NİKAH- RUHBAN



79 - İSLAMDA NİKAH

Sayın okurlarım yazılarıma gösterdiğiniz ilgi ve alakadan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. O kadar ilgi gösteriyorsunuz ki daha yazımı bitirir bitirmez yüzlerce kişi okuyor, hele 1 gün geçtiyse okuyucu sayısı binlere ulaşıyor. Allah(cc) hepinizden razı olsun. bu bana moral veriyor. Yazılarımda imla hataları var o nedenle sizlerden özür diliyorum. Fakat imla kurallarına uyayım derken motivasyonum bozuluyor. Kafam dağılıyor. Anlayış göstermenizi rica ediyorum. ilerde tekrar elden geçiririz inşallah. Binlerce kişi okudu ama senin yazdıkların yanlış doğrusu budur diyen çıkmadı henüz. Eğer olursa elbette onu da sizinle paylaşırım. Benim şu an yaptığım yıllar önce kaleme alıp yazdığım bir kitabı bilgisayar ortamına aktarmaktır. Allah(cc)bizlere Kuranı ve İslam’ı iyi anlamayı, anladıkları ile amel etmeyi, mutlu, sağlıklı, huzurlu, sevdikleri ile beraber ömür sürmeyi, kalbinde iman, dilinde dua, elinde kuran, aklında islam, işinde iyilik, aşında helal, ticaretinde bereket, evinde huzurlu olmayı hepimize nasip etsin inşallah. selam ve dua ile.

NİKAH: Sayın okurlarım dinimizde nikah konusunda maalesef birçok konuda olduğu gibi doğru bilinen yanlışlar var. İslam da nikah konusuna gelmeden önce İslam’dan önceki durum ne idi onu biraz irdeleyelim. İslam’dan önce kadın insan değil alınıp satılan bir mal idi. Kız çocuğu olan ana babalar ilerde kızlarının başına geleceklerini bildiği için kız çocuklarını ergenliğe ermeden öldürüyorlardı. Kuran-ı kerim bu duruma son vermiştir. Bakın bu konuyu Kuran-ı kerim nasıl açıklıyor.(nahl58-59)”Onlardan birine bir kızın doğduğu müjdelenirse yüzü kızarır. Hiddetinden köpürür. Kendisine verilen müjdeden dolayı halktan gizlenir. Rezilliğe katlanmak mı? Yoksa toprağa gömmek mi? Gerekir diye düşünür. Dikkat edin onlar ne kadar kötü hükümlüdür. ”Hz Ömer(ra) diyor ki Cahiliye devrinde yapmış olduğum iki şeyden birini hatırlayınca gülerim. Ötekini hatırlayınca da ağlarım. Kahkahayla güldüğüm olay şudur. Helvadan putlar yapar yaptığımız putlara tapardık. Öyle zaman gelirdi ki acıkır yiyecek bir şey bulamayınca taptığımız putları afiyetle yerdik. Bunu düşündükçe ne kadar cahil olduğumuzu anlar kahkahalarla gülerim. Ağladığım ve kahrolduğum olaya gelince ilerde yüzümüzü kara çıkarmasınlar diye kızlarımızı diri diri toprağa gömerdik. Benimde kızım olmuştu. Fakat o kadar güzel o kadar iyi idi ki anlatamam bir gün kızımı diri diri gömmek için çöle götürdüm. Çukur kazmaya başladım. Kızım konuşabilecek ve anlayabilecek yaştaydı. Kızım kendisini gömeceğimi bile bile hem çukur açmada bana yardım ediyor, hem terimi siliyor, hem de gözyaşlarımı siliyordu. Buna rağmen kızımı diri diri toprağa gömdüm. Bu olayı hatırladıkça sanki kalbime hançer saplanıyor kahroluyorum.(Buhari-Müslim)Sayın okurlarım yukarıda zikrettiğimiz ayeti kerime ve hadisi şerif İslam’dan önce kadının durumunu yeteri kadar açıklıyor sanırım.

İSLAMDAN ÖNCE KADININ DURUMU

İslam’dan önce erkekler kadınlara zorla varis oluyorlardı. Varislerin biri gider Ölenin karısının üzerine elbisesini atarak ona varis olduğun gibi bende sana varis odum der. Bundan sonrada isterse o kadını evlendirir. Mehirinin tamamını alır. Yani kadını parayla satar. Yahutta elinden malını alır. Kendisine hizmet ettirirdi. İslam bunu da yasakladı.

AYET: (Nisa.10)”Ey iman edenler kadınlara zorla varis olmanız helal değildir. Onlara verdiklerinizden bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın.”

İslam’dan önce kişi üvey annesiyle evlenip onun malını alıyordu. İslam bunu da yasakladı.

AYET: (Nisa.22)”Babalarınızın nikahladığı kadınları nikahlamayın, geçen geçmiştir. Bu hareket hayasızlıktır. Pek çirkin bir yoldur.” Görüldüğü gibi hiçbir sosyal hakka sahip olmayan mal gibi alınıp satılan kadın İslam’ın gelmesiyle sosyal ve hukuksal haklara kavuşmuştur.

EVLENMEK DİNİMİZE GÖRE FARZDIR

Evlenmek dinimize göre farzdır. İşte ayet

AYET: (Nur.32)”İçinizde evli olmayanları, köle ve cariyelerinizden nikaha layık olanları evlendirin. Eğer onlar fakir ise Allah onları keremiyle zengin eder.” bu ayetten anlıyoruz ki oğlu kızı hizmetçi si olan kişi bekar olanları ve yaşı gelenleri bir veli olarak evlendirmek zorundadır. Dikkat ederseniz evlensinler denmiyor evlendirin buyruluyor. Bu nüansa dikkat edelim lütfen. Üstelik hiçbir mazeret kabul etmiyor. Efendim işi yok parası yok geçinemez gibi mazeretler bu ayete göre geçersizdir. Çünkü onlar fakir ise ben onları zengin ederin buyuruyor. Kim Allah biz ne yapıyoruz. Çocuğun işi yok mesleği yok ben fakirim çocuğum fakir mazeretine sığınıyoruz. Böylece bilmeyerek Allaha isyan etmiş oluyoruz. Allah diyor ki sen fakirliği öne sürme onu evlendir onu ben zengin ederim. Biz ne yapıyoruz Allaha inanmıyoruz sen öyle diyorsun ama ben bildiğimi okurum fakir çocuğumu evlendirmem demiyor muyuz? Sayın okurlarım bilmeyerek öyle hatalar yapıyoruz ki inanılamaz ama bu tabi bilmememizden kaynaklanıyor. Allah affeder inşallah. Dinimize göre evlenen her erkek nikahladığı kadının maddi ve manevi her türlü sorumluluğunu ondan ayrılıncaya kadar üzerine almıştır. İşte ayet

AYET: (Nisa.21)”Onlar sizden ağır bir misak(vazgeçilemez ağır anlaşma, akit)aldı. ”İslam’a göre evlilikte kadınlarla erkekleri birleştiren şey sukun ve huzurdur. Böylece ruhlar huzura erer sevgi ve şevkate ulaşır. Bu husus ayette şöyle açıklanır.

AYET: (Rum.21)”Onun ayetlerinden biride size kendinizden huzur ve sukune kavuşacağınız. Eşler yaratmasıdır. Aranıza sevgi ve merhamet koydu Bunda düşünenler için dersler vardır.”(sayın okurum burada bir parantez açmak istiyorum müteşabih konusunda değineceğim inşallah fakat yeri geldi biraz bahsedeyim Kuran-ı kerimde ayet sadece kuranın bölümleri anlamında kullanılmaz. Arapça da ayetin birçok anlamı vardır. işte bu ayette geçen ayet kelimesi Allah’ın kanunları, mucizeleri, kuralları, düzeni anlamında kullanılmıştır. Ancak Ali İmran suresi 7. ayeti bazı alimler Kuranın içindeki cümleler olarak almışlar ve buradan yola çıkarak kuranın ayetlerini kimse anlayamaz demişler ve İslam’a büyük zararlar vermişlerdir. Müteşabih konusu gelince ayrıntı vereceğim inşallah.)Konumuza dönersek İslam evlilikte karı kocayı birbirinin tamamlayıcısı olarak görür. Tıpkı bir elbise gibi işte ayet

AYET: (Bakara-187) ”Onlar sizin için bir elbise sizde onlar için bir elbisesiniz’’

KARI KOCA BİRBİRİNİN ELBİSESİDİR

Ne güzel bir ifade Allah’ım siz birbirinin için elbisesiniz. Elbisesi olmayan ne olur çıplak kalır kocası olmayan kadın ve karısı olmayan erkekte çıplak kalmıştır. Dinimiz karı ve kocanın birbirleri üzerinde hakları olduğundan bahseder. İşte ayet

AYET: (Bakara-228)”Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi kadınlarında erkekler üzerinde hakları vardır.”

Bu hakların neler olduğunu ilerde açıklayacağız inşallah. Sayın okurlarım dinimiz ruhbanlığı yasaklamıştır. Ruhbanlık bilindiği gibi Allah’ın emri olmadığı halde güya Allaha daha yakın olmak maksadıyla fazla ibadet yapmak Allah’ın helal kıldığı şeyleri yapmamaktır. Halbuki Allah(cc)kullarına gücünün yetmeyeceği şeyleri yüklemez. Bakınız(Bakara.285) Allah’ın emretmediği yükü yüklenmek zamanla insanı bıkkınlığa, ümitsizliğe sevk eder ve zamanla Allah’ın emrettiklerini bile yapmaz hale gelir. Bunu peygamberimiz(sav) kesinlikle yasaklamıştır. İşte hadis.

HADİS:’’3 kişi peygamberimizin hanımlarına peygamberimizin ibadetinden sorarlar. Aldıkları cevap onları tatmin etmez ve peygamberimizin ibadetini küçümserler. Ve birisi sürekli gece namaz kıldığını, ikincisi sürekli oruç tuttuğunu, ötekisi ise sürekli kadınlardan uzak durduğunu söyler. Bunu işiten peygamberimiz(sav)bu üç adamı yanına çağırarak şöyle der. Size ne oluyor ki şöyle şöyle demişsiniz. Fakat ben hem namaz kılıyor hem uyuyorum. Bazen oruç tutuyorum bazen tutmuyorum. Kadınlarla da evleniyorum. Kim benim sünnetimi terk ederse benden değildir.(Müslim, nikah.5)Peygamber efendimizin kadına verdiği önemi şimdi yazacağım hadisi şeriften anlayacaksınız. Hanım kardeşlerim bilhassa siz lütfen bu hadisi şerifi defalarca tekrar tekrar okuyunuz. Peygamberimizin size ne kadar büyük önem verdiğini anlayınız ve tanıdığınız bütün hanımlara aktarınız lütfen işte HADİS: ‘’Mümin(erkek)Allah korkusundan ve ona itaatten sonra iyi bir kadından yararlandığı kadar hiçbir şeyden yararlanmamıştır. Çünkü ona emretse sözünü dinler, yüzüne baksa kendisini sevindirir, üzerine yemin etse yeminini doğru çıkarır. Başka tarafa gitse namusunu ve malını korur.(İbni mace.5) Aman Allah’ım doğrusu kıskandım kadınları bu ne büyük lütuf be ne büyük iltifat. Erkeklere diyor ki Peygamberimiz. Allaha imandan sonra size verilen en büyük nimet kadınlardır. Onların kıymetini bilin. Sayın okurlarım elinizi vicdanınıza koyun bu kadar kadına önem veren bir din hiç kadının hakkını yer mi?

NİKAHIN HÜKMÜ 5 TİR

Nikahın hükmü evleneceklerin durumuna göre 5 e ayrılır

.1-Evlenmediği takdirde harama yönelmesi kesin olan kimsenin evlenmesi farzdır.

2-Evlenmediği takdirde harama yönelmesi kesin olmayanın evlenmesi vaciptir.

3-Evlenince eşine zulüm yapacağı kesin olanın evlenmesi haramdır

4-Eşine zulüm yapacağından şüphelenilenin evlenmesi mekruhtur.

5-Evlendiği takdirde eşini mutlu edeceği kesin olan fakirin evlenmesi sünnettir. Kaynak(elmevsisi.3.82)

EŞ SEÇİMİNDE ÖNCELİK:

Evlilikte eş seçimi çok önemlidir. Nitekim Peygamberimiz(sav)

HADİS:” Kadınlarla 4 şeyden dolayı evlenilir.

1- Bir kadında aranması gereken birinci şarttır. Dindar olmayan kadın kocasına itaat etmez ona başkaldırır, kocasını aldatabilir. Çocuklarına dini terbiye vermez. Evde huzur kalmaz. O nedenle Peygamberimiz.(sav)

HADİS: ‘’Kadınlarla dört şeyden dolayı evlenilir. Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı sen dindar olanı seç mutlu olursun.(buhari.nikah.15,ebu Davut, Nikah.2)Tabi ki erkekler içinde aynısı geçerlidir. Evlenmede öncelik verilecek olanlar

2-AHLAK: Kadında ve erkekte aranması gereken ikinci özellik güzel ahlaktır. Ahlakı bozuk olan kadın veya erkek karşı tarafa dünyayı zehir eder, küfreder, şikayeti bitmez, hiçbir şeyi beğenmez, havalı olur. Eski sevgilisini unutmaz, aşırı müsrif olur, geveze olur, utanması olmaz inat olur, şımarık olur, dedikodu yapar, iftira eder, ara açar, alay eder, küçük görür, hoppala olur. Velhasıl böyle bir kadının veya erkeğin kahrı çekilmez.

3-GÜZELLİK: Kadında güzellik ve erkekte yakışıklılık aranır. Ancak aşırı güzel veya aşırı yakışıklının şeytanı bol olur. Aldatma riski çok fazladır o nedenle yüzüne bakılacak ve senin gözünü dışarıya sarktırmayacak kadar güzel veya yakışıklı seç.

4-MİHRİNİN AZ OL OLMASI: Bilindiği gibi mehir nikahın şartıdır ve kadının hakkıdır. Ancak bu mehir kocanın ocağını söndürecek kadar fazla olmamalıdır. Kocanın gücüne göre tesbit edilmelidir. Kadın aşırı mehir istiyorsa bu kadınla evlenilmez çünkü kadının derdi koca değil yuva değil paradır. Tabi bu erkek içinde geçerlidir kadını zenginliğinden dolayı alacak olan kocaya varılmaz. Çünkü onun derdi nikah ve yuva değil paradır.

5-ÇOCUK SEVGİSİ: Çocuk sevgisi olmayan kadında alınmaz. Erkekle de evlenilmez

.6-BEKARLIK: Mümkünse bekar alınmalıdır ister kız olsun ister erkek olsun denklik çok önemlidir ilerde gelecek.

7-ASALET: Kadında ve erkekte mutlaka asalet aranmalıdır. Detay yazmama gerek yok okuyucularım benden güzel yorumlar yapacaktır eminim.

8-AKRABA OLMAMALI: Mecbur kalmadıkça yakın akraba ile evlenmemelidir. Çünkü evlilikte amacın biriside akrabayı çoğaltmaktır. Kaldı ki akraba arsındaki evliliklerde sorun yaşandığında akrabalık bağları kopmaktadır.

9-KISIRLIK: Erkek veya kadın kısır olmamalıdır çünkü evlilikteki birinci amaç nesli sürdürmektir.

10-DENKLİK: (kefaet)eşler arasında denklik olmalıdır. Bu yaş, soy, zenginlik, sosyal yaşam konularında eşler bir bine denk olmalıdır. aşırı yaş farkı, aşırı zenginlik farkı, aşırı sosyal fark, aşırı soy farkı her zaman problem çıkarır.

KOCANIN GÖREVLERİ:

1-Düğün yapmak

2-Güzel geçinmek

3-Kadına siyaset yapmak kılıbık ve kazak arası olmak. Annesiyle eşinin arasında siyaset yapmak. Çünkü kaynana gelinini gelin kaynanasını aşırı kıskanır. Erkeği bir türlü paylaşamazlar. Eş anayı, ana eşi sürekli kötüler. Akıllı erkek ikisini de idare eder. Anasına o cahil boş ver aldırma, karısına o yaşlı aldırma gibi.

4-Kadının namusunu korumak

5-Karısıyla şakalaşmak oynaşmak eğlendirmek neşe vermek.

6-Geçimini temin etmek

7-Karısını öğretmek terbiye vermek.

8- Karısını yatakta yalnız bırakmamak.

9-Karısının ve çocuklarının iaşesini temin etmek

10-Karısını başkalarının yanında küçük düşürmemek, onu onere etmek.

11-Döğmemek, sövmemek, hakaret etmemek, sürat asmamak

12-Sağlığı ve morali ile yakından ilgilenmek.

13-Karısının akrabalarıyla iyi geçinmek onlara saygı duymak ve ziyaretlerine gitmek.

14-Karısınında kendisi gibi insan olduğunu canı sıkılabileceğini bilip ara sıra gezdirmek hava aldırmak.

15-Eline geçen parayı dışarda içkide kumarda, arkadaşlarıyla eğlencelerde yememek.

16- Evin ihtiyaçlarını karşılamak(mobilya, beyaz eşya çocuklara oyuncak v.b)Bakın peygamberimiz bu konuda ne buyuruyor.

HADİS: ”Allah katında en büyük sadaka kocanın evine eşine ve çocuklarına harcadığı paradır.”(Buhari-Müslim)Ey dışarda parasını harcayan evini ihmal eden erkekler. Duyuyorsunuz değil mi? başkalarına hava atmak için sağa sola para saçacağınıza evinize bir ekmek götürün sadaka sevabı alın. Sayın okurlarım Bu saydığımız maddelerin tamamı ya hadistir ya ayettir. Hadis ve ayetleri maddeler haline getirdim ki daha iyi akılda kalsın. İslam hukukuna göre nikah akdi hem medeni bir muamele hem de bir ibadettir. Çünkü ibadetin rukun ve şartlarını islam hukuku belirlediği gibi nikahın rukun ve şartlarına da islam hukuku belirler. Nitekim Peygamberimiz(sav)

HADİS: Sizden birinin evliliğinde sadaka sevabı vardır.(müslim.zekat.52)

NİKAHIN ŞARTLARI:

1-İmam şafii, imam malik ve imamı hanbeliye göre nikahta velinin bulunması şarttır. Veli kadının en yakını olan erkektir. bu mezheplerin dayandığı deliller şunlardır.

AYET: (Bakara.232) ”Kadınların kendilerini kocalarına nikah etmelerine engel olmayın”

Bu ayeti kerimede velilerin dul kadının evlenmesine engel olmamaları istenmektedir. Eğer kadın tek başına karar verme yetkisi olsaydı velilere böyle bir ihtar gerekmezdi.

AYET: (Nur.32)”içinizdeki bekarları evlendirin. ”Bu ayette de bekarlar evlensin denmiyor bekarları evlendirin deniyor. Velilere bir çağrı var burada.

AYET: (Bakara.221) ”İslam’ı kabul etmedikçe mümin kadınları Allaha ortak koşan erkeklere nikahlamayın” Burada da veliye işaret vardır.

HADİS: Herhangi bir kadın velisinin izni olmadan evlenirse onun nikahı batıldır batıldır(3 kere tekrarlamıştır).(Ebu davut.nikah.19,tirmizi.nkah. 14)Ayrıca kadın kadını evlendiremez.

HADİS: ”Kadın kadını evlendiremez kadın kendi kendini de evlendiremez.(ibni mace.15)Velisiz nikah olmayacağına dair bir hadisi şerifte şudur.

HADİS: ”Nikah ancak veli ile olur.”(buhari nikah.36,ebu davut. nikah.19,tirmizi.nikah.14)

Bazı alimler velinin şart olmadığını iddia ediyorlar ve delillerini şu ayete dayandırıyorlar.

AYET: (Ahzap.50)”Eğer mümin bir kadın kendisini peygambere hibe edipte peygamberde onu nikahla almak isterse (diğer müminlere değil) sırf sana mahsus olmak üzere helal kıldık.”(meal.diyanet.423)

Bu ayette alimlerin gözden kaçırdıkları veya gözden kaçırttırdıkları şey şudur. Sadece sana mahsus olmak üzere denilmektedir(halisetenleke(sana özel, mindunilmüminine (başka müminlere değil) Az çok Arapça bilenler bunu kolaylıkla anlar, kaldı ki tüm meallerde böyle vermektedir. Şimdi peygamberimize özel olduğu açıkça belli olan bu ayeti tüm müminlere şamil kılmak ne kadar gerçekçidir. 4 kadından fazla kadınla evlenmek, gece namazı kadınları veli izni olmadan almak bizzat peygamberimize özel izindir. Ancak bazı alimler peygamberimize özel olduğu açıkça belirtilen bu gibi ayetleri kendi çıkarları doğrultusunda herkese şamil kılarkan bazı ayetlerde sana özel demediği halde bu peygambere hitaptır diye işlerine öyle geldiği için ona özel tutmaktadırlar. Halbuki kadınlara boşama hakkı veren(ahzap.28) inci ayette peygambere mahsus sana özel ifadesi kullanılmadığı halde bu peygambere mahsus diyebilmektedirler. Yani kadınlara zulmetmek için ayetlerin anlamıyla nasıl oynuyorlar görüyor musunuz? Onları Allaha havale ediyorum. Ne diyeyim.

VELİ İZNİ NİKAHIN FARZIDIR

Veli şartı yoktur diye iddia eden alimlerin ikinci dayandıkları delil şudur.

AYET: (Bakara-230) ”Eğer erkek kadını üçüncü defa boşarsa ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onu alması kendisine helal olmaz.”

Bu ayete dayanarak kadının kendi kendine evlenebildiğini veli izni gerekmediğini iddia ediyorlar. Halbuki bu ayetin veli izni ile yakından uzaktan ilgisi yoktur. Bu ayet haram ve helal meselesi ile ilgilidir. peki bu ayeti örnek göstererek karıyı kandırıp alalım kimsenin de haberi olmasın kim uğraşacak veliyle aliyle işte kılıfta hazır diyerek hiç ilgisi olmayan ayetleri kendilerine kılıf yapmak isteyenler. Acaba bu ayetten sonraki ayeti niçin okumazlar. Yoksa Bektaşi demiş ya Allah namaza yaklaşmayın diyor bende yaklaşmıyorum Allah’ın dediğini yapıyorum demişler ki ya devamını okusana benim okumam yok demiş. Bunlarda öyle istedikleri ayeti istedikleri anlama çekiyorlar ama işlerine gelmeyen ayeti görmezden geliyorlar. İşte hemen peşindeki ayet

AYET: (Bakara-232) ”Onların eski kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın.”

İşte delil bu gayet açık ve net olarak veliye hitap var. Dedim ya okumaları yok bu ayeti okuyamazlar okusalar da anlayamazlar, işlerine gelmez. Kadına iki cilve yap kandır hop al otur aşağıya. İyide ne halt edersen et Kuranı kullanma Müslümanların kanına girme olur mu? Yaptıklarını haklı çıkarmalılar nefis ve şeytan öyle istiyor. Veli şartı yoktur diyenlerin bir başka dayanakları da şu hadisi şeriftir.

HADİS:(Dul kadın hakkında velinin yapabileceği bir şey yoktur.(ebu davut. nikah.25,tirmizi.nikah.18)

HADİS.: ”Bekar kadın kendisi hakkında velisinden daha fazla hak sahibidir.”(ibni mace.nikah.11,ebu davut.25)

İşte bu iki hadise dayanarak veli şartının olmadığını iddia ediyorlar. Halbuki iyi incelerseniz. bu hadisler veli izni ile ilgili değil İcap ve kabul ile ilgilidir. Tabi ki dul kadın kocaya gitmek istiyorum derse velinin yapacağı hiçbir şey yoktur. İkinci hadisteki bekar tabi ki velisinden fazla hak sahibidir bekar kız istemezse velisi onu zorla evlendiremez. Bu amaçla bu hadis söylenmiştir. Nerelerden zorlama delil arıyorlar; gördünüz mü? Sayın okurlarım. Ayetlerin anlamını hadislerin anlamlarını çarpıtarak delil diye bize yutturdular. Onlardan sonra gelen erkeklerinde işine geldi, irdelemediler. Kadınları zaten okutan kim? İşte netice ortada. Veli izni gerekmez denildiği için birçok insan maalesef bilmeyerek zina yapmaktadır. Bu öyle bir yol açmış ki üniversitede okuyan dindar kızlar ve erkekler. Velilerin izni olmadan okulda evlenmekte; velileri onları bekar bilmekte; Okul bitince de boşanıp bekar olarak evlerine dönmektedirler. Ve maalesef bu en çokta ilahiyat fakültesi öğrencileri arasında olmaktadır. Çünkü öbür üniversite öğrencileri zaten nikahsız beraber olmaktadırlar ki hiç değilse dini kullanamıyorlar dürüstçe bile bile zina yapıyorlar. Şimdi sorarım size bütün bu zinaların vebali kimin üzerinedir. Tabi ki veli gerekmez diyenlerin; bile bile diyorlarsa onların üzerinedir. Ve kasıtlı yaptıysalar yatacak yerleri yoktur.

İCAB VE KABUL FARZDIR

2-İCAB VE KABUL: İcap: Evlenme akdi taraftarlarından birisinin ilk olarak yaptığı teklife denir. Benimle şu anda evlenmeyi kabul ediyor musun teklifine icap; kabul ettim diye cevap vermekte kabuldür. Bu teklifin erkek yada kadın tarafından yapılması önemli değildir. Mesela Hz .Hatice peygamberimize evlenme teklifini kendisi göndermiş. Peygamberimizde kabul etmiştir. Ancak bizim örfümüzde bu yoktur. Bizde kadın veya kız beğendiği erkeğe evlenme teklif etse erkeğin gözünden düşer. Halbuki bu yanlıştır. Kadın veya kız niçin beğendiği erkeği almasında onu beğenen erkeği almak zorunda kalsın. Bugün Türkiye de birçok kadın ve kız beğendikleri erkeğe teklif götüremediklerinden ve beğendikleri erkeğinde haberi olmadığından dolayı kadınlar kendi istedikleri değil kendilerini isteyene gitmek zorunda kalmaktadırlar. Bir başka yanlış kız babasının beğendiği damada veya damat babasına oğlum seni beğendim kızımı sana vereceğim diyemiyor. Dese kızın değeri düşüyor. Halbuki peygamber efendimiz kızı fadime annemizi damadı Hz. Aliye bizzat teklif etmiştir. Hz Ebu Bekir kızı Hz. Aişeyi peygamberimize bizzat kendisi teklif etmiştir.

HADİS:Dul ve bakirenin nikahta kabulu şarttır. Dul kadın açıkça evet der. Bakire ise evet demeye utanır. (kütübü sitte)

3-ŞAHİT:Nikahta en az iki şahit şarttır. Şahitler huzurunda yapılmayan nikah geçersizdir.

HADİS: ''Şahitler bulunmadıkça nikah olmaz.(Buhari şehadet .8)

HADİS: Dört kişinin bulunmadığı nikah fasittir. Bunlar evlenecek olan erkek ve kadının velileri ve iki şahittir.(şirazi.muhezzeb2.42)

Nasıl ki Bakara suresi 282. ayette akit yaptığınız zaman iki şahit bulundurun ve yazın buyruluyorsa. En önemli akit olan nikah ta da iki şahit bulundurulmalı ve mehir şartı olduğundan dolayı da mehir miktarı yazılarak şahitlere imzalatılmalıdır. Şahitler adaletli, dürüst güvenilir insanlar olmalı yalancı şahit olmamalıdır. Bu konular zaten bilindiği ve uygulandığı için uzatmıyorum.

MEHİR FARZDIR

4-MEHİR: Mehirsiz yapılan nikah batıldır .Nitekim

AYET:(Nisa.4)''Kadınların mehrini gönül hoşluğu ile verin. Eğer onlar kendi rızaları ile size bir şey bağışlarsa afiyetle yiyin. ''Bu ayet bize mehirin farz olduğunu nikahın vazgeçilmez şartı olduğunu ilan etmektedir. Mehir muaccel olabileceği gibi müeccelde olabilir. Yani mehir peşin verilebileceği gibi anlaşma yaparak ve imza altına alarak sonrada verilebilir. Fakat mehir konusunda ifrat ve tefritten kaçınmalıdır.



Bazı Müslümanlar mehiri dalgaya almakta veya hafife almaktadırlar. Bazı hoclarda buna alet olmaktadır. Şöyle ki bin bir kuruş mihri müeccel ile aldın kabul ettin mi? Diyerek nikah kıyan hocalara rastladım. Bu Kuran ayetini hafife almaktır. Mehir mutlaka konuşulmalı, karar altına alınmalı, makul seviyede olmalıdır. Bizim örfümüzde yani Türkiye’de mehirin en alt seviyesi 10 dirhem yani 30 gram altındır. Erkeğin maddi gücüne göre bu yükseltilip alçaltılabilir. bazı yörelerde ise mehir son derece yüksek tutulmakta üstelik velide para istemektedir. Yani başlık parası; haramdır kızını parayla satmaktır. Damatta evlat yerindedir damadın belini bükersen borçlandırırsan kızında aynı sıkıntıyı çekmez mi?. Kaldı ki para genelde evli ve yaşlı erkeklerde olduğu için kızlar yaşlı ve evli erkeklere kuma üzerine verilmektedir. Bu kızlara büyük zulümdür. Bu zulme derhal son verilmelidir. Peygamberimizin kızı Hz Fadıma annemiz Hz. Aliden değeri çok düşük mehir almıştır. Bizler çıkarımıza olduğu zaman Peygamberi örnek alırız; çıkarımıza olmadığı zaman Kuranı da görmezden geliriz, maalesef.

HADİS: Fakir bir genç peygamberimize gelerek evlenmek istediğini ancak mehir verecek bir şeyinin olmadığını söyler. Bunun üzerine peygamberimiz(sav) demir yüzükte mi alamazsın onu mehir olarak ver buyurur.(Buhari.)bize sıkça sorulan sorulardan bir tanesi de Resmi nikah yaptırıp dini nikah yaptırmayanın nikahı geçerli midir? Başta şunu belirtelim ki resmi nikahı müftülerin kıydırması için çalışmalar yapılmaktadır. Eğer nikahın bütün şartları yerine gelmişse yani veli, şahit, icap kabul ve mehir bu nikah geçerlidir. Ancak eksiktir. Çünkü başta söylediğimiz gibi nikah aynı zamanda ibadettir. Dolayısıyla dini tören yapılmalıdır. Bir başka soru:

KURANDA 4 EŞ ALMA İZNİ VARMIDIR?

Kuranda 4 eş alma emri var mıdır? Dikkat edin emri diyorlar izni demiyorlar. Çünkü işlerine öyle geliyor. Kadınlara ne yapalım Allah öyle emretti mecburuz almaya diye kandıracaklar ya. Alıştılar ayetleri istedikleri gibi eğip bükmeye ya. Evet Kuran-ı kerimde 4 eşe kadar evlenme izni vardır. İşte ayet

AYET: (Nisa.3)Eğer yetim kızlar hakkında eğer adalet edememekten korkarsanız, sizin için helal olan kadınlardan ikişer üçer dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız, bir tane alın. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.''

Sayın okurlar bu ayette kesinlikle 4 eş alın emri yoktur. Yalnızca izni vardır. Bildiğiniz gibi Kuranı-kerim her türlü ihtimali göz önüne alır. Her konuya her probleme her soruna duyarlıdır. Ve kıyamete kadar olabilecek her probleme çözüm sunar. Yüzyıl önce rahman suresindeki(merecel bahreyni yeltegiyan. beynuhüma berzehull yebğiyan) ayetlerini herkes okur; ama anlayamazlardı bildiğiniz gibi bu ayetlerde denizlerin ikiye ayrıldığını ilahi bir sınırla ve bir tarafında tatlı su öbür tarafında tuzlu su olduğunu okurlar fakat teknik olmadığı için tam olarak ne dediğini anlayamazlardı. Ne zamanki denizler keşfedildi bu ispatlandı. Daha açık örnek vereyim.

AYET: (isra.44)''Yedi gök ve arz ve bunun içinde bulunanlar, onu tesbih ederler, onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ama siz onların tesbihlerini anlamazsınız ''

Bu ayeti okuyan Müslüman insanların ve hayvanların tesbihini az çok anlıyor ama bitkilerin ve cansızların tesbihini bir türlü anlamıyorlardı. Öyle ya her şey Allaha tesbih ediyor. Allah(cc) öyle buyuruyor. Ne zamanki maddenin en küçük parçasının atom olduğu ortaya çıktı. Ve atomun içinde çekirdek ve çekirdeğin etrafında dönen ve büyük bir enerjisi olan elektronların sürekli döndüğü ortaya çıktı anladık ki bütün cansız varlıklarda Allah’ı hem zikrediyor. Hem de kendilerine göre ibadet ediyorlar; yani dönüyorlar. Biz hac ta tavafında hikmetini ancak atomun icadıyla anladık. Tavaf Dünyanın, bütün gezegenlerin ve bütün gördüğümüz görmediğimiz. Canlıların en küçük parçasının dahi dönerek; Allah’ı zikrettiğini tavafında buna işaret ettiğini anladık. Elbette bizim anlayamayacağımız ama bin yıl sonraki insanların anlayacakları ayetlerde var. Kuran öyle bir mucize ki herkes tahsili, ilmi, zekası ve görgüsü oranında bir şeyler anlar. İlim ilerledikçe ayetlerin derin anlamları da ortaya çıkar. Konumuz olan ayete gelirsek eskiden veya gelecekte savaşlarda erkeklerin büyük bir kısmının yok olduğunu ve kadınların yetim ve dul kaldıklarını düşünün işte böyle bir durumda verilen ruhsat olsa gerek. Kaldı ki burada 4 eşe değil tek eşe tercih vardır. Sizin için en uygun olan tek eş denilmektedir acaba bu niçin gözlerden kaçırılıyor. Tercih olan değil de ruhsat olan a dönülüyor bu ayet tam tersi olsaydı yani bir eş almaya size müsaade var ama siz 4 eş tercih edin denseydi tek eşimi tercih edeceklerdi hayır Allah 4 eş daha hayırlıdır diyor; bizde daha hayırlısını tercih ediyoruz demeyecekler miydi? Yani kendi çıkarları doğrultusunda hareket edeceklerdi.

AYET:(Nisa 129) bu ayette de Allah(cc) çok eşliliğin zor olduğunu bildiriyor ve tek eşi tavsiye ediyor.

EVLİLİK KARI KOCANIN BİR BİRİNİN KÖLESİ OLMASI MIDIR?

Sayın okuyucuları sürekli her gün gazete sayfalarından düşmeyen ve son olarak ta gazetemizde de gördüğüm. Cinayet haberleri üzerine bu yazıyı yazma gereği duydum.

Bu cinayet ve ardından gelen, intihar, hapis, mezar, yetim, öksüz v.s birçok faciayı peşi sıra ardından getiren bu olayların oluşumunda en önemli sebepler şunlardır.

1- ZANLA YANİ TAHMİNLE HEMEN HAREKETE GEÇMEK:

Halbuki dinimiz kötü zannı yani olayları kötüye yorumlamayı yasaklamış haram kılmıştır. İşte size

AYET: Hucurat (49/12)’’ Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının Çünkü zannın bir kısmı günahtır Birbirinizin kusurunu araştırmayın Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz O halde Allah'tan korkun Şüphesiz Allah, tövbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.’’

Bu ayette açıkça görüldüğü gibi Allah(cc) olayları kötüye yorumlamayı, tahminle konuşmayı yasaklamıştır. Kocamın veya karımın yanında biri var. Kesin bir halt karıştırıyorlar, biriyle konuşsa, birine baksa, birini arasa, biriyle mesajlaşsa kıyametler kopar. O kadar ki yanındakine baktı diye nice kişilerin kavga ettiğine, dövüştüğüne, Hatta cinayetler işlendiğine şahit oluyoruz. Bu tamamen ruh hastalığıdır. Ve aşağılık kompleksinin tezahürüdür. Bence nişanlanan veya evlenenlere psikolog raporu şartı koyulmalıdır. Kaldı ki siz Peygamberimiz(sav) den daha mı namusunuza düşkünsünüz. Siz ondan daha mı çok eşinizi kıskanıyorsunuz. Peygamberimizin hanımları camiye vakit namazlarına, cumaya ve bayram namazlarına giderlerdi. Çarşıya alışverişe giderlerdi, ticaret kervanlarına katılır uzak diyarlara giderlerdi. Hz. Aişe fıkıh alimi idi. Sahabeler ondan gelir fıkhi meselelerine çözüm bulurlardı. Sahabe kadınları da aynı idi. Tabi İslami usul ve kaideler içinde. Karısını eve hapseden. Dışarıya çıkarmayan, kendi mahremleriyle bile görüştürmeyen erkekler biliyorum. Yazık çok yazık. Avrupa birliği de Din dersi mecburiyeti okullardan kalksın istiyor. 90 yıldır Din dersi verilemediği için islamı yarım yamalak öğrendiği için bu millet bu ve buna benzer nice sıkıntılar çekiyor. Konu konuyu açıyor meseleye gelirsek. Ne yazık ki bugün nişanlılık köleliğe ilk adım nikah ta köleliğe başlangıç olarak görülmektedir. Karı kocaya köle, Koca karıya köle. Yok böyle bir şey. Nikahın sözlük anlamı birleştirmek, bir araya getirmek demektir. Yoksa bir binin kölesi olmak demek değildir. Nikah akittir yani ortaklıktır. Her ortaklıkta olduğu gibi Nikah ta da ortaklar sadece belli konularda birbirlerine karşı sorumludurlar bunun dışında tamamen serbesttirler. Çok ayrıntıya giremiyorum yazının uzamaması için; okuyucularım zaten gerisini kendileri getirir.

2- DEDİKODU(GIYBET) ARKADAN KONUŞMA: yukarıda mealini verdiğimiz hucurat suresi 12. ayette zannı yasakladıktan sonra rabbimiz dedikodunun, gıybetin yani arkadan konuşmanın ne kadar büyük bir günah olduğunu bize nasıl açıklıyor ‘’Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz o halde Allahtan korkun’’ Görüldüğü gibi Allah(cc) dedikodu yapmanın ölmüş olan kardeşinin etini yemekten daha iğrenç daha korkunç bir şey olduğunu bize açıkça belirtiyor. Sayın okurlar Kuran-ı kerimi baştan sona inceleyin bakın hiçbir haram da Allah(cc) bu kadar ağır kelimeler kullanmaz. Demek ki bütün haramlardan daha ağır daha çirkin daha adi dedikodu yapmaktır. Bu konuyu inşallah ilerleyen zamanlarda Düzce Rehberim fıkıh köşesinde ayrıntısı ile inceleyeceğiz. İşte Evlilikleri yıkan, cinayetlere, ölümlere, toplumun mahvolmasına sebep başta dedikodudur. Falancanın karısı falancayla görülmüş, falancanın kocası falanca kadınla görülmüş al sana aile faciası yıkımlar, boşanmalar, cinayetler. İşte böyle durumlarda ne yapmamız gerektiğini bakın Allah(cc) bize bildiriyor. Sayın okurlarım hiçbir konu. Hiçbir mesele yoktur ki Kuran-ı kerimde olmasın bu konuyu da inşallah ilerde işleyeceğiz.

3- DUYDUKLARINI ARAŞTIRMAMA: Evliler bir şeyi duyuyor hiç araştırmaya gerek duymadan hemen karşısındakini suçluyor. Ve tabi yıkım, kavga, cinayet, huzursuzluk. Vs. işte ayet

AYET: (Hucurat 6)‘’Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz. ’’Bu ayetten açıkça anlaşılacağı gibi Allah(cc) Size biri haber getirirse hemen inanmayın doğruluğunu araştırın. Ne yazık ki evliliklerin çoğu bu yüzden yıkılmaktadır. Karı kocayı çekemeyen, yuvanın yıkılmasını isteyen akrabalardan veya dışarıdan birileri karıya veya kocaya veya her ikisine ayrı ayrı kulaklarına bir asılsız haber fısıldayarak yuvaların yıkılmasına ve cinayetlere sebep olmaktadırlar. Karı koca her duyduklarına inanmamalı araştırmalıdırlar. Allah(cc) öyle emrediyor. Bir başka hususta birbirinin kusurlarını araştırmak.

4-KUSUR ARAŞTIRMAK: Evliliği yıkan hususlardan biride karı kocanın birbirlerinin kusurlarını araştırması ve kusurları yüzüne vurarak kavgaya sebep olmalarıdır. Halbuki Allah(cc) yukarıdaki yani hucurat 12. ayette ve birçok ayette ‘’Birbirinizin kusurlarını araştırmayın buyuruyor.’’ Halbuki tam tersini yapmıyor muyuz? Karı koca Allahtan bir kusur işlese de yüzüne vursam egomu tatmin etsem. Görüldüğü gibi hayatımızın bize zehir olmasının tek sebebi Kuran-ı kerimin yani Allah’ın emirlerini yerine getirmememiz yüzündendir. Bir başka sebepte iftiradır.

5- İFTİRA: evlilikleri bitiren yuvaları yıkan cinayetlere sebep olan hususlardan bir de iftiradır. Bu hususta birçok ayeti kerime varsa da bir tanesini okuyalım.

AYET: (Nisa-112 ) ’’Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.’’

Görüldüğü gibi iftira kesinlikle yasaklanmıştır. O halde eşler ne yapmalı dedikodulara ve iftiralara aldırmamalıdır. Gözleri ile görmeden eşini suçlamak haram kılınmıştır bakınız Kuran-ı kerim ne diyor.

AYET:((Nisa 24) ‘’Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkar dırlar. Eşlerden birine eşin zina yapıyor diye biri haber getirdi ise Allah(CC) buyuruyor ki o haberi getiren ben şahidim gözümle gördüm demesi hiçbir şey ifade etmez. 4 tane daha gözüyle gören getir denilecek eğer getiremezse 80 değnek vurun buyuruyor. Şimdi şeriattan öcü gibi korkanlar sorarım size bir kişi bir kadını kendi gözleri ile zina ederken görse bile bunu yaymayı yasaklayan hatta cezalandıran Allah’ın hükmü mü doğru yoksa sizin Fransız, alman anayasasından alınma uyduruk yasanız mı doğru.



Sayın okurlarım okumayı sevmeyen bir toplumuz başta ben olmak üzere hele hele uzun yazıları hiç okumayız. O nedenle yazıyı uzatmıyorum sizden ricam görüş, fikir, yorum, tavsiye, soru ve eleştirilerinizi lütfen bizimle paylaşın.


19- İSLAMDA RUHBANLIK YOKTUR

RUHBANLIK: Allah’ın emri olmadığı halde, Allaha daha yakın olmak gaye ve amacı ile; Allah’ın emretmediği ibadetleri, Allah’ın emri gibi yapmak, veya Allah’ın emirlerini kendine göre çoğaltmak, müstehap olan ibadetleri, farz gibi sayarak devam etmek, mübah(yapılmasında herhangi bir sakınca olmayan) olan işleri kendine yasaklamak. Allah’ın helal kıldığı şeyleri kendine yasaklamak, haram kılmak. Özetle dinin emretmediği şeyleri dinin emri imiş gibi yerine getirmek ve dinin yasaklamadığı şeyleri kendine yasak etmektir.

Allah(cc) ve Peygamberimiz(sav) ruhbanlığı kesin olarak yasaklamıştır. Bu konuda birçok ayeti kerime ve hadisi şerif mevcuttur. İşte ayetlerin biri.

AYET:(Hadid-27)” Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştır.

Bu ayeti kerimede Allah’ın emretmediğini Allah’ın rızasını kazanmak için, kendilerine borç edinenler. Yüklenenler açıkça kınanıyor. Allah(cc) yarattığı kulları en iyi bilendir. Hangi yükleri kaldırıp hangilerini kaldıramıyacağını en iyi bilendir. Halbuki Allah(cc) kendisine kulların kaldıramayacağı ağır yükleri yüklememek için dua etmemizi emreder. İşte o ayetin meali.

AYET:(Bakara-286)” Ey Rabbimiz. Bize gücümüzün yetmediği işleri yükleme. Bu ayette görüldüğü gibi bırakınız kendi kendimize ağır yükler yüklemeyi. Allah’ın kendisine ağır yükler yüklememesi için dua etmemiz emrediliyor. Allah’ın bu emri dururken kendi kendilerine ağır yükler yükleyenler elbette helak olacaklardır.

Allah(cc) kendisinin haram kılmadığı şeyleri kulların kendilerine haram kılmasını kesin bir şekilde yasaklanmıştır. Bakınız Allah(cc)bu hususta kuran-ı kerimde ne buyuruyor.

AYET:(Maide-87)”Ey müminler Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayın. Aşırı gitmeyin. Allah aşırı gidenleri sevmez. Başka bir ayeti kerimede ise şöyle buyuruyor.

AYET:(Araf-32) ”Deki Allah’ın kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram kıldı. Deki onlar dünya hayatında inananlarındır. Kıyamet gününde ise müminlerindir.

Bu ayette açıkça süslü ve güzel rızıkların hem dünyada hem de ahirette Müslümanların hakkı olduğunu bildiriyor.

Sayın okurlarım Allah’ın helal kıldığını haram kılmanın şirk olduğunu kendini Allah’ın yerine koymak olduğunu çok açık bir biçimde şu ayette buyuruyor. İşte ayeti kerime

AYET:(Yunus-59) ”Deki Allah’ın size indirdiği rızıktan bir kısmını helal bir kısmını da haram kılıyorsunuz. Deki Allah mı size izin verdi’. (siz Allah’ın elçisi misiniz) Yoksa Allaha iftiramı atıyorsunuz?. (şirk mi koşuyorsunuz. Kendinizi Allah’ın yerine mi koyuyorsunuz.)

Ayeti kerimelerden anlaşılacağı gibi. Bir şeyi helal kılmak veya haram kılmak yetkisi sadece Allaha aittir. Bunların sınırlarını Allah(cc) çizmiştir. Hiçbir kul Allah’ı sorgulayamaz. Onun helal kıldığını haram kıldığını helal yapamaz. Amaç ve gaye ne olursa olsun. İster sofilik olsun, ister iyi niyetli olsun, ister kötü niyet olsun hiç farketmez. Bunun istisnası asla yoktur. istisna koyma yetkisi de Allaha aittir. Onun koyduğu istisnanın dışına hiç kimse çıkamaz. Bunu yapmaya yeltenenler açıkça şirk koşmuştur. Kendini Allah’ın yerine koymuştur. Mesela Allah’ın kesinlikle takılmasını emrettiği başörtüsünü hiç kimse hiç bir gerekçe ile yok sayamaz. Hiç kimse buna istisna koyamaz. Hiç kimse bu ayeti yok sayamaz. Hiç kimse Allah’ın istisna ettiğinden başka istisna getiremez.

ALLAHIN İSTİSNA ETTİĞİ ŞARTLAR

1-Kadın tek başına iken yanında hiç kimse yokken başörtü takmayabilir.

2-Kadın kocasının, çocuklarının, ana babasının, dedesinin, torunlarının kendisine nikah düşmeyenlerin yanında baş örtüsü takmayabilir.

3-Kadın ergenliğe ermemiş çocukların, kadınların, erkeklikten kesilmiş çok yaşlı erkeklerin yanında başörtü takmayabilir.

4-Çok yaşlanmış kadın nerede olursa olsun başörtüsü takmayabilir.

5- Can korkusu olduğunda yani başını açmazsa öldürülebileceği zaman başörtüsü takmayabilir.

6- Tedavi için başka çare yoksa doktora karşı başını açabilir.

7- Açlık tan ölme tehlikesi varsa başörtüsü takmayabilir.

8- Yakınlarının öldürülmesinden korkarsa başörtüsü takmayabilir.

Sayın okurlarım işte Allah’ın istisnaları bunlardır. Bu istisnaya keyfi istisna eklemek hiç kimsenin ne alimin, ne devletin hakkı ve yetkisi yoktur. Sınırlar çizilmiştir. Devlet eğer kamusal alanda başörtüsü takılamaz, memurlar ve öğrenciler başörtüsü takamaz derse kendisini Allah’ın yerine koymuştur ki Allaha ortak koşmuştur. Haramları helal kılmaya bir örnek daha vermek gerekirse Allah’ın yasakladığı Domuz etini ve leşi hiç kimse Allah’ın verdiği istisna dışında helal kılamaz.

ALLAHIN DOMUZ HAKKINDAKİ İSTİSNASI

1- Açlıktan ölme tehlikesi varsa bir insan yasak olan domuz etini ve leşi yiyebilir.

2- Bunları yemediği takdirde öldürülme tehlikesi ile karşı karşıya ise yiyebilir.

Bunların dışında hiç bir gerekçe ile domuz eti yiyemez. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

HİÇ KİMSE HELALI HARAM ; HARAMI HELAL KILAMAZ

İslami usule uygun giyilen giysileri mesela şu renk haramdır. şu kıyafet haramdır. Gibi Allah’ın yasak koymadığı giysileri haram kılmak hiç kimsenin yetkisinde değildir. Allah’ın yasaklamadığı İslam’a uygun düşen saç sakal ve kıyafeti kimse haram sayamaz. Allah’ın yasaklamadığı alışverişi kimse yasaklayamaz. Faizi kimse helal yapmadığı gibi alışverişi kimse haram yapamaz. Bu konularda ayeti kerimeler mevcuttur.

Sayın okurlarım hiç kimse Allah’ın helal kıldığı evlenmeyi kendisine veya başkasına gerekçe ne olursa olsun yasaklayamaz. Aynı şekilde hiç kimse Allah’ın farz kıldığı günde 5 vakti 6 vakte çıkaramaz. Ramazanın dışındaki bir günde oruç tutmayı hiç kimse kendisine veya bir başkasına farz kılamaz. Özetle hiç kimse Allah’ın farz kıldıklarında eksiltme veya çoğaltma hakkı yoktur. Buna güzel bir örnek şu hadisi şeriftir. Bu hadisi şerifi ham sofular özellikle defalarca okusunlar.

HADİS: ”Peygamberimizin ibadetinden sormak için 3 kişilik bir erkek cemaati peygamberimizin zevcelerinden bazılarının odalarına geldiler. Kendileri haberdar edilince sanki onlar azımsadılar. Peygamberin yüce mevkiinden biz neredeyiz. Onun gelmiş geçmiş günahları affedilmiştir. dediler. Onlardan biri; bana gelince geceleri hep namaz kılacağım dedi. Öbürü ben bütün seneyi oruçla geçireceğim dedi. Üçüncüsü ise ben de hiç evlenmeyeceğim dedi. Resulullah (sav) onlara karşı geldi de siz kimsiniz? dedi. Haberiniz olsun Allaha and olsun ki sizin en çok Allahtan korkanınız. ve en muttaki olanınızım. Fakat ben ramazan ayı dışında bazen oruç tutuyor bazen tutmuyorum. Gecenin bir kısmında kılarım diğer kısmında uyurum. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.(Buhari-Müslim-Riyazüssalihin -133)

HADİS: ”Peygamber(sav) camiye girdi birde ne görsün iki direk arasına gerilmiş bir ip ; Bunun üzerine bu ip nedir diye sordu? Yanındakiler o falanca içindir namaz kılarken yorulunca ona tutunur dediler. Resulullah onu çözünüz. Biriniz keyfince namazını kılsın yorulduğunda da yatsın uyusun buyurdu.(Buhari-Müslim-Riyazüssalihin-135) Görüldüğü gibi Peygamberimiz(sav) dinde ifrat ve tefritten şiddetle kaçınmamızı emrediyor. Allah(cc) ne emretti ise onu yap neyi yasakladı ise onu yapma; kendine göre ibadetler icat etme, kendine göre yasaklar icat etme. Kendini Allah’ın yerine koyma (haşa). Bakınız Allah(cc) ayeti kerimde ne buyuruyor.

AYET:(Taha-1)’’Biz Kuran-ı size zahmet çekesiniz diye indirmedik’’. Başka ayeti kerimde ise.

AYET:(Bakara-185) ” Allah size kolaylık diler, güçlük dilemez. Buyurulmaktadır. Bu konuda birçok ayeti kerime ve birçok hadisi şerif vardır. Bu konuda ciltler dolusu kitap yazılabilir. Ancak maksat hasıl olmuştur sanırım görüş ve sorularınızı lütfen iletin. Konuya bir hadisi şerif mealiyle son vermek istiyorum.

HADİS. ”Dini işlerde yersiz yere abartanlar helak oldu’’.(Müslim- Riyazüsssalihin-134)

Hiç yorum yok: