehafizin kiramen katibin yeğlemune ma tefğalun)”Halbuki üzerinizde Allah tarafından memur edilmiş kerim katipler vardır ki amellerinizi yazarlar. Hayır ve şer her işlediğinizi bilirler.”


6-AMEL DEFTERİ:


AYET:(Casiye.29)”(haza kitabuna yengutu aleykumbilhak)”İşte kitabınız (amel) size karşı hakkı söylüyor.”


7-ALLAH(CC)


:AYET:(Ali imran.98)”(vallahu şehidun ğala ma teğmelun)”Allah bütün yaptıklarınıza şahittir.”


8-DERİ:


AYET:(Fussilet.21)”Derilerine niçin aleyhimize şahitlik yaptınız derler. Onlar da her şeyi konuşturan Allah(cc) bizi de konuşturdu. İlk defa sizi o yaratmıştır, yine ona döndürülüyorsunuz derler.”


9-GÖZLER KULAKLAR:


AYET.(Fussilet.22)”Siz ne kulaklarınızın ne gözlerinizin nede derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Yaptıklarınızı Allah’ın bilmeyeceğinin sanıyordunuz.”


10-LEVHİ MAHFUZ:


AYET:(Yasin.12)(inna nahnu nuhyil mevta venektubuma gaddemu ve asarhum vekülle şeyin ehsaynahu fi imamimmubin)”Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi bıraktıkları her işi yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta(levhi mahfuz) sayıp yazmışızdır.” Sayın okurlarım görüldüğü gibi mahşer gününde mizan terazisi kurulduğunda amel defterleri açıldığında herkes hesap verirken çok büyük itirazlar olacak herkes kendisinin bu günahı işlemediğini savunacak gösterilen delillere de itiraz edecektir. İşte Allah(cc) bunun böyle olacağını bildiği için 10 çeşit şahit getirecek ve artık günahkarların itiraz etme hakkı tamamen ellerinden alınmış olacaktır. Sayın okurlarım burada dikkatimizi çekmesi gereken bir durumda şudur. Allah(cc)ın hiçbir kuluna delil ve şahit gösterme gibi bir zorunluluğu yoktur. Sizin suçunuz budur der hükmünü verirdi kim ona karşı çıkacaktı. Kulların itiraz etmeleri neyi değiştirebilirdi Haşa Allahtan büyük yok ki ona müracaat edip itirazda bulunsalar. Kaldı ki böyle uygulamalar diktatör yönetimlerde çoktur. Hesap verecekleri kimse olmadığından suçsuz insanlara bir suç yükleyip onları idam etmişlerdir. Savunma hakkı vermemişlerdir. İşte bunun gibi Allah(cc) sucu söyler veya söylemez. Güç onda değil mi yaratan o değil mi sen cehenneme sen Cennete dese kim itiraz edebilirdi. Bizim dikdatörlerimizden biri bir sağdan bir soldan idam ettirdim haksızlık yapmadım dedi. Kim ona karşı çıkabildi. Haşa Allah’ta keyfine göre sen cennete sen cehenneme diyebilir hiç kimsede ona hesap soramazdı. Ama o sanki hesap verecek kulların itirazları ile verdiği kararları değiştirebilecek üstünde bir makam varmış gibi isnat ettiği suçu delillendiriyor. Üstelik tam 10 adet şahitle delillendiriyor. Sadece bu örnek bile Rabbimizin ne kadar büyük adalet sahibi olduğunu bize göstermiyor mu? Kul bir suç işliyor kendisinden hiç ayrılmayan muhafaza melekleri suça şahit oluyor, ama kul itiraz ediyor bunun üzerine bastığı toprak şahitlik ediyor. Ben şahidim diyor. Kul yine itiraz ediyor bunu üzerine ağzı, dili söylediği sözler devreye girip şahitlik ediyor, yine kul itiraz ediyor, bunu üzerine vucudunun tüm azaları şahitlik ediyor, kul buna rağmen hala itiraz ediyor. Yazıcı melekler Kiramen katibin devreye giriyor ki sürekli yanında olan ve bütün günah ve sevapları yazmakla görevli melekler, fakat kul yine itirazını sürdürüyor . Bunu üzerine amel defteri devreye giriyor şahitlik ediyor. Günahkar kul bunu da kabul etmiyor. Bunun üzerine kulun derisi şahitlik ediyor fakat günahkar kul buna da itiraza ediyor. Bunu üzerine devreye gözler kulaklar giriyor. fakat kul bunu da kabul etmiyor. Sonra levhi mahfuz devreye giriyor şahitlik ediyor fakat kul bunu da kabul etmiyor. En sonunda Allah(cc) bizzat kendisi şahitlik ediyor ve günahkar kulun suçu sabit oluyor. Şimdi sorarım size hangi hakim bu kadar delile rağmen başka delil arar. İşte bu rabbimizin bize karşı ne kadar merhametli ve ne kadar adaletli olduğuna delil değil midir? Ne mutlu bize ki ona kuluz. Sayın okuyucularım ahiret 4 bölümünde naklettiğimiz hadisi şerif. Bize hüsnü hatimeyi anlatıyor o halde hüsnü hatime nedir? Ve hüsnü hatimeye ulaşmak için ne yapmak gerekir bunu biraz açıklayalım.


HÜSNÜ HATİME: Güzel son, güzel sonuç, güzel ölüm anlamındadır. Güzel sonuç iman ile ölmekle mümkün olur. İman ile ölmek için güzel bir ölüm ile ölmek için cenabı hakkın bize bildirdiği Asr suresindeki emirleri yerine getirmekle olur. İşte sure


AYET: (Asr.1-2-3)” Asra (zamana) yemin olsun ki şüphesiz insan ziyandadır. hüsrandadır. Ancak iman edip güzel amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” Demek ki hüsrana uğramamanın son nefeste imanlı ve güzel bir şekilde ölmenin ilk şartı imanlı olmaktır. İmanı olmayan Sui hatime (kötü ölüm ilerde gelecek) ile canını verir. Sonra Salih amel işlemelidir Yani iyilik yapmalıdır. Sonra hakkı tavsiye etmelidir. Müslüman bananeci olamaz. bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyemez. Her koyun kendi bacağından asılır diyemez. Niçin çünkü Allah’ın uyarısı ve emri vardır.İşte ayet.


AYET:(tevbe.71)”(vel müminune velmüminatubeğzuhum evliyau bağz ye2murune bil meğrufi veyen hevne ğanil münker.)”Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. Allah’ın emirlerinin ve yasaklarının yerine getirilmesini tavsiye ederler.” işte


HADİS:” Peygamberimiz(sav) Mümin bir kimse bir kötülük gördüğü zaman eliyle engellesin, Eliyle engelleyemiyorsa diliyle mani olsun diliyle de önleyemiyorsa kalbiyle buğz etsin” buyurur. Demek ki Müslüman hakkı tavsiye edecektir. Doğruyu ve güzeli anlatacaktır menfaat icabı veya hatır için ayıp olmasın diye akraba, arkadaş v.b. sebeplerle hakkım tavsiye etmekten vazgeçmeyecektir. Bir Müslüman bununla da yetinmeyip Müslüman kardeşlerine sabrı tavsiye edecektir. Müslüman kardeşinin başına gelen musibetler dolayısıyla morale ihtiyacı vardır. Ona moral vereceksin. Sayın okurlarım dikkat ettiniz mi bu surede yani Asr suresinde hiç ibadetten bahsedilmiyor, tamamen kul hakkından bahsediliyor. Bana ibadet etmeyen hüsrandadır demiyor. Ne diyor?


1- İman edin


2-Salih amel işleyin


3-Hakkı tavsiye edin


4- Sabrı tavsiye edin.


Demek oluyor ki bir kişi gece gündüz ibadet yapmış olsa da eğer kul hakkı yiyorsa veya kullara hakkı tavsiye etmiyorsa sabrı tavsiye etmiyorsa kullara faydalı olmuyorsa gemisini kurtaran kaptan misali sadece kendini düşünüyorsa ve tövbe 71. ayette emredildiği gibi kulların iyiliği düşünmüyorsa hüsrandadır, ziyandadır. O halde sonumuzun hüsnü hatime olmasını istiyorsak Allah olan ibadetlerimizin yanı sıra Müslüman kardeşlerimize her konuda yardımcı olmaya çalışacağız.


2-DÜNYA HAYATI: İnsanın ikinci durağı dünyadır. Doğumla başlar. Ölümle son bulur. Dünya hayatının amacı kimin nasıl fiil ve hareketlerde bulunacağını denemek. Sonuçları tesbid etmektir.


3-KABİR HAYATI: İnsanın üçüncü durağı kabirdir. Ölümle başlar kıyamete kadar devam eder.


4-AHİRET ALEMİ


KABİR HAYATI:


BERZAH ALEMİ: Berzah set, engel, perde demektir. Dini anlamı ise ölümden sonra ruhun bedenden ayrılması yani kabir alemidir. Bu husus Kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET: (müminun.100)''Nihayet onlara ölüm gelip çatınca tekrar tekrar şöyle diyecekler. Rabbim beni dünyaya geri gönder. Taki ben zayi ettiğim ömür mukabilinde iyi amel ve harekette bulunayım. Hayır onun söylediği bu söz. Hakikatte boş laftan ibarettir. Önlerinde ise dirilip kaldırılacakları güne kadar (dönmelerine mani ) bir engel(berzah) vardır.''


Bu ayetten anlamaktayız ki ruhlar ölmemekte cesedin ölümünden sonra berzah denilen bir alemde yaşamaktadırlar.


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki: Kabirdeki soru ve cevaptan sonra Salih amel işlemiş olanlara şöyle denilecektir. Gelinler gibi uyuyun Gelin çok sevdikçe rahat uyur. Alla(cc) onları bu uykudan uyandırıncaya kadar gelinler gibi mışıl mışıl derin bir uykuyla uyurlar rahat ve huzurlu olarak (tirmizi.cenaiz 70) Bu delillerden de anlaşılıyor ki berzahtaki yaşayışta ruh bedenden ayrıdır. Bilindiği gibi ruhlar birer emri ilahidir. Asıl mahiyetleri insanlar tarafından pek bilinmez. İnsan ölünce ruhu başka bir aleme gider. Orada ameline göre ya rahat yaşar. Ya da azap görür. O aleme alemi berzah denilir ki Dünya ile Kıyamet sonrasından başka bir alemdir. Yaşayışla uyku arasındaki uyku alemi nasılsa dünya ile ahiret arasındaki berzah alemi de aynıdır.
KABİR:


Mezar, ölen kimsenin gömüldüğü yer, çoğulu kuburdur. İnsan ruh ve bedenden meydana gelen bir canlıdır. Ruhun yaratılışı bedenden öncedir. Buna göre insan hayatının devrelerini dörde ayırabiliriz.


RUH DEVRESİ: Ruhların toplu yaratılmasından bedenine ruhun geçmesine kadar olan devredir. Allah(cc) ruhları toplu olarak yarattığı zaman ruhlara kendi varlığı ve birliğini şahit yapmıştır. İşte ayet(araf.172)''Hani Rabbin Ademoğullarından onların sulplerinden zürriyetlerini çıkarıp kendilerini nefislerine şahit tutmuş ben sizin rabbiniz değil miyim? Demişti, onlarda evet rabbimizsin şahit olduk demişlerdi. İşte bu şahitlendirme Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu. dememeniz içindir.''


Sayın okurlarım daha öncede değindiğimiz gibi kıyamet gününde bir şahitte işte ruhlar alemi yaratıldığında verdiğimiz söz bize şahitlik edecektir. Sayın okurlarım bu ayetten anlıyoruz ki yaratılan bütün ruhlar . Allah’ın varlığını ve birliğini ta galu belada yani ruhlar toplu yaratıldığı zaman kabul etmişlerdir. Dolayısıyla doğan her çocuk islam üzere doğar ve ergenlik çağına gelinceye kadar İslam, Müslüman olduğu kabul edilir. Mesela bir şekilde yalnız başına İslam topraklarında ölen bir çocuk geldiği toplumdaki insanların dini ne olursa olsun ister hiristiyan, ister yahudi, ister ateist olsun. Geldiği toplumun inancı ne olursa olsun islam diyarında ve tek başına ölen çocuk Müslüman sayılır ve Müslüman çocuk gibi gömülür. Çünki bu çocuğun ruhu yaratıldığında iman etmiştir. Ergenliğe erdiğinde bulunduğu toplumun dinini benimseyecektir. Dolayısıyla halen ruhunun verdiği söz geçerlidir. Ve gerçekte de çocukların inanca karşı büyük bir merak ve ilgisi vardır. İşte bunu bilen Türkiye’de ki İslam düşmanı uzantılar çocukların ergenlik çağına gelmeden dini bilgi almalarını engellemektedirler. Çok iyi biliyorlar ki çocuk ergenliğe erdiğinde nefsinin, şehvetinin ve şeytanın peşinden koşar. Ergenlikten önce öğrendikleri ve inandıkları ile kalır. Çocukluğun da dinini öğrenmediyse ergenlikten sonra dinini sevmesi ve benimsemesi hemen hemen imkansızdır. İşte bizdeki laikliği ateistlik olarak algılayıp toplumu ateist yapmak isteyen İslam düşmanları var güçleri ile çalışmaktadırlar. Ama unuttukları bir şey var. onların planları varsa Allah’ın da planı var ve daima Allah’ın planı onların planlarını bozacaktır. Bakınız (aliimran. 54).


Kıyametin kopması ile başlar sonsuz olarak devam eder. Kabir hayatı bir bakıma ahiretin giriş kapısıdır. Ölen kimse ister kabre defnedilsin, ister yırtıcı hayvanlarca parçalansın, ister ateşte yakılsın, ister külleri denize atılsın, ister denizde kaybolsun ne şekilde ölürse ölsün o kişinin kabir hayatı başlamıştır. Ona Münker ve Nekir melekleri sorgu ve suale tutacaktır. Bu sorgudan muaf yalnızca peygamberler ve çocuklardır. Kafirlerin ölen çocukları da Müslüman çocukları gibidir. Yani onlara da sorgu sual yoktur. Kafirlere ve günahkar müminlere kabir azabı vardır. Kabir imanlı ve Salih amel sahipleri için cennet bahçelerinden bir bahçe kafirler için cehennem çukurlarından bir çukurdur. Salih amel sahipleri kabirde büyük bir rahat içinde iken Kafirler büyük bir azap içindedirler. Kabir hazırlanırken şu hususlara dikkat edilmelidir. Kabir bir adam boyu olmalı en az göğüs hizasını geçecek kadar derinlikte olmalıdır. Toprak sert ise kabrin kıble tarafına bir oyuk açılır. Eğer toprak yumuşak ise ortaya bir çukur açmalıdır. Kabrin yerden bir iki karış yüksekte olması ve deve hörgücü gibi olması gerekir. Kabrin baş tarafına bir taş konması gerekir. Ölünün isminin yazılmasında bir mahzur yoktur. Ancak kabrin üzerine bina inşa ederek orada ibadet edilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.


HADİS: Hz Aişe Resulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. ” Allah (cc) Hiristiyan ve Yahudilere lanet etsin onlar Peygamberlerinin kabirlerini mabet edindiler. Sakın benim kabrimi bu hale getirmeyin. (Buhari. cenaiz.916) Kabri derince ve uygun genişlikte yapmak farzı kifayedir. Ölü kabirde yüzü kıbleye gelmek şartıyla sağ yanı üzerine yatırılır. Sonra kefenin düğümleri çözülür. Kabrin tahtası dizildikten sonra üstü örtülür. Toprağın üzerine toprak pekişsin diye su dökmek menduptur.


KİRAMEN KATİBİN:


Cenab-ı Allahın insanların her birinin iyi ve kötü bütün işlerini yazmakla görevlendirmiş olduğu iki melek . Bu iki melek kuran-ı kerimde şöyle anlatılır.


AYET: (infitar.10)''Muhakkak sizin üzerinizde gözetici çok şerefli yazıcılar vardır. ki bunlar yaptığınız amal ve fiillerin hepsini bilirler.'


AYET:'(kaf.17-18)''Hatırla ki insanın hem sağında hem solunda oturan ve onun amellerini tesbit etmekte olan ikide melek vardır. O bir söz atmaya dursun. Mutlaka onun yanında hazır olan gözcüler vardır.''


HADİS:''Kiramen katibin meleklerinden sağ taraftaki iyilikleri yazar. Sol taraftaki melek sağ taraftakinin emrindedir. İnsan bir iyilik işlediği zaman hemen sağ taraftaki melek onu 10 sevap olarak yazar. Fakat bir günah işlediğinde Sağ taraftaki melek sol taraftaki meleğe hemen yazma biraz bekle belki pişman olur. Allaha tövbe istiğfar eder. Eğer kul tövbe istiğfar etmezse 1 günah olarak yazılır.(suyuti cemul cevami 66624.no.hadis)


Kulun vesvese, niyet, düşünce gibi nefsinde gizli kalan şeylere gelince. Akıllardan ve gönüllerden geçenleri Allah(cc) bilir işte AYET:(kaf.16)''Andolsun insanı biz yarattık nefsinin ona ne vesveseler verdiğini de biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız. ''


Kulların işlemeyi azmetmedikleri, kastetmedikleri, vesvese ve düşünceleri yazılmaz. Nitekim Peygamberimiz.(sav)


HADİS: Kul hayırlı bir işi işleye kasteder de işlemezse buna bir sevap yazılır. Kötülük diler de işlemezse bir günah yazılmaz. Melekler gaybı kulun içinden geçen niyetleri bilmez. Fakat bir iyilik yapmaya kastedince ondan meleklerin idrak edeceği misk kokusu gibi bir koku yayılır da bundan o kulun iyilik yapmaya azmettiğini anlarlar. Kötülüğü kastedince pis bir koku yayılır ve kötülüğü kastettiğini anlarlar. (suyuti hebayık.106)


HADİS: Kulun halis olarak iyi niyeti niyetsiz amellerinden hayırlıdır. Kul Allah rızası için iyi amel işlemeye niyet edince .Hastalık gibi bir engel çıkınca ve sağlıklı olduğu zamanki gibi amel işleyemese de ona sağlıklıyken işlediği amel gibi sevap yazılır.


HADİS: Vucuduna bir hastalık bir bela isabet eden Müslümanların amellerini muhafaza eden meleklere Allah(cc) şöyle emreder. Kulum için benim engelim ile engellendiği sürece önceden her gün her gece işlediği kadar hayırlı ameli yazılır.(ahmet.bin .hanbelcilt.2.s194)


İnsan meleklerin iyilik ve kötülüklerini yazdığına ve Allah’ın da her şeyi bildiğine inanınca günahlardan vazgeçip iyilik yapmaya çalışır. Kişi mahşerde günahlarını inkar edecek fakat karşısına Kiramen katibin tuttuğu defter çıkacaktır. Sayın okurlarım görüyor musunuz? Rabbimin rahmetini. eğer bir kişi karşısındakine kötülük düşünürse günah yazılmıyor ancak iyilik düşünürse sevap yazılıyor. Aman Allah’ım ne büyük bir nimet sadece iyilik düşünmek bile sevap yazılmasına sebep oluyor bu ne büyük nimet ne büyük lutuf Allahım. Kaşındaki adama kötülük yapmaya niyetlendin ama vazgeçtin günah yok ama karşındaki adama iyilik yapmaya niyetlendin ama yapamadın sevap var olmaz bu kadar ya rabbi. Bu ne büyük rahmet bu ne büyük lütuf. Sayın okurlarım yukarıdaki hadisi şerifte bir şey dikkatimi çekti. Eminim sizin de çekmiştir ki bizden önce ehli kitap alimlerinin ilgisini çektiği besbelli çünkü insan beyninde kötülükleri yöneten birimin beynin solunda, iyilikleri yöneten birimin beynin sağında olduğunu tesbit ettiler . Şimdi tıpkı meleklerin kokulardan düşünceyi anlamaları gibi anlamaya çalışıyorlar. Eller gider aya biz gideriz yaya.


KABRİSTAN: Mezarlık, ölülerin toprağa verildiği saha İslam dini hayatında olduğu gibi öldüklerinde de insana gereken değeri vermiş ve saygı göstermiş; öldüğü andan itibaren ona yapılacak muameleyi belirlemiştir. Toprağa defnedilen insanın en uzun süre kalacağı yerdir kabristan. O nedenle kabristanın düzenli ve tertipli yapılması temiz tutulması ve yeşillendirilmesi hayatta bulunan insanların ölülere karşı bir vefa borcu olarak görür. Kabristana çelenk getirilmesi kabirlerin üzerine koyulması Hiristiyan alemine benzemek olduğundan mekruhtur. Doğrusu canlı çiçek getirip kabrin üzerine dikmektir. Kabristanlık ağaçlık yeşillik ve çiçeklerle donatılmalıdır. Çünkü daha öncede belirttiğimiz gibi yeşillikler Allah’ı zikretmektedir o nedenle yaş ağaç ve yeşillikleri kesmek koparmak günahtır. Ancak kurumuş ağaçları kesmekte ve kurumuş otları temizlemekte bir mahzur yoktur. Zaruret halinde kabirlerin yerini değiştirmek caizdir. ancak keyfi olarak cesedin çıkarılması, kabirlerin aşırı süslenmesi, orada mum yakılması, kandil yakılması yasaklanmıştır. Kabirleri ziyaret çok güzeldir özelliklede cuma günleri kabirler ziyaret edilmelidir.


KABİR ZİYARETİNİN ADABI:


Ziyaretçi mezarlığa varınca yüzünü mezarlara döndürerek Peygamberimizin buyurduğu gibi şöyle selam verir.


HADİS:''Ey müminler diyarının ahalisi sizlere selam olsun. yakında bizde sizlere katılacağız. Allahtan size ve bize af dilerim.(müslim. cenaiz.104, ibni mace cenaiz.36)


HADİS: Resulullah bir defasında Medine mezarlığına uğradı ve onlardan tarafa dönerek şöyle dedi. Ey kabirler ahalisi size selam olsun Allah sizi ve bizi mağfiret etsin. Sizler bizden önce gittiniz. Bizde sizin ardınızdan geleceğiz.(tirmizi. cenaiz.59)


Kişi kabrin başından geçerken selam verirse ölüler selamını alır. O nedenle kabristandan geçerken mutlaka selam vermelidir. Esselamün aleyküm ey ehli kubur diye selam vermelidir.(gazali ihya.4-ziyaretül kubur.) HADİS: Kabir ziyareti esnasında mezarda namaz kılınmaz.. Kabirler asla mescit yapılmaz, kabre karşı namaz kılınmaz, kabirlere mum dikilmez.(müslim.cenaiz.98)


Boş yere para harcandığı için yada kabirlere tazim için buralarda mum yakılmasını Hz Peygamber yasaklamıştır. Kabrin üzerine oturmayı ve kabire basmayı da yasaklamıştır. İşte


HADİS: ''Kabrin üzerine oturmak ve mezarları çiğnemek mekruhtur.(müslim.cenaiz.33-tirmizi.cenaiz.56)


HADİS: Kabirde ziyaretle bağdaşmayan edep dışı ve boş söz söylemekten kibirlenip çalım satarak yürümekten sakınmak ve mütevazi bir durumda bulunmak gerekir.(tirmizi. cenaiz.46)


Kabristanın yaş ot ve ağaçlarını kesmek mekruhtur. Kabir yanında kurban kesmek Allah için kesilse bile mekruhtur. Hele ölü için kesmek kesinlikle haramdır şirktir. Çünkü kurban kesmek ibadettir. ibadet ise yalnız Allaha mahsustur. Kabirler Kabe tavaf eder gibi dolaşarak tavaf edilmez. Ölülerden yardım istemek ve bunun için mezar taşlarına bez mendil ve paçavra bağlamak kişiye yarar sağlamadığı gibi şirktir. Bazı kabir ve türbelerin hastalıklara şifalı geldiğine inanmak ve bunların ağaç ve toprağını kutsal saymak. İslam’ın tevhit inancı ile bağdaşmaz, şirktir. Diri veya ölü kimseleri Allahtan bir şey istemek için aracı kılmak şirktir. buna tevessül denir, şirktir.


TEVESSÜL: Vesile sayma, sarılma, sebep olma, gibi manalara gelen tevessül hedeflenen ve arzu edilen şeye ulaşmak için bir şeyi vasıta edinmek demektir. Kuran-ı kerimde ayette geçen vesile kelimesi Allaha yaklaşma vasıtası anlamında; onun vereceği sevaba kavuşturucu ve onun katında yakınlık kazandırıcı hususları ifade eder. Bunlar iyilikte ve taatte bulunmak, kötülükleri terk ile isyan hallerinden kaçınmaktır.


AYET:(Maide.35)”Ey iman edenler Allahtan korkup sakının ve ona vesile arayın, onun yolunda cihat edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.”


Bu ayet emir uslubu ile müminleri kendilerini Allah’ın rıza ve yakınlığına kavuşturacak hususlarda sürekli bir arayışa teşvik etmekte bu yolda fırsatları kaçırmamaya ve çareler bulup onları değerlendirmeye sevk etmektedir. İşte tevessül kelimesinin Kurandaki kavramı ve anlamı budur. Ancak aynı kelimeyi daha sonraları Kurandaki kavramıyla hiç ilgisi olmayan bir anlam yüklenmiştir. Tasavvuf kültürünün eseri olan bu yakıştırma anlama göre tevessül bir dileğin kabulu veya musibetin defi için ermişlerin türbelerini ziyaret etmek onların ruhlarından ve yatırlardan medet ummak bu maksatla onlardan dua istemek manası yüklenmiştir. Yani dualarına onları vasıta kılmak hatta onları vasıta kılmayı dua etmenin şartı haline getirmişlerdir. Halbuki Kuranda yer alan vesilenin anlamı bu değildir. Ona yaklaşmak için güzel amel işleyin ve cihat edin güzel ameliniz ve cihadınız sizi ona yaklaştıracaktır. Bunun böyle olduğunu şu hadisten anlıyoruz.


İŞLENEN GÜZEL AMEL KİŞİYİ HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE KURTULMASINA VESİLE OLUR


HADİS: Peygamberimiz (sav) anlatıyor: Bir zamanlar 3 adam çölde giderken yağmura tutuluyorlar yağmurdan sakınmak için bir mağaraya sığınıyorlar. Fakat yağmur mağaranın üzerindeki taşın mağaranın önüne düşmesine ve mağaranın kapısının kapanmasına sebep oluyor. 3 adam ne yaptıysalar taşı oynatamıyorlar birisi diyor ki yaptığımız iyi amellerimizi vesile edersek Allah bizi kurtarır.


1. Adam şöyle dua etti: yarabbi benim yaşlı ana ve babam vardı onları kendi ellerimle sabah akşam ben yedirirdim. Fakat bir gece eve geç geldim. Ben ve çocuklarım ve hayvanlarım aç oldukları halde önce ana babamı yedirmek istedim. Fakat uyuyorlardı uyanmalarını elimde yemekle sabaha kadar bekledim aç susuz yarabbi bundan razı olduysan bizi kurtar. Kaya biraz açıldı ama bir adam geçemezdi.


2. Adam şöyle dua etti: Yarabbi benim bir çobanım vardı senelik hakkı olan iki koyunu almadan gitti bende onun koyunlarına onun için baktım yıllar sonra geldi iki koyunu istedi. Bense o iki koyundan doğan sürülerle birlikte hepsini ona verdim. Yaptığımdan razı olduysan bizi kurtar dedi. Kaya biraz daha açıldı ama yine geçecekleri kadar yoktu.


3. Adam şöyle dua etti: Yarabbi çok güzel bir kız vardı komşum bir gün geldi bana muhtaç olduğunu kendisiyle bir olmam karşılığında para ve yiyecek istedi. Bense ona dokunmadan istediğinden fazlasını verdim. Yarabbi razı olduysan bizi kurtar dedi ve kaya tamamen açıldı ve kurtuldular. ‘(bahari-müslim-riyazüssalihin)


Sayın okurlarım bu hadisi şerifte dikkat ederseniz peygamberler, evliyalar vesile edilmiyor yapılan güzel ameller vesile ediliyor. Dua ve zikir konu başlığımızda Allahtan başka kimseden yardım istenmeyeceğine dair ayetleri sıralamıştım tekrar etmek istemiyorum. Kaldı ki diyelim ki insanı vesile kastı var. Peki imansız birisinin vesile olması mümkün olmadığına göre kimin evliya olduğuna kim karar veriyor. Kimin evliya, kimin imanlı, kimin imansız olduğunu biz nereden bileceğiz. Biz karar verirsek kendimizi Allah’ın yerine koymuş olmaz mıyız? Burada ince bir ayrıntı var daha öncede söyledim dua başkaları ile paylaşılabilir. Benim için dua et denilebilir bu ayette söz edilen Allaha yaklaşmadır. Duayı paylaşma değil. Ayeti tekrar okursanız.


AYET:(Maide.35) ”Ey iman edenler Allahtan korkup sakının ve ona vesile arayın, onun yolunda cihat edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.”


Ayetin sonunda onun yolunda cihat edin buyruluyor. Şimdi onların anladığı gibi anlarsak Allahtan korkup sakının evliyaları vesile edin cihat edin bir anlam bozukluğu olmuyor mu? Halbuki peygamber efendimizin anladığı gibi olursa Allahtan korkup sakının Salih amellerinizi Allaha yaklaşmada vesile edin benim yolumda cihat edin bu şekilde anlam bütünlüğü var öyle değil mi? En doğrusunu Allah(cc) bilir. Şüphe yok ki Allahtan başkasına ibadet ve dua edilmesi haramdır. Ona şirk koşmak demek olup, en büyük günahtır. Yukarıda ayette geçen tevessül namazın ve öbür ibadetlerin yanı sıra kulu Allaha yaklaştıracak Salih amelleri içindir. Yoksa ibadetlerinizde ve dualarınızda Allahtan başkasını vasıta edinin demek değildir. İşte ayetler


AYET:(Mümin.65)”O Hayy olandır. Ondan başka ilah yoktur. Öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak ona dua edin. Hamd alemlerin rabbine mahsustur.


AYET:(Cin.18)”Şüphesiz bütün mescitler yalnızca Allaha mahsustur. Öyleyse Allah ile beraber başka hiç kimseye dua etmeyin:


AYET:”(İsra.111)”Ve deki Hamd çocuk edinmeyen mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da ihtiyacı olmayan Allaha mahsustur.’’


AYET:”(Ahzap.56)”Ey iman edenler sizlerde Peygambere selavat getirin ve selam getirin ” Görüldüğü gibi Allah (cc) asla vesileye geçit vermiyor.


KABİRLERDEN KALKIŞ:


Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin anlatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hem de ruhla birlikte olacaktır. İşte AYET:(Nisa.56)”Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar, onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz. Şüphesiz ki Alla(cc) mutlak galiptir. Yegane hüküm sahibidir buyrulur. Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir. Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte


AYET:(Yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir” Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değil midir? Kaldı ki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.


AYET:(Rum.28)” Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olan odur. Bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar onundur.’


AYET:(Kaf.15)”Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.”


AYET:(Hac.6-7)’2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kadirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır.”


AYET:(yasin.80-81)” O Allah ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter.”


SURA ÜFÜRÜŞ


Sayın okurlarım Kuran-ı kerimde ikinci defa sura üfleme ile meydana gelecek gelişmeler. Şöyle açıklanır. Sura ilk defa üfürüldüğünde Kıyamet kopacaktır. Yani bu ilk üfürme dünyayı sona erdirecektir. İşte ayet.


AYET:(zümer.68)”sura üfürülünce Allah’ın dilediğinden başka göklerde ne var yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düşer.” İsrafil’in sura ikinci defa üflemesi ile insanlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşa koşa giderler. İşte ayetler.


AYET:(Yasin.51)”Sura üfürülmüştür. Bir de görürsün ki onlar kabirlerinden kalkıp rablerine doğru koşup gidiyorlar.”


AYET: (Zümer.68)” Sonra ona(sura bir daha üflenecek) üflenecek görürsün ki ölüler dirilip ayakta bakınıp duruyorlar.” İsrafil’in sura iki kez üflemesi arasında geçecek süre kesin olarak bilinmemektedir. Çünkü Ebu Hureyre (ra) dan rivayet edilen


HADİS: Sura iki defa üfleme olayı arasında kırk zaman vardır buyurmuştur. Orada bulunanlar hadisi nakleden Ebu Hureyre’ye Kırk gün mü? Kırk aymı? kırk yıl mı? Diye sormuşlar. O da bilmiyorum demiştir.”(Müslim.fiten.88-ebu Davut .sümre.22) Ölülerin nasıl dirildiğini merak eden İbrahim (as) a ve bütün insanlığa Allah(cc) şöyle cevap vermiştir.


AYET:(Bakara.260)”Bir vakitte İbrahim ölüleri nasıl diriltirsin bana göster demişti. Allah ona inanamadın mı buyurmuştu. Oda hayır inandım fakat kalbim yatışsın istiyorum demişti. (Allah) dedi ki Dört kuş tut onları kendine alıştır. Sonra parçalayıp her parçasını dağın üzerine bırak. Sonrada onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah her şeye üstün yegane hikmet sahibidir.”


AYET:(Bakara.9)” Ey rabbimiz şüphesiz sen geleceğinde şüphe olmayan bu günde insanları toplayacaksın şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez derler.”


AHİRETE İMAN:


Son ve sonra anlamına gelen Arapça bir kelime olan Ahiret ahir kelimesinin müennes şeklidir. Evvel kelimesinin zıddı olarak kullanılır. İslam da öbür dünya manasında kullanılmaktadır. Allahu teale içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerindeki bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır. Bir gün dünya ve ahiretteki bütün insanlar. Canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır. Dağlar, taşlar, yerler, gökler, parçalanacaktır. Bakınız


AYET:(Karia4-5)Allahtan başka tüm alem yok olacaktır.


AYET: (Rahman.27)Bu hadiselerin meydana geldiği günü Kuran zelzele saati(Hacc.2)Kıyamet günü.(kıyame.1)diye adlandırır. Kıyamet gününden sonra Allah’ın taktir ettiği bir zamanda insanlar yeniden hayat bulacak kabirlerinden kaldırılacak ve mahşer denilen düz bir sahada(Hicr.25) hesabı süratle gören Allah’ın (Ali imran.19) huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını(Hakka-19-37)vermek üzere toplanacaklardır. (Casiye.26) Hesapların görülmesinden sonra bir kısım insanlar iyilikleri nedeniyle Cennete diğerleri ise Cehenneme gireceklerdir.


AHİRET 24 (MÜNKER VE NEKİR)


İşte bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaren bitmez tükenmez bir halde devam edecek olan aleme Ahiret alemi denir. En son ve en mükemmel din olan İslam’a göre (maide.3) meydana geleceği ayet(bakara.4) ve hadis ile(tecridi sarih .44) Ve bütün ümmetin fikir birliği ile kesin olarak Ahiret gününe inanmak imanın şartıdır. Ve farzdır; Ahiret günü denilince Bu alemin hepsinin yok olması ve hayatın tamamı ile sona ermesi ahiret hayatının başlaması anlaşılır. Ahiret hadiselerine gelince de şu 9 şey akla gelir.


1-Canlılar için ahiret hayatının başlangıcı olan berzah (KABİR) hayatı.


2-Sura üfürülmesi ve herkesin tekrar dirilerek kabirlerinden kalkıp MAHŞER de toplanması.


3-Dünyada iyilik ya da kötülük cinsinden yapılan işlerin kaydedildiği AMEL DEFTERİ nin sahiplerine okunması


4-İyilik ve kötülüklerin tartıldığı MİZAN (terazi) nın kurulup amellerin tartılması.


5-Bütün insanların üzerlerinden geçmeleri mecburi olan SIRAT KÖPRÜSÜ nden geçilmesi.


6-İmanlı ve ameli iyi olanların gideceği CENNET.


7-İmansız ve ameli iyi olmayanların gideceği CEHENNEM.


8-Peygamberimizin ve seçkin müminlerin başında bulunacağı KEVSER havzı.


9-Peygamberimizin müminlere ŞEFAAT i gibi hadiseler hatıra gelir.


MÜNKER-NEKİR:


Ölen kimseyi mezarında sorguya çeken ve gerektiğinde onu cezalandıran iki melek. Bunların Münker ve Nekir diye isimlendirilmesi her ikisinin de aşina olmadığımız garip bir surette olmalarındandır. Ehli sünnete göre Münker ve Nekir ölen kişiye rabbini, Peygamberini sorarlar. Mümin kişi bu sorulara cevap verir. Ama Kafir veremez. Bu husustaki hadisler pek çoktur. Söz konusu iki melek ölünün kabrine gelir. Ve melekler sorularını yöneltirler.


HADİS: Hz peygamber(sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.” Ölü defnedildiğinde ona gök gözlü simsiyah iki melek gelir. Bunlardan birine Münker ötekine Nekir denir. Ölüye Resulullah hakkında ne diyorsun? Diye sorarlar. O da Kelime-i şehadeti getirir. Sonra melekler kabri 70*70 zira kadar genişletilir. Ve aydınlatılır. Sonra ona yat denir. Akrabalarından en çok sevdiği kimseden başkası kendisini uyandırmayan güveğinin uyuması gibi uyu derler. Böylece yattığı yerden Allah(cc) tekrar onu diriltinceye kadar uyur. Eğer münafık ise insanların söylediklerini duyup aynısını söylerdim bilmiyorum der. Meleklerde arza onu sıkıştırın derler. Arz onu sıkıştırınca kaburga kemikleri birbirine geçer. Allah onu yattığı bu yerden diriltinceye kadar azap devam eder.(tirmizi.70)


AYET: (İbrahim .27)”Allah iman edenleri dünyada da Ahirette de değişmeyen sağlam söz üzerinde sabit kılar. Zalimleri ise saptırır. Allah(cc) dilediğini yapar.” Ayette geçen Ahiret hayatından maksat kabir hayatı, sözden maksat ise Kelimei şehadettir.


KABİR AZABI


HADİS: ”Allah iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar. Ayeti kabir azabı hakkında indi. Ölüye kabrinde senin rabbin kim? diye sorulur. Oda rabbim Allahtır. Peygamberim Muhammet’tir diye cevap verir.(ibni mace. zühd.32-buhari tefsir.14) Kafirler ise sürekli kabir azabı görürler.


AYET: (Mümin.46)”Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün azabın en ağırına sokun denir.”


Azabın mahiyetini daha derinlemesine görelim. Otorite sahibi tarafından yapılan işkence, eza, cefa, beden ve ruha tesir eden eziyet demektir. Bir terim olarak Allah’ın günahkarlara Dünya veya Ahirette vereceği ceza ve sıkıntıya azap denir. İslam’da azap dünyevi ve uhrevi olmak üzere ikiye ayrılır.


1-DÜNYEVİ AZAP:


Yüce Allah İmandan uzaklaşan, gönderdiği peygambere itaat etmeyen; Allaha isyan eden kavimleri helak etmiş; onları Dünyada azaplandırarak sonraki nesillere ibret yapmıştır. Hz Nuh kavminin sular altında kalması; Ad ve Semut kavimlerinin başına gelen felaketler. Nemrut ve Firavunun helak oluşu Lut kavminin yere batırılması Dünyadaki azaba örnek olarak verilebilir. Bunlar Kuran-ı kerimde ibret için zikredilen kıssalardır. Dünyevi azabın birde eziyet, sıkıntı, fakirlik, v.b şekillerde imtihan amacıyla karşılaşılan şekli vardır. Bu imtihanın gayesi insanın sabır ve tahammül gücünün ölçülmesi; buna karşılık günahların affedilmesi yada manevi derecesinin yükseltilmesidir. Nitekim Kuran-ı kerimde


AYET:(Bakara.155) bu husus açıklanmaktadır. Buna göre dünyadaki bazı sıkıntı ve ızdraplar. Ahirette sevaba dünya hayatının sonraki yıllarında refaha dönüşebilmektedir. Kafirler için ise dünyadaki azapta ahiretteki azapta aleyhlerinedir. Nitekim.


AYET:(Bakara.114-Hacc.9 )”Onlar için dünyada rezillik ve aşağılık Ahirette de elem verici azap ve cehennem azabı vardır.”


2-AHİRET AZABI:


Ahiret azabı, kabir azabı ile başlar. Nitekim işte


AYET: (Taha.114)”Kim benim zikrimden(Kuran) yüz çevirirse o kimse için (kabirde) dar sıkıntılı bir yaşayış vardır. Biz onu kıyamet gününde kör olarak haşr ederiz. O şöyle diyecek Ey rabbim beni niçin kör olarak haşrettin. Halbuki ben daha önce görüyordum. Allah(cc) diyecek bu böyledir. Çünkü sen sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun bugünde unutulma sırası sendedir.”


HADİS: ”Hz peygamber(sav) Salih kullar için kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olacağını günahkarlar için ise cehennem çukurlarından bir çukur halini alacağını bildirmiştir.(Tirmizi, Kıyame .26)


HADİS: ”Allah Resulu şöyle buyurmuştur. Sizden biriniz vefat ettiğinde sabah ve akşam ona kendi makamı gösterilir. O kimse cennetlik ise cennete gireceklerin makamı cehennemlik ise cehennemin hücrelerinden bir yer gösterilir. Ve ona burası senin ebedi durağındır. Kıyamet günü buraya gönderileceksin denir.(Tecridi sarih.ter.6789)


Kıyamete kadar bu şekilde sürecek bir kabir hayatı sonunda mahşer yerinde hesap ve mizandan sonra sevapları günahlarından fazla gelenler cennete, az gelenler ve Kafirler ise cehenneme gireceklerdir. Kuran-ı kerimin birçok ayetinde Cehennem azabından bu azabın şiddetinden söz edilir.


GERÇEK MÜFLİS KİMDİR?
HADİS: Resulullah (sav) müminlerin hesap günündeki durumunu şöyle dile getirir. Mümin kıyamet günü rabbine öyle yaklaştırılır ki Artık Rabbi onun sırrını mahşer ehlinden saklamış olur. Sonra bütün günahlarını ona ikrar ettirir. Şunu işlediğini sen bilir misin? diye sorar. O da bilirim der. Şüphesiz ben senin işlediğin günahları dünyada senin için örttüm. Bugünde günahlarını affediyorum buyurur.(müslim,tevbe.52.ibnimace.mukaddime.13) Bu delillerden açıkça anlaşılıyor ki; Dünyada iken Allaha ve Ahiret gününe inanan, onun emirlerine uyan yasaklarından sakınan ve Salih amel işleyen müminler kolay bir hesaptan sonra Allah’ın kendilerine mükafat olarak hazırladığı nimetlere kavuşacaklardır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus. Tüm Müslümanların korkulu rüyası olan gizli günahların Kıyamet gününde herkese açıklanacağı bilgisinin yanlış olduğunu Allahın rahmeti ile Dünyada gizlediği günahları mahşerde de gizleyeceğini öğrenmiş olduk sanırım bu sayın okuyucularımı rahatlatmıştır.
HADİS: Peygamberimiz(sav) bir gün ashabına MÜFLİS Kimdir? diye sorar. ashab zengin iken bütün malını kaybedene müflis iflas etmiş denir dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz(sav) Hayır asıl müflis Kıyamet gününde namaz, oruç ve zekatla gelip te şuna sövmüş, buna iftirada bulunmuş, bunun malını yemiş, bunu kanını dökmüş, başkasını döğmüş, velhasıl kul hakkıyla gelmiştir. Şuna buna sevaplarından verilecek şayet davası görülmeden sevapları biterse onların günahlarından alınarak kendisinin üzerine yüklenecek sonra cehenneme atılacaktır.((müslim,birr.59)


Sayın okurlarım bu hadisi şerif son derece önemli lütfen tekrar tekrar okuyalım. Dünyada çalışırsın zengin olursun sonra herhangi bir sebepten malın mülkün gider iflas edersin. Ancak nihayetinde yine zengin olma şansın olduğu gibi; olmasa bile 50-60 yaşında öleceksin nasıl olsa yani dünyadaki iflas çokta önemli değil ama ya Ahiretteki iflas öylemi? Bir kere telafisi mümkün değil. Yani dünyaya tekrar geri dönme şansın yok daha önemlisi ebedi bir iflas sonu yok hem de ebedi cenneti kaçırarak cehennemde kalmak ne korkunç bir son Allah’ım hepimizi bu iflastan korusun. Peki ahirette iflas niçin oluyor kul hakkından dolayı. Hakkını yediğin kul senden alacağını alacak yani yaptığın sevaplarından alacak Ahirette sermaye para mal değil orda sermaye Salih ameldir. Dünyada iken namaz kılmışsın beşi beş yapmışsın, zekat vermişsin, oruç tutmuşsun hacca gitmişsin, iyilik yapmışsın yani İslam’ın emrettiği bütün ibadetleri fazlasıyla yapmışsın. Fakat bunun yanında, dedikodu yapmışsın, birine iftira atmışsın, birinin hakkını yemişsin, alay etmişsin, kibirlenmişsin, laf taşımışsın, yalancı şahitlik yapmışsın, kalp kırmışsın, hor görmüşsün, lakap takmışsın, küçük görmüşsün, kıskanmışsın, adamın malına zarar vermişsin kısaca kul hakkı yemişsin fakat tabi bu yaptıkların aklında yok ben diyorsun kesin cennetliğim o da ne eline amel defterini alıyorsun ki işlediğin sevapların hiçbiri yok ;üstelik hiç işlemediğin günahlarla dolu defter. Ve defterde cehennemlik yazıyor. Tabi hemen itiraz edeceksin bunda bir yanlış var. Hayır denilecek bunda bir yanlış yok. Defter senin defterin senin yaptığın ibadetleri, hakkını yediğin kişilere verdik bitti. Hatta yetmedi o kişilerin günahını da sana yükledik. Hadi cehenneme denilecek. Sayın okurlarım aman ha sakın kul hakkı yemeyelim görüyorsunuz Allah(cc) ona karşı olan günahları affediyor ama kul hakkını asla! Aman dikkat.


AMEL DEFTERİ: İnsanın Dünya hayatında yaptığı iyi ve kötü bütün işlerin sözlerin kayıt edildiği defter. Bu defter sesli bir film misali insanın her türlü hal ve hareketlerini, konuşmalarını, mimiklerini zapt eden bir defterdir. Bu kayıt ve zabıtlarla insan ahirette hesaba çekilecek bu defter insanın leh veya aleyhinde bir şahit olacaktır. Kuranda bu deftere kitap denir. Dünya hayatında devamlı olarak insanla beraber bulunan ve onun yaptıklarını yazan meleklere hafaza melekleri, Kiramen katibin veya Rakib atid denilmiştir. Her insana kendi amel defteri ahiret gününde verilecek ve insan kendi yaptıklarını orada bizzat görüp okuyacaktır. Defteri sağ tarafından verilen kimseler, cennetlik bahtiyarlar. Sol tarafından verilecek veya arka tarafından verilecek kimseler ise cehennemlik bedbahtlar olacaklardır. Hesabı sağından verilenlerin hesabı ya çok hafif olacak ya da onlar hiç hesaba çekilmeyeceklerdir. Hesabı solundan veya arkasından verilenler ise çetin bir hesapla karşılaşacaklardır. Nitekim ayette


AYET: (vakıa .41-46) ”Defteri sol tarafından verilen günahkarlara gelince onlar ne acıklı durumdadırlar. Onlar ateşin alevi ve kaynar su içindedirler. Birde üzerlerinde Cehennemin kapkara dumanı olan bir gölge vardır. O gölge ne serindir ne mülayim çünkü onlar dünya hayatında zevklerine düşkün kimselerdi.”


Sayın okurlarım İslam’da azap ilahi adaletin gerçekleştirilmesi içindir. Dünya hayatında uygulanan ceza ve azaplar. Hukuki müeyyidelerdir. Buda toplum içinde işlenebilecek kötülük ve suçların önlenmesi ve diğer insanlara bir ibret teşkil etmesi içindir. Ahiret azabı müminler için geçicidir. Bu geçici azabın sonunda Allah’ın bir lütfu olarak cennet nimeti verilecektir. Allah’ın bütün emir ve yasaklarının hak olduğuna iman eden yegane din ve nizamın onun dini nizamı olduğunu kabullenip bütün emir ve yasaklarının yeryüzünde uygulanması gerektiği, inancında olan; Allaha hiçbir şekilde şirk koşmayıp, ancak bazen insani fıtrat gereği olarak günah işleyen kimseler. Bu günahlarının karşılığı olarak cezayı çektikten sonra ebedi azaba çarptırılmayıp af edilirler. Zira ayette bildirilmiştir. İşte ayet.


AYET: (Nisa.48) ”Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar.”


Buna göre küfrün dışında kalan diğer günahlar Allah’ın iradesine kalmış bir husustur. O isterse bağışlar isterse azap eder. Fakat onun emir ve yasaklarını dinlemeyen Kurana sırt çevirip hükümlerin uygulanamayacağını söyleyen veya böyle inananların düşüncesini paylaşan insanlar, küfürde olacağı için ebedi azaba çarptırılacaklardır.


SADAKA-İ CARİYE


Amel Allah rızası için olacak ve insan bu amelinin karşılığını yalnız Allahtan isteyip Allahtan bekleyecektir. İnsanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için yapılan ameller asla ameli Salih değildir. Zira buradaki niyet bozukluğu insanı ihlassızlığa ve riyaya götürür. Riya için yapılan hiçbir amelide Allah(cc) kabul etmez. Ameli Salih sırf Allah’ın rızası gözetilerek yapılmış bir amel olursa kişinin duasının kabul olmasına sebep ve vesile olabilir. İnsan sıkıntılı anlarında daha önceden yapmış olduğu Salih amelden dolayı Allah’ın izniyle sıkıntıdan kurtulabilir. Bu hususta müttefegun aleyh olarak nakledilen sahih hadis meşhurdur.


HADİS:” Mağaraya sığınan 3 adamın işledikleri Salih amellerden dolayı mağaradan nasıl kurtulduklarını peygamberimiz(sav) bize haber veriyor. bakınız(buhari.edep.5- müslim.zikr.100) işte bu hadiste bizler için ibretler mevcuttur. Kişi sıkıntıya girebilir. O anlarda Allaha dua ederken zikretmesi gereken ameli salihi bulunmalı o güne kadar kişi amel defterine bu türden ameller kaydettirmelidir. İhlasla yapılan amel inciye benzer ne kadar küçük olursa olsun yine de kıymetlidir. Nitekim bu hususta Kuran-ı kerimde AYET:(Maide-35) Allah(cc) kendisine ulaşmamız için vesileler aramamızı emreder.” vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allah’ı razı edecek Amel v.b dir. Vesile kelimesinin akla getirdiği mana ise Allah’ı razı edecek ameldir. (ibni kesir.tefsir.2.63) Hayırlı evlatta ameli salih cümlesinden sayılmıştır. Hayırlı evlat yetiştirmek Müslümanlar için son derece önemlidir. nitekim peygamberimiz(sav)


HADİS: İnsan ölünce ameli kesilir, ancak 3 şey müstesna (onlar yazılmaya devam eder.)


1-Sadakai Cariye : İnsanların istifade ettiği çeşme yol ,hastane, okul, cami. v.b şeyleri yapan yapımına katkı sağlayan, önderlik yapan, sebep olan, vesile olan Müslüman o eserler ayakta kaldığı müddetçe ve kullanıldığı müddetçe o eserin sevabından pay alır. O kadarki ölse bile sevap hanesine yazılmaya devam eder.


2-Kendisinden istifade edilen ilim: Bir Müslüman okutmuş olduğu veya okutulması sağladığı öğrencinin o öğrendiği bilgileri yerine getirip ibadet ettikçe veya iyilik yaptıkça o öğrencinin aldığı sevaptan eksiltilmeyerek aynısı onu okutan veya okutturana sevap olarak yazılır. O kadar ki ölmüş olsa bile bu sevap kesilmez. Yazdığı kitap, film, v.b eserlerde böyledir. O kitabı okuyup ta güzel amel işleyen ve iyilik yap.


kişinin aldığı sevabın aynısı kitabı yazana veya kitabın çıkmasına vesile olana yazılır. Bu sevap yine kabirde de devam eder.


3-Hayırlı evlat: Kişinin evladı hayır işledikçe dua ettikçe iyilik yaptıkça yine hiç eksilmeden ana babasına sevap olarak yazılır.(Ebu Davut. vesaya.14.ibni mace,mukadddime.20) Evlatların ameli Salih olacak şekilde yetiştirilip ardımızdan bizlere hayır dua edip bırakılması önemli görevlerimizdendir. İman güneşten uzak kapalı bir kutuda yetiştirilmeye çalışılan çiçek misali sadece kişinin iç dünyasında gizlenip kalamaz. Böyle bir iman yok olmaya mahkumdur. O ancak Salih amellerle beslenip kuvvet kazanır ve hayat bulur.


AYET: (Enbiya.105)'' Allah yeryüzüne Salih kullarım varis ve hakim olacaktır diye hükmetmiştir.''


HÜSNÜ HATİME(GÜZEL SON)


Sayın okuyucularım o halde hüsnü hatime nedir? Ve hüsnü hatimeye ulaşmak için ne yapmak gerekir bunu biraz açıklayalım.


HÜSNÜ HATİME: Güzel son, güzel sonuç, güzel ölüm anlamındadır. Güzel sonuç iman ile ölmekle mümkün olur.


Sayın okurlarım müminin canı çok kolay çıkacaktır. İşte


AYET:(Naziat.2)''(Vennaziati neşta)''Müminin canını yağdan kıl çeker gibi kolaylıkla çıkaran meleklere andolsun.''


Bu ayet nazil olunca sahabeler ya Resulullah ölümün şiddetinden siz bile korkarken nasıl oluyor da insanın canı bu kadar kolay çıkıyor. Hatta mümin canının çıktığının farkına bile varmaz buyuruyorsunuz diye sorduklarında Peygamberimiz(sav) onlara şu cevabı vermiştir.


HADİS: Aradığınız cevap Yusuf suresindedir. Bu surede emirin kölesi olan hz. Yusufun güzelliğine Emirin karısı Züleyha vurulmuş ona aşık olmuştu. Züleyha’nın arkadaşı olan kadınlar Züleyha’nın dedikodusunu yapıyor. Koskoca emirin karısı kölesine aşık olmuş diye onu eleştiriyorlardı. Bunun üzerine Züleyha bu kadınları çay partisine çağırır. Her birinin eline birer elma ve birer bıçak vererek soyup yemelerini ister. Kadınlar tam elmaları soyarken. hz Yusuf’u karşılarına çıkarır. Hz Yusuf’un o eşsiz güzelliğine vurulan bu güzellik karşısında her şeyi unutan kadınlar o kadar etkilenirler ki elmayı soyalım derken ellerini bıçakla keserlerde farkına varmazlar.


Sayın okurlarım Yusuf ve Züleyha olayı kuran-ı kerimde şöyle geçer.


AYET:(Yusuf.31)''Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti. Koltuklar hazırladı geldiklerinde her birine bıçak verdi. Yusuf’a yanlarına çık dedi. Kadınlar Yusuf’u görünce şaşırıp ellerini kestiler. Ve Allah’ı tenzih ederiz . Ama bu insan değil ancak çok güzel bir melektir dediler.''


İşte ölüm anında mümin kendisine gösterilen cennetin ve büyük nimetlerin güzelliği karşısında o kadar sevinecek o kadar şaşıracak ki ölüm acısını hissetmeyecek canının çıktığının farkına bile varamayacaktır.''


AYET:(Nâziât: 3)“Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere!”


Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere müminlerin canlarını aldıktan sonra, onlarla birlikte fezâda yüzüp giderler. Hüsnü hatime ile ölen müminlerin bir mükâfatı da meleklerin iltifatlarıdır.


AYET:(Nahl: 32) “Onlar meleklerin: ‘Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!’ diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir.”


AYET:(Vâkıa: 88-89) “Ölen kişi Allah’a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti var.”


AYET:( (Fecr: 27-30) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan razı, O senden razı olarak dön Rabb’ine. Gir Salih kullarımın içine, gir cennetime!”


Bu hitap ona hem vefat anında hem de kıyamet gününde müminler söylenecektir.


AYET: (Vâkıa: 90-91)“Eğer sağcılardan ise; ‘Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!’ denir.”


Can boğaza gelmiş durumdaki mümin o selâmı alınca rahatlar, dostluğun ünsiyetini hisseder.’’


HADİS: Müminlerin canlarını ise şefkat ve merhametle ve yumuşaklıkla, rahatça ve usulca, sanki çözülmesi kolay bir düğümü çözer gibi kolayca alırlar. Cennetteki varacağı yer kendisine gösterilmeden hiçbir mümin ruhunu teslim etmeyecektir(Buhari)


HADİS: ‘’Mümin öleceği vakit, rahmet meleklerini görür, can verme acısını duymaz. Ruhu tereyağından kıl çeker gibi, kolay çıkar, nimetlere kavuşur.) [Bezzar]


HADİS:’’Ölüm, mümine en kıymetli hediyedir.) [Taberani]


HADİS: Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir (bk. Tirmizî, Cenaiz, 70).


Allahü Teâlâya kavuşmayı isteyen mümin, ölümü kötü görmez. Çünkü ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür. Cenneti seven ve ona hazırlanan ölümü sever. Çünkü ölüm olmayınca Cennete girilmez.


Dünya hayatı rüya gibidir. Ölüm uyandırıp rüya bitecek, hakiki hayat başlayacaktır. Hadis-i şerifte,


HADİS: (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu. (Sefer-i Ahiret)






PEYGAMBERİMİZ(SAV) MÜMİNİN ÖLÜMÜNÜ ŞÖYLE ANLATIR


İman sahibi kişinin ruhunu Azrail alırken, yanında rahmet melekleri bulunur. Mümin insanın ruhu alınırken, ona cennetteki yeri gösterilir. O cennetteki yerini temaşa ederken ruhunun kabz edildiğinin farkına varmaz. Hadislerde şöyle anlatılır:


HADİS: Mümin kul Ahiret yolculuğuna çıkarken, gökten ışık saçan melekler iner. Yanlarında cennet elbiselerinden bir elbise ile hunut olur. O kulun görebileceği yere otururlar. Azrail (as).de başucuna oturur ve 'haydi ey temiz ruh Allah'ın mağfiret ve rıdvanına doğru rahatlıkla çık' der. Azrail (as) bedenden çıkan ruhu alınca, rahmet melekleri ruhu ellerindeki elbise ve hunuta sararlar. Güzel kokular sürüp, sevinçle semaya çıkarlar.


1.Semada kimsin diye sorulur. Rahmet meleklerin başında olan Cebrail; ben Cebrailim yanımdaki filan oğlu filan diyerek o kişiden övgüyle bahseder. Dünya seması melekleri 'o iyi bir kişidir, inancı tamdı, şüphesi yoktu ' diyerek geçişine izin verirler. İkinci semaya çıkarlar.


2.Sema melekleri de, namazlarını ve bütün farzlarını eda ederdi derler. Üçüncü semaya geçerler


3.Sema da; malının hakkını muhafaza edip zekatını seve seve verirdi derler. Dördüncü semada,


4.Semada orucunu tutup, haram yemekten kaçındı, kendini muhafaza etti denilir. Beşinci semada;


5.Semada farz olduğunda Allah için hac vazifesini yerine getirdi derler. Altıncı semaya


6.Semada çıktıklarında; seher vakti istiğfar etti, çok sadaka verdi, yetimlere yardım etti denilerek karşılanır.


7.Semada Celal Perdelerinin olduğu makama varırlar. Orada hoşca karşılanıp cennet ile müjdelenir. Oradan Sidretül Müntehaya giderler. Orada; her iyiliği Allah rızası için yapan kul, hoş ve sefa geldin denilerek karşılanır. Daha sonra; ateş tabakasından, nur, zulmet, su ve kar tabakalarından ve soğuk denizden geçerler. Sonra perdeler açılır. Bu perdeler seksenbin adettir ve her perdede de seksen bin şerefe vardır. Perde arkasından bu getirdiğiniz ruh kimdir diye sorulur. Cebrail AS. Filan oğlu filan der. Allah "yaklaştırın sen ne güzel kulumsun" buyurur ve Allah onu affeder. Allah'ın huzuruna arif ve evliya kullarının dışında ulaşan olmaz. Diğer insanlar ise, yaptıkları amele göre ya perdelerden ya da sema kapılarından geri çevrilirler. Geri dönerlerken, Allah "Kulumun dosyasını tescil edin. Onu yere iade edin. Onları ben yarattım, oraya iade ederim, sonra tekrar oradan bir kere daha çıkaracağım "diye buyurur.


Sonra ruh cesede iade edilir. Kabre; Münker ve Nekir adında iki melek gelir ve sorarlar:


Rabbin kim? Kul şaşırmadan Allah der


Dinin? Kul; İslam der


Nebin? Kul; Hz. Muhammet, O Allah'ın resulüdür der.


Nereden bildin? Kul; Allah'ın kitabı Kuranı okudum. Ona iman ve tasdik ettim der.


O sırada; Kulum doğru söyledi. Cennetten bir yatak getirip altına serin, cennet elbiseleri giydirin ve cennete bakan bir pencere açın buyrulur.


Sonra o kişinin kabri enine ve boyuna genişler. Cennet kokuları gelmeye başlar. Kabri cennet bahçelerinden bir bahçe gibi olur.






RABBİM HÜSNÜ HATİME İLE ÖLMEYİ CÜMLE ÜMMETİ MUHAMMEDE NASİP EYLESİN


KABİR HAYATI (ALEMİ BERZAH)


Kıymetli okuyucular kabir hayatını inkar edenlere kapak olsun diye kabirle ilgili ayetlerden bazılarını paylaşmayı uygun gördüm. Bu konuda yüzlerce hadis-i şerif olduğu halde yazının uzamaması için hadis koymadım.


Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.


Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.


AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’


AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’


AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”


AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’


AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’


AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’


AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’


AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’


AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’


AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’


AYET: Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’


AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’


BU KADAR AYET OLDUĞU HALDE KABİR HAYATINI İNKAR EDENLER HALA BEN MÜSLÜMANIM NASIL DİYOR ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL


KABİR YA CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇE YA DA CEHENNEM ÇUKURLARINDAN BİR ÇUKURDUR


Kardeşlerim Kabir hayatı hakkında birçok soru ve görüş geldi. Bunları tek tek cevaplamam mümkün değil o nedenle toplu olarak cevaplıyorum. Kusura bakmayın. Kabir hayatını inkar eden kardeşlerimin bir çoğunun sadece bir tefsirciye, bir Alime inanıp bu konuda ki onlarca alime itibar etmediklerini görüyorum. Kardeşlerim lütfen Birine takılıp kalmayın insan hata eder. O Alimde hata edebilir. Lütfen Alimlerin doğrularını alınız, hatalarını bırakınız. Bu şekilde hem o Alime hem kendinize büyük iyilik yapmış olursunuz. Ne yazık ki toplumumuzda takım tutar gibi tarikat tutma, Alim tutma, mezhep tutma, siyaset tutma hastalığı var. Halbu ki takımınız küme düşerse de sorun yok yine tutun. Nihayet size bir şey kaybettirmez. Ama tuttuğunuz siyasi parti eğer sizi dininizden uzaklaştırıyor, Memleketinizi fakirleştiriyor ise felakettir. Aynı şekilde peşinden gittiğiniz tarikat, mezhep, alim sapıksa sizin hem Dünyanızı hem Ahiretinizi mahveder. Aman dikkat.


AYET: (İsrâ - 85)"De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir."


Kıymetli okuyucularım yukarıdaki ayeti göz önüne alarak yazıyı okuyun lütfen.


KABİRDE MÜMİNLER CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇEDEDİR


AYET:(Meryem- 15 )’’ Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi.’’


AYET:(Meryem- 15 )’’ Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun!


Ne mutlu ana babasına iyi davrananlara


AYET:(Nâziât: 3)“Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere!”


Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere müminlerin canlarını aldıktan sonra, onlarla birlikte fezâda yüzüp giderler.’’


Bu ayet ölen müminlerin kabirde huzur ve sukunet içinde yaşayacaklarına ispat değil midir? Hüsnü hatime ile ölen müminlerin bir mükâfatı da meleklerin iltifatlarıdır.


AYET:(Nahl: 32) “Onlar meleklerin: ‘Selâm sizin üzerinize olsun. Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık cennete girin!’ diyerek iyilikle canlarını aldıkları kimselerdir.”


AYET: (Vâkıa: 90-91)“Eğer sağcılardan ise; ‘Ey sağcı! Sana sağcılardan selâm!’ denir.”


Bu ayetler müminin daha canını alırken ona cenneti gösterdiğini ispatlamıyor mu?


AYET:(Vâkıa: 88-89) “Ölen kişi Allah’a yaklaştırılanlardan ise; ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti var.”


AYET:( (Fecr: 27-30) “Ey mutmain olan nefis! Sen O’ndan râzı, O senden râzı olarak dön Rabb’ine. Gir salih kullarımın içine, gir cennetime!”


Bu hitap ona hem vefat anında hem de kıyamet gününde müminler söylenecektir.


AYET:(169-170)’’ Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.’’


Bu ayet şehitlerin kabirdeki rahatlığını ispatlamıyor mu?


KABİRDE AZAP OLDUĞUNA DAİR AYETLER


AYET:(Müminun-99)’’ Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: Rabbim! der, beni geri gönder;


AYET:( Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.


AYET:(İnfitar 4)’’ Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,


AYET:( İnfitar 5)’’ İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.’’


Bu ayetler kabir hayatını ispat etmiyor mu? Nasıl oluyor da bu ayetleri kabir hayatı yoktur. Diye delil gösteriyorsunuz.


Bu ayet yani İnfitar 5. ayet aslında Peygamberimiz(sav) in HADİS:"Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur."(bk. el-Akidetu’t-Tahaviye,1/169; Ahmed b. Hanbel, el-Akide, s.64-76; el-lalekâî, İtikadu ehli’s-sünne, 1/156, 158, 166-şamile).


AYET:( Adiyat-9)’’Kabirlerde bulunanların diriltilip dışarı atıldığını düşünmez mi?


AYET:(Ali İmran-185)’Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günnü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.


AYET:Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun denir.’’


Kıymetli okurlarım Bu (Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.)hadisine ters değildir. Bu şuna benzer sizi polisler evinizden aldı götürdü. Nezarethaneye attı. Suçunuzu bilmiyorsunuz. Sonra Hakim karşısına çıktınız. Hakim neyle suçlandığını size açıkladı. İşte bu ayetlerde buna benzer. Siz kabirde azap çektiniz. Veya huzur buldunuz. Kabrin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğuna dair birçok ayet vardır. İnsanlar kıyamet gününde kabirden kalktığında kabir de azaba veya nimete uğramalarının sebebi onlara açıklanacaktır. Tıpkı tutuklanan kişiye tutuklanma sebebini Hakimin açıklaması gibi. Biri size yüklü bir para verdi, veya ziyafet verdi, ama sebebini bilmiyorsunuz. O na sormaz mısınız veya o size anlatmaz mı? İşte İnfitar- 5 inci ayetini Adiyat-9, Ali İmran-185, Mümin-46 böyle anlamak gerekir. En doğrusunu Allah(cc) bilir.


AYET:( Tövbe -101)’’ Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki, münafıklıkta maharet kazanmışlardır. Sen onları bilmezsin, biz biliriz onları. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar büyük bir azaba itileceklerdir.’’


Bu ayette münafıkların 3 kez azap görecekleri açıklanmaktadır. Bu azaplardan biri kabir azabı değil midir?


HADİS: İmam Buharî bu üç ayeti kabir sorgusu ve azabı için delil olarak zikretmiştir.(bk. Buharî, Cenaiz, 87).


AYET:( Tur-47) )’’ “Muhakkak ki o zalimlere bundan başka azap da vardır.”


HADİS: Abdullah b. Abbas’a göre, “Muhakkak ki o zalimlere bundan başka azap da vardır.”(Tur, 52/47) mealindeki ayette de kabir azabına işaret edilmektedir.[bk. Beyhakî, İsbatu azabi’l-kabr (Kabir azabının ispatı), 1/63]


AYET:( Taha-124) ’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’


AYET:( Taha-125)’’ O zaman: 'Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim' der.’’


AYET:( Taha-126)’’ Allah: 'Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun' der.


Görüldüğü gibi Kafir gözü gören olduğu halde öldükten sonra gözü kabirde kör edilecek ve kabirden kör olarak çıkarılacaktır.’’


Kafir bunun sebebini sorduğunda da ayetlerimizi inkar ettiğin için denecektir.


Rabbim bizi ayetleri inkar eden, kabirde kör edilen ve kabirden kör olarak diriltilenlerden eylemesin. Amin.


AYET:( Secde-21)’’ En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler’’


AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’


SAYIN OKURLARIM OKUMAN BİTTİĞİNDE BAŞTAKİ AYETİ HATIRLA AYET:(İsrâ - 85)"De ki ruh, Rabbimin bildiği bir iştir. Size bu konuda pek az bilgi verilmiştir."


BİZE DÜŞEN HAKKINDA AZ BİLDİĞİMİZ ŞEYİ İNKAR ETMEK DEĞİL KABULLENMEKTİR.


HESAP GÜNÜ:


Allah tarafından insanların bu dünyada iken yaptıkları iyilik ve kötülüklerinden dolayı Ahirette hesaba çekileceklerine dair dikkat çekilen günün adı. Din günü, ceza günü ile hemen hemen aynı manaya gelir. Hesap gününe iman etmek İslamiyetin inanç esaslarından birini teşkil eder. Bu günün hak olduğu birgün mutlaka gerçekleşeceği Kuran la sabittir.


AYET: (İbrahim- 51)'' Allah herkesi kazandığının karşılığı olmak üzere (diriltecektir) şüphesiz Allah(cc) hesabı çabuk görendir.


AYET:''(Araf.6)''Elbette kendilerine peygamber gönderilenlere de gönderilmiş olan peygamberlere de soracağız ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Zaten biz onlardan uzak değiliz.'' Ayetlerden açıkça anlaşılıyor ki sorguya çekilmesi gereken herkesin hesap günü ifadesi alınacaktır. Her ümmete peygambere itaat edip etmedikleri her peygambere de tebliğ vazifesini yapıp yapmadığı ve ne gibi zorluklarla karşılaştıkları sorulacaktır.


AYET: (ZİLZAL.6) O gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilmek için bölük bölük dönerler.


AYET:(mümin.17)''Bugün herkese kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah(cc) hesabı çabuk görendir.


AYET: (Ali İmran 30)''Herkesin yaptığı her hayrı işlediği her kötülüğü önünde hazır bulunacağı gün yaklaşmaktadır. O gün kişi kendisiyle yaptığı kötülükler. Arasında uzak bir mesafe bulunmasını ister. Allah(cc) sizi kendisinden korkmanız için uyarıyor.''


AYET: (Zilzal 7-8)'' Kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür kimde zerre kadar şer işlerse onun karşılığın görecektir.''


O dehşetli hesap gününde Allah’ın mümin kullarına korku yoktur. Onlar mahzunda olmayacaklardır. Dünyada iken yaptıklarına karşılık Rablerinin kendilerine hazırladığı nimetlere sevinç içinde kavuşacaklardır. Kuran-ı kerim bu hususta şöyle buyurur. AYET:(Bakara.629)''Şüphesiz iman edenlerle Yahudilerden Hiristiyanlardan ve Sabbiilerden Allaha ve Ahiret gününe hakkıyla inanıp salih amel işleyenler için. Rableri katında mükafatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku olmadığı gibi üzülmeyeceklerde’’ Onlara şöyle söylenecek


AYET: (Sad.53) ''İşte bu hesap günü için size söz verilendir.'' denilecek ve kolay bir hesaptan geçeceklerdir.


AYET: (İnşikak.7-9)''Kimin kitabı sağından verilirse kolay bir hesapla hesaba çekilecek ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.


AYET: (Hakka.19-20)''Kitabı sağ tarafından verilen alın kitabımı okuyun doğrusu ben hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum der''. Böylece hak etiği cennete girer.


CENAZENİN YIKANMASI: Cenazenin yıkanmasından, gömülmesine kadar olan işleme hazırlanmak (teçhiz) denir. İslam’da ölen kimsenin bir an önce yıkanması kefenlenmesi ve cenaze namazının kılınarak toprağa verilmesi gerekir. Bu konuda acele davranmak müstehaptır. Ölü şöyle yıkanır. Yıkanacak ölü teneşir veya yüksekçe bir yere konur.ve dizi ile göbeği göbek arası bir örtü ile örtülür. Teneşir cenazenin yıkanması için yapılan yüksekçe bir masadır. Erkek ölüleri erkekler kadın ölüleri kadınlar yıkar. Ölüyü yıkayan kişiye birisi su dökerek yardımcı olur. Ölüyü yıkamak ona güsül abdesti aldırmaktır. Boy abdesti almasını bilen akıllı baliğ, Müslüman her kişi cenaze yıkayabilir. Yıkayacak kişi eline bir bez aldıktan sonra ölünün avret yerini yıkayıp silip temizler. Bundan sonra ölüye bir abdest aldırır. Abdest aldırırken ağzına burnuna su vermez. Parmakları ile mesh eder. Yüzünü kollarını yıkar. Başını mesh eder ve ayaklarını yıkar. Bundan sonra ölünün üzerine su dökülür. Başı ile bedeni sabunlu su ile temizce yıkanır. Sonra sol tarafına çevrilerek sağ tarafı yıkanır. Bundan sonra sağ tarafına çevrilerek sol tarafı iyice yıkanır. Her azayı yıkarken üç defa yıkamak sünnettir. Suyun zor ulaşacağı organlar. Yıkanırken ovularak yıkanmalıdır. Bundan sonra yıkayan kimse cenazeyi oturtur gibi kaldırıp kendisine doğru yaslayarak karnını ovalar. Altından bir şey çıkarsa sadece orayı yıkar, temizler, tekrar abdest aldırmaz ve yeniden bütün vucudu yıkamaz. Böylece yıkama işlemi biten ölü havlu benzeri şeylerle kurulanır ve kefenlenir. Sonra baştan yüzüne güzel kokular sürülür. Secde yerlerine kafur konur. Yıkanırken ölünün saç sakal tırnağı kesilmez. Ölünün kapalı bir yerde yıkanması gerekir. Ölüyü kendisine en yakın bir kimse veya ahlakı iyi olan ve cenaze yıkamasını bilen birinin yıkaması gerekir. Kadın kocasını yıkayabilir. Fakat erkek karısını yıkayamaz. Şişmiş olup dağılmak üzere olan ve dokunulması mümkün olmayan bir ölünün üzerine sadece su dökülmesi yeterlidir. Yıkayan cenazeyi yıkamaya niyet ederek besmele çeker. Yıkama bitince ğufraneke ya rahman (ey merhemetli Allahım bağışlamanı dilerim) der. Müslüman ölünün vucudunun bir parçası bulunması halinde onu yıkamak konusunda alimler arasında ihtilaf vardır. İmam şafii. imam hambel, ibn hazm yıkanır kefenlenir ve üzerine namaz kılınır demişlerdir. İmam şafii '' Bir kuş cemel vakasında mekkeye bir el getirip attı parmağındaki yüzüğünden mekkeliler onu tanıdılar. Bu eli yıkayarak namaz kıldılar.'' demiştir. Ahmet bin hanbel der ki Ebu eyyüp el ensari ölünün sadece bir ayağı oduğu halde Ömer bin hattap ta bir kemiği olduğu halde cenaze namazlarını kılmışlardır. İbni hazm Müslüman ölüsünün hangi parçası olursa olsun cenaze namazı kılınmalıdır, yıkanır kefenlenir der. İmam ebu hanife ve imam malike göre Eğer yarıdan çoğu bulunursa yıkanır ve kefenlenir cenaze namazı kılınır. Eğer yarıdan az varsa yıkanmaz ve namazı kılınmaz demişlerdir.


CENAZENİN KEFENLENMESİ:


Ölü yıkandıktan sonra kefenin ıslanmaması için kurulanır. Kefen 3 çeşittir.


1-KAMİS: Boyun kökünden ayaklara kadar olur yen ve yakası olmaz. Etrafı nakışlanmaz. Diz kapağından aşağıya kadar uzatılır.


2-İZAR: Baştan aşağıya kadar uzun olur.


3-LİTAFE: Baştan aşağıya kadar uzun olur. En üste sarılan kefendir.Üstten alttan bağlanacak şekilde hem uzun hem de geniş olmalıdır. Kadına göre kefen 5 kattır. Erkeklerden ayrı olarak kadında başörtüsü ve göğüs örtüsü vardır. Kefen bulunmazsa elbise ile kefenlenip defnedilebilir. Nitekim sahabelerden bir kısmı elbiseyle kefenlenip defnolunmuştur. Kefenin beyaz pamuklu bezden olması daha faziletlidir. Kefenin içini tütsülemek hoş olur. Kadının saçları örgü edilerek göğsü üzerinde toplanır. Onun üzerine başörtüsü yüzüyle beraber örtülür.


CENAZEYİ KABİRE TAŞIMA
Cenazeyi kabre kadar taşımak bir mümine yapılacak en son hizmettir. Bu taşıma aynı zamanda bir ibadettir. Bilhassa namaz kılınan yerlerde, mezarlıkla namaz kılınan yerlerin yakınlığı durumunda, cenazeyi vasıta ile taşımak zaruret olmadıkça ibadeti terk etmektir. Sünnet üzere cenazeyi dört tarafından dört kişi omuzlarında taşır. Tabutun dört tarafında 10 ar adım taşımak müstehaptır. Daha çok taşımanın sevabı daha çoktur. Önce cenaze sağ ön tarafından, sonra sağ arka tarafından taşınır. Sonra sol tarafına geçilerek sol ön, ve en son sol arkada 10 adım atılır. Böylece 40 adım taşımış olur bu sünnettir. cenazeyi acele götürmekte müstehaptır. Cenazeyi takip edenler luzumsuz yere lakırdı etmezler. Yüksek sesle konuşmazlar. Hatta yüksek sesle zikretmezler. Ve yüksek sesle kuran okumazlar. Ölümü ve ahireti düşünürler. Cenaze kabre konacağında kabre inen iki kişi cenazeyi alarak yüzü kıbleye karşı başı batıya gelmek üzere sağ yanına yatırırlar. ''Bu esnada bismillahi ğala milleti resulullah'' (Allahın adı ile resulullahın dini üzere) derler. Kefenin bürgüsünün baş ve ayak tarafındaki bağları çözerler. Kadını kabre mahremleri indirir. Cenazenin arkasına cesedi toprağın sıkıştırmasından koruyacak tahta veya kerpiç dizilir. Sonra kabir toprakla doldurulup örtülür. Bu arada kabir başında Kurandan bazı sureler okunur. Ve dua edilir. Sonra salih bir kişi ölünün baş tarafında ve yüzü hizasında durup telkin verir.


TELKİN: şöyle yapılır. Cenazeye annesinin ismi ile birlikte 3 kere seslenilir.(Ya Abdullah ibni Ayşe kadınsa ya Fatma binti Aişe denir daha sonra üzkür ma künte ğaleyhi şehadeti enlailahe illallah ve eşhedü enne muhammden ğabduhu veresuluh .veennel cennete hakkun .vennare hakkun .veennessağete atiyetün la reybe fiha ve enne radite billahi rabben ve bil islami dinen.ve bi muhammedin nebiyyen .vebil kabeti kıbleten. vebil kurani imama.Rabbiyellahu lailahe illahu ve ğaleyhi tevekkelttü.vehuve rabbul ğarşil ğazim. Amnetübillahi vemelaiketihi vekütübihi verusulihi vel yevmil ahiri vebil gaderi hayrihi veşerrihi minellahu teala velbeğsu bağdel mevti hakkun eşhedu enlailahe illellah ve eşhedü enne muhammeden ğabduhu veresuluh.)'' Ey Aişe oğlu Abdullah Münker ve Nekir sual melekleri az sonra geldiğinde deki Rabbim Allah, kitabım Kuran, peygamberim Muhammet Mustafa, kıblem kabe, önderim kuran, dinim islam de, Ben Allah’ın varlığına ve birliğine inandım ve iman getirdim. meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, öldükten sonra tekrar dirileceğime, kaza ve kadere inandım ve iman getirdim. Şahitlik ederim ki Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur yine şahitlik ederim ki Muhammet Mustafa (sav) onun kulu ve Resuludur de. İşte telkin budur. Daha uzun veya kısa veya başka çeşit yapılabilir telkin sünnettir. Ölünün evinde yemek vermek, ölü sahibine baş sağlığı dilemek, kabirleri zaman zaman ziyaret etmek sünnettir. Baş sağlığı üç gün sürer sonrası sünnete aykırıdır.


CENAZE NAMAZI: Gusletmiş yıkanmış temizlenmiş musalla taşına konmuş Müslüman bir ölü için Müslümanların abdestli kıble tarafına dönerek kıldıkları bir namaz ve ölü için yapılan bir duadır. Cenaze namazı farzı kifayedir. Yani bir beldede bir kısım Müslümanların bu namazı kılmaları ile diğerlerinin üzerinden bu yükümlülük kalkar. Cenaze namazı hiç kılınmazsa o beldedeki Müslümanlar sorumlu ve günahkar olurlar. Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyette ölünün erkek veya kadın küçük erkek veya küçük kız çocuğu olduğu belirtilir. İmam olan kimse Allah rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye niyet ederek namaza başlar. Ayrıca imamlığa diye niyet etmesi gerekmez. Cemaatten her biri Allah rızası için cenaze namazı kılmaya ve onun için duaya ve imama uymaya niyet eder. Ölü erkek ise şu hazır erkek için, kadın ise şu hazır hatun için, erkek çocuk için veya kız çocuğu için diyerek belirtilir. Eğer cenazenin kadın mı erkek mi olduğunu bilemezse Üzerine imamın namaz kılacağı ölüye; imam ile beraber namaz kılmaya diye niyet edilir. Cenaze namazının rüknü(farzı) tekbirler ve kıyamdır. Bu namazda ruku ve secdeler bulunmadığı gibi Kuran okumak ve teşehhütte (oturma) yoktur. şartları 6 dır.


1-Ölünün Müslüman olması


2-Kendisinin ve konulduğu yerin temiz olması


3-Cemaatin önünde bulunması


4-Vucudunun çoğunun veya başı ile beraber yarısının bulunması


5- Namaz kılacak kişinin ayakta kılması mazereti varsa oturabilir.


6-Cenaze namazında cemaat şart değildir. Yalnız bir Müslüman veya bir kadının kılması ile farz yerine gelmiş olur.


CENAZE NAMAZININ SÜNNETLERİ. 4 tür.


1- İmamın cenazenin göğsü hizasında durması


2- Birinci tekbirde sübhaneke duası ''ve celle senaük '' ibaresi eklenerak okunmasî(Sübhanekellahümme vebihamdik vetebare kesmük veteğala ceddük vecelle senaük velailahe ğeyruk)''Allahım seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ve sana şükranla övgüde bulunurum. Senin ismin çok mübarek ve şanın çok yücedir. En üstün övgüye layık olan sensin. Senden başka mabut yoktur.''


3- İkinci tekbirden sonra selavat getirmek. Salli barik dualerini okumak4-Üçüncü tekbirden sonra dua etmek. Duanın ahirete ait olmasından başka şartı yoktur. yani isteyen istediği duayı yapabilir. Cenaze duasını okumak müstehap ise de bu dua epeyce zor bir duadır üstelik cenaze namazı sık olarak kılınmadığı için unutulabilmektedir. Kaldı ki yanlış okunması da ayrı bir mahzurdur o nedenle bu duayı iyi bilmeyenler. ''(Allahummeğfirli ve lehu velil mümininne velmüminat ) ''Allahım beni ve onu ve bütün müminleri bağışla.'' dese yeterlidir. Kaldı ki duaların en güzeli ve en önemlisi olan Fatiha suresine dua niyetine okumak en güzelidir. Ve en doğrusudur. HADİS: İbni abbas (ra) Cenaze namazında Fatiha okumuş ve bunun sünnet olduğunu peygamberimizin dua niyetine Fatihayı okuduğunu söylemiştir. Bakınız(Buhari. cenaiz.kıratül fatihatül kitap)


Şafii mezhebine göre ise cenaze namazında dua niyetine Fatiha okumak farzdır.


4- selam vermek.


CENAZE NAMAZI NASIL KILINIR?
Fatiha’yı okuduktan sona imam dördüncü tekbiri alır. Ve sesli olarak sağa sola selam verir. Cenaze namazında selam vermek vaciptir. Selam ile ölüye cemaate ve imama niyet edilir. Cenaze namazının başına yetişemeyen kimse hemen iftidah tekbirini alır, imama uyar. Ve diğer tekbirleri imamla beraber almaya devam eder. İmam selam verdikten sonra geçirdiği tekbirleri birbiri ardına kaza eder. Bu tekbirler esnasında herhangi bir dua okumaz. Birkaç cenaze varsa hepsine ayrı ayrı namaz kılmak lazımdır. En erken gelenin cenazesi önce kılınır. Hepsi birlikte getirilmiş iseler. Halk nazarında daha faziletli olanın namazı önce kılınır. Sonra erkek sonra kadın sonra çocuğun namazı kılınır. Hepsine bir tek namazda kılınabilir. yukardaki sıraya göre dizilir. İmam bunlardan birisinin göğsü karşısında durarak namaz kıldırır. Yahut cenazeler tek sıra halinde kıbleye doğru uzunlamasına da konulabilir. Namaz kılmak mekruh olan 3 vakitte yani sabah güneş doğarken, öğlen güneş tam tepede iken yani zeval vakti akşam güneş batarken cenaze namazı kılmak mekruhtur. Anacak bu vakitlerde kılındı ise kazası gerekmez. Kabristanda ve cami içinde cenaze namazı kılınmaz. Ancak imam ve cemaatin bir kısmı cami dışında bir kısmı caminin içinde olursa kılınabilir. Namazı bozan şeyler cenaze namazını da bozar. Sağ doğup ölen çocuğun adı konulur. Yıkanıp kefenlenir. ve cenaze namazı kılınır. Ölü doğan çocuğun ise adı konulur, yıkanıp bir beze sarılır.ve cenaze namazı kılınmadan defnedilir. Ölen gebe kadının karnındaki çocuk hareket ederse kadının karnı yarılarak çocuk alınır. Kasten yada zulmen ana veya babasını öldürenlerin , öldürülmüş eşkiya ve yankesicilerin cenaze namazları kılınmaz. Cenaze namazında cemaat sayısı ne kadar çok olursa sevapta o kadar çoğalır.


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki. Bir cenazenin namazını yüz müslüman kılarak hepsi ona şefaat dilerse kendilerine o kimse hakkında şefaate izin verilir.(müslim.cenaiz.58)


HADİS: ''Bir Müslüman öldüğü zaman cenazesini Allaha hiçbir şeyi ortak koşmayan kırk kişi gelip kılarsa Allah(cc) kendilerine o kimse hakkında şefaat izni verir.(müzslim.cenazi.59)


HADİS: ''Namaz kılınıncaya kadar cenazede hazır bulunan kimseye bir kırat, gömülünceye kadar hazır bulunan kimseye iki kırat sevap vardır. İki kırat nedir diye sorulunca Hz.Peygamber(sav) iki büyük dağ gibi diye cevap vermiştir. İki büyük dağ kadar sevap verilir buyurmuştur.(müslim.cenaiz.52)


HADİS: Cenaze defninde acele ediniz. Eğer ölü iyi kimse ise bu bir iyiliktir. onu bir an evvel kabirdeki hayır ve sevabına kavuşturmuş olursunuz. eğer bu cenaze iyi kimse değilse buda bir ferdir, biran önce omuzlarınızdan atarsınız.(buhari.cenaiz.52)


Yukarıda naklettiğimiz hadislerden de anlaşılacağı gibi cenazeyi bekletmeden defnetmek gerekir. Ölü hakkında iyi yada kötü şahitliği Allah(cc) kabul eder. Bu münasebetle ölüleri hayırla anmak sünnettir. Cenazeye katılmakta büyük sevap vardır. Zaruret halinde gıyabında cenaze namazı kılınır. Nitekim Habeş imparatoru necaşi hicretin 9. yılında vefat ettiğinde Allah Resulu medinei münevvere de onun gıyabında ashabı ile birlikte cenaze namazı kılmıştır. Cenazeyi eşe dosta haber vermek gerekir.


KÜÇÜK KIYAMET ALAMETLERİ
1-İnsanların bina yapmakta birbirleriyle yarışmaları(buhari.fiten.25)
2-İnsanların ölümü temenni etmeleri(buhari.fşten.25.müslim.fiten.53)
3-Cariyenin efendisini doğurması(müslim.iman.1)
4-Hicazda bir ateşin çıkarak Basra da develerin ayaklarını aydınlatması((petrol)(buhari.fiten.24-müslüm.fiten.42)
5- Fırat nehrinin sularının çekilerek nehir yatağından altın çıkması(müslim.fiten.17)
6-İkiside hak iddiasında bulunan iki büyük islam ordusunun birbiriyle savaşması(Buhari.fiten.25.müslim.fiten.179
7- İslami ilimlerin ortadan kalkması cehaletin artması(buhari. fiten.49
8-Deperemlerin çoğalması(buhari. fiten.25)
9- Zamanın kısalması (buhari.fiten.25)
10- Cinayetlerin çoğalması fitnenin zuhur etmesi(buhari. fiden.4.müslim fiden.18)
11- Yahudilerin Müslümanlarla savaşması müzslümanların yahudileri öldürmesi(tecridi sarih ter.8,341 -müslim fiden.79)
12- Zinanın çoğalması açıkça işenmesi içkinin artması kadınların erkeklerden fazla olması(el ali ennasif. tac.5.335)
13-Kahtandan bir kişinin çıkarak insanları asası ile sevk etmesi(buhari.fiten.23) Sayın okurlarım açıklamaya ve yoruma mahal bırakmayacak şekilde bellidir ki bu küçük alametlerin bir çoğu gerçekleşmiştir. Yalnızca birkaç tane kalmıştır. Buda bize büyük alametlerin görülmesinin yakın olduğunu göstermektedir.


YECÜC VE MECÜC
Sayın okurlarım kıyametin ne zaman kopacağı mahiyeti insanoğlunun en çok merak ettiği, en çok istismar edilen çeşitli spekilasyonların yapıldığı israiyyat, masal, hikaye, müneccimlik ,v.b her türlü şarlatanlığın yapıldığı özellikle kendilerine şeyh dedirterek insanları sömüren insanları kıyametin kopmasıyla ,cehennemle ,korkutarak saf Müslümanların para ve mallarını yiyen onları kendilerine köle yapan, İslam düşmanlarının Kuran düşmanlarının kafirlerin daha da kötüsü; münafıkların; çünkü Allah(cc) gaybı benden başka kimse bilemez; kıyametin kopacağını kimse bilemez diye buyururken Peygamberimiz sorulunca ben kıyametin ne zaman kopacağını bilemem derken. Kendilerini peygamberden üstün gören bu kafir ve münafıklar. sene 1999 da kıyamet kopacak dediler ve insanları korkutarak para ve mallarına kondular şu yazıyı yazdığım tarih 27-12-2010 hala kıyamet kopmadı ancak bunlarda utanmak olmaz şimdide 2020 de kıyamet kopacak diyorlar. Benim saf kardeşim sende inanma artık ne olur. Bak şimdi ayetlerin ve hadislerin ışığı altında sana kıyametin büyük alametlerinden bahsedeceğim bu alametler gerçekleşmedikçe kıyamet kopmaz ne olur artık Allaha inan Kurana inan ne olur. Şu şarlatanları bırak; soyulma şunlara ne olur bir fakire bir yetime ver paranı ne olur sana yalvarıyorum. Allah rızası için ne olur. Sayın okurlarım Ahir zamanda ortaya çıkacak Kıyametin yaklaştığını kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler küçük alametler(alameti süğra) büyük alametler(alameti kübra)diye ikiye ayrılır. Kuran-ı kerim kıyametin zamanını Allahtan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir. Bakınız(araf.187-lokman.34-ahzab.63) Kardeşlerim lütfen bu ayetleri inceleyin göreceksiniz ki falanca şeyh değil peygamber bile kıyametin kopacağı anı bilemez. Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az.
YECÜC MECÜC:


İslam inancına göre kıyametin büyük alametlerinden biri olmak üzere yeryüzünde bozgunculuk çıkaran ve gerçek mahiyetini Allahın bilebildiği iki topluluk Yecüc ve Mecüc kitap(kuran) ve sünnet(hadis) ile sabittir. İşte şu iki ayet bunun ispatıdır.


AYET:(KEHF.94)''Onlar dediler ki zülkarneyn gerçek şu iki Yecüc ve Mecüc yerde bozgunculuk çıkaranlardır.


AYET: (enbiya.96-97)Nihayet Yecüc ve Mecücün (seddi) açılacak her tepeden saldıracakları ve gerçek vad olan (kıyamet yaklaştığı zaman o küfür ve inkar edenlerin gözleri hemen belirip kalacak.'' Sayın okurum görüyorsun değil mi Yecüc ve Mecüc çıkmadığına göre Kıyamet çokta yakın değildir. En azından biz ve torunlarımız bunu görmeyeceğiz yani yüzlerce yıl daha var en az. Çünkü öteki alametleri de görünce hak vereceksiniz. Tefsir kitaplarından öğrendiğimiz bilgilere göre salih bir zat olan Zülkarneyn dindar kimsedir. İşte bu zat Allah’ın lütfu ile bir doğuya bir batıya üçüncü seferde kuzey tarafa gidecek ve iki set arasında bir yere varacak. İşte orada Yecüc ve Mecüc le karşılaşacak ve onların zararından korunmak için bir set yapacak fakat kıyamete yakın bu seti Yecüc ve Mecüc aşacak ve insanlara saldıracaklar kentleri yakıp yıkacaklardır.(müslim.fiten.39)


MEHDİ-HZ İSANIN İNİŞİ:


MEHDİ.


Mehdi yol gösteren hidayete eren doğru yolu bulan Allah(cc) tarafından kendisine rehberlik edilen kimse; Kıyamete yakın zamanda zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslam’ı hakim kılacağı söylenen ehli beytten biri.


HADİS: Mehdi bizden ehli beyttendir. Allah onu bir gecede zafere eriştirecektir.(ibni mace.fiten.34)


HADİS: Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır.(ahmet. bin hanbel)


Sayın okurlarım Kıyamet alametlerinden en çok istismar edilenlerden biri de mehdi meselesidir. Maalesef saf Müslümanların duyguları ile oynayıp kendilerine makam, şöhret ve para kazanmak için kullanılan ve her devirde ben mehdiyim diyerek Müslümanları kandıran çok insanlar çıkmıştır. Özellikle yukardaki hadislere dayanarak şiiler. her devirde mehdi çıkarmışlardır. Halbuki bütün ayetlerden çıkarılan işaret ve yorumlar bize Mehdinin Hz. İsa olduğunu göstermektedir. Burada en büyük tartışma ehli beyt konusunda olmaktadır. Hz İsa ehli beyttendir. Yani peygamber soyudur. Kaldı ki az sonra mealini yazacağım ayetlerden açıkça anlaşılacağı gibi Hz İsa kıyamete yakın yeryüzüne ineceği ve Hz. Muhammedin dinini yaşatacağı ve İslamı dünyada zafere ulaşrtıracağı anlaşılmaktadır. Bir kere Mehdinin tarifine baktığımızda Mehdinin peygamber özelliği taşıdığı çok açıktır. Mehdinin Hz. İsa’dan başkası olduğunu iddia etmek; en başta peygamberimizin son peygamber olmadığını iddia etmek olur ki insanı küfre götürür. Hz İsa bilindiği gibi öldürülmemiş başka bir alemde bedeniyle yaşamaktadır. Kıyamete yakın bulunduğu alemden Allah’ın izni ile yeryüzüne inecek o çok istediği Muhammedin ümmeti olma şerefine nail olacak ve İslam’ı zafere kavuşturacak Deccalı öldürecektir. İşte Hz İsa’nın öldürülmediğine göğe çekildiğine dair ayet.


HZ. İSA ÖLDÜRÜLMEMİŞTİR


AYET:(Nisa.157-158-159)Ve Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük; demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler, nede astılar. Fakat öldürdükleri onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.''


AYET: (Nisa.158)''Bilakis Allah onu (İsa’yı)kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.''


AYET: (Nisa.159)'' Ehli kitaptan her biri ölüm ona ulaşmadan önce ona muhakkak iman edeceklerdir. Kıyamet gününde de onlara şahit olacaktır.'' Sayın okurlarım bu ayetler incelendiğinde görüyoruz ki Hz İsa ölmemiş ve bizim bilmediğimiz bir alemde yaşamaktadır.(Kim bilir belki de Hiristiyan alemi başka dünyalar da hz. İsayı arıyor) Gökyüzünde yaşayan Hz. isa Kıyamete yakın yeryüzüne inecek bütün ehli kitabı iman ettirecek (hiristiyan, yahudi) sonra da ölecektir. Kaldı ki bu ayet Hiristiyanların İsa çarmıha gerilerek öldü iddialarını da çürütmektedir. Çünkü Hz İsa’nın öldüğünü kabul etsek bile ölmeden önce bütün ehli kitap iman edecektir. Cümlesi boşta kalmaz mı? Hz İsa’nın benzeri çarmıha gerildiği sırada Hz İsa’ya iman eden kişi sayısı 9 havariden ibarettir. Yani yalnızca 9 kişi ona iman etmişti. Bunun dışında hiç kimse ona iman etmemişti. Nitekim 2000 yıl sonra bile iman etmeyen milyarlar mevcuttur. Ehli kitabın Hz İsa’nın dünyaya inmesinden sonra üstün kılınacağı (Alimran.55) ayette izah edilmiştir.


AYET:(Ali İmran 55-56) Allah demişti ki: 'Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.'


GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASI- DABBETÜL ARZ
(DABBETÜL ARZ)
HADİS: İlk çıkacak kıyamet alameti güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerlerine Dabbenin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir.''(müslim.filen.118)
HADİS: 3 şey vardır ki bunlar çıktığı zaman daha önceden iman etmiyen hiçbir kimseye imanı fayda vermez.


1-Güneşin batıdan doğması


2- Deccal


3 -Dabbetül arz.(müslüm .iman.249.tirmizi.tefsir.6) bu hususta binlerce uydurma yazı yazılmıştır. Unutulmamalı ki ayrıntıları biz bilemeyiz gaybı(enam.59)'' gaybın anahtarı onun yanındadır. Ondan başkası bunları bilemez.''
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞU: Kıyametin büyük alametlerinden biride budur.


AYET:((Kıyame 7-10)'' Göz (hayret ve dehşetle ) kamaştığı ay tututup (karar) dığı Güneşle Ay bir araya getirildiği (güneşin batıdan doğduğu )zaman o gün insan kaçış nereye ''
HADİS: Peygamberimiz(sav) '' Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğduğu zaman insanlar onu görecek hepsi iman edecektir. Fakat önceden iman etmeyenlerin imanları hiçbir faide vermeyecektir. (buhari.c5 .s.101) Bunlar kıyametin büyük alametleridir. Ve bu alametler vuku bulmamıştır, gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla kıyametin kopmasına belki yüzyıllar vardır. Kimbilir ancak kesin olan şudur ki bu yakın bir zamanda olmayacaktır. Tekrar ediyorum ki büyük alametler görülmeden kıyamet kopmaz. Bazı sömürgenlerin Müslüman kanıyla beslenen vampirlerin küçük alametlerin gerçekleşmesinden yola çıkarak yok 1999 da yok 2010 da yok 2020 de Kıyamet kopacak demeleri onların kesin olarak bir sefer kafir olduklarını gösterir. Çünkü ayetleri yazdık tekrar ayet numarası vereyim.


AYET:(enam .59) Bu ayeti inkar etmişlerdir onlar bizim değil şeytanın şeyhleridir. Bunlara inanan kardeşlerime bir tavsiyem var yakında Kıyamet kopacak diyen şeyhlere şeyh efendi mademki yakında kıyamet kopacak diyorsun malı ne yapacaksın dağıt malını fakir fukaraya da bizde sana inanalım deyin bakın bir kuruş veriyor mu vermez .Çünkü onun derdi senin paranı malını elinden almak. Sen diyeceksin ki diyenler var; şeyhim sen al şu malımı fakirlere dağıt oda çok güzel kendi fakirlerine yani kendi karılarına ki bunların çoğunun 4 karısı vardır ve çocuklarına dağıtır. Onlar lüks ciplerle gezerken, villarda senin paranla tatil yaparken sende boynunu bükük otur. Uyan artık kardeşim ne olur Allah rızası için uyan


CEHENNEM:
Derin kuyu, Ahirette kafir ve günahkar kimselerin azap çekecekleri caza yeri. Kafir, münafık ve müşrikler. Cehennemde ebedi kalırlar. Orda ölmezler. Ve azapları hafiflemez. Tövbe etmeden günahkar olarak ölen ve Allah’ın kendilerini affetmediği müminler ise cehennemde ebedi kalmazlar. Kendilerine günahları kadar azap edilir. Sonra oradan kurtulur. Cennete girerler. Ve orada ebedi kalırlar. Allah Cehennemi diğer yaratıklardan önce yaratmıştır. ve şu anda mevcuttur. Yok olmayacaktır. Nitekim kuran-ı kerimde


AYET: (Bakara.24)''Artık o ateşten sakının ki Onun tutuşturucusu odunu insanlarla taşlardır.O ateş kafirler için hazırlanmıştır.


AYET:''(Ali imran.131) '' Kafirler için hazırlanan ateşten korkun.''


HADİS: ''Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. Demin cennet ve cehennem şu duvarın yüzünde bana arzolundu (tecridi sarih ) Ayrıca peygamberimiz(sav) Miraca çıktığı zaman cennet ve cehennemi gördüğünü söylemiştir. İşte bu ayetler ve hadisler bize Cennet ve Cehennemin hazır olduğunu göstermektedir. Kuran-ı kerimde cehennemin 7 kapısı olduğu bildirirlir.


1- Ana kapı: Kuran-ı kerimde cehennem hakkında 77 ayet mevcuttur.


2-Laza:(alevli ateş (meariç.15)


3- Sair: çılgın ateş(mülk.5)


4-Haviye(uçurum):(karia.9-11)


5-Sakar:(müddessir.27)


6-Hutame:(hümeze.4)


7-Cahim:(maide.10) Cehennemde görülecek azabın miktar, şiddet ve şekillerini ancak Allah ve Resulunun bize bildirdiği kadarıyla bilebiliriz. Bunu 9 gurupta incelemek mümkündür.


1-Cehennem kafirleri çepçevre kuşatır.(tevbe.49)


2-Cehennem ateşi sönmez(isra.97)


3-Cehennem dolmak bilmez(kaf.37)


4- Kaynarken çıkan ses (mülk .6-9)


5-Ateş yüzleri yalatır dişler sırıtır kalır(müminun .104)


6- Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür sonra ateşte yakılırlar(mümin 70-72)


7- İnkar edenlere ateşten elbiseler kesilmiştir Başlarına kaynar su dökülür de bununla karnındakiler ve derileri eritilir. Demir topuzlarda onlar içindir. Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler. Her defasında oraya geri çevrilirler. Ve kendilerine yakıcı azabı tadın denilir(hacc.19-22)


8- Derileri yandıkça azabı tatmaları için derileri yenileri ile değiştirilir. (Nisa.56)9-zuhruf.74-77)fatır.36)


9- HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Cehennem ateşi miktarca ve sayıca dünya ateşi üzerine 69 derece fazla kılınmıştır. Bunlardan her birinin harareti bütün dünya hararetinin topundan daha fazladır.(tecridi sarih9.51) ayrıca bakınız. (saffat.62-67)(tahrim.6)(hadid.13-14)(araf.44-45)


KIYAMETE YAKIN İSLAM ZAFRE ULAŞACAKTIR
Kıyamete yakın İslam’ın zafere ulaşacağına dair birçok ayet mevcuttur. Bakınız(saff.8-saff.13-kalem.48-mümin.77 -tarık.15-aliimran.139-enbiya.105-hac.40-hac.48-kehf.59 v.b.


AYET: (Enbiya .105)''Andolsun Zikirden sonra Zebur dada yeryüzüne iyi kullarım varis olacak diye yazmıştık.


AYET:(aliimran.33)''Allah Ademi Nuhu, İbrahim ailesini (dede ve torunlarını) alemler üzerine seçkin kıldı'' Şimdi Hz. İsa ehli beyt midir? bunu görelim. Hz İsa’nın dedesi ile Hz. peygamberimizin dedesi aynı kişidir. Yani İbrahim(as)dır. Ve peygamberimizin birçok hadislerinden ve Kuran-ı kerimin ayetlerinden Hz. İbrahim’in peygamberimizin dedesi olduğu açıktır. Hz İsa’nın annesi Meryem. Meryem’in babası İmran ayetlerle sabittir.,(aliimran.34-37)İmran’ın babası Mattan Mattan’ın babası Süleyman(as) Süleyman’ın babası Davut(as) Davut’un babası İbrahim (as) dır. Buradan da anlaşılacağı gibi Hz. İsa ve peygamberimiz aynı soydandır yani Hz İsa ehlibeyttir. Hz.İsa (as) Yarabbi beni ne olur Muhammetin ümmeti yap. Diye dua etmiş bunun üzerine Allah(cc) onu peygamberimizin ümmeti yapacaktır. En doğrusunu Allah(cc) bilir.
DECCAL:


Kıyamete yakın bir dönemde çıkıp islam dinini ve ümmetini bozacak kötülüklere sürükleyecek olan ve aynı zamanda kıyamet alametlerinden biri. Deccal: Çok yalancı ,aldatıcı, hilekar, manasına gelir. Deccal hakkında kuran-ı kerimde ayet yoktur. Ancak birçok hadisi şerif vardır. Nitekim peygamberimiz(sav)


HADİS: Şüphesiz 10 alamet belirmedikçe kıyamet kopmayacaktır.


1-Doğuda bir yerin batması


2-Duhan:


3-Deccal


4- Dabbetül arz


5- Yecüc ve Mecüc


6- Güneşin batıdan doğması


7 -Aden toprağının sonundan bir ateşin çıkması


8- Arap yarımadasında bir yerin batması


9- Mehdinin inmesi


10- Hz. İsanın inişi (müslim fiten.39.40)


HADİS: Deccalin sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında kafir yazdığı, çocuğunun olmadığı, Medine’ye ve Mekke’ye giremiyeceği, yeryüzünde 40gün kalacağı, bu süre içinde bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra Hz. İsa’nın yeryüzüne inmesiyle Hz. İsa tarafından öldürüleceği belirtilmiştir(buhari.fiten.26-müslim.fiten.37-101) DUMAN:(DUHAN):


Duhan lugatte duman anlamındadır. Duhan Kuran-ı kerimin 44. suresinin adıdır. Duhan kıyamet alametlerinden biridir. Bu husustaki ayet


AYET:(Duhan.10-11)''Göğün insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle bu can yakan bir azaptır.


''HADİS: Kıyamet kopmasından önce dünyayı bir duman bulutu kaplayacak kırk gün ve kırk gece kalacak müminler nezleye tutulmuş gibi kafirlerde sarhoş gibi olacaktır.(müslim. fiten.39)
DABBETÜL ARZ: Yer hayvanı demektir. Kıyametin büyük alametlerinden biridir. İşte ayet


AYET:(Neml.82)''Söylenmiş olan başlarına geldiği zaman onlara bir Dabbe çıkarırız da İnsanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.'' Bu ayetten anlaşılıyor ki bu hayvan konuşacaktır.


CENNET:
Yeşillik bol bostan gölgeli hurmalık bağlık anlamındadır. Peygamberin davetine uyarak iman edip dünya ve ahirete ait işleri kulluk vaazifelerini... elden geldiği kadar güzel bir şekilde yapan temiz ve müttaki kişiler için hazırlanmış bir huzur ve saadet yurdudur. Kısaca Ahirette nimetler yurdunun adıdır. Çoğulu cinan ve cennattır. Kuran-ı kerim ve hadislerde cennet çeşitli şekillerde tasvir edilmiştir.


1-AYET: (tevbe.72)'Altlarından ırmaklar akan birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler güzel meskenler.''


2-AYET: (rahman.53-54)''Türlü ağaç ve meyvelere sahip akar kaynaklara görünüşü ve kokusu güzel isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay türlü bol meyvelere sahip''


Ayrıca bakınız(tur.21)(zuhruf71)(saffat.47)


4-AYET: (Vakıa.25-269'' Onlar cennette ne bir boş laf işitirler nede bir hezeyan ancak bir söz işitirler selam''


Ayrıca bakınız(hicr.47-48)5- Cennetin güzellikleri tarif edilemez(insan.112)6- Cennette müminler Allahı görecektir.(kıyame.22-23)7- Cennet şu anda mevcuttur.(aliimran.133)


Ayrıca bakınız (aliimran.133)- (rad.20-23)-(ahkaf.15)-(tahrim.8)-(bakara.154)-(kaf.31.32)HADİS: Cennet 7 tabakadır.


1-Cennetünnaim(şuara.85)


2-Cennetül adn(beyyine.8)


3-Cennetül firdevs(kehf.107)


4-Cennetül meva(secde.19)(necm.15)


5- Carüsselam(yunus.25)(enam.107)


6-Darul huid(fatır.35)


7- Cennetül baki


Sayın okurlarım cennet ve cehennem hakkında pek fazla doğru bilinen yanlış olmadığı için elimden geldikçe kısa yazdım. Yoksa malumunuz olduğu üzere cennet ve cehennem hakkında hem çok sayıda ayeti kerime hem çok sayıda hadisi şerif ve dolayısıyla yüzlerce ciltlik kitaplar mevcuttur. Sizi artık çok yorduğumun farkındayım o nedenle şimdilik konulara ara veriyorum ve bu konuyu son konu olarak işlemek istiyorum. İnşallah ikinci kitabımda yine roman okur gibi bir solukta okuyacağınız. çok önemli konularla buluşuruz. İnşallah. Bu kitabın çok okuyacağına eminim neden derseniz. Yazdığım yazılar internete düşer düşmez müthiş bir okuyucu çeşidi ve sayısıyla karşılaştım. Bloglarımın istatistiklerine baktığımda Avustralya’dan, Rusya’ya, Amerika’ya, Slovenya’ya, Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Mısıra Hırvatista’na, Danimarka’ya. Ukrayna’ya, Hindistan’a ve tüm kıtalardan; 80 ülkeden; yazılarımın okunduğunu görmek ve şimdiden BİR MİLYON okuyucuya ulaşmak beni ne kadar memnun etti anlatamam. İnanıyorum ki yazılarımı tıklayan ülke sayısı yakında 100 ü geçecek ve okuyucularımın sayısı da 10 MİLYONLARI bulacaktır. İşte bu nedenle kitabımın çok okuyacağına inancım arttı. Yazlarımı okuyan tüm kardeşlerimden Allah(cc) binlerce kez razı olsun. Bu kardeşinizi sevindirdiğiniz gibi Allah ta sizi sevindirsin. Tüm okuyucularıma ve tüm insanlığa sağlık, huzur, sevdikleriyle beraberlik, işlerinde bereket, kalplerinde iman, dillerinde zikir, ellerinde Kuran, alınlarında secde, yüzlerinde gülücük, ayaklarında derman, dostlarında vefa, yakınlarında birlik, düşmanlarında insaf, bahtlarında açıklık, ticaretlerinde bereket. Evlerin de mutluluk, gönüllerinde sevgi, kabirlerinde rahatlık, mizanda sevap, amellerinde Salih, sırat köprüsünde şimşek, ebediyetlerinde cennet diliyorum. Selam ve dua ile.

Hiç yorum yok: