TEVBE- KURAN MEVCUT


81 - İSLAMDA TEVBE

TEVBE EDEN HEM DÜNYA HEM AHİRETİNİ KAZANIR

TEVBE: Geri dönmek rücu etmek, pişman olmak, nedamet duymak, yaptığı günahı bırakıp Cenab-ı hakka yönelmek demektir. Bu itibarla tövbe kul hakkında günahtan dönmeyi Rabbimiz hakkında da Cezalandırmadan dönmeyi ifade eder. Yani kul Rabbine döner Rabbi de onu kabul eder. Ve onu cezalandırmaktan vazgeçer. Çünkü Allah’ın 99 isminden bir tanesi de Tevvabtır. Tövbeleri çokça kabul eden demektir. İslam’da tövbe Allah yönünden yapılan kötülüğü işlenen günahı affedip bağışlamaktır. Kul yönünden ise yaptığının günah ve kabahat olduğunu bilip, onu bırakıp terk etmek; Allaha yönelmek onun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak suretiyle olur. Allaha sığınıp ondan af ve bağışlama dilemek pişman olarak yalnız ona yalvarmak demektir. Allah(CC) rızası için yapılmayan hiçbir amel kabul değildir. Mesela rejim yapmak için tutulan oruç, spor yapmak için. kılınan namaz. Nasıl kabul değilse yani bu ibadetleri yaparken niyetimizin Allah rızası olması gerekiyorsa; Nasıl ki niyetler amellere göre ise günahlarda öyledir. İçki den tövbe eden insan içki günah olduğu için tövbe etmelidir yoksa cimrilikten dolayı parasını esirgediği için. Bedeni zarar görmemesi için veya başkalarına mahcup olmamak için yapılan tövbe kabul değildir. Çünkü tövbe aynı zamanda bir ibadettir. Allah karşı işlenen bir suçtan dönmek için Allaha verilen bir sözdür. Aynı şekilde erkeklikten kesilmiş bir erkeğin zina yapmamaya tövbe etmesi geçerli değildir. Çünkü o günahı değil günah onu bırakmıştır. Tövbenin kabul olabilmesi için tövbeyi yapanın günah işlemeye gücü yeter olduğu halde vazgeçmesi lazımdır. Günahlara dalarak yüce yaratanını unutmuş olan kul tövbe etmekle Allah’ı hatırlamış ve onun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmayı zorunlu bir vazife bilerek bu şuur içinde Allaha olan inancını yeniden kuvvetlendirmek suretiyle bu inancının gereği olan iş ve davranışları da yerine getirmeye başarmıştır. İkinci olarak bu kul işlemiş olduğu günahlarına bakarak Ben Allah’ın kötü kulu oldum düşüncesiyle ümitsizliğe kapılarak daha fazla günah işlemekten kurtul. Bu yeni umut ve inançla Rabbine daha fazla bağlanıp yaklaşarak emirlerini yerine getirmeye ve yasak ettiklerinden kaçınmaya son derece gayret gösterir. Çünkü insanoğlu geleceğe dönük olan ümit ve hayalleri ile hayatını devam ettirmektedir. Bu ümit ve hayalleri yıkılmış bir insanın Dünyanın çeşitli dertleri ve sıkıntıları altında hayatını sürdürmesi gittikçe zorlaştığı için ya devamlı olarak başkalarına zararı olmakta veya kendi canına kıymaktadır. Pekala bilinir ki insanları hayata bağlayan unsurların başında umut ve inancını yeniden kazanarak hayata bağlanmakta ve yaşayışında ortaya çıkan acı durumlara katlanma konusunda yerine göre sabredip yerine göre mutlu olmasını başarabilmektedir ve başkalarına da elden geldiği kadar faydalı olmaya çalışmaktadır.

ALLAH(CC) TEVVABTIR TEVBE EDENLERİ SEVER

AYET:(Tevbe.104) ''Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini sadakaları geri çevirmeyeceğini Ve Alahın tövbeyi çokça kabul eden ve çok esirgeyen olduğunu hala bilmez mi?(Müslümanlar)'' yine

AYET:(Hud.3) ''Ve ta ki Rabbinizden mağfiret isteyin; sonra ihlas ile ona dönün.

HADİS-i KUTSİ: ''Kulunun tövbesi ile Allah’ın hoşnutluğu yiyeceği ve içeceği üzerinde olduğu halde, ıssız bir çölde giderken elinden devesini kaçıran ve ondan umudunu kesip bir ağacın gölgesine gelip devesinden ümidini kesmiş halde yanı üzerine yatan ve böyle umutsuz haldeyken birden bire devesinin yanı başında durduğunu görüpte yularından yapışıp, aşırı sevincinden dolayı şaşırarak. Ey Allahım ben senin kulunum sen benim Rabbimsin diyeceği yerde. Ben senin Rabbinim sen benim kulumsun. Dediği andaki sevincinden daha fazladır.''(Müslim)

Sayın okurlarım tövbe etmemiz, Allah’ın nasıl hoşuna gittiğini görüyor musunuz? O halde ne duruyoruz hem kendi günahlarımızı affettirmek; hem de Allah’ı sevindirmek güzel değil mi? Hangi aklı başında Müslüman bunu istemez. Şimdi yazacağım hadisi de dikkatli okuyun lütfen tövbe etmenin bir insana neler kazandırdığını görün.

HADİS:' 'Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. Sizden evvelkilerden bir adam vardı. 99 kişiyi öldürmüştü. Dünya ehlinin en bilgin kimsesini sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. Rahibe vardı 99 kişiyi öldürdüğünü kendisi için tövbe imkanı olup olmadığını sordu. Rahip yoktur dedi rahibi de öldürdü, yüzü tamamladı. Sonra dünya ehlinin en alimi kimdir diye sordu bir alime yol gösterildi. Ona kendisinin yüz adam öldürdüğünü ve kendisi için tövbenin kabul olup olmayacağını sordu. Oda evet dedi Allah’la tövbe arasına kim girebilir. Falan yere git orda Allaha ibadet eden kişiler vardır. Onlarla beraber sende ibadet et yurduna dönme zira orası fena bir yerdir dedi. O kimse derhal yola çıktı ve yarı yolda öldü. Onun hakkında rahmet ve azap melekleri münakaşa ettiler. Rahmet melekleri bu adam tövbekar olarak kalben Allaha yönelerek geldi dediler. Azap melekleri ise O hiçbir hayır işlemedi dediler. Onlara bir melek geldi onu hakem yaptılar. O melek bu adamın geldiği yolla gideceği yolu kıyaslayınız. Hangisi daha yakınsa ona göre muamele yapın dedi. Yolu ölçtüler gideceği yere daha yakın olduğu anlaşıldı. Onu rahmet melekleri aldı götürdü. Yani imanlı olduğu kabul edildi.''(Buhari-Müslim) Sayın okurlarım dikkat ettiniz mi adam bir değil iki değil tam yüz adam öldürmüş ve de hiçbir ibadeti hiçbir iyiliği yok sadece iyi niyet var tövbe var görüyor musunuz? Tövbenin gücünü. Ey kendini haşa Allah’ın yerine koyanlar biz yüz adam öldürmedik ibadette yapıyoruz tövbe de ediyoruz. Niye bizi cehenneme atıyorsunuz atmayın bizi cehenneme; Biliyoruz cennetin cehennemin tapusu sizde iyide biraz insaf edin ne olur Bak bizi yaratan Rabbim bize nice kolaylıklar sunuyor. Biz rabbimize inanıyor ve güveniyoruz. Siz alçak adi yaratıklarsınız siz yalancı düzenbaz üç kağıtçı dünyası ve ahireti kararmış zavallılarsınız. Siz size güvenen sizi gözünde büyüten saf cahil samimi Müslümanların parası ile imkanları ile bağışları ile ayakta duran sürüngen köpeklersiniz. Artık Müslümanlar uyanacak sizin ipliğinizi pazara çıkaracaklar. Müslümanlar artık uyandı siz ne kadar onlar dünyadan haberi olmasın diye okumayı, televizyonu, gazeteyi yasaklasanız da onlar bir şekilde gerçekleri öğreniyorlar. Yakında işsiz kalacaksınız . Müritlerinizden topladığınız paralarla hani cennetin tapusu karşılığında aldığınız paralarla baş başa kalacak ama hazıra dağ dayanamadığı için bitecektir ve Dünyada ve ahirette perişan olacaksınız. İnşallah.

ALLAHIN TEVBESİNİ KABUL ETMEYECEĞİ HİÇBİR KUL YOKTUR

HADİS: ''Ademoğlunun hepsi günah işler. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edendir.''(ibni mace.züht.30)
Peygamberlerden başka hiç kimse masum değildir. Herkes az veya çok gizli veya aşikar geçici veya sürekli; Bazen Allaha karşı, bazen kullara karşı bazen de her ikisine karşı kul günah işler. Hiç kimse ben günahsızım diyemez.
AYET: (Bakara.160)''Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği ortaya koyanlar başkadır. Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.'' Bu ayette Allah(cc) tövbe edenlerin tövbelerini kabul edeceğini beyan ediyor. Ancak ölüm anında yapılan tövbeyi kabul etmiyor. Mesela firavunun son nefeste Kızıldeniz de boğulurken yaptığı tövbeyi kabul etmediği gibi.
AYET:(Nisa.17.18) ''Allah’ın kabul edeceği tövbe ancak bilmeden kötülük edipte sonra tez elden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah(cc) bunların tövbesini kabul eder. Yoksa kötülük yapıp yapıp ta içerinden birine ölüm gelip çatınca ben şimdi tövbe ettim diyenler ile kafir olarak ölenler için tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap vardır.'' Vakit varken derhal tövbe etmeli tövbeyi son nefese bırakmamalıdır. Görüldüğü gibi Allah(cc) son nefeste yapılan tövbeyi kabul etmiyor. Tövbe ettikten sonra Müslümanın düzelmesini istiyor. Nitekim
AYET:(Maide.39)''Kim haksız davranışlardan sonra tövbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah(cc) çok bağışlayan çok esirgeyendir. Allah(cc) tövbe edenlere büyük müjde veriyor. Tövbe edenleri cennetin en yüksek makamına Adn cennetine koyacağını bildiriyor. Nitekim.
AYET:(Meryem.60-61)Ancak tövbe edip iman eden yararlı iş yapan iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunar hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete çok merhametli olan Allah’ın kullarına gıyaben vadettiği Adn cennetlerine girecekler. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.''
HZ.ALİ: Çocuklarına şöyle söylerdi oğlum Allahtan öyle bir korkun ki bütün insanların yaptığı iyiliklerle onun huzuruna çıksan onun bunu gene kabul etmeyeceğini zannet. Oğlum Allaha öyle bir ümitle bağlan ki onun huzuruna bütün insanların günahları ile çıkacak olsan gene de Allah’ın affedeceğini zannet.'' Kıymetli okuyucularım akıllı Müslümanlar Allahtan ümidini kesmezler.
TEVBE EDEN CENNETE GİRER
Allah(cc) tövbe eden, pişman olan yararlı iş yapan sonra böylece doğru yoldan gidenleri bağışlayacağını bildiriyor. Nitekim
AYET:(Taha-82) Şu da muhakkak ki ben tövbe eden inanan ve yararlı iş yapan sonra böylece doğru yolda gidenleri bağışlarım.
AYET:''(Furkan.70-71)'' Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır. Engin merhamet sahibidir. Kim tövbe edip iyi davranış gösterirse şüphesiz o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner.''
    Sayın okurlarım bu ayet üzerinde biraz duralım. Bu ayette Cenab-ı hak bizim için son derece önemli bir müjde veriyor. Tövbe edeni affetmekle bırakmam günahlarını silmekle de yetinmem peki bunun daha ilerisi var mı? tövbemizi kabul ediyor yetmiyor günahlarımızı siliyor, daha ne isteriz değil mi?

Allah’ın rahmeti biter mi? üstüne üstlük günahlarını da sevaba çevireceğim buyuruyor. Bundan daha büyük bir armağan şeref, itibar, güzellik, servet ve imkan olabilir mi? Olur olur bizim Rabbimiz merhametlilerin en merhametlisidir. Onun rahmetinden şüphe edenlere yazıklar olsun, Onun rahmetine layık olmayanlara yazıklar olsun. Teşbihte hata olmaz adamın birinin sürekli parasını çalıyorsunuz. Son kez çaldığınızda pişman oluyorsunuz diyorsunuz ki ben senin çok paranı çaldım ama artık pişman oldum. Al paranı geri beni affet o kişi ne yapıyor seni affediyor. Yetmiyor verdiğin parayı geri veriyor. Oda yetmiyor eski çaldıklarını affediyor oda yetmiyor sen eskiden şu kadar çalmıştın ama mademki tövbe ettin o çaldığın para kadar al sana para üstelikte benim güzel bir villam var al senin olsun orda otur. Kim yapar bunu? Hiç kimse Allahtan başka yarabbi sana binlerce şükürler olsun. Bizi kendine kul ettin bize iman nasip ettin.

AYET: (Tahrim-8)''Ey iman edenler bir daha günaha dönmeyecek şekilde tövbe edin umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp giderde Ey Rabbimiz nurunu bizim için tamamla, bizi bağışla çünkü sen her şeye kadirsin derler.''

Rabbimin verdiği müjdeleri görüyor musunuz? Sayın okurlarım ne karşılığında sadece tövbe; bir ömür boyu çalışıyorsun bir ev zar zor alıyorsun ama Allah(cc) sadece tek bir tövbe karşılığında ebedi cennet veriyor. Ne güzel alışveriş Allah’ım.

HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Ey insanlar Allaha tövbe edin ve ondan mağfiret dileyin ben günde 100 kez tövbe ediyorum.(Müslim, zikr.12)

Sayın okurlarım duydunuz değil mi peygamberimiz peygamber olduğu halde 100 kez tövbe ediyor ya biz bırakın günde yılda 100 kez tövbe ediyor muyuz? İnşallah bundan böyle edeceğiz öyle değil mi? Yeri gelmişken söyleyeyim biz of dedikçe hocamız derdi ki of niçin çekiyorsunuz hocam bunalıyoruz rahatlamak için çekiyoruz. Derdi ki OF diyeceğinize (AF) deyin hem rahatlamış olursunuz hem de Allah’ı zikretmiş olursunuz. Hem Allaha dua etmiş olursunuz, hem de Allaha tövbe etmiş olursunuz. Derdi şimdi bende size aynı tavsiyeyi ediyorum. Sizde sevdiklerinize aynı tavsiyeyi yapınız. OF değil AF.

AYET:(Bakara -222)'' Muhakkak ki Allah(cc) hem çok tövbe edenleri hem de çok temizlenenleri sever.''





Kardeşler gelin Allah’ın bizi sevmesini istiyorsak bol bol tövbe edelim. Diyeceksiniz ki hocam tövbe edeceğiz ama bunun yolunu yordamını bilmiyoruz. O zaman inşallah bundan sonraki konumuz dua ve zikir hakkında olacaktır selam ve dua ile Allah(cc) bolca tövbe eden ve tövbeleri kabul olanlardan eylesin. Amin.
                       


21- KURAN-I KERİMDE HERŞEY MEVCUTTUR

Kıymetli okuyucularım Kuran-ı kerim her şeyi ama her şeyi açıklayan kitaptır. Peki bunu kim söylüyor. Allah’ın kelamı olan Kuran söylüyor.

KURAN-I KERİM HERŞEYİ AÇIKLAYAN BİR KİTAPTIR

AYET:(Yusuf.111) ”(vetefzile külli şey’in)”Bu kitap(Kuran)her şeyi açıklayan bir kitaptır.” Evet neymiş efendim bu Kuran her şeyi açıklıyormuş. İyi ama bazı kişiler Kurana bağlı kalınmamalı orada her aradığınızı bulamazsınız. Alimlerin sözüne bakmalısınız diyorlar, tamam da Kuran diyor ki ben her şeyi açıklıyorum. Eğer alimlerin sözü Kurana ters düşmüyorsa elbette onların sözüne de bakarım ama Kurana ters bir söz varsa ben Kurana bakarım alime değil bırakın alimi bir Hadis-şerif Kuran ahkamına özüne uygun değilse o hadisin peygamber sözü olmadığını anlarım. Ona uymam. Çünkü hiç bir alim kurandan üstün olamaz. Peki işte size başka bir ayet bakalım buna ne diyeceksiniz.

AYET:(Kamer.53) ” Bu kitapta(Kuran) büyük küçük her şey yazılmıştır.” Kuran diyor ki büyük küçük her şey bende yazılıdır sen diyorsun ki yok sen yalan söylüyorsun sende her şey yazılı değil. Hala tatmin olmadın mı peki şu ayete ne diyeceksin

YAŞ VE KURU NE VARSA APAÇIK KURAN-I KERİMDE MEVCUTTUR

AYET:(Enam.59) ” (vela radbin vela yabisin illa fi kitabıin mubin)”Yaş ve kuru ne varsa apaçık bu bu kitaptadır.” Bak arapçasını da latin harflerle yazdım radbin, yabisin manaları nedir baksın okuyucularım diye yani çok açık bir şekilde yaş ve kuru kelime olarak bulunuyor işaret falan değil, evet ne diyorsun, Kuran-ı kerim diyor ki yaş ve kuru her şey bu kitapta mevcuttur. Sen ne diyorsun yok sen yalan söylüyorsun sende her şey mevcut değil öyle değil mi? bu şekilde sen bu ayetleri inkar etmiş olmuyor musun? Kuranın bir ayetini bile inkar etmek kafir olmak için yeterli değil mi? Evet sayın okuyucularım Kuran-ı kerimde ruhların yaratıldığı günden itibaren cennet ve cehennemin kuruluşuna kadar. Olmuş ve olacak, hiç bir şey yoktur ki bu Kuran-ı Kerim de bulunmasın; bulmasını bilenler için aranıp ta bulunmayan hiç bir şey yoktur. 2 milimetrelik küçük bir sineğe ve hatta daha küçük canlılara milyonlarca sayfalık bir teknikle vucut veren ona kalp damar ve bütün yaşamsal organları sığdıran Allah(cc) 612 sayfalık bir kitaba kainatta ki her türlü bilgiyi yüklemeye kadirdir ve yüklemiştir. Bu kitap öyle ilahi bir kitaptır ki her kelimesinin ihtiva ettiği mana milyonlarca sayfaya sığmaz. Hangi soruya cevap ararsanız arayın bu kitapta mevcuttur. Tabi bulma kapasitesi olana Her türlü derdin dermanı, her türlü hastalığın şifası, her türlü problemin çözümü, bu kitapta mevcuttur. Bu kitabı her okuyan kapasitesine göre bir şeyler alır. 1400 yıl önce bu kitabı okuyan o günkü problemlerin çözümünü bulmuş 1400 yıl sonraki bizlerde bugünkü problemlerimizin çözümünü buluyoruz. 1400 sene sonrakilerde o günkü problemlerinin çözümünü yine bu kitapta bulacaklardır. Bu kitabın mucizevi olması ve Allah’ın sözü olması dolayısıyla bunda şaşacak bir şey yoktur. Kuran-ı kerim her devire her çağa hitap eder. Bilgi seviyesi ne olursa olsun her seviyedeki insana hitap eder. Dünyevi veya uhrevi geçmiş veya gelecek, her şey ama her şey bu kitapta mevcuttur. Yaş, kuru, canlı, cansız, görünen görünmeyen, dünyevi, uhrevi, akla gelen, gelmeyen, küçük, büyük, sosyal, fenni, ilmi, psikolojik, siyasi, aklınıza hangi bilim ve ilim dalı gelirse gelsin Kuran-ı kerimde mevcuttur. Esasında insanın ilmi kapasitesi ne kadar gelişirse gelişsin, bu kitabın ilimi kapasitesinin dışına çıkamaz. Edebiyatçılar ne kadar edebi eserler yazarlarsa yazsınlar. Bu kitap kadar edebi kitap yazamazlar, şairler ne kadar güzel şiir yazarlarsa yazsınlar bu kitabın şiirsel anlatımına ulaşamazlar. Tarihçiler ne kadar uğraşırsa uğraşsınlar bu kitabın ulaştığı tarihsel verilere ulaşamazlar. Bilim adamları ne kadar uğraşırsa uğraşsın bu kitabın bilimsel yapısına ulaşamazlar. Müzisyenler ne kadar güzel şarkı türkü ilahi üretirse üretsin kuranın verdiği hazzı insanlara veremezler. Kalplere verdiği manevi duyguyu veremezler. Bugüne kadar yapılmış ve kıyamete kadar yapılacak olan bütün icatların kaynağı Kuran’dır yani bütün icatlar Kurandan ilham alınarak icat edilmekte bundan sonra yapılacak olan icatlarda kurandan ilham alınarak icat edilecektir.

ECNEBİ ALİMLER İCADLARINI KURANDAN ESİNLENEREK BULDULAR

Kuran-ı kerimde açıkça belirtilen konular ne yazık ki yüzyıllar sonra ecnebiler tarafından keşfedilmiş Kuran dan ilham alarak Kuranı incelenerek bu icatları yapan Yahudi ve Hiristiyanlar buldukları icatları biz Müslümanlara milyarlarca dolara satmışlardır. Her türlü karları olmuştur. Sadece maddi değil manevi olarak ta İslam’a büyük darbe vurmuşlardır. Şöyle ki Kurandan ilham aldıkları halde İslam’ın geri bir din olduğunu Hiristiyanlık ve Yahudiliğin ileri bir din olduğunu ispat etmeye çalışmışlardır. Kuranın çağ dışı bir kitap olduğunu Müslümanlara inandırmaya çalışmışlardır. Böylece hem Müslümanları Kurandan uzaklaştırmışlar, hem de Müslümanları sömürmüşlerdir. lisede okuyan herkes bilir ki bize öğretilen şey teknik icatların tamamının 16.17. yüzyıllarda Hiristiyan ve Yahudi alimlerince icat edildiğini bunların içinde bir tek Müslüman olmadığını bize öğretmişlerdir. Gerçi biz İslam alimleri yazımızda bunun böyle olmadığını ispatladık şimdide onların yaptığı icatların Kurandan ilham alınarak yapıldığını ispat edeceğiz inşallah. Onların 300 400 sene önce bulduklarını iddia ettikleri şeylerin 1400 sene önce indirilen Kuranda olduğunu çok açık şekilde göreceksiniz. Konuya geçmeden kafalarda oluşabilecek şu iki soruya cevap bulalım. Mademki Kuran-ı kerimde bütün bu icatlar vardır mevcuttur neden yüzyıllardır gelen binlerce İslam alimi bu ayetleri fark edememişlerdir? Milyonlarca Müslüman bu kitabı okuyup dururken ayetlerin meallerini okurken hele hele Araplar kendi dillerinde olan Kuran ayetlerindeki bu açık seçik ayetleri nasıl olur da fark etmezler. Nasıl olur bir İngiliz bir alman anlar. Bunun sebebi şudur. Müslüman alimler tefsirciler. Kuranın uhrevi bir kitap olması yönünü ele alıp dünyevi ve maddi yönünü görmezden gelmişlerdir daha doğrusu Muaviye ve oğlu yezit Kuranı kerimi yaşayan bir kitap olmaktan çıkarmışlardır. Kuranı kerimin arapcasının okunması gerektiğini, mealini okumanın günah olduğunu, mealle amel etmenin günah olduğunu Kuranı ancak alimlerin anlayacağını, normal vatandaşın Kurandan bir şey anlayamayacağını, bazı ayetlerin hükümlerinin kaldırıldığını,(Nesh)ayetlerin çoğunun Allahtan başka kimsenin anlayamayacağı(müteşabih) ayetler olduğunu (Allah mademki anlaşılmayacaktı süs olsun diye mi o ayetleri indirdi tövbe haşa)yani müteşabih ayetler olduğunu nesh eden ve nesh edilen ayetler olduğunu, Kuranı tefsir etmenin çok büyük bir günah olduğunu, hatta Müslümanların bilimle, teknikle, kültürle, sanatla ilgilenmelerinin çok büyük günah olduğunu bu ilimlerin gavurlara ait olduğunu, yeni icat edilen teknik aletleri kullanmanın çok büyük günah olduğunu gavur icadının kullanılamayacağını Müslümanlara inandırmışlardır. Abarttığımı düşünüyorsunuz değil mi? Öyle sanın keşke öyle olsa biliyor musunuz ki bu memlekete matbaa Avrupa’dan tam 400 yıl sonra girmiştir. Evet ne yazık ki bu bağnaz yobaz kafalar yüzünden 400 yıl Müslümanlar ilimden okumaktan bilimden geri kalmışlardır ve hala bu 400 yıllık açık kapatılamamıştır. Gerekçe nedir gerekçe gavur icadı olmasıdır. Bırakın eskiye gitmeyin bugün bile televizyon, telefon, bilgisayar gavur icadıdır diye kullanmayan gerici yobazlar mevcut. Onlara yobaz dedim diye kızacaklar ama az sonra yazacağım ayetleri okuyunca Kuranın ne kadar ilerici kendilerinin ne kadar gerici olduklarını anlayacaklardır.

Sayın okurlarım şimdi ham sofuların ayetleri nasıl anladığını bilim adamlarının nasıl anladığını görelim.

DENİZDE TATLI SU VE TUZLU SU ARALARINDA SET OLMADAN BİRBİRİNE KARIŞMADAN AKAR BU AYETİN ANLAMINI 1400 YIL SONRA KAPTAN KUSTO FARKETMİŞTİR.

AYET.(Rahman.19-20) ”İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştik. Aralarında bir engel vardır. Birbirlerine geçip karışmazlar.''

AYET.” Yine(Furkan.53)”Birinin suyu tatlı susuzluğu giderir. Diğerin ki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve onların aralarına bir engel aşılmaz bir sınır koyan odur.” Şimdi bu iki ayeti din adamları Allah’ın cennette insanlara bahşedeceği bir lütuf bir ikram olarak algılamıştır. Yüzyıllar boyunca Müslümanlar bu olayın cennette vuku bulacağına inanmışlardır. Elbette cennette bu ve bunun gibi nice ikramlar olacaktır. Ancak burada önemli olan husus teknik bilgiden yoksun olan deniz araştırmalarında ileri tekniğe sahip olmayan Müslümanlar elbette bu olayın dünyada da olabileceğini bilemezlerdi Ancak yüzyıllar sonra deniz altı araştırmacısı kaptan Kusto atlas okyanusunda bu olaya şahit olmuştur. Ve bu olayın 1400 yıl önce Kuran-ı kerimde olduğunu öğrenince Müslümanlığı seçmiştir. Demek ki gerici olan İslam değil Müslümanlardır. Üzüldüğüm bir noktada şu ki İslam alimleri mütevazilik gösterip biz bu ayetin mahiyetini anlayamıyoruz. Dememişlerdir. Gurur, kibir yapmışlardır. Bırakın bunu başka türlü tefsir eden alimleri kafirlikle suçlamışlardır. Başka bir örnek

7 KAT GÖKTE 7 KAT YERDE KATMAN OLDUĞUNU BİZE BİLDİREN KURAN-I KERİMDİR.

AYET:(Şura.29)”Yedi kat gökleri ve yeri ve bunların içine yayıp ürettiği canlıları yaratması da onun delillerindendir. O dilediği zaman bunları bir araya toplamaya da kadirdir.” Şimdi bu ayetten din adamları ne anlıyor bilim adamları ne anlıyor. Din adamları bütün ayetleri gayp alemiyle bilinmeyen görünmeyen ruhani varlıklar, melekler, v.b 7 kat yerin dibinde de şeytani varlıklar cin v.b canlılar olduğunu göze görünmeyen bu canlıların kıyamette bir araya geleceklerini anlamışlardır. Halbuki bilim adamları Bu ayetten yola çıkarak göklerin yedi tabakadan oluştuğunu teleskopla incelemişler ve kuranın 1400 sene önce bildirdiği 7 tabakayı atmosfer, stratosfer, mazosfer gibi latince kelimelerle sanki kendileri bulmuş gibi ortaya çıkmışlardır.7 kat yerdeki tabakaları da tesbit etmişlerdir. Ve bu ayette adı geçen canlıları aramaktadırlar.

NASA ATMOSFERİN DELİNİP GEÇİLEBİLECEĞİNİ KURAN-I KERİMDEN ÖĞRENMİŞTİR.

Bugün Nasa merkezinde milyarlarca dolar para harcanarak harıl harıl çalışılmakta gökyüzünde canlılar aranmaktadır. Aya çıkılmış şimdi de Marsa keşif uçağı gönderilmiş Marsa insan gönderme hazırlıkları başlamıştır. Adamlar aya otel yaptılar turist getirecekler biz sofiler hala ay nurdur aya ayak basılamaz onlar aya çıkmadılar yalan söylüyorlar gibi masallarla hem kendilerini hem bizi yanıltıyorlar. Amerikalı uzaya çıkma hazırlığını yaparken de Kurandan faydalanmıştır. Önce atmosfer delinip geçilebilir mi? bunun hesapları yapılmış sonra şu ayete bakılarak bunun zor olduğunu ancak imkansız olmadığını anlamışlar ve atmosfere büyük bir enerji gücü olan hidrojen ve atom enerjisi gücüyle ve atmosferin sıcaklığına ve sürtünmeye dayanıklı alaşımlar yaparak atmosferi delip uzaya açılmayı başarmışlardır işte onlara yol gösteren ayet.

AYET:(Rahman.33)” Ey insan ve cin toplulukları eğer göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin; Ancak büyük bir güçle bunu başarabilirsiniz.” bu ayeti din adamlarımız Allah’ın insanlara bir tehdidi olarak algılamışlar. Asla bunun başarılamayacağını anlamışlar ve öyle aktarmışlardır. Halbuki Bu ayet incelendiğinde ayetin sonunda bunu ancak Allah başarır dense idi doğru idi fakat böyle bir şey denmiyor açık kapı bırakılıyor. Büyük bir güçle bunu başarabilirsiniz deniyor işte Nasadakiler buna dayanarak atmosferi delmeyi başarmışlardır.

DÜNYANIN, GEZEGENLERİN VE MADDENİN EN KÜÇÜK PARÇASI ATOM ÇEKİRDEĞİNİN KENDİ ETRAFINDA DÖNDÜĞÜNÜ KURAN GALİLEDEN 1100 YIL ÖNCE HABER VERMİŞTİR.

Sayın okuyucularım lisede okuyan herkes dünyanın döndüğünü ilk bulanın Galile (1700) olduğunu bilir, ama hiçbiri Galile’den 1100 yıl önce şu ayetin açıkça sadece dünya değil, güneşin, ayın, gezegenlerin kendi etrafında döndüğü gibi güneşin etrafında da döndüğünü bilmez. Halbuki bize açıkça bildiriyor Kuran. Peki nasıl oluyor da bu kadar açık ayet olmasına rağmen Müslümanlar bunu anlayamıyor. Bazıları anlıyor da kimse cesaret edip açıklayamıyor neden çünkü Kuranı açıklamak büyük günah ayetlere yorum getirmek günah kim yorum yapabilir ki sadece Muaviye ve yezit yorum yapabilir. İmam’ı azam böyle bir hata yaptı yani ayetlere yorum getirmeye kalktı hapse atıldı ve hapiste öldü. Onun gibi nice alimler ya hapiste öldüler ya öldürüldüler ve zaten yazdıkları kitaplar imha edildi yakıldı ve Muaviye’nin yezidin keyfine göre zorla kitap yazdırıldı bize ulaşan kitaplar işte o kitaplardır yani zorla yazdırılan ve Muaviye ve Yezidin ve onların adamlarının istediği şekilde yazılan kitaplardır. İşte ayet.

AYET:(Neml.88) ” Sen dağları görürsün de onları yerinde durur sanırsın oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. Bu her şeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatıdır. Güneş ay ve gezegenler kendi yörüngeleri etrafında dönerler.” işte başka ayet

AYET:(Enbiya-33) ”O geceyi ve gündüzü güneşi ve ayı bütün gezegenleri yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.” Sayın okurlarım bu ayetler o kadar açık ki 1000 yıl bu ayetleri Müslüman alimlerin çözememesi, anlayamaması mümkün değildir. Sizce de bunda bir bit yeniği yok mudur?

AYET:(Yunus-61)''Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir kitabdadır.’’

YAĞMURUN BULUTLARIN BİRLEŞMESİNDEN MEYDANA GELDİĞİNİ 1400 YIL ÖNCE KURAN-I KERİM HABER VERDİ

İşte size bir başka gariplik yağmurun bulutların birleşmesiyle meydana geldiğini bulan kişi Franklin(1742) yılında bulmuştur. Halbuki ondan yine 1100 yıl önce kuran-ı kerim bakın nasıl açık ve net yağmurun oluşumunu bize gösteriyor. Buyurun ayetleri okuyun siz karar verin

AYET:(Nur.43) ” Görmüyor musun? Allah bulutları sürer sonra onları toplar, sonra onlar birbiri üzerine yağar, sonra onların arasından yağmurun çıktığını görürsün.

AYET: ”(Hicr.22)” Aşılayıcı rüzgarları gönderip gökyüzünden yağmur yağdırdık size onu içirdik yoksa siz onu toplayamazdınız.” şimdi soruyorum size bu ayetlerin ne demek istediği gayet açık değil mi? Yağmurun nasıl oluşacağını çocuğun bile anlayacağı bir sadelikte ve kolaylıkta bize sunmuyor mu? Sunuyor peki nasıl oluyor da o kadar büyük alimler yetiştirmiş olan İslam aleminden bir Allah’ın kulu çıkıp bu ayetleri yorumlamıyor. Çünkü Kuranın ayetlerini yorumlamak büyük günah haram; nasıl çıldırma nasıl kahretme nasıl vah etme nasıl beddua etme İslam’a verilen zararları görüyorsunuz değil mi? Allah(CC) hakkımız kadar her Müslümanın tek tek hakkı kadar ver belalarını yarabbi. Tüm bu İslam aleminin günahlarını sırtlarına yükle onları kahru perişan eyle yarabbi. İşte başka bir konu başka bir ayet.

PARMAK İZİ 1884 DE BULUNDU HALBUKİ 1200 YIL ÖNCE ŞU AYET AÇIKLAMIŞTI ZATEN

AYET: (Kıyame1-4) ” Kıyamet gününe yemin ederim ve kendini ayıplayan (nefsi levvameye) nefse yemin ederim ki insan kemiklerini toplayamayacağımızı mı sanıyor? Evet biz onun parmak uçlarını bile düzeltmeye kadiriz.” Bu ayeti de ne yazık ki (1884) yılında İngiltere de anlıyorlar ve insanların parmak uçlarının hiç birinin birbirine uymadığını fark ediyorlar.” yani Kuranın inzalinden tam 1200 yıl sonra vah anam vah boşa geçen tam bin yıl aman Allah’ım.

CANLI CANSIZ HER ŞEY KONUŞUR HAREKET EDER VE ALLAHI ZİKREDER

1400 yıl önce inzal olan Kuran-ı kerimde yüce Allah(cc) canlı ve cansız her şeyin ama her şeyin Allah’ı zikrettiğini ve Allaha secde ettiğini bize bildiriyor. maalesef bizler bu ayetlerin içeriğini bilmediğimiz teknikte ve bilimde geliştirilmediğimiz, önümüz kapatıldığı için İslami ilimlerin dışında ki ilimlerle uğraşmak boş, faydasız, fuzuli ve hatta suç sayıldığı için bu ayetlerin müteşabih yani anlamı anlaşılamaz ayetler olduğunu söyleyip işin içinden çıktık. Bize göre canlılar konuşabildiği ve hareket edebildiği için Allah’ı zikrederler ama cansızların zikretmesi ve ibadet etmesi imkansızdır. Ne zaman ki batılılar atomu keşfetmişler ki bununda tüyosunu ilhamını işaretini kurandan yani

AYET:(Yunus-61)''Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir kitabdadır.’’

ayetten alarak maddenin en küçük parçasının atom olduğunu atomun ortasında çekirdek ve çekirdeğin etrafında büyük bir hızla ve büyük bir güçle dönen ve dönerken sürtünmeden dolayı ses çıkaran elektronlar olduğunu ispat etmişler bununla da yetinmeyip o büyük gücü yani atomu parçalayarak atom bombasını icat etmişlerdir. Böylece anlaşılmıştır ki canlı cansız bütün maddeler Allah’ı hem tesbih ediyor hem de ibadet ediyor. Atomun çekirdeği etrafında dolaşan elektronların çıkardığı seslerin Allah’ı zikretmek ve dönmesinin de Allaha ibadet olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu demek oluyor ki aklımıza gelen her şey kalem, defter, masa, sandalye, kağıt, dağ, taş, göklerdeki bütün canlı cansız varlıklar, yerin altındaki canlı cansız varlıklar, melekler, bitkiler, ağaçlar, gök gürültüsü, her şey ama her şey Allah’ı zikreder ve secde eder. Atom çekirdeğinin etrafında dönen elektronlar sürekli saat yelkovanı istikametinde dönerler. Asla ters dönme olmaz büyük bir nizam ve intizam vardır. Sadece atom un içindeki elektronlar değil dünya, gezegenler, güneş, yıldızlar, ve büyük küçük kainatta bulunan her şey Allah’ı zikreder ve Allaha secde eder. Hacıların Kabe’nin etrafında tavaf yapması işte bu dönüşü sembol olarak göstermedir. Sayın okurlar. İşte bugün bize gayet mantıklı gelen bu olayı eskilerin kabullenmesi mümkün değildi. Atomu tanımadıkları ve bilmedikleri için bu ayetlere müteşabih manasını anlaşılamayan ayetler diyerek işin içinden çıkmışlardır. Buda bize Kuranın bir mucize olduğunu gösteriyor . Çünkü bin yıl önce müteşabih olarak bilinen ayetler bin yıl sonra muhkem yani manası anlaşılır ayetler haline gelebiliyor. Bugün bizim için müteşabih olan ayetler bin yıl sonra muhkem manası anlaşılır ayetler haline gelecektir.

Her şeyin Allah’ı zikrettiğine ve secde ettiğine dair ayetlerin birkaçı şunlardır.

AYET:(Rad.15)”Göklerde ve yerde bulunan canlı ve cansız her şey ve onların gölgeleri sabah akşam ister istemez sadece Allaha secde ederler. ”Bu ayetten açıkça anlaşılacağı gibi bütün canlı ve cansızlar hatta onların gölgeleri evet gölgeleri bile Allaha secde ederler hem de zorunlu olarak mecburen sürekli istem dışı Allaha secde ederler. Maddenin en küçük parçasının içindeki atom çekirdeğinin etrafında sürekli dönen yani secde eden elektronlar ve dünya, gezegenler, ay, güneş sürekli dönerek Allaha secde ediyorlar.

SADECE CANLI CANSIZ DEĞİL RUHANİ VARLIKLARDA HAREKET EDER VE ALLAHA SECDE EDER

AYET: (Nahl.49-50)”Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler büyüklük taslamadan Allaha secde ederler.” Bu ayetten de anlıyoruz ki sadece canlılar değil sadece cansızlar değil bütün ruhani varlıklarda Allaha secde eder. Melekler v.b yine

AYET: (isra.44)”Yedi kat gök ve kat yerde ve bunlarda bulunan her şey ama her şey Allah’ı tesbih eder, zikir eder. Onu övgü ile tesbih ve zikir etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız.” Bu ayette de açıkça görüldüğü gibi Kainatın 7 kat gök ve 7 kat yer tabakasından oluştuğunu ve bu tabakalarda bulunan her şeyin ama her şeyin Allah’ı zikrettiğini bize bildiriyor.

AYET:(Haşr.1)” Göklerde ve yerde olanların hepsi Allahı tesbih etmektedir. O üstündür. Hikmet sahibidir.” yine

GÖK GÜRÜLTÜSÜ ALLAHI HAMD VE TESBİHTİR MELEKLERDE ONUN HEYBETİNDEN TESBİH EDERLER

AYET:(Rad.13)” Gök gürültüsü Allah’ı hamd ile tesbih eder. Meleklerde onun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar(kafirler) Allah hakkında mücadele edip dururken o yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar.''

Şu birkaç yıl önce bize yazdığın kalem kağıt, taş toprak her şey Allah’ı zikrediyor dese herhalde deli damgası vururduk değil mi? O halde kıt aklımızla manasını anlayamadığımız ayetleri anlaşılamaz Allah tan başkası bunu anlamaz diyeceğimiz yerde dürüst olalım ve bu ayeti anlayamadığımızı ilmimizin buna yeterli olmadığını ama ilerde elbette bu ayetin ne demek istediğinin anlaşılacağını söylememiz gerekir Ama maalesef bu yapılmıyor cahilliklerin gizlenmesi amacıyla Allaha iftira atılıyor. Bu ayetler sadece Allah’ın bilebileceği ayetler denilerek. Yazık çok yazık. Emin olun İslam düşmanları içimizdeki düşmanlardan cahillerden, menfaatcilerden, münafıklardan daha fazla İslam’a zarar vermemişlerdir. Nasıl bir oyun oynadıklarını İslam’da müteşabih konusunda ayrıntısı ile yazdık merak edenler bakabilir.

BU KURAN BİZE ÖĞÜT, HİDAYET, RAHMET, HERŞEYİN AÇIKLAYICISI MÜJDEDİR HER TÜRLÜ DERDİN DEVASI KURAN’DADIR.

AYET:(Nahl.89)”Sana bu kitabı her şeyin açıklayıcısı bir hidayet, bir rahmet ve Müslümanlar için bir müjde olmak üzere peyderpey indirdik.”

Bakınız bu kuran Allahtan bizlere bir öğüt. Kalpler de gönüllerdeki dertlere(can sıkıntısı, stres, psikolojik bozukluklar, ve bütün ruhi hastalıklar, üzüntü, daralma, korku v.b psikolojik ve sosyolojik aklımıza gelen her türlü derde deva bu Kurandır. Böyle rahatsızlığı olanlar. Kuran okusunlar. Nazar, stres, sihir, büyü, haset, çekememezlik, kin, nefret, cin şerri gibi insanlara zarar verebilecek her türlü manevi ve ruhsal hastalıklardan sıkıntılardan insan ve cin şeytanlarının şerrinden cinlerin ve nefsin şerlerinden) kurtulmak isteyenler, hemen Kurana başvursunlar. Sahtekar üfürükçülere, kendine bile faydası olmayan psikologlara milyarlarca lira verip soyulmasınlar. Bir derdi olan Kurana başvursun zira bakın ayet ne diyor

AYET:(Yunus.57) ”Ey insanlar size Rabbinizden bir öğüt gönüllerde olan dertlere bir şifa müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” Demek ki her türlü derdin şifasını Kurandan arayacağız.

KIYAMETE KADAR OLANLAR VE OLACAKLAR BU KURANDA MEVCUTTUR

Bu ayette cenabı hak öğüt almak isteyen Kurana başvursun. Derdine deva arayanlar Kurana başvursun, hastalığına şifa arayanlar Kurana başvursun. Bu kitap öyle bir kitaptır ki Onun benzeri asla yazılamayacaktır. Onun bir kelimesi dahi asla değiştirilemeyecektir. Cenabı hak 1400 yıl önce meydan okumuş ve iç ve dış İslam düşmanları ne kadar uğraştıysalar bir kelimesini dahi değiştirememişler. Ancak ayetlerin yorumlarıyla istedikleri gibi oynamışlardır. Bazı ayetlere yorum yapılamayacağını bazı ayetlerinde hükmünün kaldırıldığını söylemişler böylece İslam’a korkunç zararlar vermişlerdir. İnsan oğlu ne kadar bilgili olursa olsun ne kadar alim olursa olsun. Bilgisi Allah’ın ona çizdiği sınırların dışına çıkamaz. Allah insanın zekasına bir kapasite koymuştur. Onun sınırını aşamaz. İşte bu nedenledir ki batılı ilim adamları kurandan aldıkları işaret ve tüyolarla icatlar yapmakta ve bu yaptıkları icatları kendi görüşleri imiş gibi lanse etmektedirler. Ve Müslümanlara satmaktadırlar. İşte ayet.

AYET:(Bakara.29)”Yarabbi seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakim olan sensin sen” Bu ayette de açıkça görüldüğü gibi bütün meleklerin, cinlerin ve insanların bilgisi Allah’ın öğrettiği kadardır. Onun çizdiği sınırı hiç kimse aşamaz. Bütün bilimlerin ana kaynağı Kuran-ı kerimdir. Bütün ilim, fen, v.b ilimlerin anahtarı Kuran-ı kerimdir. İşte ayetler

AYET:(Ali imran.138)”Bu kuran bütün insanlığa bir açıklamadır. Takva sahipleri içinde bir hidayet bir öğüttür.”

AYET:(Taha.113)”Biz onu böylece arapça bir kitap olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar. bu sayede günahlardan korunurlar. Yahut ta o kuran kendileri için bir ibret ortaya koyar.

KURAN-I KERİM BAŞKA DÜNYALARDA CANLI VARDIR BUYURUYOR

AYET:(Enbiya.107)”Ey Resulum biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” başka ayette

AYET:(Sebe.2) ''Yerin içine gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni, oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır''

Ayetinde olduğu gibi başka alemler de başka dünyalarda hayat olduğunu ispatlıyor. Ne yazık ki alimler bu iki ayeti de tefsir edememişler ama biz bu bilgiye sahip değiliz. İlerde bu ayetlerin tefsiri daha iyi anlaşılacaktır dememişlerdir. Sayın okurlarım bize şöyle bir itirazda bulunuyorlar diyorlar ki siz bir icat oluyor olduktan sonra bak bu falanca ayette vardı diyorsunuz. Niçin icat olmadan ilerde şu icat yapılacak bu Kuranda şu ayettedir demiyorsunuz. Diye bize eleştiriyorlar. İşte söylüyoruz şu anda başka dünyalarda canlılar olduğu hayat olduğu tesbit edilebildi mi hayır. Aranıyor işte diyoruz ki bu ayetler bize başka dünyalarda hayat olduğunu ispatlıyor. Başka dünyalarda hayat bulunacak diyoruz. Peki şu anda ışınlama gerçekleşti mi? Yani ışık hızıyla giden bir araç üretildi mi hayır çalışmalar devam ediyor. Biz diyoruz ki gene ayetlere dayanarak ki(Sebe.38-40) ayetlerde Hz. Süleyman Belkıs’ın tahtını nasıl göz açıp kapatıncaya kadar bir alime getirttirdiyse yani ışık hızı ile o taht nasıl binlerce kilometreden göz açıp kapayıncaya kadar geldiyse ilerde bu gerçekleşecek diyoruz. Yine ayetlere dayanarak diyoruz ki yeryüzünde hiçbir ses ve görüntü yok olmaz. İlerde tarihte kalmış bütün sesler ve görüntüler seyredilebilecektir. ve bütün canlıların çıkardığı sesler anlaşılabilecektir. Nasıl ki Hz Süleyman kuşlarla ve bütün hayvanlarla konuşabiliyorsa. Bizde konuşacağız. Nasıl ki Hz Süleyman cinlerle konuşabiliyorsa bizde konuşacağız. Sayın okurlarım 1000 yıl önce mucize olan şey 1000 yıl sonra normal karşılanır ve hayatta kullanılır. Nasıl ki 1000 yıl önce televizyon, telefon, telgraf, faks, bilgisayar, radyo, v. b icatlar mucize idiyse ve bugün çocukların bile kullandığı bir oyuncak olduysa bize mucize gibi gelen şeyler 1000 yıl sonra gayet normal kabul edilecektir.

BU KURAN HER ŞEYİ AÇIKLAYAN BİR KİTAPTIR

Sayın okuyucularım eğer karanlıktan kurtulup aydınlığa kavuşmak istiyorsak kurana sarılmalıyız.

AYET:(Hadid.9) ”Bu kuran insanları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için apaçık ayetlerle doludur.” Dikkat ettiyseniz Müslümanları demiyor insanları diyor. yani hangi dinden olursa olsun Kuranı anlayanlar doğru yorumlayanlar aydınlığa çıkar. Maalesef öyle olmuş ehli kitap yani Hiristiyan ve Yahudiler Kuranın ayetlerini yorumladılar ve o yorumlardan yola çıkarak icadlar keşifler yaptılar yani karanlıktan cahillikten kurtulup aydınlığa yani ilme fenne bilime ulaştılar. Bakınız şu ayete

AYET:(Zümer.9)” Andolsun ki biz öğüt alsınlar diye bu kuranda insanlara her türlü misali verdik.” Tekrar okuyalım biz insanlara ibret alsınlar diye her türlü misali verdik yine insanlar deniyor Müslümanlar denmiyor bu misallerden bu işaretlerden, bu tüyo lordan kim istifade ederse kim anlarsa o istediğine kavuşur. Şu ayete bakınız

AYET:(Yusuf.111) ” Bu kuran uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat o kendinden öncekileri tastik eden ve her şeyi, açıklayan bir kitaptır. İman eden toplum için ise rahmet ve hidayettir.”

Tekrar okuyalım her şeyi açıklayan her şeyi açıklamak ne demektir acaba izaha, tevile, tefsire, yoruma, şerhe veya bir başka şeye ihtiyaç var mı acaba? Allah(cc) diyor ki ben bu kitapta her şeyi açıkladım sen diyorsun ki yok Kuran yalan söylüyor. Allah yalan söylüyor haşa Kuranda her şey açıklanmamıştır. Böyle bir yol böyle bir anlayış böyle bir iddia insanı kafir yapmaz mı yoksa ben mi? yanlış biliyorum Kuranın tek ayetini dahi inkar eden kafir olmaz mı.? Kuranla amel edilmez Kuranda her şeyi bulamazsın sen alimlerin sözüne bak Kuranı her okuyan fetva veremez hüküm çıkaramaz. Kuran hiç kimsenin anlayamayacağı sadece bazı alimlerin keyiflerine göre yorumlayacağı bir kitaptır. Dersen kafir olmaz mısın? Defalarca izah ettik tekrar izah edelim. Hadisi şeriflerin yazılmasına toplanmasına . Halife döneminden sonra yani Yani son halife Hz. Aliyi şehit ettiren. Ondan önce Hz. Osman’ı ve ondan önce Hz. Ömer’i şehit ettiren. Hz Ali’yi, Peygamberimizin(sav) eşi Hz Aişe ile savaştıran meşhur deve savaşı yani Sıffın savaşına ve orada sahabilerden 70 kişinin şehit olmasına sebep olan ve bununla da yetinmeyip kendi oğluna Peygamberimizin torunları Hz. Hasan ve Hz Hüseyini ve tüm ehli beyti şehit ettiren Peygamber efendimizin tamamen soyunu kurutan, Muaviye devrinde yazılmıştır. Yani Peygamber efendimizden 300 yıl sonra işte böyle bir devirde hadisler toplanmış ve yazılmıştır. Dolayısıyla Hadislerin arasına bir çok hadis olmayan yani peygamberimizin sözü olmayan hikayeler, masallar, sözler eklenmiştir. Biz Müslümanlar olarak hadislerin ravisi sağlam mı değil mi yani rivayet edenler. Yani sözü söyleyenler. Biz buna bakarız ancak bu yetmez. Bizim elimizde kapı gibi şablon var nedir o? şablon Kuran-ı kerim. Eğer söylenen söz Kuran-ı kerimin ruhuna, içeriğine, amacına, gayesine, bütününe ters değilse elbette bu sözü hadisi şerif olarak kabul ederiz ve baş tacı ederiz ama Kurana ters, Kuranın amacına, ruhuna bütününe ters ise ravisi kim olursa olsun kim söylemiş olursa olsun kabul etmeyiz. Niçin çünkü Peygamberimiz(sav) öyle buyuruyor da ondan

HADİS: ''Eğer bir söz kurana, ahlaka ve benim yaşantıma ters ise bilin ki o söz benim değildir. Kuran anayasadır benim sözlerim ise kanundur ve asla hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz. Benim sözlerim kuranın tefsiridir, benim sözlerim kuranın açıklamasıdır. ''O halde Muaviye’nin zoruyla yazdırılan ve kuranın özüne aykırı olan hiçbir sözü kabul etmiyoruz etmek zorunda da değiliz.

BİLİM DALLARININ TAMAMI KURANDAN ÖĞRENİLMİŞTİR

Sayın okurlarım bu Kuranı hakkıyla inceleyen insan tarihçi ise tarihten, matematikci ise matematikten, fizikçi ise fizikten, kimyacı ise kimyadan, tıp bilimi ile meşgul ise tıptan, sosyoloji ilmi ile meşgul ise sosyolojiden, psikoloji uzmanı ise psikolojiden, İslam ilimleri ile uğraşıyorsa İslam dininden, mantıkcı ise mantıktan, astroloji ile ilgili ise astrolojiden, metafizikçi ise metafizikten, hukukçu ise hukuktan, yönetici ise yönetimden, ordu komutasında uzman ise, savaştan velhasıl hangi konuda olursa olsun hangi dalda olursa olsun mutlaka kendi uzmanlık dalıyla ilgili bir işaret, bir iz, bir misal, bir şablon, bir ilham, bir kaynak, bir his, bir yardım görecektir Kurandan. Tabi herkes uzmanlığı ile alakalı bir ipucu bulur. Bir ressam bir resimden çok şey çıkarır ama ressam olmayan hiçbir şey anlamaz. Defalarca belirttiğimiz gibi eğer bizde muasır ileri bir teknoloji ve kalkınma istiyorsak en az Hiristiyan ve Yahudiler kadar Kurana eğilmeli ve önümüzü açmalıyız. Her konuda uzmanlar yetiştirmeli ve bu uzmanların Kuran-ı kerimden faydalanmalarını sağlamalıyız. Kuran sesleniyor duyanlara işte ayetler

AYET:(Zuhruf.44)”Doğrusu kuran sana ve kavmine bir öğüttür.” (Duhan.58)”Biz onu öğüt alsınlar diye senin dilinde indirdik ve kolayca anlaşılmasını sağladık”

AYET:(Kamer.32)” Andolsun ki biz kuranı anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu”?

Evet sayın okuyucular Allah(cc) Yemin ederek diyor ki ben Kuranı kolay anlayasınız diye öğüt alasınız diye kolaylaştırdım. Düşünüp öğüt alan yok mu? Kolay anlayasınız diye sizin dilinizde indirdim Allah (CC) aşkına daha ne desin Allah(CC) bunun gibi onlarca ayet olmasına rağmen Kuranın ayetleri müteşabih anlaşılmayan ve Allahtan başka kimsenin anlayamayacağı ayetlerle doludur demek akıllı bir insanın imanlı bir insanın Kurana inanan bir insanın kafir olmayan bir insanın vicdan sahibi bir insanın iddia edebileceği şey midir? Sayın okuyucularım sürekli aynı konuya bende temas etmek istemezdim ancak dinimize ve toplumumuza verilen zarar Müslümanlara verilen zarar o kadar büyük ki anlatmakla bitmez. Korkunç zararlar gördü bu Müslümanlar. İçim yanıyor kahroluyorum beni mazur görün lütfen kabullenemiyorum ne yapayım elimde değil.

AYET:(Ali imran.138)”Bu kuran bütün insanlığa bir açıklamadır. Takva sahipleri içinde bir hidayet bir öğüttür.

AYET.”(Taha.113) ”Biz onu böylece Arapça bir kitap olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar bu sayede günahlardan korunurlar. Yahut ta o Kuran kendileri için bir ibret ortaya koyar.

AYET:”(Enbiya.107)” Ey Resulum biz seni ancak Alemlere rahmet olarak gönderdik.”

Sayın okurlarım bunca ayete rağmen hala öğüt almayanlar için bakın Allah(cc) ne buyuruyor.

AYET:(müddessir.49-51)” Böyle iken onlara ne oluyor ki adeta aslandan kaçan yaban eşekleri gibi öğütten kaçıyorlar.”

Bu ayet benim sürekli söylemek istediğimi özetliyor. Onlar öğüt almamak için yabani eşeklerin aslandan kaçmaları gibi kaçıyorlar. Ayetleri istedikleri gibi yorumluyor işlerine gelmeyeni görmezden geliyor. Kimisini de bunların hükmü geçti diyor işine gelmeyeni de bunun anlamını Allahtan başka kimse bilmez diyorlar. Ah deseler ki biz kafiriz, Kurana inanmıyoruz veya cahiliz anlamıyoruz. Mesele yok öyle demiyor alim görünüyor Müslüman görünüyor ve İslam’a en büyük zararı veriyorlar.

AYET:(Kehf.54)”Hakikaten biz bu kuranda insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür.”

UZAYA ÇIKILACAĞINI YERİN DİBİNE İNİLECEĞİNİ BİLDİREN AYETLER BAŞKA GEZEGENLERDE CANLI OLDUĞUNU NASA KURAN AYETLERİNİ TEFSİR ETTİREREK ANLAMIŞTIR. BUGÜN HALA NASADA 70 KADROLU TEFSİRCİ MEVCUTTUR

Sayın okurlarım denizden inci ve mercan çıktığını söyleyen ve öğreten balık tutmayı öğreten Kurandır. İşte ispatı

DENİZDE ÇOK KIYMETLİ TAŞLAR, İNCİ VE MERCAN OLDUĞUNU KURAN HABER VERMİŞTİR.

AYET:(Nahl.14) ”İçinden taze balık yemeniz için ve takacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi emrinize verdik.” Sayın okurlarım görüyorsunuz değil mi? Aradığınız her şeyi kuranda bulabilirsiniz derken Cenabı hak haşa boşuna dememiş değil mi. Haşa! Açın kitapları bakın inciyi kim bulmuştur falanca batılı, mercanı kim bulmuş keşfetmiş falanca Yahudi veya Hiristiyan kimse bu Kuranda var Kuran bunu öğretti demez. Uçak nasıl icat edildi peki şu ayetten yola çıkılarak işte ayet.

UÇAK KURAN-I KERİMDEN İLHAM ALINARAK İCAT EDİLMİŞTİR.

AYET:(Nahl.79)”Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmezler mi onları orada Allahtan başkası tutamaz.”

GEMİ KURAN-I KERİMDEN ESİNLEREK İCAT EDİLMİŞTİR.

Peki gemiyi kim icat etti diye sorun bakalım ne cevap verecekler. Tabi ki ecnebilerden birinin ismini verecekler halbuki Kuran gemiyi bize öğretendir. İşte ayet.

AYET:(İsra.66)”Rabbiniz lütfuna nail olabilmeniz için denizde gemileri sizin için yüzdürendir.”

peki gemiyi kim buldu gene mi ecnebiler hayır ta dünyanın kurulduğu zamanda yani Nuh (as) Allah(cc) geminin nasıl yapılacağını öğretti ve o bilgiyi bize 1400 yıl önce kuranla iletti. İşte ayet

AYET:(Kamer.139)” Nuh ada tahtalardan yapılmış çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.” Bu ayette maymundan geldiğimizi iddia eden aptallarda bir cevap ta Nuh zamanında gemi yapılıyordu. Çivi icat edilmişti ve tahta yapmasını biliyorlardı hiç maymun bunları yapabilir mi? Ey Allah’ım şu memlekette Darwin teorisi diye bize bile ders verdiler. İnsanların maymundan geldiğini ispat etmeye çalıştılar. Aman Allah’ım bu ne büyük yobazlık ne büyük saçmalık. Biyoloji dersinde hocamıza derdik ki hocam iyide bugünkü maymunlar beddualımı idi de bunlar maymun olarak kaldı da biz insan olduk her seferinde hocayı kızdırır dersi terk etmek zorunda kalırdı. Senin baban maymun olabilir ama bizim babamız Adem derdik hey gidi günler ne günler gördü şu memleket. İslam’dan soğutmak için nasıl şeytanlıklar nasıl planlar döndü her koldan saldırdılar saldırmaya da devam ediyorlar, ama Allah)cc) vaadi var çok şükür ne yaparlarsa yapsınlar İslam’ın kökünü kazıyamayacaklardır.

Sayın okurlarım baştan beri söylediklerimizi özetleyen bir ayet geliyor lütfen dikkatle okuyun. İşte ayet.

RABBİMİZİN SÖZLERİ DERYALAR MÜREKKEP OLSA BİR O KADARDA İLAVE OLSA DENZİLER BİTER RABBİMİZİN SÖZLERİ BİTMEZ.

AYET:(Kehf.109)”Deki Rabbinin sözleri olan Kuran için derya mürekkep olsa bir o kadarda ilave getirsek dahi Rabbinin sözleri bitmeden deniz tükenecektir.”

Sayın okurlarım ayetleri okuyorsunuz değil mi? Hiç yoruma mahal bırakmayacak kadar açık Kuranın ayetlerinin yorumunu yapabilmek için bütün okyanuslar ve denizler ve bunların iki katı bile olsa yetmeyecektir. Bu ayette bize Kuranın ne kadar büyük bir mucize olduğunu göstermektedir. Kuran bize gökler ve yerin dibine girip çıkanlar olduğunu, hem göklere hem de yerin dibine seyahat etmenin mümkün olduğunu ve şu anda da bu seyahati gerçekleştiren canlılar olduğunu bildiriyor. İşte ayet

7 KAT YERİN DİBİNE VE 7 KAT GÖĞE SEYAHAT GERÇEKLEŞECEKTİR.

AYET:(Sebe.2)” Yerin dibine gireni ve çıkanı, göklerden ineni ve çıkanı o bilir. ” Demek ki göklere inen ve çıkan var yerlerin dibine giren ve çıkan var Dolayısı ile hem başka dünyalarda canlılar var hem de seyahat edebiliyorlar. Öyle zaman gelecek ki biz insanlarda göklere çıkıp ineceğiz ve yerin dibine inip çıkacağız ve oradaki muhtevasını şeklini şemalini henüz bilmediğimiz canlılarla karşılaşacağız.

ALTIN BİLEZİKTEN KURAN-I KERİMDE BAHSEDİLİYOR.

Altın bileziği kim icat etti diye sorun bakalım alacağınız cevap yakın tarihlerde ecnebiler buldu olacaktır. Halbuki kuran 1400 yıl önce altın bilezikten bahsediyor. İşte ayet

AYET:(Zuhruf.53) ” Ona altın bilezik verilmeli değil miydi?”

KURAN-I KERİM GÜMÜŞTENDE BAHSEDER

Kuran gümüşten de bahseder. İşte ayet.

AYET:(Zuhruf.34)” Evlerin kapıları ve koltukları hep gümüştendir.” Kainatın sürekli olarak genişlediğini kim buldu tabi her zamanki gibi Hiristiyan ve Yahudiler öylemi acaba? 1400 yıl önce Kuran bundan bahsediyor. İşte ayet

KAİNATIN SÜREKLİ OLARAK GENİŞLEDİĞİNİ KURANDAN ÖĞRENİYORUZ.

AYET:(Zariyat.47)”Göğü biz kurduk elbette onu biz genişletiyoruz.”

ALLAH(CC) YARATTIĞI HERŞEYİ İNSANLAR İÇİN YARATMIŞTIR

Sayın okurlarım İmamı azam zamanında ateistin biri gezer dolaşır yeryüzündeki her şeyin tesadüfen oluştuğunu iddia edermiş ve gittiği yerde de var mı? Aksini ispat eden diye meydan okurmuş İmamı azamın bulunduğu şehre gelip yine meydan okuyunca demişler ki bizim daha öğrenci olan küçük bir alimimiz var eğer onu alt edersen bizimle tartışmaya girmeye hak kazanırsın ateist kendinden emin gelin topunuz gelin fark etmez demiş ve kabul etmiş İmamı azama durumu anlatmışlar oda falanca saatte falanca meydanda beni beklesin geleceğim demiş. 0 saat gediği halde İmamı azam gelmemiş ateist ne oldu sizin ufaklık bak korktu gelmedi demeye başlamış az sonra İmamı azam çıkıp gelmiş ona niye geç geldiğini sormuşlar demiş ki benim evim derenin karşısındadır. Dereyi geçmek için köprü yoktu ağaçlara emrettim köprü oldular bende köprüden yürüyerek geçtim. Deyince ateist sen çocuk mu? Kandırıyorsun hiç ağaçlar kendi kendine köprü mü olurmuş demiş. Bunun üzerine İmamı Azam be hey koca kafir sen ağacın kendi kendine köprü olacağına inanmıyorsun da koca Kainatın bunca yıldızların gezegenlerin kendi kendine oluştuğunu nasıl iddia edebilirsin. Demiş ateisti rezil etmiştir. Sayın okuyucularım belki inanmayacaksınız ama hala doğa kendi kendini yaratır diyen kalın kafalı ateistler var ne diyelim. Allah akıl fikir versin. Bu konuyu niçin açtım az sonra bu konuda ayet yazacağım da ondan işte ayet

ALLAH(cc) HERŞEYİ BİR ÖLÇÜYE GÖRE YARATMIŞTIR.

AYET:(Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık:” gerçekten de dünya gezegenler ve yıldızlar ve her şey öyle ilahi bir ölçüyle yaratılmıştır ki sadece bu hakikati bile gören insan Allaha iman eder.'' Elbise ve zırh işte ayet

ELBİSE VE ZIRHTAN BAHSEDER KURAN-I KERİM.

AYET:(Nahl.81) ” Sizi sıcaktan koruyacak elbiseleri savaşta sizi koruyacak zırhları yarattık .”Kuran bize ırmak, yol ve yıldızlara bakarak yol bulmayı öğretir. İşte ayet

PUSULA VE YILDIZLARA BAKARAK YOL BULMA KURAN-I KERİMDE MEVCUTTUR.

AYET:(Nahl.15-16)” Allah yolunuzu bulmak için ırmakları ve yolları yarattı daha nice alametleri yarattı onlar yıldızlardan da yol bulurlar.” Bu ayette daha nice alametler vardır derken radar, pusula, uzaydan takip ve benzerlerine işaret vardır. Araba ve uçaklara işaret. İşte ayet

DENİZ KARA VE HAVA TAŞITLARINA İŞARET

AYET:.(Nahl.8)” Allah katırları ve eşekleri binmeniz için ve gözlere ziynet olsun diye yarattı. Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice nakil vasıtaları yaratır.” Atmosferin delinmesinin önlenmesi gerektiğini bazı gazların ve parfümlerin hava kirliliğinin, dengeyi bozduğunu bunu engellemek gerektiğini bildiren ayet.

ATMOSFERİN DELİNMESİNİN ÖNLENMESİ İÇİN HAVA KİRLİLİĞİ YAPMAYIP DENGEYİ KORUMAMIZ GEREKTİĞİNİ BİLDİREN AYET.

AYET:(Rahman7-8)” Göğü Allah yükseltti ve dengeyi o koydu sakın dengeyi bozmayın.” Güneş ve ayın ve dünyanın ve bütün gezegenlerin belirli bir hesaba göre döndüğünü bildiren ayet.

BÜTÜN GEZEGENLERİN YUVARLAK OLDUĞUNU VE BELLİ BİR HASABA GÖRE KENDİ ETRAFLARINDA VE BİRBİRLERİNİN ETRAFINDA DÖNDÜĞÜNÜ BİLDİREN AYET.

AYET:(Rahman.5)”Güneş ay ve gezegenler, belirli bir hesaba göre kendi etraflarında ve birbirlerinin etrafında dönmektedirler.” Demirin büyük bir kuvvet olduğunu bildiren ayet.

DEMİRİN BÜYÜK BİR KUVVET OLDUĞUNU BİLDİREN AYET.

AYET:(Hadid.25)” Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için sayısız faydalar vardır.” ayın ışığını güneşten aldığına dair ayet.

AYIN IŞIĞINI GÜNEŞTEN ALDIĞINA DAİR AYET.

AYET:(Şems.2)” ay ışığını güneşten alır.” Güneşin kendi etrafında döndüğünü bildiren ayet.

AYIN GÜNEŞİN KENDİ ETRAFINDA DÖNDÜĞÜNÜ VE GECE İLE GÜNDÜZÜN MEYDANA GELMESİNİ BİLDİREN AYET.

AYET:(Yasin.33)”ne güneş aya yetişebilir nede gündüz geceyi geçebilir. Her biri kendi yörüngesinde yüzer”

YILDIZLAR VE GÖK HAKKINDAKİ AYETLER

Yıldızların hareket ettiğine dair ayet

YILDIZLARIN HAREKET ETTİĞİNE DAİR AYET

AYET:(NAHL 12)”Yıldızlar Allah’ın emriyle hareket ederler.” Gece ve gündüzün takvimi belirtmek için yaratıldığına dair ayet.

GECE VE GÜNDÜZÜN TAKVİMİ BELİRLEMEK İÇİN YARATILDIĞINA DAİR AYET.

AYET:(İsra.12)” Yılların sayı hesabını bilesiniz diye gece ve gündüzü yarattık. ”Yeryüzünün kıtalara bölündüğünü bildiren ayet.

YERYÜZÜNÜN KITALARA BÖLÜNDÜĞÜNE DAİR AYET.

AYET:(Rad.4)”Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar yarattık:” Meyvelerin ve bitkilerin dişi ve erkek tohum halinde döllendiğini bildiren ayet

MEYVELERİN VE BİTKİLERİN DİŞİ VE ERKEK TOHUM HALİNDE DÖLLENDİĞİNİ BİLDİREN AYET.

AYET:(Rad.3)”Yeryüzünde ki bütün nebatatı dişi ve erkek yaratan odur.” Bir yılda 12 ay olduğuna dair ayet.

BİR YILDA 12 AY OLDUĞUNA DAİR AYET

AYET:(Tevbe.36)”Allah katında ayların sayısı 12dir.” Göğe yükseldikçe oksijenin azaldığını bildiren ayet

GÖĞE YÜKSELDİKÇE OKSİJENİN AZALDIĞINA DAİR AYET.

AYET:(Enam.125) ”Her kim ki sapıklıkta direnirse sanki o zorla göğe yükseliyormuş gibi nefesi daralır gönlü sıkışır. ” Dünyanın ilk oluşumunun güneşten kopan bir parça olduğunun yer ve göğün ilk önce bitişik olduğunu Allah’ın sonra göğü ve yeri birbirinden ayırdığını bildiren ayet.

DÜNYANIN İLK OLUŞUMUNUN GÜNEŞTEN KOPAN BİR PARÇA OLDUĞUNUNYER VE GÖĞÜN İLK ÖNCE BİTİŞİK OLDUĞUNU ALLAHIN SONRA YER VE GÖĞÜ AYIRDIĞINI BİLDİREN AYET.

AYET:(Enbiya.30) ”Kafir olanlar görmüyorlar mı ki gökler ve yer kapalı ve bitişik iken biz onları ayırdık. ”Her canlının sudan yaratıldığına dair ayet

HER CANLININ SUDAN YARATILDIĞINA DAİR AYET.

AYET:(Enbiya.30)” Canlı her şeyi sudan vucuda getirdik.” Her şeyin çift yaratıldığına dair ayet.

HER CANLININ ÇİFT YARATILDIĞINA DAİR AYET

AYET:(Zariyat.49) ”İbret alasınız diye her şeyi çift yarattık.”(Şuara.7)” Yeryüzüne bakmıyorlar mı ki onda nice bitkiden güzel çiftler yarattık.

AYET:”(şura.4)”Davarları da kendi cinslerinden çift çift yarattık ” Yağmurun bulutların birleşmesi ile meydana geldiğini bildiren ayet

YAĞMURUN BULUTLARIN BİRLEŞMESİ İLE MEYDANA GELDİĞİNİ BİLDİREN AYET.

AYET.(Hicr.22) ”Aşılayıcı rüzgarları gönderip gökyüzünden yağmur yağdırdık. Size onu içirdik yoksa siz onu toplayamazdınız.” İnsanın meniden meydana geldiğini bildiren ayet

İNSANIN MENİDEN GELDİĞİNİ BİLDİREN AYET.

AYET:(Tarık.5-7) ”İnsan neden yaratıldığına bir baksın o sırt ile kaburga kemikleri arasından çıkan atılıp dökülen bir sudan yaratılmıştır.” öğüt vermenin faydalı olduğuna dair ayet

ÖĞÜT VERMENİN FAYDALI OLDUĞUNA DAİR AYET,

AYET:(Zariyat.55)” Öğüt ver öğüt müminler için çok faydalıdır.”

Evet sayın okuyucularım bıkmadan usanmadan öğüt verilmelidir herkes gücü bilgisi nispetinde öğüt vermelidir öğüt veriyorum ama faydası olmuyor demek bu ayeti inkar etmek demektir. Mutlaka faydası oluyordur da biz farkına varamıyoruzdur. Ayın vakit ölçüsü olduğuna dair ayet.

AYIN VAKİT ÖLÇÜSÜ OLDUĞUNA DAİR AYET

AYET:(Bakara.189)”Sana hilal şeklinde yeni doğan ayları sorarlar Deki onlar insanlar özelliklede hac için vakit ölçüleridir.” Maalesef önemsemediğimiz halbuki kuranı kerimin en uzun ayeti olarak bize sunulan ve alışverişlerimizde mutlaka iki şahit ve yazılı belge imzalamamız gerektiğine dair ayet

ALIŞVERİŞTE BORÇ ALIP VERMEDE MUTLAKA İKİ ŞAHİT VE YAZILI BELGE İMZALAMAMIZ GERKETİĞİNE DAİR AYET.

AYET:(Bakara.282) ”Ey iman edenler belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın ve yanınızda 2 tane adaletli şahit bulundurun.(bu ayet uzun olduğu halde kısaltarak yazdık bakınız ayete)

KURAN MEZARLIKTA OKUNMAK VE FAL BAKMAK İÇİN İNMEMİŞTİR

Kıymetli okuyucularım yukarıdaki ayetleri size örnek olarak buraya taşıdım. Sanırım maksat hasıl oldu yani sorulan her sorunun cevabının Kuranda olduğuna kalbimiz kanaat getirdi. Bunu zaten biliyor ve inanıyorduk ancak şimdi daha çok inancımız güçlendi. Aslında Kuran-ı Kerim üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiğini ondan ibret almamız gerektiğini bize kendisi bildiriyor.

KURAN-I KERİM ÜZERİNDE UZUN UZUN DÜŞÜNMEMİZ GEREKTİĞİNİ İBRET ALMAMIZ GERKTİĞİNİ VE AYETLER ARASINDA TUTARSIZLIK OLMADIĞINI BİLDİREN AYET.

AYET:(Nisa.82)” Hala kuran üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o Allahtan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulunurdu.

AKLI OLANLAR AYETLERİ DÜŞÜNSÜNLER ÖĞÜT ALSINLAR DİYE BU KURANI İNDİRDİK.

AYET:”(Sad.29) ”Sana bu mübarek kitabı ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik” buyuruyor kuran-ı kerim buyuruyor Allah(cc).

KALPLERİ KİLİTLİ OLMAYANLAR KURANI DÜŞÜNÜR

AYET:(Muhammet -24) ”Onlar kuranı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi” görüldüğü gibi Cenabı hak kuran üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiğini kuranda öğüt almamız gerektiğini bize bildiriyor.

Kıymetli okurlarım daha fazla bilgiyi İslam ve bilim sitemde bulabilirsiniz ki onu da sizlerle en yakında paylaşacağım inşallah. Büyük mütefekkir büyük şair Mehmet Akif Ersoy’un şiiri ile yazıma son veriyorum.

LAFZI MUHKEM YALINIZ ANLAŞILAN KURANIN

ÇÜNKÜ KAYDINDA DEĞİL HİÇBİRİMİZ MANANIN

YA AÇAR NAZM-I CELİLİN BAKARIZ YAPRAĞINA

YAHUT ÜFLER GEÇERİZ BİR ÖLÜNÜN TOPRAĞINA

İNMEMİŞTİR HELE KURAN BUNU HAKKIYLA BİLİN

NE MEZARLIKTA OKUNMAK NEDE FAL BAKMAK İÇİN

Hiç yorum yok: