GÖRGÜ - DOĞRULUK



75 -İSLAMDA GÖRGÜ KURALLARI(ADAB-I MUAŞERET)

Sayın okurlarım bu konu çok önemsediğim bir konu tamamını okuyun lütfen pişman olmayacaksınız.

İslam her konuda olduğu gibi adab-ı muaşeret konusunda da Müslümanlara yol gösterir. Oturma, kalkma, selamlaşma, ziyaret v.b bütün sosyal faaliyetlerimizde nasıl davranmamız gerektiği konusunda bize yol gösterir ışık tutar. Sizlerle birkaç tanesini paylaşarak İslam’ın nasıl insan yaşantısının her evresinde, her döneminde, her anında, her hareketinde, her işinde, sosyal, siyasal, ekonomik, bilimsel, tarihsel v. b her alanda sürekli canlı olduğunu sürekli güncel olduğunu, hayatın tam içinde olduğunu göstermek istedim. İşte size birkaç örnek.

1-SELAM VERMEK: Dinimiz İslam iki Müslüman karşı karşıya geldiğinde birbirlerine selam vermek gerektiğini bize bildirir. (Esselamü ğaleyküm verahmetullah) ” Allah’ın selamı ve rahmeti üzerine olsun” Görüldüğü gibi Müslüman Müslümanla karşılaştığı zaman , ilk işi ona dua etmektir. Ne güzel bir uygulama sana dua eden birisinin hakkında kötü düşünmek mümkün müdür? O kişiye karşı bir sevgi ve dostluk beslemez misiniz? Nitekim Peygamberimiz(sav)

HADİS: ”Selam toplumda sevgi ve muhabbetin artmasına sebep olur.”(Buhari.cenaiz.2)

Buyurmaktadır. Selamı alan kişide duaya karşılık dua ile cevap verir.(ve aleykümselam ve rahmetullah)”Allah’ın selamı ve rahmeti senin ve hepimizin üzerine olsun. Diye onun duasına dua ile karşılık vermektedir. Aslında daha güzeli ile cevap vermek daha güzeldir bunu kim söylüyor Kuran-ı kerim

2- SELAM ALMAK FARZDIR

AYET: (Nisa-86)” Siz bir selam ile selamlandığınız zaman sizde ondan daha güzeli ile karşılık verin. Veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah(cc) her şeyin hesabını gereği gibi yapandır” Görüldüğü gibi Allah(cc) selamın daha iyisi ile karşılık vermemizi ama en azından aynı ile cevap vermemizi bizden istiyor. Daha iyi cevap şudur.(Aleykümselam ve rahmetullahi ve berakatüh.)” Allahın selamı, rahmeti ve bereketi senin ve hepimizin üzerine olsun.

Selam konusunda Kuran-ı kerimde birçok ayet mevcuttur. Merak eden okuyucularım için birkaç tanesinin ayet numarasını veriyorum. Bakınız(Nisa.94,Enam.54,Araf.46,Yunus.10,Hud.48,Hud.69,Rad.24,İbrahim.23,Hicr.52,Nahl.32,Meryem.15,Meryem.33,Meryem.47,

Meryem.62,Taha.47,Nur.27,Nur.61,Furkan.63,Furkan.75,Neml.59,Kasas.55,Ahzab.44,Ahzab.56,Yasin.58,Saffat.109,Saffat.120,

Saffat.130,Saffat.181, Zümer.73, Zuhruf.89,Zariyat.25,Vakıa.26,Vakıa.91,Mücadele.8,

Sayın okurlarım görüldüğü gibi

Allah(cc) selam konusuna büyük önem vermiştir.

3-KUSURLARI GİZLEMEK

Sayın okurlarım bir şahsın hakkında hoşuna gitmeyecek yazı yazmak, televizyon, radyo, gazete, internet, dergi ve gazete gibi; Topluma yayın yapan basın, yayın yoluyla duyurmak çok daha korkunç bir günahtır. Bugün sabahtan akşama kadar televizyonlarda kadın programları yapılmakta bu programda dinimizin yasakladığı dedikodu milyonların gözü önünde yapılmaktadır. Sadece dedikoduda değil, bunun yanında dinimizin yasakladığı iftira, zan, mahremiyet ve günahların ilanı v.b birçok günah işlenmektedir. Dedikoduyu yapanla onu dinleyenin günahı aynıdır. Gıybeti dinlememeli, veya gıybeti yapılan kişi savunulmalı, veya oradan uzaklaşılmalıdır. Bakın peygamberimiz(sav) ne buyuruyor.

4- GIYBET ETMEMEK

HADİS:” Bir kimse, yanında gıybeti yapılan bir mümini gücü

yettiğince savunmazsa; Allah o kimseyi kıyamet gününde insanların içinde rezil eder.(Taberani)

HADİS: ”Her kim gıyabında mümin kardeşinin kusurlarının söylenmesine mani olur, örterse Kıyamet gününde Allah’ta onun kusurlarını örter.(İbni ebud dünya)

Sayın okurlarım dirilerin gıybetini yapmak günah olduğu gibi, ölülerin gıybetini yapmakta günahtır.

HADİS: ”Ölülerinizin güzel hallerini zikredin; Kötülüklerini söylemekten çekinin.”

HADİS: ”Bir kişi Allah’ın rızasına muvafık olan bir kelimeyi konuşur. O kelime ile Allah’ın rızasına kavuşacağını zannetmez. Halbuki o kelime sebebiyle kıyamete kadar, o kimseyi rızasını kazanmaya muvafık kılar. Bir kimsede Allah’ın gazabını tahrik edecek bir kelime konuşur da o kelimeyle Allah’ın gazabına uğrayacağını zannetmez. Halbuki yüce Allah(cc) o kelime sebebiyle ona gazab eder.(Tirmizi)

HADİS: ” Miraca çıkarıldığım zaman bakırdan tırnakları bulunan bir kavme rastladım. O tırnaklarla yüzlerini ve göğüslerini tırnaklıyorlardı. Ey Cebrail bunlar kimlerdir dedim. Bunlar gıybet ederek insanların ölülerinin etlerini yiyen ve onların vakar ve haysiyetine dokunanlardır dedi.”(Ebu Davut)

5- BOŞ SÖZ KONUŞMAMAK

Sayın okurlarım Müslüman kişi yaramaz bir söz işittiği zaman ondan yüz çevirmelidir. İşte

AYET:(Kasas-55) ”Bunlar(müminler) yaramaz bir lakırdı işittikleri zaman bundan yüz çevirirler.”

AYET:(Müminun.3)”Öyle müminler ki onlar boş lakırtılardan ve faidesiz şeylerden yüz çeviricidirler’’.

AYET:”(İsra-36)” Çünkü kulak, göz, kalp bunların her biri bundan mesuldur.”

HADİS: Hz Peygamber(sav) namaz kılmak için kalktığında Malik .B.Duhşum nerededir ? diye sordu. Ashaptan bir şahıs O münafık Allah’ı ve resulu’nu sevmeyen bir adamdır. Dedi. Resulu Ekrem ona sus bir daha bunu söyleme Onu Allahın rızasını dileyerek Lailahe illallah Muhammedur resulullah derken görmüyor, duymuyor musun buyurdu.”

HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Ey diliyle iman edip, imanları kalplerine inmeyen topluluk. Sakın Müslümanları çekiştirmeyin. Onların gizli hallerini araştırmayın. Zira kim Müslümanların gizli kusurlarını araştırırsa Allah’ta onun gizli kusurlarını açığa çıkarır. Kiminde Allah(cc) gizli kusurlarını açığa çıkarırsa Allah(CC) onu evinin içinde rezil eder.”(Ebu Davut, Tirmizi) Sayın okurlarım Peygamberimizin(sav) Kul hakkı yiyenler müflistir. Ne kadar ibadet ederlerse etsinler. Eğer yaptıkları kul hakkı ibadetlerinden azsa hakkını yediği kişiler haklarını alınca elinde sevap kalmaz ve başkalarının günahını yüklenerek cehenneme girer. Buyrulmuştur. En büyük kul haklarının başında da gıybet gelir. Gıybetini ettiği kişi hakkını helal etmedikçe Allah(cc) gıybet edeni bağışlamaz.

HADİS: Gıybet eden kişiler sevaplarının gıybetlerini ettikleri kimseye verileceğinin bilseler ve gıybetlerini yaptıkları kişilerin günahlarının da onların sırtına yükleneceğini bilseler. Pek çok ağlar ve nedamet duyarlar. ve tövbe istiğfar ederler.

HZ ÖMER(ra) Buyurdu ki ”Allah’ı zikredin, çünkü Allah’ı zikir şifadır. Gıybet etmeyin çünkü gıybet derttir. Buyurmuştur. Peygamberimiz(sav) Buyurdu.

HADİS:” Gıybet zinadan daha büyük bir suçtur. Sahabeler nasıl olur ya Resululllah diye şaşarak sorarlar. Buyurdu ki Kişi zina edikten sonra günahına tövbe edipte Allaha yönelirse Allah(cc) bu kişinin tövbesini kabul eder. Fakat gıybet eden kimsenin tövbesini kabul edip günahını bağışlamaz. Ta ki gıybetini ettiği kimse kendi hakkını helal edinceye kadar. (ibni Hıbben)

HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki. Kıyamet günü kişiye amel defteri verilip te okuduğunda bakacak ki orada Dünyada iken işlemediği bir takım iyilikler yazılı, kişi ben bunları işlemedim. Diye itiraz edecek. Allah(cc) ey kulum o iyilikler senin gıybetini yapanların iyilikleridir. Aynı şekilde işlemediği günahların da defterde olduğunu görecek yarabbi ben bu günahları işlemedim diyecek. Allah(cc) O günahlar gıybetini yaptığın kişilerin günahlarındır denilecek(Buhari-Müslim)

HASAN BASRİ: (ra) Birisinin kendisi hakkında gıybet ettiğini duysa hemen o adama bir adet altın gönderirdi. Ve derdi ki söyleyin ona bu para benden aldığı günahların ve bana bağışladığı sevapların karşılığıdır. Derdi. Anlayana sivrisinek saz. Anlamayana davul zurna az. Müslüman kardeşini alaya alan ve gıybetini yapan kişiye azap olduğunu Kuran-ı kerim şu ayette de bildiriyor.

6- ALAY ETMEMEK:

AYET:(Hümeze-1)”Kardeşini gıybet ve alaya alan kişiye azap vardır.”

Müslüman söylenen her söze inanmamalı doğruluğunu araştırmalıdır. Acaba gerçekten bu söz söylenmiştir. Yoksa sözü getiren yanlış mı getirmiştir.

7- HER DUYDUĞUNA İNANMAMAK:

Nitekim Kuran-ı kerimde

AYET:(Huccurat-6)”Ey iman edenler. Bir fasık gelip size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın ki yanlışlıkla bir cemaate fenalık yaparsınız da yaptığınız işe sonradan pişman olursunuz.”

O nedenle birisi size gelip falanca şöyle dedi senin için dedi derse hemen inanmayıp araştırma yapmalıdır.

8- İFTİRA ETMEMEK:

Sayın okurlarım görüldüğü gibi sadece iftirayı atan değil bu iftirayı yayanlarda büyük günah işlemiş oluyorlar. O halde bir iftira duyduğumuzda şöyle hareket etmeliyiz.

A- İftirayı atan kişi derhal susturulmalıdır.

B-Hemen o kişiyi o toplumdan uzaklaştırmalı

C- Bunu başaramadıysak yani iftira atıldı ise suçlanan kişi savunulmalıdır.

D- Israr ederse gözünle gördün mü? diye sorulmalıdır.

E-Gördüm derse 4 şahidin var mı? diye sorulmalıdır.

F- Var derse şahitlerin güvenilir midir? Diye sorulmalıdır.

G-Israra devam ederse susmalı ve bu iftirayı asla başkalarına anlatmamalıdır. Yayılması engellenmelidir.

9- MECLİSE GELENE YER AÇMAK: ” Mümin bulunduğu meclise biri geldiğinde ona yer açar ve kalkar. İşte

AYET:(Mücadele-11)”Ey iman edenler. Meclise biri geldiği zaman o kişiye yer açın size yer aç denilince gücenmeden yer açınki Allah(cc) size genişlik versin. Meclise biri geldiğinde kalkın denilince gücenmeden kalkın ki Allah(cc) Sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah(cc) yaptıklarınızdan haberdardır.”

Sayın okurlarım görüyorsunuz ki Kuran-ı kerimin bahsetmediği hiçbir konu yoktur. Üstelik açık açık ayet olduğu halde ne hikmetse bu ayete de uyulmamaktadır. Farkında iseniz bu ayette fakir, zengin, küçük ,büyük, genç, ihtiyar, kadın, erkek, çocuk, büyük ayırımı yoktur. Demek ki bir toplumda otururken dışardan birisi geldiğinde küçük, büyük, kadın, erkek kim olursa olsun. Ona yer açıp ayağa kalkmalıdır. Dalgınlıkla bunu yapmadıysak birisinin gelene yer aç demesine gücenmemelidir. Böyle yapanları Allah(cc) derecelerini arttırmakla müjdeliyor. O kişileri övüyor O halde Allah’ın övgüsüne mazhar olmak istiyorsak gurur kibir yapmadan gelen kim olursa olsun ayağa kalkmalı ve yer göstermeliyiz. Kuran-ı kerimin işimize gelenlerine değil tüm ayetlerine riayet etmek zorundayız.

10-AKRABA VE DOSTLARIN SOFRASINA OTURMALIDIR.:

Evet işte size çok ince, çok manidar, çok hoş bir ayet. İnsan gerçekten Kuran-ı okudukça ufku açılıyor. İnsanlığı, terbiyeyi, yaşamı, oturup kalkmayı akrabaya ve dostlara davranışı her şeyi ama her şeyi öğreniyor. İşte o güzel

AYET:(Nur-61)”Bütün akrabalarınızın ve dostlarınızın evlerinde yemek yemeniz ne güzeldir. Toplu halde veya ayrı ayrıda yiyebilirsiniz.”

Aman Allah’ım şu inceliğe bakar mısınız? Şu güzelliğe bakar mısınız? Buyuruyor ki Allah(cc) Bir dostunuzun bir arkadaşınızın evine gittiniz. Yemek hazır ve yemeğe davet ediliyorsunuz. Hemen nazlanmadan oturun ister beraber ister ayrı ev sahibi nasıl uygun görürse öyle oturup yiyin. Burada birçok mesaj var. En önemli mesaj dostunu sevindirmek onunla bir şeyleri paylaşmak. Akrabalık ve dostluğun pekişmesini sağlamak.

Sayın okurlarım az sonra yazacağım ayette daha da şaşıracaksınız.

11-EVLERE GİRERKEN SELAM VERİP İZİN İSTENMELİ:

Müminler başkalarının evine girerken izin istemeli, seslenmeli, selam vermeli, ev sahibi ses vermezse veya müsait değilim derse gücenmeden derhal dönmelidir. Kim diyor bunu çok şaşıracaksınız ama Kuran diyor Kuran işte

AYET:(Nur-27)”Ey iman edenler. Kendi evinizden başka evlere geldiğinizi fark ettirip (izin alıp seslenip)Ev halkına selam vermedikçe o eve girmeyin. Bu hayırlıdır sizin için.”

AYET:(Nur-28)”İçeriden ses verilmeden evlere girmeyin. Eğer size geri dön denilirse, gücenmeden hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha güzel bir davranıştır.”

Sayın okurlarım heyecanımı bağışlayın nasıl heyecanlanmam bize sadece arapçasını ezberle namazda oku cenazede oku. Okuman bitince öpüp başına koy ve yüksek yere kaldır denilen Kur’an’ın nasılda hayat kitabı olduğunu nasılda başkasının evine girerken bile nasıl davranmamız gerektiğini bize bildiriyor. Doğrusu bende bu ayetleri ilk gördüğüm zaman şaşırmıştım olmaz demiştim. Bu kadar ayrıntı olamaz demek ki oluyormuş. Bizim kafamızda oluşan şey şuydu. Kuran-ı kerim kutsal bir kitap ve içinde cennet, cehennem, Ahiret, kıyamet, ibadet, böyle şeyler olur sanıyordum. Bu kitabın hayat kitabı olduğunu Yaş ve kuru olmamak üzere her arayanın aradığını bu kitapta bulabileceğini iyice kabul ettim kendimi inandırdım. Ondan sonra okuduğumda imanımın arttığını hissettim çok şükür.

Siz sayın okuyucularım arasında da benim kapıldığım hisse kapılan olabilir diye anlattım bunları. Hele şimdi mealini vereceğim ayet sizi gerçekten çok şaşırtacaksınız. Buyurun okuyun.

12-MÜMİN EŞİYLE YATAK ODASINDA İKEN KÜÇÜK ÇOCUKLARI İZİN ALMADAN ODAYA GİRMEMELİDİR: Gördünüz ya sizin, bizim en mahrem konularımıza nasıl açıklık getiriyor. Bizlere nasıl yol gösteriyor. Bu ayette öyle ibretler var ki şaşarsınız. İşte

AYET.(Nur-58)” Ey müminler içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olan çocuklarınız. Sabah namazından önce, öğleyin soyunduğunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman)sizden 3 defa izin istesinler. Bu vakitler mahrem yerlerinizin açık olduğu zaman olan 3 vakittir. Bu vakitler dışında bir mahzur yoktur.”

Evet sayın okuyucularım pedagoklar, çocuk psikologları, çocuk sosyologları, bu ayeti okusalar veya anne babalar bu ayeti okusalar. Problem kalkar. Ergen çocukların yanında soyunmak zaten yasakta ergen olmayan çocukların yanında çıplak durmayı yasaklıyor Kuran Ah, ah yaralarımız ne kadar derin görüyor musunuz? Kurandan uzak olmamızın bedeli ne kadar ağır görüyor musunuz? Bırakın çocukların yanında çıplak olmayı günümüz insanı çocuklarıyla aynı yatak odasında hatta karı koca aralarına çocukları alıp yatıyor. Onların yanında halvet oluyor. Peki o çocukların ilerde sapık ve saplantılı olmasına kim sebep oluyor biz. Vallahi sadece şu ayeti psikologlar ve sosyologlar, çocuk bilimcileri incelese yüzlerce cilt kitap yapar ve sadece bu ayete uyulsa binlerce çocuğun homoseksüel, lezbiyen, sapık olmaları önlenmiş olur. Rabbim sen ne büyüksün sen bize Öyle bir kitap gönderdin ki her derde deva ama heyhat senin kitabını okuyan yok okuyan olsa bile anlayan yok anlayan olsa bile uygulayan yok. Ey din kardeşim lütfen eğilelim artık şu mübarek Kurana ayrılığımız bitsin Kuranın ve bizim hasretimiz bitsin. Buluşturun bizi artık Kuranla ne olur. Bakın biz kaybettik hiç değilse neslimiz kaybetmesin. Oğluna kızına ev araba alma kızına oğluna kuran ahlakı al.

13- ERGENLİK ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR İZİN İSTEMELİDİR:

”Mümin eşiyle yatak odasında iken yanlarına gelecek olan ergenliğe ermiş genç çocuklar yabancı gibi izin istemlidir.

AYET:(Nur-59)” Çocuklarınız erginlik çağına erdikten sonra bu üç vakitte yabancıların izin istediği gibi izin istesinler.”

Sayın okurlarım şimdi sorarım size acaba kaç kişi bu ayetlerin gereğini yerine getiriyor. Çok az kişi olduğunu tahmin ediyorum. Dinimizde doğru bildiğimiz çok fazla yanlışlar var.

14-MÜMİN; MÜMİN KARDEŞİNE ALLAH RIZASI İÇİN FAİZSİZ BORÇ VERİR: İşte size uymadığımız bir ayet daha uymadığımız değil belki de duymadığımız bir ayet. Bir ayet değil yanlış söyledim birkaç ayet. Bugün evlerimizde, ceplerimizde bereket yoksa hepimiz ben dahil geçim sıkıntısı çekiyorsak. Kazandığımız para bize yetmiyorsa tek sebebi var faiz tek suçlu var faiz.

İnşaallah ilerde bu konuyu ayrıntısı ile inceleriz. Peki neden hepimiz faize bulaştık çünkü şimdi yazacağım ayetleri yapmıyoruz da ondan. Yardımlaşma birbirine iş görme bitti. Kardeş kardeşe bile iş görmez oldu. Ne yaptık bizde bankalardan faizli borç para aldık. Maaşımızı bankalara yatırır olduk. Yeni haberlerde dinledim şu an 41 milyon kişinin bankalara borcu var. Böyle bir millette bereket huzur olur mu? Böyle bir memleket kalkınır mı? Şu ayetlerin gereğini yerine getirseydik faiz belasına bulaşmazdık vah bize vah. İşte ayetler.

AYET:(Maide-12)”Allaha güzel borç verirseniz. İhtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz ve karşılıksız verirseniz. Andolsun ki günahlarınızı örterim ve sizi cennetime sokarım”

Duydunuz değil mi? Eğer ihtiyacı olan birine faizsiz ve karşılıksız borç verirseniz bana güzel bir borç vermiş olursunuz, bende günahlarınızı silerim ve sizi cennetime koyarım buyuruyor Rabbim. Aman Allah’ım ne büyük lütuf anlayabilene ikinci

AYET:(Hadid-18)”Allah rızası için faizsiz borç verenlere verdiklerinin karşılığı Allah(cc) tarafından kat kat verilir. Onlara büyük mükafat vardır.” Başka

AYET:(Tegabün-17)”Eğer Allah rızası uğruna borç verirseniz. Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah(cc) çok mükafat verendir.”

Şimdi bu ayetleri okuyunca şöyle söyleneceksiniz. İyi ama adama borç veriyorum adam paramı vermiyor. Beni atlatıyor diyorsunuz biliyorum ama gene Kur’an’a uymadığınız için sıkıntı çekiyoruz. Kuranın en uzun ayeti

15-ALIŞVERİŞTE İMZA ALIN VE İKİ KEFİL BULUNDURUN

AYET:(Bakara-282)inci ayet diyor ki; Alışveriş yaptığınızda yaptığınız alışverişi mutlaka yazın ve yanınızda iki şahit bulundurun, sen ne yaptın senet almadan, şahit bulundurmadan adama borç verdin adamda şimdi vermiyor görüyor musunuz ayetleri uygulamamanın zararını; Kaldı ki diyelim ki senet aldınız ikide şahit imza attı kefil oldu. Ödeme günü geldi sana borcu olanın durumu yok iflas etti kefillerinde durumu bozuk ne yapacaksın şimdi bak Kuran ne diyor oku.

16- SİZE BORÇLU OLAN ÖDEYEMİYECEK DURUMDA İSE ALACAĞINIZI ALMAYIN ZEKAT VEYA SADAKAYA SAYIN

AYET:(Bakara -280) ”Eğer alacaklı olduğunuz kişi darlık içinde ise eli genişleyinceye kadar. Ona mühlet vermek gerekir. Eğer gerçekleri anlarsanız yani ödeyemeyecek durumda ise bunu zekata veya sadakaya saymanız sizin için daha hayırlıdır.”



Baştan beri ne diyoruz Kuran-ı kerimin çözemediği değinmediği problem yok sadece onu okuyup uygulamak bize yeter. Sayın okurlarım İslam’da adabı muaşeretin tamamını yazmam mümkün değil maksat hasıl oldu sanırım.


65 -İSLAMDA DOĞRULUK

Doğruluk: Doğru olma hali, dürüstlük, sıdk, sadakat, istikamet, hak ve batılın zıttı , birr, hidayet, anlamlarına gelir. İtikadi ve ahlaki bir kavramdır. Allah’ın emrine ve kanunlarına uygun bir yol izlemek ve insanların haklarına riayet etmek demektir. İman eden ve inancını hayata geçiren doğru insan. Hz. Peygamberin güzel hayatını kendine örnek alır. Kuran-ı kerim doğruluğa dair birçok ayet ihtiva eder. Sıdk, istikamet, hidayet, gibi adlar alan doğruluk , ahlaki vasıfların tümünü kendinde toplar. Özünde Allaha ,meleklere, ahirete, kitaplara, peygamberlere, inana . Mallarını akrabaya, yetimlere, yoksullara, harcayan. namaz kılan, zekat veren, oruç tutan, sabreden, sözünde duran, cihat eden v.b müminlerin bütün bu vasıfları doğruluk halinin tezahürleridir. Doğruluk vasfı Doğru yolun anlaşılması ile geçerlilik kazanır. Allah(cc) Kuran-ı kerimde buyuruyor ki.

AYET: (Fatiha-6)”(Ya rabbi) )Bizi doğru yola ilet.”

İşte bu ayeti kerimelerle başlayan Kuran-ı kerim doğruluk yolunu ve bunun aksini sapmışların yolu olarak çeşitli ayetlerle açıklar. Ona kulluk etmek doğruluğun ve doğru yolun ta kendisidir. Allah(cc) ona inanan ve yolundan gidenleri rahmet ve lütfuna kavuşturur. Onları doğru yola iletir. Öğüt alanlar için ayetleri geniş geniş açıklamıştır. İşte ayet

AYET: (Hud-112)” Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”

Bu ayette Allah(cc) müminlerin kendisinden korkmalarını ve ölçüyü doğru tutmalarını emretmektedir. Sözünde doğru olması için uyarılan müminler doğrulukları karşılığında cennete gireceklerdir. Onlara korku yoktur. Ve onlar üzülmeyeceklerdir. Doğruluk en iyi takva halinde gerçekleşebilir. Doğruluk aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Nitekim ayeti kerimde buyrulur ki.

AYET: (Tevbe-119) ”Ey iman edenler .Allahtan korkun ve doğrularla beraber olun.”

Doğruluk Allaha verilmiş bir sözdür. Bir kulluk vazifesidir. Ahde vefa sadakatin mükafatı hem dünyada hem de ahirette verilecektir. Sıddıkların(doğruların) özellikleri ana hatları ile açıklanmıştır. Bunlar sabır, itaat, infak, istiğfar, ihlas, takva, haya, emanet, gibi özelliklerdir. Doğruluğun karşısında yalancılık, ,batıl, delalet, gibi özellikler bulunmaktadır. Yalancılık dar anlamda insanın günlük hayatta söz ve davranışlarında doğruluktan uzaklaşması anlamına gelir. Geniş anlamda ise Allah’ın emir ve yasakları ile alay etmek. Allaha iftira etmektir. Bu da kafirlerin sıfatıdır. Allah(cc) yalancı kafirleri doğru yola iletmeyeceğini kuran-ı kerimde birçok ayeti kerimede belirtmiş. ve büyük azaba uğrayacaklarını haber vermiştir.

Davranışlarda doğruluğa hakkaniyette denir. Buda adalet,insaf ve merhamet demektir. Doğruluğun vahyi temellerinin anlaşılmasından sonra düşüncenin eyleme geçirilmesinde en başta ağızdaki dile hakim olmak gelmektedir. Dil düşüncenin iletim vasıtasıdır. müminler söz söylerken doğruyu söyler. Gereksiz yere konuşmaz. Kötü söz söylemez. Ya hayrı söyler doğruyu söyler yada susarlar Doğruluk düşüncede, sözde, niyette,iradede,azimde,vefa ve amelde, doğruluk şeklindedir.Bütün bunların kaynağı Kuran ve sünnettir. Öte yandan düşünce ve eylem birliği doğruluğun esasıdır. Düşüncede ve inançta tam anlamıyla islama yönelmedikçe ve islami hükümlere teslim olmadıkça davranışların doğru olması mümkün değildir. Doğru olan ahlak Peygambermizin(sav) ahlakıdır. Bunun dışında doğru yol yoktur. Zira peygamberimiz(sav) şöyle buyurur.

HADİS”Hud suresindeki 112. ayetteki ”dosdoğru ol” emri sebebiyle HUd suresi beni ihtiyarlattı. (Kadı Beydavi -envarül tenzil-1. cilt-580)Elmalılı hamdi yazır-Hak dini-4. cilt-28289) buyurarak doğruluğun önemini ve inasana yüklediği sorumluluğu ifade eder.

Sayın okurlarım bugünkü beşeri sistemde gerek toplumsal düzeyde gerek fert olarak yalancılık revaçtatır. Çünkü insanlarda Allah korkusu kalmamıştır.İnsanlar arasındaki ahlaki ve sosyal ilişkiler suni ve doğruluktan uzaktır. Toplum emin bir toplum değildir.Kuşku toplumu haline gelmiştir.İslam dışı fert ve toplumlarda doğruluğun bir anlamı yoktur. Çünkü düzenler zulum üzerine kurulmuştur. İnsanlar şahsi çıkarlar peşinde birbirlerini kandırmak, için türlü oyunlara baş vurmaktadırlar. Bu bozuk bir hayat düzenidir. Sorumsuz çirkin davranışların hakim olduğu düzen insanları hergün doğru yoldan uzaklaştırmaya başlamış Sorumsuz çirkin davranışların hakim olduğu düzen insanları hergün doğru yoldan uzaklaştırmaktadır. Bizzat müslümanların doğruluk düsturuna uymamaları bir toplumun helak olması için yeterli sebeptir. Çünkü hakkı tavsiye eden olmazsa veya insanlar yalancılık içinde yüzerken kendisi doğru olmadığı halde doğruluktan dem vurursa o toplum çökmüş demektir. peygamberimiz(sav) şöyle buyurdu.

HADİS.”Bir sahabi Hz peygambere gelerek ya Resulallah bana islamı öyle tanıtki senden başka birine sorma ihtiyacı duymayayım. deyince Resulullah(sav) şöyle buyurdu.”Allaha inandım de ve dosdoğru ol. (Müslim- iman-62,ahmet. bin hambel-3. cilt-413)

DOĞRULUK CENNETE GÖTÜRÜR

Sayın okurlarım başka bir hadisi şerifte peygamberimiz(sav) şöyle buyurdu.

HADİS:”Doğruluk iyiliğe iletir. iyilikte cennete götürür. Bir kimse doğru söyleye söyleyeAllah katında çok doğru olarak yazılır. Yalancılık fenalığa götürür. Fenalıkta cehennme götürür. Bir kimse yalan söyleye söyleye Allah katında çok yalancı olarak yazılır.(Riyazüssalihin-72)

Sayın okuralarım bugün insanlar doğruyu değil menfaatini aramaktadırlar. Toplumuzda doğruluk yok olmuştur. Doğru olanlarda ne yazikki enayi yerine konmakta, alay edilmekte, dışlanmakta ve onların doğruluğundan yararlanılmaktadır. Bugün doğru olmak yanan ateşe girmek kadar zor olmuştur. Doğru söyleyen daima zarara girmektedir. Doğru söylediğine bin kez pişman olmaktadır. Pran varmı var işte yandın gitti para yok desen yalancı olacaksın. gerçekten bugün doğruluk rafa kalkmıştır. Hala doğrulukla hareket eden doğru söyleyen varsa anıtını dikmek gerekir.

Hiç yorum yok: