MÜTEŞABİH- ÜMİT



95- KURAN-I KERİM (MÜTEŞABİH) ANLAŞILMAZ DEĞİLDİR

MÜTEŞABİH: Birden fazla anlama gelebilen veya manasında kapalılık bulunan ayetlerdir. Tefsirinde güçlük çekilen ayet veya kelimelere müteşabih denir. Çoğulu müteşabihattır. Bunların hangi manaya geldikleri yalnız kendilerinden anlaşılmaz. Başka harici bir delil gerekir. Müteşabih genel anlamda ikiye ayrılır.

1-LAFIZDA MÜTEŞABİH

2-MANADA MÜTEŞABİH

1--LAFIZDA MÜTEŞABİH:

Lafızda müteşabihte ikiye ayrılır

A-KELİMEDE MÜTEŞABİH: Kelimenin garip bir kelime olması veya birden fazla manaya gelmesi onu müteşabih kılar.

B- CÜMLEDE MÜTEŞABİH: Cümlenin kuruluşunda takdim ve tehir gibi cümlenin uslubundan kaynaklanan müteşabihtir

2-MANADA MÜTEŞABİH: Kıyamet ile ilgili v.b insanın aklının alamayacağı hususlardır. Ayrıca tevil(yorum) yapılıp yapılamayacağı bakımından da ikiye ayrılır. 1-HAKİKİ MÜTEŞABİH: Tevili mümkün olmayan Hurufu Mukatta dediğimiz Bazı surelerin başına konan harflerdir(yasin, hamim, elif lam mim gibi)ki bunları tevil etmek mümkün değildir.

2-İZAFİ MÜTEŞABİH: Hurufu Mukatta dışında kalan tevili mümkün olan diğer müteşabih ayetlerdir.

TEVİL: Bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme çeviri, yorum, yorumlama anlamındadır.

TEFSİR: Kuran-ı kerimin manalarını keşfetmek onda ki müşkil ve garip lafızlardan kastedilen şeyi beyan etmek.

TEVİL İLE TEFSİR ARASINDAKİ FARK: Tefsir Kuran-ı kerimin arapça veya başka bir dille açıklamasıdır. Tevil ise sözü ondan açık(zahir) manasından nispeten kapalı veya ikinci bir manaya çekmek böylece anlamak ve yorumlamaktır. Sayın okuyucular konuyu iyice anlayabilmek için fıkhi terimlerin manasını vermemiz gerek devam ediyorum.

ZAHİR: Ortaya çıkan demektir. Fıkıh usulu terimi olarak Anlaşılması için dış bir karineye(delil)muhtaç olmayacak şekilde bu anlama açık olarak delalet eden fakat tevile açık bulunan ve kendisinden çıkarılan sözün asıl sevk sebebi olmayan yani gerçek değil görünen lafza zahir denir(lafız ayetin aslı)İslam hukukundaki usulde lafızlar manaya delaletin açıklığı ve kapalılığı bakımından ikiye ayrılır.

1-MANASI AÇIK LAFIZ: Bu lafızda kastedilen mananın açıklanması için dış karine(delil)ye ihtiyaç yoktur.Bunlarda3 e ayrılır

A-)ZAHİR

B-)NASS

C-)MUHKEM

2- MANAYA KAPALI LAFIZ: Kastedilen mananın anlaşılması için bir açıklamaya veya dış karineye ihtiyaç vardır. Bunlarda 4 kısımdır.

A)-MÜŞKİL

B-) HAFİ

C) MÜCMEL.

D) MÜTEŞABİH. Zahir olan lafzın(kelime, söz, sözcük)anlaşılması çok kolay olmakla birlikte anlaşılan mana onun aslı değil. Görünen manasıdır. Zahire iki örnek AYET:(Nisa.3) Daha önce çok eşlilikte mealini vermiştik. Bu ayette görünen mana yetim kızlara adaletli muamele edilmesidir. Halbuki gerçek manası 4 eşe ruhsat, tek eşe teşviktir.

AYET:(Maide.45)”Biz orada(Tevrat ta) şöyle yazdık .cana can, göze göz, dişe diş, buruna burun, kulağa kulak ve yaralılar için kısas gerekir. Bu ayete ilk bakıldığında tevratın hükümlerini terkettiği için yahudilerin kusurlarını yüzlerine vurmak için indirilmiş gibi görünmektedir. Halbuki ayetin sonunda bu Kuran içinde geçerli olduğu görülür.

AYET(Maide.45) Ayetin sonu”Kim bu hakkını bağışlarsa bu onun için keffarettir. Kim Allahın hükmü ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. İşte görünüşte sadece Tevrattaki hükümlerin bildirildiği zannedilen ayetin Müslümanları da bağladığı anlaşılmaktadır. Buna yüzlerce örnek vardır. Ey peygamber diye başlıyan ayetler, Ey peygamber hanımları diye başlayan ayetler. ve benzerleri. Bu ayetlerde hitap yalnızca peygamberimize veya hanımlarına değil, tüm Müslümanlara ve hanımlarına hitap vardır. Peygamberimizin(sav) şahsına ait ayetlerde vardır. Bu ayetler ey peygamber sana mahsus olmak üzere diye başlar AYET.( Ahzap-50)’’ Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.’’ Allah(cc) hakiki mana ile görünen manayı ayırmak için Peygamberimize sadece sana mahsus olmak üzere tabirini kullanır.

AYET:(İSRA-79)’’ Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceği umulur.’’ Daha öncede açıkladığımız gibi sana mahsus, bu işe mahsus gibi kişiye veya bir olaya indirgenmeyen ayetler çihan şumuldur. Herkesi bağlar öyle olmasaydı zaten Kuranın emirlerini kimse üzerine almaz. Haşa kuran tarih ve hikaye kitabı olarak kalırdı. Sayın okurum bu konuyu uzun tuttum ki kafalarda soru işareti kalmasın.

NASS: Belirlemek sınırlandırmak söz söyleyenin ifade ettiği manaya zahirde açıklık kazandıran şey. Kuran-ı kerimdeki nass sözleri ile açık hükümler ifade eden hükümlerdir. Kurandan ve sünnetten her türlü hüküm çıkarma temelde nass ayet ve hadislere dayanır. Nassa iki örnek verelim.

AYET:(Bakara.275) ”Faiz yiyenler kıyamet günü ancak şeytan çarpmış gibi kalkarlar. Bu onların zaten faiz alış veriş gibidir demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal faizi haram kılmıştır. ”Bu ayetin iniş sebebi faiz ile alışverişin farkını bildirmektir Nass anlamı budur. Alım satımın helal olduğunun bildirilmesi zahir anlamdır. Daha açık ifade ile ayetin başı ayetin sonunda izah edilmiştir.

AYET:(İsra.23)”Ana babaya öf bile deme ”Ayeti ana babaya öf demenin haram olduğu bildirilmektedir. Ancak ana babaya sövmek onları döğmek daha büyük eza olduğu için hiç kimse ana babaya sövmek döğmek yok burada o halde yasak değil diye düşünmez. Onların daha büyük haram olduğunu anlar.

MUHKEM: Sağlam, anlamı açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez, anlamındadır. İslam fıkıh usulunde ise tevile gerek kalmayacak şekilde manası gayet açık olandır. Mesela imanın şartları gibi. Allaha iman edin dendiği vakit başka bir mana anlaşılmaz. Yine fazilet ve ahlak esaslarını bildiren zulum, ihanet, yalan, sözde durmama, ana babaya karşı gelme bozgunculukla ilgili ayetlerde muhkemdir.

HAFİ: Gizli saklı şey kendisinde değil de tatbik sahasında kapalılık bulunan ve bu kapalılığı içtihatla giderilebilen fıkıh usulu terimi. Buna göre hafi kendisi açık ve anlaşılır bir kelimedir. Ancak bu kelimeyi uygulamaya koyduğunuzda başka şeylerde buna dahil olur mu? Olmaz mı konusunda kapalılıkla karşılaşılır. Bu yönü ile hafi yine kapalı lafızlardan Müşkil den ayrılır. Çünkü Müşkil de kapalılık lafzın kendisindedir. HAFİ LAFZA örnek

AYET:(Maide.38)”Erkek hırsız ve kadın hırsızın yaptıklarına karşılık Allahtan bir azap olarak ellerini kesin.”Ayette geçen hırsız kelimesinde bir kapalılık yoktur gayet açıktır ama uygulamaya geçildiğinde başka deliler gerekir. Mesela yan kesici, kefen soyucu, terörist, gaspçı, çok mal çalan az mal çalan, ihtiyacı olduğundan çalan, zengin olduğu halde çalan, kapalı yerden çalan, açık yerden çalan, bozulacak malı çalan, değerli mal çalan, ekmek çalan, altın çalan, kasa soyan Bunların hepsi aynı cezaya mı? çarptırılacaktır. Bunların. dış karine ile desteklenmesi açıklanması gerekir.

MÜŞKİL: Anlamı kapalı olan lafız delili açık olmayan lafız. Müşkilde kapalılık doğrudan doğruya lafzın kendisidir. Onunla kastedilen mana ancak onu kuşatan karine ve emareler üzerinde incelemede bulunma ve derinlemesine üzerinde düşünme yoluyla anlaşılır. Müşkil lafızlar birden çok mana verir. Mesela müşterek bir lafız olan(ayn)göz, pınar, mahiyet, casus gibi manalara gelir. Hangi anlamda kullanıldığını anlamak için ayetin tümüne bakmak gerekir. Mesela( ayet) kelimesinde 30 çeşit anlam vardır. Ayetin tamamından hangi anlama geldiğini ancak çıkarabiliriz. Müphem ve kapalı olan kendisinden ne kastedildiği anlaşılamayacak derecede müphem ve muğlak olan tefsir ve araştırmayı gerektiren lafız. Mücmeldeki kapalılığın sebepleri istenilen manayı belirleyen karinelerin bulunmayışından dolayı lafzın müşterek olması

AYET: (Tekvir.17) Bu ayetteki arapça kelimesi müçmeldir. Zira hem gelen hem de giden anlamında kullanılmıştır. Kuranı kerimin ibadetlerle ilgili hükümlerin çoğu mücmeldir. Mesela namaz mücmeldir. Nasıl kılınmasını gerektiği, rekatları ,vakitler, v.b ayrıntıları Peygamberimiz(sav) açıklamıştır. Allah(cc) kuran-ı kerimi mucize bir kitap olarak indirdi. Kuranı okuyan profösör, okur yazar, batılı doğulu, köylü, şehirli, işci, sanayici, alim, zalim, Asırlar önce, asırlar sonra, Fenni ilim alimleri, dini ilim alimleri, her kim okursa okusun. kendi kapasitesine göre Kuran-ı kerimden bir şeyler anlar. Cahil için müteşabih sayılan ayet Alim için muhkemdir. Cahil için anlaşılmayan ayet. Alim için çok kolay anlaşılabilen ayettir. Faiz için olan ayetler fakir için gereksiz görülebilir. Ancak zengin için gereklidir. Din alimleri için gök cisimlerinden bahseden ayet müteşabihtir. Ancak astronomi uzmanı için muhkem ayettir. Kolayca anlaşılır. 1000 yıl önce ayetlere bakış açısı farklıydı; bugün farklıdır. Bin yıl sonra daha farklı olacaktır. Bugün gayet normal görülen olaylar. 1000 yıl önce mucize idi. Bugün mucize olan olaylar 1000 yıl sonra normal olacaktır. Nasıl ki televizyon, radyo, telefon, bilgisayar v.b bin yıl öncesinin mucizesi ise bugün bize mucize gelen ışık hızı ile seyahat bin yıl sonra gayet normal kabul edilecektir. Sayın okurlarım. Baştan beri teknik terimlerle sizi yorduğumun farkındayım. Amacım az sonra ayrıntısına gireceğim Ali imran suresi 7. ayetin mealine ışık tutmak idi. Teşbihte hata olmaz. Ayetleri anlamak neye benzer bilir misiniz. Gemiye ufuktan ve yakından bakmaya benzer. Ufukta gemiyi bir nokta olarak görür. o mesafeden bakan kişi onun nokta olduğuna yemin etse haklıdır. Çünkü o uzaklıkta ancak o görünür. Biraz daha yakından bakan kişi karaltı görür. oda gördüğüne yemin etse geçerlidir. Daha yakından gören küçük bir kayık, daha da yakından gören kişi ise koca bir gemi olduğunu görür. Şimdi yakından bakan kişi diyor ki arkadaşlar bu koca bir gemidir ötekileri itiraz ediyor yok o küçük bir kayıktır. Anlatmak istediğim şudur. 1000 yıl önce alim olan kişi bugün çıksa gelse çok cahil kalır. Meseleyi hiç bu yönden ele aldınız mı?Ne kadar büyük alim olursa olsun diyelim ki 100 yaşına kadar yaşamış bir alim 90 sene hiç ara vermeden ve kitaplar önüne getirilmek şartı ile öyle ya o kadar kitabı bir arada nasıl bulacak kabul edelim ki her kitabı okudu. Hemen öbürü ona verildi. Bir insan günde kaç sayfa okur. 1 dakikada 1 sayfa okusa saatte 60, günde 1000 sayfa yapar. Senede 360 bin sayfa 10 senede 3 milyon altı yüz bin sayfa 90 senede 30 milyon sayfa yapar. her kitabı 1000 sayfa düşünün 30 bin cilt kitap yapar. Ama bugün bir çocuk bilgisayarın başına geçiyor. Bilgisayarda ne kadar bilgi var biliyor musunuz. 2 milyar cümle mevcut. 7 trilyon bilgi mevcut, 500 milyon kitap mevcut. Hem de istediği her dili kendi diline çevirip okuyabilme imkanına sahip. Arkadaşlar yapmayın eski alimlere Allahtan vahiy gelmiş gibi peygamber sıfatı vermeyin büyük alimlerdi kabul ama onlarda insandı, onlarda hata edebilir. Onlarda yanılabilir. YANILMAYAN kurandır. yanılmayan Allah(cc) dır

ALİ İMRAN SURESİ 7. AYETİN TEFSİRİ

AYET:(Ali imran.7)”sana kitabı indiren odur. Onun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır, diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler Halbuki onun tevilini ancak Allah ve ilimde yüksek payeye erişenler bilir (alimler)ona inandık hepsi rabbimiz tarafındandır derler. Ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar.”

Sayın okurlarım bu verdiğim meal sahabiden ibni Abbasın verdiği mealdir. Bugünkü mealle karşılaştıracağız inşaallah.

HADİS:” İbni mesud şöyle demiştir. Biz Ali İmran 7. ayetini ”müteşabihin te’vilini Allah ve ilimde ileri gitmiş olanlar bilir.”Biz böyle anladık böyle iman ettik.(Taberi.mısır.111.182) HADİS:İbni abbas dedi ki ben müteşabih ayetlerin tevilini bilenlerdenim. Ali İmran 7. ayet ”Müteşabihin te’vilini Allah ve ilimde ileri gitmiş olanlar bilir.” olarak bildik ve anladık ve anlattık. Ve Resulullah (sav) onun(ibni abbas) için Allahım onu dinde fakih kıl ona te’vili öğret.(ibni hambel1.265.hakim.3.534) .

Müteşabih ayeti Allahtan başka hiç kimse te’vil edemezse . peygamberimizde mi te’vil edemez . Peygamberimiz kendisine bile yasaklanan te’vili anlaması için neden İbni Abbas için böyle bir dua etsin size mantıklı geliyor mu? Arkadaşlar. Niçin ibni mesut biz ayeti böyle anladık diyor. Yoksa bu Alimler peygamberimizden ve sahabelerden daha mı? iyi anlıyor. Bu işin bir tarafı. Ayetin mealine biraz eğilelim. ”Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve onu te’vil etmek için müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Cümleyi dikkate tekrar okursanız. Burada yasaklanan müteşabih ayetleri te’vil etmek değil, yasaklanan fitne çıkarmak, Müslümanları kurandan soğutmak, dinden soğutmak, kafaları karıştırmak maksadıyla müteşabih ayetleri yanlış te’vil etmektir yasaklanan. Öyle olmasaydı . müteşabih ayetleri te’vil etmek peşine düşmek yasaktır. Denmez miydi?

KURAN-I KERİMİN ANLAŞILIR OLDUĞUNU BİLDİREN AYETLER

HADİS: Mücahit şöyle demiştir. Kuran-ı kerimi baştan sona kadar İbni Abbasa okudum. Ayetleri okurken bana soru soruyor, yanlışlarımı düzeltiyordu. Ali İmran 7. ayeti okurken (İllalah diye durdum bana orda durma mana değişir. (verrasihune filğilm.) orda dur. Çünkü müteşabih ayetlerin te’vilini ben biliyorum sense orda durmakla peygamberin bile bilmediğini iddia etmiş oluyorsun dedi. Allahu teallanın insanın bilgisinin ulaşamayacağı bir uslupla kullarına hitap etmesi onların helak olması sebebini doğurur.(İmamı nevevi şerhul müslim18.18.ibnul hacip,el itkan2.4)

Verrasihunda ki vav atıf vavıdır. Kaldı ki bu ayette ki te’vil tefsir anlamındadır ki tefsiri peygamberde mi yapamıyacaktır. Halbuki bakın Allah(cc) ne buyuruyor. AYET:(Nuh.1)”Allahtan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.”(kuran)”

AYET:(Yusuf.2)”Anlayasınız diye biz onu arapça indirdik”

AYET:(Hicr.1)”Bunlar kitabın apaçık ayetleridir.

AYET:(Sad.29)”Bu kuran ayetlerini düşünsünler ve ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek kitaptır.”

AYET:(Duhan.58)”(ey Muhammet) Biz onu (kuranı) senin dilinde kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar.”

AYET:(Muhammet.24)”Onlar kuranı düşünmüyorlar mı? yoksa kalplerinde kilitler mi ? var.”

AYET:(Nahl.44)”İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman ve onların da düşünmeleri için bu Kuranı indirdik.

AYET:(Zümer.27)”And olsun biz öğüt alsınlar ve sakınsınlar diye insanlara bu kuranda her türlü öğüdü verdik”

AYET:(Bakara.164)”Aklını kullanan kimseler için ayetler vardır”. Sayın okurlarım bu ayetleri nasıl izah etmeli. Kuran diyor ki: Siz anlayasınız diye indirdik. İbret alasınız diye indirdik. Bu kitap apaçıktır. Ayrı ayrı açıkladık. Hadi her şeyi bir tarafa bırakalım. Şu ayete ne demeli

AYET:(Zümer.23.)”Allah sözün en güzelini müteşabih olan birbiriyle uyumlu(kitaben müteşabihen messani)ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların bu kitabın etkisinden tüyleri ürperir. Derken hem bedelleri hem gönülleri Allahın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allahın dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de sapıtırsa ona yol gösteren olmaz.” Bu ayette Allah(cc) buyuruyor ki bu Kuran müteşabihtir. E baştan beride ayetlerin fıkhi durumlarıını yazdık gördük ki muhkem ayetler sınırlıdır. Gerisinin tamamı müteşabihtir ne yapacağız şimdi nasıl izah edeceğiz. Madem ki kimse anlamıyacaktı; Peygamber bile öyle ya Allahtan başka kimse demiyor. Peygamber zikredilmiyor. Öyleyse bu kitabın iniş amacı nedir.? Allah aşkına bana söyler misiniz? Hani papazların kiliselerde okuduğu latince dualar gibi kimse bilmesin mi isteniyor anlamak mümkün değil. Bunun altında yatan amaç nedir? Bunun altında yatan amaç; Kurandan Müslümanları uzak tutmak, anlamalarını, öğrenmelerini engellemek. Ve ayetleri kendi keyiflerine göre yorumlamak. Ayeti tefsir ve tevil edecek olan olursa o dinden çıktı müteşabih ayete mana verdi diyerek alimleri uzak tutmak daha doğrusu islamı hiristiyanlaştırmak. Başka ne gaye olabilir ki. Şimdi onların verdiği manayı yazalım AYET: (Ali İmran.7)”Sana kitabı indiren odur. Onun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise ona inandık. Hepsi rabbimiz tarafındandır. derler.Ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar.”



Evet onların meali bu; şimdi başka bir hataya dikkatinizi çekmek istiyorum. Burada bir cümle düşüklüğü yok mu? İlimde yüksek payeye erişenler ise ona inandık hepsi Rabbimiz tarafındandır derler”. Peki onlar inandı da cahiller inanmadı mı böyle şey olur mu? cahiller inanmasa zaten dinden çıkar öyle değil mi?. Görüyor musunuz? Bir durak yerini değiştirmekle ayeti ne hale sokuyorlar. Buna şaşırmayın Türkçemizde de var bu ”Oku adam ol baban gibi eşek olma” Adam ol dan sonra nokta koyarsan baba eşek olur. Yok gibi den sonra nokta koyarsan çocuk eşek olur. Hani Arapçayı kınamayın diye yazdım. Kaldı ki ayetin sonunda” ancak akıl sahipleri düşünüp anlar” .Müteşabih ayetleri yani neredeyse Kuranın tamamını kimse anlamıyorsa akıl sahibi olmak neyi ifade eder öyle değil mi? Sayın okuyucularım hakkınızı helal edin. Sizi çok yordum ancak tabuları kırmak kolay değildir. Ama şunu biliyorum ki alimleri peygamber yerine koyan onlara şeksiz şüphesiz inanan insanlara değil bu kadar delil; haşa peygamberimizi getirsen ve dese ki bu alimler yanlış yaptılar. Gene peygambere değil o alimlere inanırlar. Her şey nasip meselesidir. Bize düşen tebliğ. Sayın okurlarım Kuran-ı kerimin tek bir harfi kıyamete kadar değiştirilemeyecektir. Bunu başaramayan İslam ve kuran düşmanları. Kuran-ı Kerimin manasıyla, durakları ile ve Nesh (hükmü kaldırılan ayet) vardır. İddiası ile Müslümanları kendi çıkar ve menfaatlerine alet etmek istemişlerdir. Sayın okurlarım. Şu an Topkapı sarayında bulunan. Hz. Osmana ait Kuran-ı Kerimde hareke ve durak işareti yoktur. Yani hareke ve durak işaretleri arap olmayan kavimlerin kuranı daha kolay okuyabilmesi ve anlayabilmesi için sonradan konulmuştur. Dolayısıyla bu hususu bilmeyen kardeşlerim. Kuranın aslıyla oynanıyor. Hissine kapılmamalıdır. Yukarıdaki ayetin durak işareti peygamberimiz ve halifeler zamanında değil daha sonra konulmuştur. Aşağıda Hz Osman ın Kuran-ı keriminin bir sayfasını göreceksiniz. Orada hareke ve durak işareti olmadığına da şahit olacaksınız. Kaldı ki Dolmabahçe sarayında Kutsal Emanetleri gezip bizzat kendi gözlerinizle görebilirsiniz.



80 -İSLAMDA RECA(ÜMİT)ALLAHTAN ÜMİT KESİLMEZ

RECA: Arapçada ümit demektir. İlerde meydana gelmesi umulan arzu edilen bir şeye kalbin ilgi göstermesidir. Allah(cc) karşısında ruhi durumumuzu belirleyen ve davranışlarımızı etkileyen iki duygu vardır.

1-Reca(ümit)
2-Havf( Korku) bu iki duygu Allahtan korkmayı ve ondan ummayı belirtir. Genel olarak korku (Havf) insanın başına gelmesini istemediği bir şeye karşı duyduğu endişedir. Umut( Reca) ise elde edilmek istenen şeye karşı kalbin isteğidir. Her iki durumda geleceğe yöneliktir. Ve insanın tutum ve davranışları üzerinde belirleyici bir rol oynar. Bu nedenle müminin temel niteliklerinden birisi korku diğeri ümittir.
ÜMİT 3 ÇEŞİTTİR
1-İnsanın güzel bir amel işleyerek bu amelin kabulü nu Allahtan ümit etmesidir.
2-İnsanın kötü işler yaptıktan sonra, günah işledikten sonra tövbe ederek Allahtan bağışlanmasını ummasıdır.

3-İnsanın bir yandan günah işlemeye devam ederken pişman olmadan, tövbe etmeden, Allah’ın kendisini affedeceğini ummasıdır ki böyle bir ümit insanı felakete sürükler. Müslümana düşen görev Allah(cc) onu hiç affetmeyecekmiş gibi Allahtan korkmak. Bunun yanında Allahtan rahmet umarak yaptığı günahlara tövbe etmek ve pişman olmak şartıyla Allah’ın onu affedeceğini bilmesidir. Allah(cc) günah işleyen ve peşinden tövbe eden ve pişman olan ve kendisinden ümit kesmeyen kullarını sever.o kadar ki Allah(cc) Böyle bir nefse(nefsi levvame nefis konusunda ayrıntı verilecektir. ) sahip olan insanın üzerine yemin edecek kadar sever. Bildiğiniz gibi Allah(cc) kendi katında değeri olan ve değer verdiği şeyler üzerine yemin eder. Nitekim

AYET:(KIYAME-2)”Günah işledikten sonra tövbe edip pişman olan nefis üzerine yemin ederim ki” Buyurarak İnsanların günah işleyebileceği ki ilerde bu konuda ayetler gelecektir. Allah(cc) günah işlemeyen değil aksine günah işleyen ancak günahlarına tövbe eden, pişman olan, nadim olan Müslümanlara çok değer verdiğini böylelerinin umutsuzluğa kapılmamaları gerektiğini aksine Allah’ın rahmet ve merhametinin, af ve bağışlamasının bunlar üzerinde olduğunu üzerlerine yemin ederek belirtmiş oluyor. Nitekim Allahtan ümidini kesmemek hususunda Kuran-ı kerimde birçok ayeti kerime vardır.

AYET:(Zümer.53) ”Deki ey kendilerinin aleyhine günahta haddi aşanlar. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah(cc) bütün günahları bağışlar şüphesiz ki o çok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir. ”Allah(cc) bu ayeti kerimede sadece küçük değil büyük, küçük, bilerek, bilmeyerek her türlü günahları işleyen Müslümanların günahlarını affedeceğini müjdeliyor. Aslında sadece bu ayet bile Allahtan ümit kesmememiz gerektiğine işlediğimiz günahlar ne olursa olsun kesinlikle tövbe ve pişmanlık şartıyla affedileceğine yeterli delil ve kanıttır. Bu ayete göre bir günah işledikten sonra acaba Allah beni affeder mi? diye düşünmek veya başkalarına sormak bu ayeti hafife almak bu ayeti yok saymak olur ki büyük günah işlemiş oluruz. Eğer bir kimse beni Allah affetmez derse veya karşısındakine Allah seni affetmez derse, bu ve bunu gibi ayetleri inkar etmiş olur. Bile bile yaparsa da dinden çıkar o nedenle

ALLAHTAN ÜMİT KESİLMEZ

AYET:(Sebe-17)”Allah(cc) şöyle buyuruyor. ”Biz nankör olanlardan başkasını cezalandırmayız.”

AYET: (Araf-156)”Bizim rahmetimiz ise her şeyi kuşatmıştır.”

AYET:(Şura-25) ”O (Allah)kulların tövbesini kabul eden ve günahları affedendir”

Bu ayeti kerimede de görüldüğü gibi Allah(cc) tekrar tekrar kulların tövbesini kabul edeceğini ve günahlarını affedeceğini söylüyor, daha ne duruyoruz tövbe etsek ya

AYET:(Mümin.7)”O(Allah) günahı bağışlayan tövbeleri kabul edendir.’’

AYET(Secde.16)”Onlar korkarak ve ümit ederek rablerine dua ederler.’’

HADİS: ”Kim tek olan ortağı bulunmayan Allahtan başka bir ilah bulunmadığına Muhammedin onun kulu ve Resulu olduğuna cennet ve cehennemin hak ve sabit olduğuna şehadet ederse Allah(cc) hangi amel üzerinde olsun onu cennete sokar.(Buhari-Müslim)

HADİSİ KUTSİ: ”Allah buyurdu ki kim bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim, hiçbir şeyi ortak koşmayarak yeryüzü dolusu günahlarla huzuruma gelse, ben yine affederim.”

HADİS: Resulullahın huzuruna bir takım esirler gelmişti, ne görsün kadının biri sağa sola koşturuyor, esirler içinde bir çocuk bulduğunda onu bağrına basıyor, emziriyordu. Resulullah buyurdu ki Şu kadının çocuğunu ateşe atabileceğini zanneder misiniz? Bizde hayır vallahi atamaz dedik. Resulullah Allaha yemin ederim ki Allah(cc) kullarına bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametlidir buyurdu.(Buhari-Müslim)
HADİS:” Yüce Allah(CC)için yüz rahmet vardır. Onlardan bir rahmet sebebiyle canlılar aralarında birbirlerine merhamet ederler.”
HADİS: SİZ GÜNAH İŞLEMEMİŞ OLSAYDINIZ. ALLAH GÜNAH İŞLEYEN İNSANLAR YARATIRDI DA ONLAR ALLAHTAN GÜNAHLARININ AFFEDİLMESİNİ DİLER. ODA ONLARI BAĞIŞLARDI(müslim).”
AYET:(Zuhruf.60)”Eğer dileseydik içinizden yeryüzünde yerinize geçeçek melekler yaratırdık.”
Sayın okurlarım görüyorsunuz. Bu ayet ve hadis bize gösteriyor ki insanoğlu beşerdir, şaşar ara sıra ayakları kayar. Günah işler fakat sonra tövbe eder. Allah böyle kul istiyor. Hiç günah işlemeyen bir bir kul istemiyor. Eğer dünyada hiç günah işlemeyen emirlerimi harfiyen yerine getiren kul isteseydim, sizi alırdım yeryüzünü melekelerle doldururdum diyor. Allah’ın zaten sayısız meleği var ihtiyacı yok ki Allah(cc) peygamberi dışında hiçbir kulu masum yaratmamıştır. Her insanın ama az ,ama çok ,ama gizli, ama aşikar, mutlaka günahı vardır. Çünkü günah işlemek insanın mayasında vardır. Bize ilahi hikmet olarak akıl vermiş ama bunun karşılığında nefis. Şeytan ve şehvet vermiştir ki birbirine düşman bu kuvvetler çarpışsın, aklın yanına yardımcı kuvvet iman, vicdan ve merhametle aklı güçlendirmiştir. Bunlar sürekli çatışma halindedir. Bir kul günah işleyeceği zaman akıl, merhamet ve vicdan günahı işleme der. bunun karşılığında nefis, şehvet ve şeytan işle der ve teşvik eder, günahı süsler tatlandırır ballandırır ve nihayet kul günahı işler.

AFFEDİLMEYEN GÜNAH YOKTUR

HADİS: ”Peygamberimiz(sav)buyurdu ki Kulların üzerinde Allah’ın hakkı Allaha ibadet edip ona şirk koşmamaktır. Allah(cc) üzerinde kulların hakkı ise şirk koşmayan kullarına azap etmemektir.(Buhari-Müslim)”

HADİS: ”Müslümanlardan bir takım kimseler Kıyamet günü dağlar misali günah ile gelirde Allah onların günahlarını bağışlar.(Müslim)

HADİS: ”Allah(cc)güneş doğudan doğasıya kadar yani gece sabaha kadar. Gündüz suç işleyen kul tövbe etsin diye gündüz boyunca rahmet elini açar.(Müslim)

AYET:(Yusuf.87)”Hakikat şudur ki Kafirler güruhundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”

HADİS:” Cennet birinize ayakkabının bağından daha yakındır. Cehennemde öyledir(Buhari)”

HZ.ALİ:” Günahları çok olduğu için ümitsizliğe düşene dedi ki” Allah’ın rahmetinden ümitsiz olma ümitsizlik günahlardan çok daha büyüktür. Allahtan ümit kesmek günah işlemekten çok daha büyük bir günahtır.

HADİS: ’Peygamberimiz(sav) bir gün arkadaşları ile beraber otururken. Delikanlının biri huzura geldi. Bir şey sormak istiyor ancak bir türlü soramıyordu. Geri dönüp gidiyor az sonra tekrar geliyordu. Bu durum Peygamberimiz(sav) dikkatini çekti. Gence sen bir şey sormak istiyorsun ama soramıyorsun çekinme sor ne soracaksan bizden sana zarar gelmeyecek dedi. Delikanlı büyük bir pişmanlık, mahcubiyet, korku ve endişe ile anlatmaya başladı. Benim mesleğim hırsızlıktır. Ben yeni ölen insanların kabirlerini açarım. Kefenlerini soyar alırım. Sonra aldığım kefeni çarşıda satar. Şarap ve kumar parası yaparım. Çok sevdiğim ve aşık olduğum komşumun kızı öldü. Her zaman ki gibi gece gittim mezarını açtım kefenini soydum, ama bir baktım ki vucudu hala sıcak nefsim çekti onun ırzına geçtim. Kız Allah(sav) tarafından dirildi ve bana dedi ki be hey günahkar benim Allah huzuruna çırılçıplak gitmeme sebep oldun, yetmedi beni cünüp olarak ve zina etmiş olarak gönderiyorsun sen hiç Allahtan korkmaz mısın dedi ve tekrar öldü. Yaptığım hatayı anladım. Çok pişman oldum. O günden beri ne uykum ne huzurum kaldı. Kahroluyorum. Allah’ın beni affetmeyeceğinden senin de beni cezalandıracağından korkuyorum. ne kadar tövbe ettiysem de vicdanım rahat etmedi. Bana hükmünü bildir. Cezam neyse ver dedi. Peygamberimiz(sav) kızgınlığından kıpkırmızı kesildi, yanında oturan Hz. Ömer derhal kılıcını çekti gencin kafasını kesecekti ki. Peygamberimiz(sav) olmaz çocuğa söz verdik zarar vermeyeceğiz diye. Diyerek onu engelledi ve çocuğa dönerek defol git seni gözüm görmesin. Diyerek huzurundan kovdu. Bunun üzerine Cebrail(as) geldi. Ve dedi ki Ya Resulullah Allah’ın sana selamı var buyuruyor ki. Peygamber ne zamandan beri benim adıma karar verir oldu. Benim o genci affetmeyeceğimi nerden biliyordun da. O genci kovdu. O genç bir daha günah işlememeye karar vermiştir. Pişman olmuştur. Nadim olmuştur. Tövbe etmiştir. Tövbe eden pişman olan kulun tövbesini kabul etmemek bizim şanımıza yakışmaz. Ve Cebrail şu ayeti getirdi

AYET:(Mümin.3) ”O(ALLAH)günahı bağışlayan tövbeleri kabul edendir.” Bunun üzerine peygamberimiz (sav) delikanlıyı çağırdı ve müjdeyi verdi.”

HAVF(KORKU) VE RECA(ÜMİT)

HZ. ÖMER: ”Şöyle buyurdu Eğer bir kişinin cennete gireceğini bilsem. O bir kişinin ben olabileceğine ümit ederim ve Allaha güvenirim. Yok eğer sadece bir kişinin cehenneme gireceğini bilsem. O kişinin ben olabileceğini düşünür. Allahtan korkarım .” nitekim Kuran-ı kerimde

AYET:(Enbiya.90)”Ümit ederek ve korkarak bize duada bulunurlardı.”
Kıymetli okuyucularım ayetler ve hadisler o kadar açık ki yorumlamaya bile gerek yok, ayan beyan ortada Ancak tekrarda her zaman fayda vardır.
AYET:(Yusuf suresi 87. ayet)i tekrar hatırlarsak orada Allah(cc)” Kafirden başkası Allahtan ümidini kesmez”

Burada açıkça Allahtan ümit kesmenin Kafirlerin sıfatı olduğunu Müslümanların o kafirlere benzememek için asla Allahtan ümidini kesmemek gerektiğini açık seçik beyan ediyor. Daha da ileri ye gidersek Allahtan ümidini kesenlerin Kafir olabileceği ima ediliyor. Şimdi bakalım bugünün hali ahvaline. Bir dini radyoda dinledim. Kadınlar diyor çorap giymeden namaz kılarsa Kafir olur. Aman Allah’ım bu ne cüret kadın namaz kılıyor. Tesettüre uyuyor, ancak hanefi mezhebini taklit edip sadece topuktan aşağı yani çorap giyilen ayak bölümü görünüyor diye Kafirlikle suçlanıyor. Dine ne kadar büyük zarar verdiklerini görüyor musunuz? O radyo kapatılsa vay İslam’a çatıyorlar diye kıyamet kopartılır. Başın açık o Allah seni affetmez direk kafirsin!, içki içtin, kafir, kumar oynadın kafir!, Ayakta su içtin oturarak içmedin kafir oldun, ayakta işedin kafir!, ne yapsan kafir oluyorsun .Adamlar kendilerini (Haşa)Allah’ın yerine koydular. sürekli onun adına karar veriyorlar. Herkes kafir herkes cehennemlik ya hu Allah bu cenneti boşuna yaratmış o zaman 8 tanede kat koymuş milyarlarca Müslümanın rahatlıkla istedikleri gibi yaşayabileceği kadar geniş yaratmış boşuna zahmet etmiş cennete kimse gitmeyecek ki herkes cehennemlik bizim haşa Allahlarımız öyle diyor. Yahu okudunuz Buhari de ve Müslim de ve kütübü sitte de Ebu davut ta ,Tirmizi de bütün hadis kitaplarında geçen gencin olayını Genç o kadar korkunç günah işliyor ki bir değil birkaç tane hırsızlık var, içki var kumar var, kefene ölüye saygısızlık var, zina hem de en çirkini ölüye zina var, kızın dirilip ilahi uyarı var; var oğlu var bu kadar korkunç günahları işleyen kişiyi peygamberimiz kovdu diye azar işitiyor, sen kendini benim yerime nasıl koyarsın diye uyarılıyor. Ve üstelikte ayet iniyor. Bizim haşa Allahlarda onun adına karar vermeye devam ediyor. Yok seni Allah affetmez sen cehennemliksin!, sen kafir oldun, kardeşim bir insana kafir diyebilmen için açıkça Allaha ortak koşmuş, Allah’ın ayetlerini inkar etmiş veya imanın şartlarını inkar etmiş olması lazım gelmez mi sen dört dörtlük Müslümana nasıl kafir dersin kimden bu yetkiyi aldın yoksa peygamberimize verilmeyen yetki sana mı verildi. Allah(cc) bırakın bunu Allahtan ümidini kesenlerin dinden çıkacağını söylüyor sen çoktan dinden çıktın haberin yok; kaldı ki daha kötüsü sen Allahtan ümidini kesmekle kalmadın başkalarının da Allahtan ümidini kesmesine sebep oluyorsun.

HÜKÜM VERMEK YALNIZ ALLAHA AİTTİR

Sayın okurlarım bana en çok sorulan soruların başında inanın bu geliyor. Hocam şu günahı işledim Allah affetmez diyorlar ne yapmalıyım. Evet o kadar çok kendilerini Allah yerine koyan var ki inanamazsınız. Cennet ve Cehennem bu Allahların!(haşa)elinde ya ver onlara para cenneti kap, onları sev, onlara tap cenneti kap, onları öv cenneti kap, ama onlardan değilsin değil mi? Aman Allah’ım cehennemin dibine gittin yandın kül oldun. Falan tarikat mensubu dışındakiler küllen Kafirdir hay da. Al sana bir din. Öyle ya o tarikat din o dinin sahibi ve Allah’ı da’(haşa) şeyh sen o dine inanmazsan o şeyh Alllahına inanmazsan Kafir olursun tabi.( haşa) Allah’ım bizi böylelerinden muhafaza etsin. Böylelerin peşinden gidenlere de akıl fikir versin ne diyelim.

Falanca guruptansın tamam cennet garanti. Ama o guruptan değilsin Kafirsin, O grup din. Başındaki de Allah(haşa) falanca mezhep tensin tamam; ama ben hak başka bir mezheptenim olmaz sen Kafirsin öyle ya mezhep din başındaki de Allah(haşa) sen falan partidensin eyvallah cennet garanti; ama ben başka partiyi tutuyorum olmaz kafir oldun. Benim partim din başkanı da Allah!(haşa Allah diyorum, peygamber demiyorum farkındaysanız. Çünkü peygamberin cennete cehenneme sokma yetkisi yok. Kafir yapma yetkisi yok. Kesmiyor bunları illa Allah olacaklar, olmuşken en büyüğü olsun değil mi? Aman Allah’ım etraf Allahtan geçilmiyor. Biz Allah’ı bir bilirdik, halbuki milyarlarca Allah varmış da haberimiz yokmuş. Sadece bu türlü değil başka türlü Allahlarda var haramı helal eden Allahlar var. Dedikodu haram olur mu? Ben doğruyu söylüyorum o halde haram değil. Faiz haram olur mu? Devletin emri böyle o halde haram değil. Haramları helal; Helalleri haram yapan Allahlar var. Bitmedi ayetleri inkar eden ayete değil kendi kafalarına göre hüküm koyan Allahlar var, kardeşim bu konuda ayet var olur mu falanca hoca böyle dedi; falanca alim böyle dedi. Sen ne anlarsın ayetten bu konuda ayet dendiğinde yok olur mu falanca şeyh böyle dedi. Görüyor musunuz? Sayın okurlarım ne kadar çok Allah’ımız varmışta haberimiz yokmuş Allah(cc) ü önemsemeyip onu kale almayıp nefsine, çıkarına, mala, kadına, zevke, dünyaya tapanlar var onlar yarım Allah onları saymıyorum tam Allahlardan bahsediyorum. Birde teknoloji Allahları var bu televizyon, bilgisayar, radyo, telefon, matbaa her icat her yenilik haram bunları kullanan Kafirdir. Gördünüz mü? ne çeşit Allahlarımız var seç beğen al. Hangisi hoşunuza giderse seçmece bunlar. Memleket Allahtan geçilmiyor kul bulmakta zorlanıyorlar prim, teşvik, reklamla kul aranıyor. Bakalım hangi kulu hangi din hangi Allah kapacak! (haşa). Sayın okurlarım o kadar doluyum ki yemin ederim. Çok az yazıyorum. Sizi fazla germek istemiyorum ama içim alev alev yanıyor. Kahroluyorum mahvoluyorum. Keşke farkına varmasam keşke umursamasam keşke boş versem ama olmuyor elimde değil evim yanıyor, komşumun evi yanıyor, mahalle yanıyor şehir yanıyor nasıl rahat olabilirim. Olamıyorum lütfen beni kınamayın şunu da zannetmeyin bu hoca dört dörtlük vallahi değil benim isyanım sadece bunlara değil kendi nefsime vallahi herkesten çok kızıyor ve kınıyorum Ama işte Ayetleri ve hadisleri gördünüz. Bu ayet ve hadislere güvenerek Allahtan ümidimi kesmiyorum. Sizde Allahtan ümidinizi kesmeyiniz. Allah acaba yaptığım iyilikleri ibadetleri kabul eder mi diye tereddüt etmeyin. Yapılan ibadetler ne kadar eksik, yanlış olursa olsun. Allah dilerse kabul eder. Gel kardeşim içki içsen de, kumar oynasan da, adam öldürsen de, hangi günahı işlemiş olursan ol gel diyor Allah(CC) Bu kapı her zaman açık Müslüman da onun affetmeyeceği günah yok yeter ki pişman ol yeter ki nadim ol yeter ki tövbe et.




Hiç yorum yok: