SABIR- NESH



11- MÜMİN SABIRLIDIR


SABREDEN MÜMİN CENNETLİKTİR


Kıymetli okuyucularım. Sabır acıya katlanma sıkıntı ve meşakkatlere karşı soğukkanlılıkla mukavemet etme, dinin ve aklın gösterdiği yolda sebat etme demektir. Sabır ruhun bir melekesidir. Güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile olur. Bir hakkı muhafaza ve müdafaa etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Allah’ın emirlerini yerine getirmek, aklın ve dinin hoş görmediği ve nefsin hoş olmayan istek ve arzularına karşı koyabilmek hayatta elde olmadan başa gelen ve insana büyük elem ve keder veren, bela ve musibetlere karşı koyabilmek ve bunların üstesinden gelebilmek için sabırlı olmak ve sabretmeye alışmak lazımdır. Bütün faziletlerin anası hayatta muvafık olmanın ve kemale ermenin sırrı bu güzel özelliktir. Her türlü rezaletin, başarısızlığın, kaybın, hayal kırıklığının, yıkılmanın sebebi sabırsızlık ya da yeteri kadar sabır göstermemektir. Sabır her faziletin üstünde bir anlam taşır. Sabrın sonu selamettir, kurtuluştur, başarıdır.


SABRIN BAŞLANGICI ACI SONU TATLIDIR


Sabrın başlangıcı acı sonu ise tatlıdır. Peygamberimiz(sav) buyurdu ki:


HADİS: ”Sabır acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammülsüzlüktür.(Buhari)”


Sözüyle bir felaketle ilk karşılaşıldığı zamanki sabrın önemini vurgulamaktadır. Sabretmek mahkumiyete, zillete, ve meskenete katlanmak, bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabır göstermek caiz değildir. Bunlara karşı elem duymak ve mücadele etmek gerekir. İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması, ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşek durması sabır değil acizlik ve tembelliktir. Nitekim Peygamberimiz(sav)


HADİS: ” Yarabbi acizlikten ve tembellikten sana sığınırım” diye dua etmiştir.(Buhari cihat.25)


Bazı sıkıntılar vardır ki kulun irade ve gücünü aşar. Böyle felaketler başa geldiği zaman heyecana kapılmadan ve şikayet etmeden Allah’ın taktirine razı olup sabretmek müminlerin özelliklerindendir. Nitekim Cenabı Allah(cc) Kuran-ı kerimde 70 den fazla ayette Allah(cc) sabrı tavsiye etmektedir. Sabır özet olarak insan tabiatına aykırı olan zorunlu hallere katlanmak, uymak ve güçlüklere karşı koymaktır. Sabrın gayesi beklenmedik olaylar içine düşülen güçlükler karşısında tedirgin olmamak paniğe kapılmamak ve tahammül göstermektir. Allah(cc) Sabredenlere mükafatını hesapsız vereceğini müjdelemiş ve onları öğmüştür. Müminler çoğu zaman sırf inandıkları için Allah(cc) düşmanlarının zulum ve işkencelerine hedef olurlar. Çeşitli işkencelere uğrar onlarla savaşmak zorunda kalırlar. İşte bu durumda sabır müminin güç kaynağı ve imanın koruyucusudur. Hz Musa’ya inananlar firavun onlara zulmedince


AYET: (Araf.126) ”Ey rabbimiz üzerimize sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür:” diye dua etmişlerdir.


Sevgili peygamberimiz(sav) ve ilk Müslümanlara yapılan zulüm, işkence ve eziyetlere nasıl tahammül ve sabır gösterdikleri bilinen bir husustur. İbadetlerin nefsimize ağır gelen yönleri de sabırla hafifler. Böylece huzur içinde namaz, oruç ve diğer ibadetleri yerine getiririz. Ahlaki davranışlarda da sabır gerekir. Çoğu zaman insan nefsine uyar. Allah’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak ona zor gelir. Nefsine hoş gelen fena arzularına uymak ister. İyilik ve faziletten de kaçınmak ister. Mesela cebindeki parasını zevk ve eğlence için harcamaktan çekinmez. Ama cebindeki paranın bir kısmını olsun fakire vermek zor gelir. Bir çocuk saatlerce oynamaktan bıkmaz ama beş on dakika ders çalışmak ona zor gelir. Gezmek, eğlenmek insana kolay ama çalışıp kazanmak zor gelir. İşte bu nedenle insanın kendine zor geleni tercih etmesi, iyi ve faydalı olan bu tercihinde sabır ve tahammül göstermesi gerekir. Ayrıca insanlar hayat boyunca bazen bolluk ve bazen yokluk içinde kalabilir. Sağlıklı iken hastalanır. Sel, deprem, yangın gibi doğal felaketlerle karşılaşabilir. Bütün bu durumlarda insanın en büyük dayanağı sabırdır. Aksine davranış insanı Allaha isyana götürür. Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Çünkü onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır. Sabrın sonu selamettir. Sabır iman ve ibadetin, ilim ve hikmetin kısaca bütün faziletlerin başıdır. Sabırlı insan iyi insandır.


SABIRDAN DAHA BÜYÜK NİMET YOKTUR


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu. ”Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Allah sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet hiç kimseye verilmemiştir.(Tirmizi Birr 76.)


HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki ”Hoşlanmadığın şeye sabretmende senin için büyük faydalar vardır.”(Ahmet.b.Hanbel. müsned)


Bizim için mutlaka hayırlı olduğuna inandığımız sabır. Bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır. Bu nedenle Müslümana düşen görev Allahtan sabır dilemek ve sabretmektir. Bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Karşılaşılan ve defi mümkün olmayan çeşitli musibet ve meşakkatlere, belalara, eziyetlere sabretmekten başka çaremiz yoktur. Sabır Müslümanın en büyük savunma aracı ve zırhıdır. Ama sabrı yerinde kullanmak gerekir. Mesela bir lokma bir hırka diyerek çalışmamak, her türlü zillete boyun eğmek sabır değil tezellüldür yani zelilliktir, aşağılıklıktır. Sabır ahlaki bir fazilettir. Öyle bir özelliktir ki mümin ona bağlandığı zaman zorluklar kolaylaşır. Kalbine huzur ve sukunet gelir. Sabır rahatsızlıkları gideren bir ilaç olur. Sabırlı kimse zorluklarla karşılaşınca onları sukunetle karşılar, telaşeye düşmez, umutsuzluğa kapılmaz. Her şeyin Allahtan olduğuna inanır. Ve bu ona dayanma gücü verir. Aslında düşündüğümüzde zorluklarda bizim için nice hikmetler vardır. Herkesçe malumdur ki zorluklara alışmamış bir beden veya ruh en küçük zorlukta yıkılır. Yani ruh çıldırır. Beden hastalanır ölür. İşte sabır bize dayanma eğitimi vermektedir. İşte bu nedenle Allah(cc) sabra büyük önem vermiştir. Kuran-ı kerimin 70 ayetten fazlasının sabır ile ilgili olması Rabbimizin sabra verdiği önemi gösterir. Sabır birçok faziletin temelini ve kaynağını teşkil eder. Sabra muhtaç olmayan hiçbir fazilet ve başarı yoktur. Her türlü başarı, ibadet, zafer ve her şey sabra muhtaçtır. Bir çocuğun doğabilmesi için 9 ay 10 gün ana karnında karanlık rahimde sabretmesi gerekir. Örnekleri istediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz. Sabır insana mahsus bir özelliktir. Hayvanlarda sabır olmaz. Çünkü onlarda irade, akıl, ilim ve sorumluluk yoktur


SABRIN ÇEŞİTLERİ


FARZ OLAN SABIR:


ALLAHIN EMİRLERİNİ YERİNE GETİRİP HARAMLARDAN KAÇINMAK İÇİN GÖSTERİLEN SABIR FARZDIR.


Bazı durumlarda kişinin sabretmesi üzerine farzdır. Emri bil mağruf ve yenhavne ğanil münker yani Allahın emirlerini yerine getirmek ve yapılmasını haram kıldığı şeylerden kaçınmak için sabretmek her kişinin üzerine farz olan sabır çeşididir.


NAFİLE OLAN SABIR: Yapılması mekruh olan şeylere sabretmekte nafile sabırdır.


HARAM OLAN SABIR: Müslümanın Allah(cc) tarafından kutsal kıldığı malı, canı, ırzı korumak farza olduğu gibi bu kutsallara yapılan saldırılara sabretmek haramdır.


SABRIN DERECESİ 3 TÜR:


1- Allah’ın farz kıldığı emirleri yerine getirmek için sabır derecesi 300 kırattır.


2- Allah’ın haram kıldığı şeyleri yapmamak için sabretmek. Bunun derecesi 600 kırattır.


3- Aniden gelen büyük felaketlere geldiği anda sabretmek bunun derecesi 900 kırattır. Nitekim Allah(cc)


HADİSİ KUTSİ: Kullarımdan birinin beden, mal veya aile efradına musibet geldiğinde iyi bir sabırla onu karşılarsa kıyamet gününde onun için terazi koymak veya amel defterini açmaktan haya ederim ”.Buyurmuştur.


ŞİKAYET EDİLMEYEN SABIR İLE SABRETMEK(SABRI CEMİL: EN GÜZEL SABIRDIR


Sabrı cemil konusunda bir çok ayet vardır.


AYET:(Yusuf -83)’’ (Babaları) dedi ki: Hayır, nefisleriniz sizi (böyle) bir işe sürükledi. (Bana düşen) artık, güzel bir sabırdır. Umulur ki, Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.’’ Bu ayette ve Yusuf suresi-18 . ayette Allah(cc)sabrı cemili yani tam bir teslimiyetle sabrı emretmektedir. Peygamberimiz(sav) sabrı cemili açıklarken


HADİS ”Şikayet edilmeyen sabır ”diye açıklanmıştır. Aslında elden gelen bir şey olduğunda sabretmek; Elden gelmeyen bir şey olduğunda da sabretmemek, acizliktir ,boşa cabadır, hatadır, lüzumsuzluktur. Tembelliktir, kendini boşuna yıpratmaktır,


Belayı ve musibeti başkasından bilmemeye sabrı cemil denir. Şunu bilmek gerekir ki başına gelen bela ve musibetleri başkasından bilen ve şikayet eden kişi Allahtan şikayet şikayetci oluyor demektir. Çünkü bu hususta birçok ayet vardır.


AYET: (Teğabun- 11)” Allahın izni olmadan hiçbir musibet isabet etmez.”


Bela ve musibetler ne kadar büyük olursa bunlara sabretmek o oranda büyük sevap olur. Şüphesiz ki Allah(cc) sevdiği kişilere bela ve musibet verir. Dünya kuruldu kurulalı en büyük bela ve musibetlere uğrayanlar Allah’ın en çok sevdiği peygamberler ve velilerdir. Bu da bize gösteriyor ki bela ve musibetlere uğramak Allaha yakın olmanın alametidir. Hastalık çekmeyen malını kaybetmeyen bela ve musibetlere uğramayan kişi imanını korumak için çaba göstermelidir.


ALLAH KİME HAYIR DİLERSE ONA MUSİBET VERİR


Bakınız Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki.


HADİS:(menyuridillahu bihi heyren yusemmetihi)”Allah kime hayır dilerse ona musibet verir.(Buhari)


HADİS:” Allah kuluna hayır dilerse cezasını dünyada verir. Allah kuluna şer murat ederse günahına karşılık ona dünyada ceza vermez. Ta ki kıyamet günü onu yüklenerek gelsin. Mükafatın büyüklüğü belanın büyüklüğü ile beraberdir. Allah bir kavmi severse onları derde uğratır. Kim kadere razı olursa Allah’ın rızasına kavuşur. (Tirmizi)


GÜNAHLAR YOK OLUNCAYA KADAR BELA MÜMİNDEN EKSİK OLMAZ. Nitekim hadis-i şerifte


HADİS: ”Bela ve musibet erkek ve kadın müminin kendinde, çocuğun da, ve malında Allaha günahsız olarak varıncaya kadar eksik olmaz. (Tirmizi)


DÜNYA KEYİF VE RAHATLIK YERİ DEĞİL, İMTİHAN YERİDİR


Bu dünyaya gönderiliş amacımızın imtihan olduğunu anlatan birçok ayet vardır.


SABREDENE CENNET VARDIR


AYET:(Bakara. 155) (وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ) ”Andolsun ki sizi biraz korku biraz açlık, birazda mallarınızdan, canlarınızdan ve mahsullerinizden eksilterek imtihan edeceğiz. Sabredenlere cennetimi müjdele” yine


AYET:(Muhammet-31)”Andolsun ki sizi imtihan edeceğiz. Ta ki içinizde mücahitleri ve sabır sebat edenleri belirtelim.”


Bu ayet ve hadislerden anladığımız şudur. Sayın okurum imanın yarısı sabır diğer yarısı da şükürdür. Zira bütün imanın ve İslam’ın şartlarını yerine getirmek sabır ile mümkündür. Sabır olmadan hiçbir amel ve iş düşünülemez. Bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için sabra ihtiyacı vardır. Ahirette rahat edebilmesi için sabra ihtiyacı vardır. Kısaca Dünya ve Ahiret mutluluğu sabır ile olur. Sabretmeyen Dünyasını ve Ahiretini kaybeder. Allah(cc) bizi dünyaya yiyip içelim eğlenelim, zevk yapalım, diye göndermemiştir. Öyle olsa bizi de hayvan olarak yaratırdı. İnsan olarak bizi yaratmasının ve dünyaya göndermesinin amacı imtihandır. Bu imtihanı kazananlar ebedi cennete kazanamayanlar ise cehenneme girecektir.


ALLAHA YAKLAŞTIKÇA İMTİHAN ARTAR.


Sayın okurlarım Allah(cc) kendine yakın olanların sevdiği kullarının imtihanını çetin yapmaktadır ki Ahirette daha büyük makamlara kavuşsun. Allaha en yakın olanlar en büyük imtihanlara tabi olmuşlardır. Başta peygamberler ve evliyalar olmak üzere kullar Allaha yakınlığı derecesinde imtihanları büyük ve şiddetli olmuştur. Allah’ın en sevdiği kul kimdir? (vema erselnake illa rahmeten lil alemin) ”Seni alemlere rahmet olarak gönderdim.”(habibim) sevgili dostum dediği ” sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım dediği” sıtratül müntehada bizzat görüştüğü Hz. Muhammet (sav) in imtihanı herkesten büyük olmuştur. Daha doğmadan babadan öksüz kalmış annesinin karnındayken babası ölmüş, altı yaşındayken annesi de ölmüş,9 yaşında dedesi ölmüş bin bir türlü sıkıntılara uğramış, aç kalmış, evlatları ölmüş, taşlanmış horlanmış, yaralanmış, fakirlik çekmiş, memleketinden göçüp gurbette yaşamış, hastalanmış velhasıl bir insanın başına gelebilecek bütün bela ve musibetlerin tümü başına gelmiştir. Niçin? Allaha en yakın olduğu için ne kadar büyük bela ve musibet o kadar büyük mükafat. Ne kadar Allaha yakınlık o kadar büyük imtihan.


Ey hastanelerde kıvranan hasta kardeşlerim ve yakınları, Ey açlıktan ölen Afrikalı çocuklar ve yakınları,


Ey her türlü derde musibete uğrayanlar müjdeyi gördünüz mü? Bundan daha büyük müjde olabilir mi? En fazla 50-60 senelik sıkıntı ama bunun karşılığında ebedi cennet ebedi ferahlık sefa rahatlık. Üstün dereceler. Sabredene tabi ki Bula bula beni mi buldun. Niçin ben diye soranlar işte ebedi saadetin için seni buldu. Ebedi kurtuluş için seni boldu. Ne mutlu sabredenlere.


BELAYA SABREDEN MÜKAFAT KAZANIR


Sayın okurlarım Bir anne baba düşünün çocuklarının istikbali için her türlü çabayı gösteriyor. Çocuklarını erken kaldırıyor, ders çalıştırıyor. Onu terbiye ediyor, çalıştırıyor, bağırıyor, çağırıyor, eziyet ediyor, okula gönderiyor, ilim öğretiyor, velhasıl çocukları iyi yetişsin ilerde rahat etsin diye ona olmadık eziyetler ediyorlar. Bir başka anne baba ise çocuklarına hiç karışmıyor. Çocuk serseri olup çıkıyor. Bu iki çocuk karşılaşınca biri ötekine diyor ki sen çok şanslısın ana baban sana hiç karışmıyor. Çok iyi anan baban var. Seni çok seviyorlar. Benimkiler ise anamdan emdiğim sütü burnumdan getiriyorlar. Beni sevmiyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Peki hangi ana baba çocuklarına dost serbest yetiştirenler mi yoksa istikbale hazırlayanlar mı? İşte bizim durumumuzda eziyet gören çocuğa benziyor. Bizi imtihan eden Allaha isyan ediyoruz. Halbuki bu imtihanın sonunda ebedi cennet olduğunu idrak edemiyoruz. Kaldı ki başa gelen musibete bağırsan, çağırsan, küfretsen, kızsan, ağlasan, sızlasan, üstünü başını yolsan, kahretsen, üzülsen, mahvolsan Allaha isyan etsen sana ne faydası var hiç. Ancak zararı var öyle değil mi? Mademki belayı savamıyoruz. Hiç değilse sabredelim de sevap kazanalım öyle değil mi?


HER ZORLUKTAN SONRA BİR KOLAYLIK VARDIR


Sayın okurlarım Allah(cc) her zorluğun peşinden bir kolaylık yaratmıştır. Nitekim Allah(cc)


AYET:(İnşirah.5-6 ) إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا”Her zorluğun peşinden bir kolaylık vardır.” buyurmaktadır.


HAYIR SANDIĞIMIZDA ŞER; ŞER SANDIĞIMDA HAYIR VARDIR


Bizim hayrımıza olduğunu düşündüğümüz şeyler şerrimize şer olduğunu sandığımız şeylerde hayrımıza olabilir. Nitekim Allah(cc) Kuran-ı kerimde


AYET: (Bakara- 216) ”Siz hayrınıza olabilecek şeyleri sevmeyebilirsiniz. Şerrinize olabilecek şeyleri de sevebilirsiniz.” buyurmaktadır.


Demek ki bizim şer olarak sandığımız şeyler aslında bizim için hayırdır fakat biz farkında değiliz. Yine Peygamberimiz buyurdu ki


HADİS: ”Sizin hayır sandığınızda şer; şer sandığınızda da hayır vardır.(Buhari, Müslim) buyurmuştur. Buna çok güzel bir örnek vardır.


BETERİN BETERİ VARDIR


MENKIBE: Hz Musa Turi sina dağına Allah’la buluşmaya giderken yolda çok fakir birisine rastlar. Adam Hz Musa’ya der ki benim için Allahtan iste de şu fakirlikten kurtulayım Hz. Musa Turi Sinadan dönüşte ne dedi diye sorar. Hz. Musa adama Allah(cc) buyurdu ki o kuluma söyle hiç şükretmiyor ve sabretmiyor. Sabretsin ve şükretsin. Adam kızıyor. Ne ye şükredeceğim neyim var ki. Niye sabredeyim der. Bunun üzerine Allah(cc) bir fırtına gönderir adamın evi yurdu malı mülkü ne varsa yok olur. Tek başına kalır ortada Musa (as) adama bak sabretmedin, şükretmedin bunlar başına geldi der. Adam eski halime dönmeye razıyım hiç değilse kaybettiklerimi geri versin der. Hz. Musa adama Allah(cc) buyurdu ki. Söyle kuluma sabretsin ve şükretsin der. Adam yine kızar. Neye sabredeceğim niçin şükredeceğim şükredecek bir şeyim mi var der. Bunun üzerine Allah(CC) bir fırtına daha gönderir. Adamın üzerindeki elbiseler paramparça olur. Adam çırılçıplak ortada kalır. Utancından kumların içine saklanır. Hz. Musa’ya derki hiç değilse elbiselerimi bana versin der. Hz. Musa Allah(cc) şükretsin ve sabretsin buyurdu deyince adam adeta çıldırır. Ne yani bundan daha kötüsü olabilir mi? neyim varda şükredeceğim. Daha nasıl sabredeyim der. Tekrar bir fırtına çıkar kumların hepsi kaybolur. Adam saklanacak kum bile bulamaz. Ortada çırılçıplak kalakalır. İşte o zaman aklı başına gelir. Demek ki beterin beteri bitmezmiş sabretmek ve şükretmek lazımmış Allaha isyan etmemek lazımmış der. Ve tövbe eder


SABRIN KISIMLARI


Başına bela ve musibet gelen insan sabretmeli ve şükretmelidir. Kendisinden daha kötü durumda olanları düşünmeli ve şükretmelidir. Başa gelen musibet belki de onun için rahmettir. Mesela hasta olan bir mümini ele alalım. Hasta olan insan bol bol Allaha dua eder. Bol bol ibadet eder. Haram işleyemez. Sürekli tövbe eder. Allah’ın kendisini affetmesini sağlayabilir aynı zamanda küs ve dargın olduğu ve üzerinde hakkı olan insanlarla barışır ve helalleşir. Dolayısıyla kul haklarından kurtulmuş olarak ve günahları affedilmiş olarak Allah’ın huzuruna varır. Son nefsini imanlı verir bundan daha büyük mükafat, nimet olabilir mi? Tabi sabretmek ve şükretmek şartıyla, Allaha isyan etmemek şartıyla.


SABIR ÇEŞİTLERİ:


1-Bedenle yapılan sabır: yani bedende meydana gelen yaralanma, ağrı, sakatlık, hastalık, gibi bedene gelen musibetlere sabretmektir.


2- Nefse yapılan sabır: şehvet, arzu, istek, üzüntü, sıkıntı, can sıkıntısı, moralsizlik, depresyon, huzursuzluk gibi ruha gelen musibetlere sabretmek.


3-İyiliği unutmamak, kötülüğü unutmak için gösterilen sabır. İnsan ne yazık ki nankördür. Nitekim Allah(cc) Kuran-ı kerimde buyurdu ki


İNSANOĞLU İYİLİĞİ UNUTUR SÖYLEMEZ KÖTÜLÜĞÜ UNUTMAZ ABARTARAK HERKESE SÖYLER


AYET.(Meariç.21-22)”Şüphesiz insan nankör ve hırslı yaratılmıştır. Ona bir sıkıntı dokunsa kıyametleri koparır, ortalığı vayvelaya verir. İyilik dokunsa onu örtbas eder. Görmezden gelir.”


Gerçekten de böyledir. Küçük bir kötülük gören kişi o kötülüğü abartarak anlatır da kendisine yapılan büyük iyiliği hiç kimseye söylemediği gibi hemen unutur. İşte yapılan iyilikleri unutmamalı ve söylemeli ve yapılan kötülükleri de unutmalı, söylememelidir. İşte bu en güzel sabır çeşidinden biridir. Ne mutlu yapabilene.


4-Allahın emirlerini yerine getirmek için gösterilen sabır. Bütün ibadetleri yaparken sabır gerekir. Namaz, Oruç, hac, Zekat v.b hep sabırla yapılan amellerdir.


5-İyi ahlaklı olmak için gösterilen sabır: İyi ahlaklı olmakta sabır gerektirir. öfkelenmemek, kızmamak v.b şeyler sabretmekle mümkündür.


6- Kötü ahlaklı olmamak için gösterilen sabır:


7-Çalışmaya ve başarmaya karşı gösterilen sabır: Çalışmak mutlaka sabrı gerektirir. Başarmanın da ilk şartı sabırdır. Edison elektiriği icat etmek için 70 bin deney yapmış ama yine sabretmiş sonunda kıyamete kadar faydalı olacak elektiriği icat etmiştir. Bunu büyük sabrı sayesinde gerçekleştirmiştir.


8- Huzurlu ve mutlu olmak için sabır


9- Tebliğ etmek için gösterilen sabır Allah’ın emirlerini ve yasaklarını bildirmek her müminin görevidir. Tebliğ etmek te sabır gerektirir. Çünkü karşınızdaki sizi dinlemez. Hakaret eder. Alay eder. Kavga eder. Sabretmelidir.


10-Sır saklamak için gösterilen sabır: Sır saklamakta gerçekten büyük sabır gerektirir. Hele de


kadınların sır saklaması için gösterecekleri sabır daha büyüktür.


11-Nimete sabır:


12- Savaşta sabır


13- Öfke anında sabır.


14-Zorluklara karşı sabır.


15-Geçimde sabır


16-Başladığı işi bitirmekte sabır.


17-Doğruyu söylemekte sabır.


18-Haksızlığa karşı çıkmakta gösterilen sabır.


19-Güçsüzün yanında olmakta sabır.


20-Güçlüye karşı çıkmakta sabır.


21- Sabrı tavsiye etmekte sabır görüldüğü gibi sabrın yüzlerce şekli ve çeşidi vardır. Sabır gerektirmeyen hiçbir şey düşünülemez. Tabakta ki yemeği kaşıkla ağzına alıncaya kadar sabretmezseniz o yemeği yiyemezsiniz


SABREDENE RABBİM SONSUZ MÜKAFAT VERECEKTİR.


Allah(cc) sabreden kullarına hesapsız mükafatlar vereceğini vaad ediyor. Nitekim bakınız şu ayeti kerimede


AYET:(Zümer-10)”Sabredenlere mükafatları hesapsız ödenecektir.” Buyrulmaktadır. Yine başka bir ayette


AYET:(Şura-43)”Her kim kendisine haksızlık edenlere karşı sabreder ve onlarla barışırsa onun mükafatı Allaha aittir” Sayın okurlarım yapılan bir amel nefse ne kadar ağır gelirse sevabı da o kadar fazla olur. Mesela Allah(cc) oruç tutanların alacağı sevabı kendisine ayırmış mükafatını kendisinin vereceğini bildirmiştir. Niçin? Çünkü oruç gerçekten nefse çok zor gelen bir ibadettir. İşte burada da nefse çok ağır gelen bir durum vardır. Bir insan kendisine haksızlık yapılmasına sabredecek bununla da kalmayacak kendisine haksızlık yapanla barışacak bu gerçekten nefse çok ağır gelen bir durumdur. Ve herkesin harcı değildir. Ama bunu yapanda Allah’ın sonsuz mükafatlarına kavuşmuştur. Ne mutlu böyle sabredenlere. Başka bir ayeti kerime


SABREDENE RABBİM İYİLİK SEVABI VERİYOR.


AYET:(Yusuf -90)”Doğrusu kim Allahtan korkar düştüğü felakete sabrederse muhakkak ki Allah iyilik edenlerin mükafatını boşa çıkarmaz.”


Bu ayette açıkça anlaşılacağı gibi felakete uğrayanların sabretmesini Cenab-ı Allah iyilik olarak görüyor ve yazıyor. Bu bizim için çok önemli başınıza gelen felakete sabrettiğinizde Allaha iyilik yapmış sevabı kazanıyoruz. Bu ne büyük nimet sabretmesen ne yazar Haşa Allaha bir zarar mı? verebilirsin yok, ancak kendine zarar verirsin. Allah(cc) o kadar kullarına karşı merhametlidir ki. Bu felakete katlanacaksın mecbursun sabretsen ne yazar sabretmesen ne yazar buyurmuyor. Sabretmeyi iyilik sayıyor. Allahu Ekber başka bir ayet


AYET:(Ali İmran-200)”Ey iman edenler sabredin sebat gösterin hazırlıklı ve uyanık olun. Ve Allahtan korkun ki başarıya ulaşabilesiniz.”


AYET:(Hac-38.)”Onlar öyle kimseler ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer. Başlarına gelene sabrederler. Namaz kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah rızası için verirler.”


AYET:(Lokman-17)”Yavrucuğum namaz kıl iyiliği emret kötülüklerden vazgeçirmeye çalış. Bunu yaparken başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.”


AYET:(Ahkaf-15)”O halde Resulum peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sende sabret.’’


Sabrın başı, acı sonu tatlıdır. Kişi sadece sabretmekle kalmamalı sabrı tavsiye etmelidir. Nitekim bakınız Kuran-ı kerimde


SABRI TAVSİYE ETMEK ALLAHIN EMRİDİR İŞTE AYETLER


AYET:(Asr.3. ayet)”Hakkı tavsiye edenler sabrı tavsiye edenler”


AYET:(Beled.17.ayet)”Sonra iman edenlerde sabrı tavsiye edenler ve hakkı tavsiye edenler bulunsun” buyrulmaktadır.


Sabır konusunda pek çok hadisi şerif vardır. İşte bir kaçı Peygamberimiz(sav) buyurdu ki


HADİS ”Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah sözünün sevabı mizanı doldurur. subhanellah, velhamdülillah cümleleri yerle göğü doldurur. Namaz nurdur. Sadaka hüccettir. Sabır aydınlıktır. Kuran senin lehine veya aleyhine hüccettir. Herkes sabahleyin çıkar kendini satar. Ya kurtarır ya helak olur. (Buhari,Riyazüs salihin)


HADİS: ”Mümin sabretmek isterse Allah ona sabır verir. Hiçbir kimseye sabırdan daha hayırlı ve geniş nimet verilmemiştir.(Buhari-müslim)


MÜMİN ŞÜKREDER SEVAP KAZANIR SABREDER SEVAP KAZANIR


HADİS: ”Müminin işine hayret ederim. Zira onun işinin hepsi kendisi için hayırlıdır. Bu ancak müminlere mahsus bir nimettir. Şayet ona sevineceği bir şey isabet ederse şükreder bu ona hayır olur sevap kazanır. Eğer ona bir musibet gelirse sabreder oda ona hayır olur. sevap kazanır. (Müslim)


HADİS: ”Bir Müslümana, ağrı, sızı, keder, üzüntü, kaygı, elem,


sıkıntı, acı, tasa, kaza, hastalık v.b bir şey isabet etse Allah(cc) buna karşı onun hatalarını örter. (Riyazüssalihin)


HADİS: ”Allah kime hayır dilerse onu musibete uğratır”





RABBİM SABRETMEYİ VE SABRI TAVSİYE ETMEYİ BİZLERE NASİP EYLESİN AMİN



KURAN-I KERİMDE NESH YOKTUR

77 - KURAN-I KERİMDE LUZUMSUZ AYET YOKTUR

NESH: Kaldırmak, hükümsüz kılmak, iptal etmek, bir şeyin yerine başka bir şey koymak gibi anlamlara gelir. Dini literatürde ise nesh şeri bir delil ile sabit şeri bir hükmün daha sonra gelen yani bir şeri delille kaldırılmasıdır. Kendinden önceki hükmü kaldıran delile NASİH; Kaldırılan delile ise MENSUH denilmektedir. Neshin caiz olup olmadığı ve vukuu konusunda İslam alimleri arasında değişik görüşler vardır.

NESH CAİZDİR VE VARDIR

Allah(cc) Kuran-ı Kerimi indirinceye kadar eski sayfaları ve kitapların hükmünü kaldırmıştır. Ve nesh olunmayan ve değiştirilmeyen ve kıyamete kadar baki olacak olan Kuran-ı Kerimi indirmiştir. Allah(cc) ıo sahife Adem(as)a indirmiş ve bunun hükmünü Şit(as) gönderdiği 50 sahife ile nesh etmiş. Sonra İdris(as) gönderdiği 30 sahife ile nesh etmiş daha sonra sırasıyla İbrahim /as)ın 10 sahifesini, Davut(as) gönderdiği Zebur’la, daha sonra bu kitabı Musa (as) gönderdiği Tevrat’la ve İsa (as) gönderdiği İncille değiştirmiş. Ve en son olarak kıyamete kadar hükmü sürecek olan Kuran-ı kerimi indirmiş ve önceki kitap ve sahifelerin tamamının hükmünü kaldırmıştır. Allah(cc)

KURANIN HÜKMÜNÜ VE LAFZINI HİÇ KİMSE DEĞİŞTİREMEZ

İşte bu konuda ki ayetler.

AYET: (Hicr.9)”Kuran-ı biz indirdik onun koruyucusu da biziz biz.” Buyurarak Kuran-ı kerimi kendi muhafazası altına almıştır. Üstelik bakın nasıl meydan okumaktadır.

AYET: (İsra.88)”De ki bunun gibi bir kitap meydana getirmek için yeryüzündeki geçmiş ve gelecek bütün insanlar ve cinler bir araya gelse ve birbirlerine destek olsa onun(Kuranın)bir benzerini meydana getiremezler. ”Bu konu ile ilgili bakınız.

AYET:(Kasas.49)’ (Resûlüm!) De ki: Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından bu ikisinden (bana ve Musa’ya inen kitaplardan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!’

AYET: (Hud.13)’’ Yoksa Onu (Kur’an’ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: Eğer doğru iseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi (yardıma) çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.’’

AYET: (Bakara.23)’’ Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah’tan gayri şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın.’’

ALLAH(CC) BİZ BİRBİRİNE UYUMLU AYET İNDİRİRİZ BUYURUYOR

Artık hiç kimse Kuran-ı kerimin lafzına ve hükmüne kıyamete kadar dokunamayacaktır. Bunda bütün alimler görüş birliği içindedir. Alimlerin görüş birliği içinde olmadıkları konu. 23 senede vahyi tamamlanan Kuran-ı kerimin bazı ayetleri bazı ayetlerini nesh etmiş midir? Başka bir ifadeyle sonradan gelen ayetler önceden gelen ayetlerin hükmünü kaldırmış mıdır? Kuran-ı kerimde nesh olduğunu iddia eden alimler şu ayeti gerekçe göstermektedirler.

AYET:(Bakara.106)” Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak mutlaka daha iyisini veya benzerini getiriririz.” Şimdi bu ayeti dikkatle inceleyelim. Unutturmak ne anlama gelir? Tamamen beyinlerden, yazılardan silinmesi anlamına gelmez mi? Halbuki nesh edildiği iddia edilen ayetler 1400 senedir hala Kuran-ı kerimde durmuyor mu? Böyle unutturma olabilir mi? Ama eski sahife ve kitaplar unutturulmuştur. Bugün Kuran-ı kerimden başka hiçbir kutsal kitabın ne aslı ne lafzı hiçbiri yoktur. İşte unutturulma budur. Allah(cc) Daha önce indirdiği kitapları kaldırmış ve unutturmuş yerine Kuran-ı kerimi koymuştur. Bu ayette Kuran-ı kerimin içindeki ayetlerin nesh edildiğine dair bir işaret yoktur. Gelelim kuranda nesh vardır diyenlerin delil olarak sunduğu ikinci AYET:(Nahl101)”Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman ki Allah neyi bildireceğini çok iyi bilir. Sen apaçık bir iftiracısın dediler. Hayır onların çoğu bilmezler.” Başta şunu belirtelim ki bu ayetin iniş sebebi Tevrat’taki ayetlerin nesh olması ile ilgilidir. Tevrat’a inanan Yahudiler Tevrat’ta böyle bir şey yoktu; buda nereden çıktı; sen Allah’ın indirdiği Tevrat’ı değiştiriyorsun. Tevrat’ta olmayan şeyleri söylüyorsun; diyerek peygamberimize baskı yapıyorlardı. İşte bu nedenle bu ayet inmiştir. Kuran-ı kerimin ayetleri arasında tutarsızlık olsa ayetlerden biri diğerini nesh etse hiç kızarlar mıydı? Aksine sevinirlerdi ve koz olarak kullanırlardı öyle değil mi?

HÜKMÜ KALDIRILAN TEVRATTIR- İNCİLDİR

Yahudilerin kızmalarına sebep şu ayetlerdir.

AYET:(Nisa.160-161)”Yahudilerin zulümleri onların birçoğunu Allah yolundan alıkoymaları, nehy edilmelerine rağmen faiz almaları, halkın malını haksız yere yemeleri sebebiyledir ki. Biz kendilerine helal kılınan temiz ve güzel şeyleri onlara haram kıldık” Bu ayetten de açıkça anlaşılacağı gibi yukarıdaki (Nahl.101)in bahsettiği nesih Tevrat’la ilgilidir. İşte Yahudiler buna çok kızmışlar ve peygamberimize iftira atıyorsun demişlerdir. Kuran ayetleri arasında nesh edilmiş ayet vardır diye iddia edenlerin delil olarak kullandığı bir ayette şudur.

AYET:(Ala.6-7)”Biz seni okutacağız da asla unutmayacaksın. Ancak Allah’ın dilediği müstesna.” Bu ayette bize Kuran-ı kerimde nesh ayet olduğunu göstermez. Çünkü Allah(cc) ve peygamberimiz(sav) arasında sadece vahiy yoktur. Ayetlerden başka bildirdiği hadisi kutsiler vardır. Kaldı ki diyelim ki unutturdu o zaman unutulan şey Kuranda nasıl olur. Bunu açıklayabilirler mi acaba. Şimdi Kuranda nesih ve mensuh ayetler vardır diyenlerin nasih ve mensuh olarak kabul ettiği ayetleri inceleyelim. Onlar içki hakkındaki son indirilen ayetin önceki iki ayeti nesh ettiğini iddia ediyorlar bakalım doğrumu söylüyorlar. İçki hakkında inen ilk ayet şudur.

AYET: (Bakara.219”Sana şarap ve kumar hakkında soru sorarlar deki Her ikisinde de büyük bir günah(zarar) ve insanlar için bazı faydalar vardır. Ancak Her ikisinde de günahı(zarar) faydasından büyüktür.” Bu ayette içki içebilirsiniz hükmü var mıdır? Allah aşkına aksine günah ve zararlı olduğu bildirilmiyor mu? Bir şeyin az bir faydası olması onun günah ve zararlı olmasına engel değildir. Bir şeyin zararı faydasından çoksa o şey terkedilir. Haram kılınır. Haramların tamamında bazı faydalar vardır. Ancak bunların az bir faydası var diyerek helal mı? Kabul edeceğiz. Allah(cc) kuranı 23 senede peyderpey indirmesinin hikmetleri vardır. İslam’ın ilk yıllarında müminleri İslam’a ısındırmak için ilk inen ayetler itikat ve akaid inanç ve iman konusunda olmuştur. Bunun böyle olmasının elbette birçok sebebi vardır ancak iki sebep önemlidir. İslam’a yeni girmiş birine önce iman ve itikat öğretilmiş. İslam’a ısınmaları sağlanmıştır. Yeni Müslümana namaz kıl, oruç tut, zekat ver, içki içme demek doğru değildir. Nitekim haram ve helallerin ve ibadetlerin tamamı sonraları indirilmiştir. Yoksa ilk yıllardaki ayetler başka; sonraki yıllardaki ayetler başka değildir. Kaldı ki Allah(cc)

AYET: (Bakara.285)”Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemez.” İçki hakkındaki ikinci ayete gelince

AYET:(Nisa-43)”Ey iman edenler siz sarhoş iken de söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de yolcu olan müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın”

KURANDAKİ AYETLER BİRBİRİNİN TAMAMLAYICISIDIR

Bu ayetin neresi birinci ayete ters. Bu ayette sarhoş olarak namaza yaklaşmayın buyruluyor. Birinci ayette sarhoş namaz kılabilirsiniz diye bir cümle var mı? Yok o halde nasıl oluyor da bu ayet ilk ayeti neshediyor (Hükmünü kaldırıyor) anlamak mümkün değildir. Gelelim bu iki ayetin hükmünü kaldırdığı söylenen son ayete.

AYET:(Maide.90-91)”Ey iman edenler şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister. Sizi Allah ı anmaktan ve namazlardan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz öyle değil mi?”

Şimdi bu ayetin önceki ayetlerin hükmünü kaldırdığını nasıl söyleyebiliriz. Önceki ayetlerde içki için kumar oynayın denmiyor ki nesh etmiş olsun. Aksine bu üç ayet biri birini tamamlıyor.

Gelin üçünü birleştirelim bakalım nasıl bir mana çıkıyor. İçki az bir faydası olsa da zararı çok büyük olan büyük bir günahtır. İçkili namaz kılınmaz. Bundan uzak durmalı uzaklaşmalıdır. Hani nerde tenakus. Bırakın tenakusu mükemmel bir ahenk, birbirini açıklama, birbirini tamamlama vardır.

Gelelim bir başka iddiaya Bakara180. Ayetin hükmünün nisa 11. ayetle hükmünün kaldırıldığını iddia ediyorlar bakalım öylemi.

KURAN-I KERİME GÖRE MİRASTA KADINA 1 ERKEĞE 2 HİSSE VARDIR ANCAK VASİYET VE BORÇTAN SONRA

Değerli hanım okuyucularım bilhassa sizin bu yazıyı dikkatle okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Erkek İslam alimleri Kuran-ı Kerimde açıkça vasiyet edin emri olduğu halde o ayeti yok saymalarının bence ana nedeni nedir biliyor musunuz? Babalar kızlarına kızlarda babalarına düşkündür. Bu Rabbimin kuralıdır. Baba vasiyet ederken elbette yaşlılığında kendisine bakan kızlara daha fazla miras bırakacaktır. İşte bunun önüne geçmek için vasiyeti kaldırdılar ki. Kızlar babalarına yaşlılıklarında yıllarca baksın ama baba öldüğünde babanın yanına bile uğramayan erkeklere miras kalsın. Ama kızlara kalmasın. Olay budur. Elbette en doğrusunu Allah(cc) bilir.

Kıymetli okuyucularım. Ne yazık ki bazı İslam Alimleri ve tefsirciler Nisa suresi11. Ayetinin Bakara suresi 180. ayetin hükmünü kaldırıldığını iddia ediyorlar. Bu en başta bu Kuran-ı kerime Allaha hakarettir. Allah(cc) hiç kıyamete kadar geçerli olan bir kitaba 3-5 sene sonra geçerliliği kalmayacak ayet koyar mı? Bu nasıl aymazlıktır. Bu nasıl vicdandır. Ayrıntıları KURAN-I KERİMDE NESH YOKTUR sitemizde bulabilirsiniz. İşte bu Alimler Bakara suresi 180. ayette vasiyet etme şartının getirildiğini. Ancak bu şartın Nisa suresi 11. ayette kaldırıldığını iddia ediyorlar. Nisa suresi 11. ayete baktığımızda vasiyet kaldırılmıştır. Diye bir cümleye rastlamıyoruz. Aksine Nisa suresi 11. ayetteki miras paylaşımının vasiyet ve borçlar ödendikten sonra geçerli olacağı

özellikle belirtilmiştir. (مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ)(minbeğdi

vasiyyetin yusibiha evdeynin)” buyruluyor. Bakara suresi 180 ayete baktığımızda.

AYET:(Bakara.180)”Birinize ölüm geldiği zaman eğer bir mal bırakacaksa anaya babaya yakınlara uygun bir şekilde vasiyet etmek. Allahtan korkanlar üzerine bir borçtur.”

Görüldüğü gibi ölümü yaklaşanlar için vasiyet şartı konmuştur. Bu Allah’ın emridir. Şimdi soruyorum size Allah’ın bu açık ayetini yok sayanlarla ateistlerin şu ayet yok, bu ayet yok demeleri arasında ne fark vardır. Elbette Alimlerin yaptığı daha korkunç bir cinayettir. Çünkü ateistin söylediğini kimse kaleye almaz ama İslam Alimlerinin söylediği 1400 yıldır. Uygulanarak (sahabe dönemi hariç) milyarlarca kadının hakkı yenmiştir. Üstelikte İslam düşmanlarının eline İslam’a darbe vurmak için büyük bir koz verilmiş. İslam’ı kadına düşman bir din olduğu algısını yaymışlardır.

Ey 1400 yıldır. Müslüman kadınların hakkının yenmesine sebep olan İslam alimleri bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz.

Şimdide bu ayetin hükmünü kaldırdığı iddia edilen ayeti okuyalım.

AYET: (Nisa.11)”Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe kadının payının iki mislini(miras) emreder. İki den fazla kadın iseler. Ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa ana babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yokta ana babası ona varis olmuş ise anasına üçte bir düşer.Eğer ölenlerin kardeşleri varsa anasına altıda bir düşer.

BÜTÜN BUNLAR VASİYYETİN YERİNE GETİRİLMESİ VE BORÇLARIN ÖDENMESİNDEN SONRADIR.

(مِن بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ)

min beğdi: sonra

vasiyyetin: vasiyet

yusi: yerine getir

bi-ha: onunla

ev: ve de

deynin: borç

Allah aşkına söyleyin bakalım bu iki ayet arasında uyuşmayan nedir. Birbirine zıt, birbirine ters olan nedir. Aksine ikinci ayet birinci ayetin tamamlayıcısıdır, izahıdır, tefsiridir, açıklamasıdır. Şimdi iki ayeti birleştirip değerlendirelim. Buyuruyor ki Allah(cc) birinizin malı varsa öleceği zaman vasiyet etmek üzerine borçtur. İkinci ayette de vasiyet yerine geldi. Borç varsa ödendi. Bunlardan arda kalan bu şekilde paylaştırılıyor. Yoksa vasiyet yasaklanmış değildir ve kadına vasiyet olmadan ikide bir hisse düşmez. Kadına ikide bir düşmesi vasiyet yapılmış, borçlar ödenmiş. Ölen kişi herkesin payını vermiş, geriye kalan mallar bu şekilde pay edilecektir yoksa vasiyet olmadan iki erkeğe bir kadına yok böyle bir şey. Arapça bilenler incelesin bakalım. Ne diyor Kuran (min beğdivasiyyetin) vasiyyetten yusibihaevdeyni) borçlardan sonra tekrar ediyorum. Vasiyetten ve borçlardan sonra. Ama ne yazık ki bunu görmezden geldiler erkekler yüzyıllardır kadınların iki katını aldılar. Kadınlara zulmettiler üstelikte din düşmanlarına koz verdiler. İslam kadını hor görüyor diye.

Şimdi birde Nisa suresi12. ayeti görelim ki bu ayet 11. ayetin devamı niteliğindedir. Buna rağmen vasiyetten ve borçtan sonra cümlesi tekrar edilmiştir. İşte o ayet

AYET:(Nisa.12)’’ Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, ana babası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkı ile bilendir, halîmdir.’’

Evet bu 3 ayeti(Bakara 180,Nisa 11 ve Nisa 12) birleştirip okuyalım. Birinize ölüm geldiğinde vasiyyet etsin vasiyyetten sonrada Nisa 11.ve 12. ayetteki gibi paylaştırılsın.

Sonraki ayette bakın Rabbimiz ne diyor.

AYET:(Nisa 13.)’’ Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.’’ Görüldüğü gibi Rabbimiz koyduğum bu sınırları kim korursa ona cenneti vereceğim. Buyuruyor.

Sayın okurlarım bu neye benziyor biliyor musunuz? Hani münafığın biri maun suresi 4. ayeti fevellüllilmusallin (Vay o namaz kılanların haline,) okuyup bak burada Allah namaz kılanların vay haline diyor. Bende bu ayetin gereğini yerine getiriyorum kılmıyorum demiş ya. 5. ayeti yok sayarak. Halbuki 5.ayette (ellezinehum ğanselatihim sahun)(Onlar namazdan gafildirler.) yani 5. ayet 4. ayetin tamamlayıcısıdır. İkisi bir okunursa mana ifade eder. Bunun bir şok örneği Kuran-ı Kerimde mevcuttur. Bazen peş peşe olan ayetler birbirini tamamlar. Bazen başak surelerdeki ayetler birbirini tamamlar bazen de aynı ayet içinde ilk cümleyi sonraki cümle tamamlar. İşte Nisa 11. ayette böyledir. Baştaki cümleleri rabbimiz saymış bu saydıklarının vasiyetten sonra olduğunu beyan etmiştir. İlk cümleleri baz alıp sonraki cümleyi kale almazsanız. Ayete yanlış mana vermiş olursunuz. Bu cümle kuruluşu Türkçemizde bol bol vardır. İşte bizim erkeklerde buna benzediler. Mirasın iki katı kadınların duydular ya cümlenin gerisini yok saydılar.

Rabbim eğer hata ediyorsam beni de affetsin. İslam alimlerinden bu yazıya karşı cevap gelirse(tutarlı ve doğru, hakaret içermeyen, mantıklı) seve seve yayınlarız ve Allahtan af okuyucularımızdan özür diler. Yazıyı kaldırırız.

Sayın okurlar bu kişiler yani Kuranda nesh ve mensuh ayet var olduğunu iddia edenler. Kaç tane ayetin nesh edildiği hakkında ihtilaf etmişlerdir. Sadece bu bile ne kadar yanlış yolda olduklarını göstermeye kafidir. Abdurrahman İbni ali(ölüm1201) Kuranda mensuh ayetlerin sayısının 274 olduğunu söyler. Hibetullah İbni Selame(ölüm.1019)235. Muhammet İbni Hazm(ölüm.1064)214 ayet, Ebu Cafer Ennah(ölüm.949).138 ayet, Abdulkadir El Bağdadi 66 ayet. Celalettin Essuyuti 22 ayet, Muhammet Suad Celal 4 ayet mensuh bulunduğunu iddia eder. Kaynak(menahilul irfanfiulumil kuran1943 11.250-269.sayfalar)

İşte görüldüğü gibi Kuranda hükmü değiştirilmiş ayetler vardır. Diyen alimler arasında bile birlik yoktur. Şimdi karşılaştırma yapmanız için Kuran-ı kerimde Nesh edilmiş ayet yoktur diyen alimleri de hatırlayalım. Ebu Müslim (934) tek başına bile bu alim ki sahih hadislerin çoğunu bizlere ulaştıran alimdir. İşlerine geldiği zaman onun rivayet ettiği hadisleri doğru kabul eden bu zatlar. Onun en can alıcı Kuranda nesh edilmiş ayet yoktur. sözünü nedense kale almamışlardır. Ondan başka Şah Veliyullah Dıhlevi ki oda büyük alimdir.(ölüm.1762) v.b birçok alim Kuranda mensuh ayet olmadığını söylemektedirler. Kuranda mensuh ayet vardır diye iddia edenlerin iddialarına devam edelim. Öyle bir iddiaları var ki kan dondurur. Onlara göre hadis ayetin hükmünü nesh eder. Yani hadis ayetten üstün olabilir. Ayetin hükmü değil hadisin hükmü geçerlidir. Peygamberimiz hüküm verir; ancak Kuranın çerçevesi içersin de; Kuran anayasa; hadislerde kanundur. Dolayısıyla kanunlar asla anayasanın dışına çıkamaz. Çıkarsa ne olur. Uyarılır. peygamberimizin helalı haram, haramı helal yapma yetkisi yoktur. Bakın buna güzel bir örnek var. Kuranı kerimde

AYET:(Tahrim 1.ayet)”Ey peygamber; eşlerinin rızasını arayarak Allahın sana helal kıldığı şeyi niçin sen kendine haram kılıyorsun” Görüldüğü gibi Allah(cc )bırakın başkasını kendi özel hayatında bile peygamberimizin helalı haram kılmasına izin vermiyor. Kaldı ki birçok ayette

AYET: (Araf.54)” Hüküm yalnız Allaha aittir.

AYET:(Kehf-26)”Allah hüküm koymakta ortak kabul etmez” v.b birçok ayet vardır. Dolayısıyla Allah’ın vermediği bir hükmü peygamberimiz bile olsa veremez. Bu girişten sonra konuya gelirsek. Bakın şimdi yazacağım ayeti nasıl anlıyorlar.

KURAN-I KERİMDE ZİNA EDENLER TAŞLANARAK ÖLDÜRÜLÜR HÜKMÜ VAR MIDIR?

Kıymetli okuyucularım sizlerden gelen soruları elimden geldiği kadar cevaplamaya çalışıyorum. Ben isterdim ki ele aldığımız konuda soru cevap yapalım. Ama o kadar acil cevap istediğiniz konu var ki çoğunluk önem sırasına göre cevaplamak zorunda kalıyorum. Recm ve nesh konusunda da o kadar ihtilaf var ki bu konuyu işlemek zorunda kaldım. Her konuda sorularınızı ve katkılarınızı sürdürün lütfen.

KURAN-I KERİMDE RECM (TAŞLAYARAK ÖLDÜRME) AYETLERİ MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANI TAŞLAYARAK ÖLDÜRMESİ DEĞİL KAFİRLERİN MÜSLÜMANLARI TAŞLAYARAK ÖLDÜRMESİ TEHTİDİ HAKKINDADIR. İŞTE O AYETLER

Hud suresi (91. AYET) ‘’Dediler ki: Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve içimizde seni cidden zayıf (âciz) görüyoruz! Eğer kabilen olmasa, seni mutlaka taşlayarak öldürürüz. Sen bizden üstün değilsin.’’

Bu ayette görüldüğü gibi Şuayp(as)ın kafir olan kavmi onu ve ona inananları recm etmekle tehdit etmektedirler. Bu ayetten Müslüman zina yaptığı zaman Müslümanlar tarafından recm edilir manası çıkar mı? Allah aşkına gelelim 2. ayete

AYET:( Yasin Suresi 18) ‘’ (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler’’

Sayın okurlarım Allah aşkına söyleyin bana bu ayetlerde zina eden Müslümanı recm edin emri var mıdır?

ZİNA YAPANLAR HAKKINDAKİ AYETLER.

Şimdi zina yapanların cezasının ne olduğunu bildiren şu ayete bakalım.

AYET:(Nur.2)”Zina eden erkek ve zina eden kadından her birine yüz sopa vurun. Allaha ve Ahiret gününe inanıyorsanız. Allah’ın indinde ona acıyacağınız tutmasın(sayıyı mutlaka yüz yapın.)Müminlerden bir kısmı da cezaya şahitlik yapsın. ”Şimdi bu ayette recm cezası yok değil mi? Peki evli bekar ayırımı var mı? O da yok. Peki kadın erkek ayrımı var mı? O da yok, yok ama bizimkiler Allah’ın vermediği cezayı verecekler. Kafaya koydular.

İşte başka bir ayet.

AYET: ( Nisa-15)’’ Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o

kadınları ölüm alıp götürünceye kadar, yahut Allah onlara bir yol gösterinceye kadar evlerde hapsedin.’’

Bu ayette bir kadının zina ettiğine dair 4 kişi şahitlik ederse ancak o zaman ömür boyu hapis verilir nerede ev de hapsedilir. Hani nerede recm edip öldürme nerede? Yok.

Sayın okurlarım Nur suresi 2. ayette eğer bir kadın ile erkek zina ederse onlara 100 er değnek vurun. Örnek olması için toplumun içinde döğün. Zina kadını 4 kişi gördüyse yani alenen fuhuş yapıyor ise yani kadın oldu ise ömür boyu hapsedin. Bundan başka mana çıkar mı?

Allah(CC) aşkına

HZ ÖMERE ATILAN İFTİRA

Bu ayetin hükmünü Hz.ömerin şu sözü kaldırıyor diyorlar. Abdullah B. Abbas Hz Ömerin minberde şöyle dediğini iddia etmiştir.” İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)anlatıyor. "Hz. Ömer (radıyallahu anh)'i hutbe verirken dinledim. Şöyle demişti: "Allah Teâla Hazretleri Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'i hak (din ile) gönderdi ve O'na Kitab'ı indirdi. Bu indirilenler arasında recm ayeti de vardı! Biz bu ayeti okuduk ve ezberledik. Ayrıca, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zina yapana recm cezasını tatbik etti, ondan sonra da biz tatbik ettik. Ben şu endişeyi taşıyorum. Aradan uzun zaman geçince, bazıları çıkıp: 'Biz Kitabullah'da recm cezasını görmüyoruz.' (deyip inkâra sapabilecek ve) Allah'ın kitabında indirdiği bir farzı terk ederek dalâlete düşebilecektir. Bilesiniz, recm, kadın ve erkekten muhsan olanların zinaları, delil veya hamilelik veya itiraf yoluyla sübut bulduğu takdirde, onlara tatbik edilmesi gereken Kitabullah'da mevcut bir haktır. Allah'a kasemle söylüyorum, eğer insanlar: 'Ömer Allah Teâla'nın kitabına ilâvede bulundu.' demeyecek olsalar, recm ayetini (Kitabullah'a) yazardım." [Buhârî, Hudud 31, 30, Mezâlim 19, Menâkibu'l-Ensar 46, Megâzi 21, İ'tisâm 16; Müslim, Hudud 15, (1691); Muvatta, Hudud 8, 10, ( 823, 824); Tirmizî, Hudud 7, (1431); Ebu Dâvud, Hudud 23, (4418).]

Aman Allah’ım baştan sona felaket. Din düşmanlarına tam malzeme; Başta şu ayeti inkar var.

AYET:(Enam.38)”Biz bu kitapta herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık nede fazla bıraktık” Allah(cc) biz Kuranda hiçbir şeyi eksik bırakmadık buyuruyor.

Bunlar Hz Ömer’i kullanarak diyorlar ki hayır eksik bırakıldı. Recm kurana konmadı ki buda yanlış Kuranda recm ayetleri var ama onların istediği gibi değil. Müslümanın, Müslümanı taşlayarak öldürmesi değil

kafirlerin peygamberlere ve Müslümanlara taşlarız sizi tehdit olarak var

KURAN-I KERİMDE RECM AYETLERİ VARDIR.

AYET: (Hud.91)Şöyle dediler: “Ya Şuayb, senin söylediklerinin çoğunu biz anlamadık! Ve gerçekten biz, seni içimizde zayıf görüyoruz. Ve senin rahtın (sana destek olan gurubun) olmasaydı mutlaka seni taşlardık. Ve sen, bize karşı üstün değilsin.”)

AYET:(Yasin-18)’’Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.”

Bu iki ayet Kuran-ı kerimde recm ayeti olduğuna açık delildir. Bu sözü Hz Ömer söylemedi iftira atıyorlar da hadi diyelim ki söyledi. Orda biz o ayeti ezberledik anladık diyor; yani çoğul kullanıyor. Madem ki başkaları da biliyordu onlar niçin söylemediler evet Hz Ömer vahiy katibi idi. Ama ondan başka vahiy katipleri vardı.(hz Ebu Bekir, Osman B. Affan, Ali B.Ebu talib, Zübeyr, B. Ubeyy, Zeyd ,Muhammet B. Seleme) Bunlarda vahiy katibi idi bunlarında tasdik etmesi gerekmez miydi? Yok ne tasdik, ne inkar, hiçbir şey yok. Çünkü Hz . Ömerin böyle bir sözü yok. Kaldı ki kendisi vahiy katibi olan bir insan bunu Kurana eklemez miydi hadi diyelim eklemedi öteki vahiy katipleri eklemez miydi? yok, yok , yok ,neresinden bakarsanız bakın sakat. Bir de demezler mi ki Hz Ömer hutbede bunu söyledi kimsede itiraz etmedi. Gülmek mi lazım ağlamak mı?. Peki tastikleyen varmı? yok. Böyle bir konuşma yok ki destekleyen veya karşı çıkan olsun. Eğer Cuma günü hutbede okuduysa bunu halife Ömer niçin ibni abbastan başka kimse anlatmadı. Öyle ya halife Cuma günü hutbeye çıkıyor. Hayati bir konu anlatıyor ama kimse çıkıbta konuyu anlatmıyor. Nasıl oluyor bu

Sayın okurlarım dikkatli okursanız bu hadisi minareyi çalıp kılıf hazırlama kokusu alırsınız. Hoş onu da beceremediler ya korkarım ki diyor. Recmi uygulamayacaklar. Aman Allah’ım böyle korkunç bir iftira yüzünden yüzyıllardır Müslümanların boyunlarını büktüler. Kafirlerin bizimle alay etmelerine sebep oldular. Hz Ebubekir Hz Osman onlarda vahiy katibi neden onlardan haber yok. Peygamberimizin recm cezasını 4 kez uyguladığını söylüyorlar. Ama ne önemi var Kurana dil uzatanlar Peygamberimize haydi haydi dil uzatır.

BAKIN KEÇİ NASIL AYETLERİ YEMİŞ İBRETLE OKUYUN

Aişe (r.anha) şöyle demiştir:“Andolsun ki recm etme ayeti ve yetişkin kişiyi on defa emzirme (sebebi ile nikahlamanın haramlığı) ayeti indi. Andolsun ki bu ayetler tahtımın (karyolamın) altında bir yaprakta (yazılı) idi. Resûlullah (s.a.v) vefat edip biz O’nun ölümü ile meşgul olunca, evde beslenen evcil bir hayvan (koyun veya keçi), girip o yaprağı yedi.” [İbn Mâce, Nikâh, 36, Hadis no: 1944; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/131, 132, 183, 6/269]

Sayın okurlarım okudunuz değil mi? Aman Allah’ım nasıl büyük iftira nasıl aymazlık. Ayetler gökten kağıt olarak indi peygamberimiz okumadan zalim keçi kağıdı yedi. Gülün ağlanacak halimize. Her inen ayeti peygamberimiz hafızasında saklıyordu. İşte bunu ispat eden ayet.

AYET:(Ala-6)’’ Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın’’

Peki bu ayeti ne yapacağız. Allah(cc) asla unutmayacaksın diyor. Bunlar diyor ki kağıdı keçi yedi. Dolayısıyla ayet kayboldu Peygamberimiz de unuttu. Kargalar bile güler

Peki şu ayet ne oluyor.

AYET: (Hicr suresi, 9) “Şüphesiz Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.”

Allah(cc) buyuruyor ki Kuran-ı biz indirdik onu biz koruyacağız diyor. Onlar diyor ki. Yok canım Allah kuranı koruyamadı keçiye yedirdi. Aman Allahım.

Peki yukarıdaki ayeti tekrar edersek

AYET:(Enam.38)”Biz bu kitapta herhangi bir şeyi ne eksik bıraktık nede fazla bıraktık”

Biz Kuranda hiçbir şeyi ne eksik ne de fazla bıraktık buyuruyor Rabbim onlar ne diyor yok canım recm etmeyi eksik bıraktı aman Allah’ım aman

Evet sayın okurlarım acı ama gerçek budur. Kuranın ayetlerini değiştiremeyenler böyle hilelerle İslam’a büyük zarar vermişler halada vermeye devam ediyorlar. Allah(cc) recm cezası vermediği halde recm cezası var diyenler. Boşanma için iddet bekleme gerekir, iki şahit gerekir dediği halde şahitsiz. İddetsiz bir kerede 3 defa boş dersen karın boş olur diyenler. Ki bu boşanma konusuna ayrıca değineceğim inşallah bundan sonraki konum boşanmayla ilgili olacak ayrıntılı bilgi vereceğim inşallah. Mirasta vasiyetten ve borçlar ödendikten sonra kadına 1 erkeğe hisse dendiği halde vasiyeti ve borçları ayetlerini atlayıp kadınların mallarına el koyanlar bunlar.

Sayın okurum Allah aşkına tabuları kır. Sözü kimin söylediğine değil; doğrumu söylediğine bak. Onların ayağının tozu olamayız doğru ama onlar benden, sizden üstün olabilirler. Fakat Kuran dan damı üstünler. Onları eleştirmeyelim diye siz Kurandan anlamazsınız. O ayetler müteşabih Allahtan başka veya bizden başka kimse anlamaz diye önümüzü kapattılar. Papazlar gibi. müteşabih konusunu da ayrıca inceleyeceğiz inşallah.

Kardeşlerim amacımız müslimanların kafasını karıştırmak, fitne üretmek değil. Amacımız yüzyıllardır. İslam’a sürülen lekeleri temizleyebilmektir. Aman eleştirilirim, aman bana ne, aman kafirlikle suçlanırım, aman ayıp olur. Aman öyle aman böyle bu güne kadar gerçekler gizlenmiştir. Artık bilginin neredeyse sonsuz olduğu çağdayız. Bir tuşa basarak milyonlarca cilt kitaptan istediğimiz bilgiyi anında istediğimiz dilde alabiliyoruz. Her zaman dediğim gibi. Bu günün gençleri eski Alimlerden çok daha bilgilidir. Tabi bizden de, İSLAM GÜNEŞİ DOĞUYOR BU SANCILAR DOĞUM SANCILARIDIR. 21. YÜZYIL İSLAMIN OLACAKTIR İNŞAALLAH.


Hiç yorum yok: