Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Temmuz 2015 Cuma

İSLAMDA ŞEFAAT


KIYAMET GÜNÜNDE ŞEFAAT YETKİSİ ALANLAR MÜMİNLERE ŞEFAAT EDECEK KAFİRLERE İSE ŞEFAAT   ETMİYECEKLERDİR
    Kıymetli okurlarım yine size uzun bir makale yazdım. Şikayetci olduğunuzu biliyorum ama Makaleyi bölsem anlamı kayboluyor. Etkisi azalıyor, kardeşlerimizin kafasında soru işaretleri kalıyor o nedenle uzun yazmak zorunda kalıyorum sizi yorduğum için hakkınızı helal edin. Cahilliğime bağışlayın Alimlerimiz gibi bir cümleye bir kitap sığdıracak ne ilmim ne cürmüm var. Emin olun birçok Ayeti ve hadisi almadım fazla uzun olmasın diye.
  Kıymetli okurlarım. Bir çok konuda olduğu gibi şefaat konusu da çok tartışılan bazıların inkar ettiği, bazılarının da çok abarttığı bir konudur. Şefaat etmek için önce şahit olmak gerekir. Öyle değil mi? Şahit olmadığınız bir şeye şefaat edemezsiniz. Kıyamette Başta Allah(cc) olmak üzere, melekler,peygamberler,Kuran-ı Kerim,Evliyalar,alimler,müminler, Salih ameller, ibadetler,vucut azaları v.b birçok şey şahitlik yapacaktır. Şahitlik yapanlardan Rabbimin dilediği kişi veya amel o müslümana şefaat edecektir. Yani Allaha(cc) o kişinin günahlarının affedilmesi için yalvaracaktır. Yani bir nevi avukatlığını yapacaktır. İşin özeti budur.
ŞEFAAT: Şefaat birinin bağışlanması için aracı olma. Af için vesîle olmak, yalvarmak.
  Kıymetli okuyucularım şefaatin manasından da anlaşılacağı gibi
Allah(cc) yakın olanlardan onun izin verdiklerinin onun izniyle onun dilediği müminlerin kurtuluşu için vesile olmaları Allaha yalvarmalarıdır.
Allah kullarını çeşitli vesilelerle affetmek ister ve bundan hoşlanır. Bu sebeple âhirette sevdiği ve dilediklerine, şefaat etme izni verecektir. Böylece hem affetmek istediği kulları için bir bahane yaratmış, hem de sevdiği kullarının değerine dikkat çekmiş olacaktır.
Şefaat izni şefaatil uzma(en büyük şefaat) olarak Peygamberimize verilmiştir.
Şefaat dediğimiz hadiseyi, Cenab-ı Hak başta Peygamberimize (sav) olmak üzere tüm enbiyaya, melaikeye, Allah’ın sevgili kulları olan velilere, şehitlere ve küçük yaşta vefat eden masum çocuklara v.b vermiştir. Fakat şefaat denilince, Allah, cennete koymak istediği kişileri Allah’ın sevdiği kişilerin eliyle ve şefaatiyle yaptırmak irade eder. Burada Allah’ın istemediği ve sevmediği veya kurtulmaya hak kazanamayan kişileri hiç kimse yine kurtaramayacaktır. Dolayısıyla şefaate hak kazanan kişileri, yine Allah’ın rızasını kazanan kişilerdir. Yoksa kafir ve müşrik gibi Dünyada Allah’ı razı etmemiş kişilere şefaate edilemez ilerde ayetler gelecektir.
         PEYGAMBERİMİZE ŞEFAAT İZNİ VERİLMİŞTİR
AYET:(Duha-5)’’Ve Rabbin, elbette ileride (âhiret gününde) sana (ümmetinden dilediğine şefâat etme hakkı) verecek (sen) de hoşnûd olacaksın!
Bu ayette Cenab-ı Hakkın peygamberimize Ahirette şefaat hakkı vereceği açıkca belirtilmiştir.
AYET(İsra-79)’’Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.’’
HADİS: Makâm-ı Mahmûd; Peygamberimizin âhirette ümmetine şefaat makâmıdır (Tecrid, XI/128).
HADİS: Peygamberimiz (a.s.), "Bu, ümmetime şefaat edeceğim makâmdır" demiştir (Tecrid, II/574).
HADİS: Ezandan sonra okunan duada geçen Makâm-ı Mahmûd da bu makamdır. Peygamberimiz (a.s.) "Kim müezzinin ezanını işittiği zaman, "Ey bu tam çağrının (ezanın) ve dünya durdukça duracak olan namazın Rabbi Allah'ım! Muhammed'e vesileyi (cennette özel bir makâmı) ve fazîleti ver, onu kendisine vadettiğin Makâm-ı mahmûd'a eriştir" diye dua ederse, kıyamette şefâate müstahak olur." demiştir (Tirmizî, Salat, 175. No: 211; Ebû Dâvûd, Salat, 38). HADİS:Bu makâmda bütün halk Peygamberimizi över (Tecrid, XI/128). (İ.K.)
Bu ayette ve hadislerde görüldüğü gibi Peygamberimiz(sav) e Teheccüt namazı farz kılınmış karşılığında da şefaat makamı olan Makamı Mahmut verilmiştir.
AYET:(Enbiya-107)’’Vemaerselnakeillarahmetellilalemin (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.’’
  Sayın okurlarım bu ayette peygamberimizin alemlere rahmet olarak gönderildiği açıkca bildiriliyor. Alemlere rahmet olarak gönderilenin şefaat etme yetkisi olmaz mı?
AYET(Muhammet-19)’’ Bil ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. (Habibim!) Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.’’
Şimdi düşünelim! Peygamberimiz(sav) Eğer bir şefaatçi veya aracı olmayacak olsaydı, kimsenin günahı kimsenin hatırına affedilmeyecek olsaydı Allah’u Teala “onlar için istiğfarda bulun, bağışlanma dile” buyurur muydu?
HADİS:Sırattan geçiş esnasında peygamberimiz(sav) kurtar ey rabbim kurtar diye Allaha yalvaracak ve günahkar müminlerin çoğunu kurtaracaktır.(Müslim.329)
HADİS: Hz. Peygamber de (s.a.v): “Benim şefâatim ümmetimin büyük günah sahipleri için olacaktır.” Tirmizi, Sıfatu’l Kıyâme 11 (2435)
HADİS: (Kıyamette Allahü teâlâ, “Melekler, peygamberler ve salihler şefaatlerini yaptılar. Bundan sonra benim büyük rahmetim kaldı” buyurur.) [Buhari]
Bu ayetlerden ve hadislerden anlıyoruz ki ,Peygamberimize şefaat etme yetkisi verilmiştir.
         MELEKLERİN ŞEFAAT
AYET:(Mümin 7)“Arşı taşıyan ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rab’lerini hamd ederek tesbih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O halde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru.” 
AYET:(Necm-26) Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.
Bu ayetlerde meleklere de şefaat yetkisi verildiğini görüyoruz.
Gördüğünüz gibi melekler Allah’ın yoluna uyanlar için istiğfar ederek şefaat etmektedirler.
AYET(Nisa-85)’’Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.’’
KURAN-I KERİM KIYAMETTE ŞEFAATİ OLACAKTIR
HADİS: Ebu Ümâme (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber’i (sas) işittim, diyordu ki: “Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Zira Kur’ân, kendini okuyanlara kıyamet günü şefaatçı olarak gelecektir. Zehrâveyni, yani Bakara ve Âl-i İmran sûrelerini okuyun. Çünkü onlar kıyamet günü iki bulut veya gölge veya saf tutmuş iki grup kuş gibi gelecek, okuyucularını müdafaa edeceklerdir. Bakara Sûresi’ni okuyun. Zira onu okumak berekettir. Terki ise pişmanlıktır. Onu tahsil etmeye sihirbazlar muktedir olamazlar.” (Müslim, Müsafirin, 253)
HADİS:(Kur’an, okuyanlarına, ya şefaat edecek veya düşman olacaktır.)[Müslim]
HADİS:“Kur’an-ı kerim’i okuyun! Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsafirun 252)
KÜÇÜK YAŞTA ÖLEN ÇOCUKLAR ŞEFAATCİ OLACAKLARDIR
HADİS: “Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her Müslümanı Allah, çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennete koyar.” (Buhârî, Cenâiz 6, 91; Müslim, Birr 153)
HADİS: “Sizden (henüz ergenlik çağına gelmemiş) üç çocuğunu âhirete gönderen her kadın için, bu çocuklar cehenneme karşı mutlaka siper olur.” buyurdu. İçlerinden bir kadın: “Bu durum iki çocuk gönderenler için de geçerli midir?” dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem : “Evet, iki çocuk gönderen için de durum aynıdır.” cevabını verdi. (Buhârî, İlim 36, Cenâiz 6, 91; İ’tisam 9; Müslim, Birr 152)
HADİS:“Küçük yaşta ölen çocuğa, “Cennete gir” denilir. Fakat o cennetin kapısında durur, kızgın ve öfkeli bir şekilde beklemeye başlar ve: “Annem ile babam yanımda olmadıkça girmem” der. O zaman meleklere: “Onun anne babasını da onunla birlikte cennete koyun” denilir. (Müslim, Birr, 154; İbni Mace, Cenaiz, 58; Heysemi, mecmau’z Zevad, nr. 18551)
Çocukların şefaatci olmalarına delil olarak alimler şu ayeti gösterir.
AYET:(Zümer-10)’’ “Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.”.
MÜMİNLERDE BİRBİRİNİN ŞEFAATCISIDIRLAR
AYET:(Nuh-28)’’ 'Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır.’’
AYET:( Tevbe-71)’’ Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.
Bu ayeti kerimelerde Allah(cc) müminlerin birbirlerinin şefaatcısı olmaları gerektiğini açıkca bildiriyor.
ALLAH(CC) DİLEDİĞİ KİMSEYE ŞEFAAT YETKİSİ VERECEKTİR
AYET:( Meryem-87 )’’ (O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
AYET:( YÛNUS- 3 )’’ Rabbiniz o Allah'dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra arş üzerine istiva etti (onu hükmü altına aldı), işi tedbir eyliyor. O'nun izni olmaksızın hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na ibadet ediniz! Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
AYET:(Sebe-23)’’ Allah'ın katında, kendisine izin verilenden başka kimse şefaat edemez. Sonunda, gönüllerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne söyledi?" diye sorarlar; "Hak söyledi" derler. O, yücedir, büyüktür.’’
AYET:( BAKARA -255 )’’ Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
Yukarıdaki ayeti kerimelerde şefaat yetkisi verilenlerin müminlerden başkasına yani kafirlere şefaat edemiyecekleri bildiriliyor.
ŞEFAAT İZNİ VERİLENLER KAFİRLERE ŞEFAAT EDEMEZLER
AYET:( Taha- 109)’’ O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.’’
AYET:( Enbiya- 28)’’ Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Yani kâfir olarak ölenlere şefaat edilmesi mümkün değildir. Mesela Hz. Nuh, kâfir olarak ölen oğluna; Hz. Lut, kâfir olarak ölen eşine ve yine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kâfir olarak ölen amcalarına şefaat edemeyeceklerdir.
AYET:(Mümin-81)’’ Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.
AYET:( Şu’arâ -100)’’ "Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var".
AYET:(Müddessir-48)’’Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.’’
AYET:(Zuhruf-86)’’ Allah'ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahidlik edenler bunun dışındadır.’’
Yine bu ayeti kerimelerde şefaat yetkisi verdiklerinin onun izni olmadan şefaat edemiyecekleri bildiriliyor.
YAPILAN SALİH AMELLERDE ŞEFAATCİ OLACAKLARDIR
AYET:(Maide.35)''Ey iman edenler Allahtan korkup sakının ve ona vesile arayın . Onun yolunda cihat edin. Umulur ki kurtuluşa Ona yaklaşmak için güzel amel işleyin ve cihat edin güzel ameliniz ve cihadınız sizi ona yaklaştıracaktır’’
Ayette geçen güzel amelin şefaatci olacağını şu hadisten anlıyoruz.
HADİS: Peygamberimiz (sav) anlatıyor. Bir zamanlar 3 adam çölde giderken yağmura tutuluyorlar yağmurdan sakınmak için bir mağaraya sığınıyorlar. Fakat yağmur mağaranın üzerindeki taşın mağaranın önüne düşmesine ve mağaranın kapısının kapanmasına sebep oluyor. 3 adam ne yaptıysalar taşı oynatamıyorlar birisi diyor ki yaptığımız iyi amellerimizi vesile edersek Allah bizi kurtarır.
1.Adam şöyle dua ediyor yarabbi benim yaşlı ana ve babam vardı onları kendi ellerimle sabah akşam ben yedirirdim. Fakat bir gece eve geç geldim. Ben ve çocuklarım ve hayvanlarım aç oldukları halde önce ana babamı yedirmek istedim. Fakat uyuyorlardı uyanmalarını elimde yemekle sabaha kadar bekledim aç susuz yarabbi bundan razı olduysan bizi kurtar. Kaya biraz açıldı ama bir adam geçemezdi.
2. Adam şöyle dua etti Yarabbi benim bir çobanım vardı senelik hakkı olan iki koyunu almadan gitti bende onun koyunlarına onun için baktım yıllar sonra geldi iki koyunu istedi. Bense o iki koyundan doğan sürülerle birlikte hepsini ona verdim. Yaptığımdan razı olduysan bizi kurtar dedi. Kaya biraz daha açıldı ama yine geçeçekleri kadar yoktu.
3.Adam şöyle dua etti Yarabbi çok güzel bir kız vardı komşum birgün geldi bana muhtaç olduğunu kendisiyle bir olmam karşılığında para ve yiyecek istedi . Bense ona dokunmadan istediğinden fazlasını verdim. Yarabbi razı olduysan bizi kurtar. dedi ve kaya tamamen açıldı ve kurtuldular. '(buhari-müslim-riyazüssalihin)
HADİS:“Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenler içindir. Bir adamın ateşe atılması için emir verilir. Giderken (dünyada) susadığı zaman su vermiş olduğu adama rastlanır, onu tanır ve ona: “benim için şefaat etmeyecek misin” der. Adam: “Sen kimsin” diye sorar. O da: “Ben sana falan gün su içirmedim mi” diye sorar. Öbürü bunu tanır ve (Allah nezdinde) onun için şefaatte bulunur. Adam da böylece geri çevrilir ve cennete gider.” (Tirmizi, kıyamet 11)
Şefaati kullarının cennete girebilmesi için aracı kılan da Rabbimizdir, bağışlayan da Rabbimizdir, şefaat yetkisini veren de Rabbimiz, şefaati kabul eden de Rabbimizdir.
HADİS:“Kıyamet günü oruç ve Kur’an kul için şefaat edecekler. Oruç “Ya Rab! Ben bu adamın yemek yemesine ve isteklerini yerine getirmesine engel oldum. Ne olur beni onun hakkında şefaatçi yap.” diyecektir. Kur’an da “Ben bu adamın geceleri uyumasına mani oldum. Ne olur beni onun hakkında şefaatçi kabul et.” diyecektir. Böylece ikisi de o adam hakkında şefaat edecekler.” Taberanî’nin “el-Kebîr”deki bu rivayeti sahihtir. (bk. Zevaid, 3/181).
Bu hadisi şeriflerden anlıyoruz ki yaptığımız güzel amellerde şefaatci olacaktır.
Buraya kadar olan beyanlarımızı şöyle maddeleyerek meseleyi toparlayalım:
1- Naklettiğimiz bütün ayetlerin delaletiyle şefaat haktır ve hakikattir.
2- Şefaat ancak Allah’ın izni ve rızası dâhilinde olacaktır. “Bütün şefaatin Allah’a ait olmasının” manası budur. Hiç kimse kendinden şefaat etme hakkına sahip değildir.
3- Kâfirlere ve Allah’ın razı olmadığı kullara şefaat fayda vermeyecek ve bu kullar Allah’ın bu nimetinden mahrum kalacaklardır. Kur’an’da şefaatin olmadığını bildiren bütün ayetler, kafirler hakkındadır.
4- Kişinin farzlarda tembellik yaparak şefaate güvenmesi ve haramları işlediği hâlde kurtuluşunu şefaate bağlaması asla doğru değildir. Kişi şefaati umabilir; ama ona dayanarak farzları terk edemez. Şefaat bir reca makamıdır.
5- Cenab-ı Hakk’ın bazı kullarına şefaat etme hakkını vermesi ve günahkâr kullarını cehennemden o kişilerin eliyle kurtarması, o kişilerin dünyadaki yaşantılarının hürmetinedir. Onların dünyadaki takvaları, ibadetleri, zühdleri, muhabbetleri ve diğer sıfatları bu makama ulaşmalarının sebebi olmuştur.
6- Şefaat kıyamette geçerlidir.
7- Rabbim Şefaat yetkisini kıyamet günü şahitlik yapacak olanlardan dilediğine verecektir.
Cenab-ı Hak, başta Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve Kur’an olmak üzere diğer şefaat edicilerin şefaatinden istifade etmeyi bizlere nasip etsin! Şefaati inkâr ederek şefaatten mahrum olan kullar zümresine girmekten de bizleri muhafaza eylesin! Âmin!
Şimdi şefaati inkâr etmeye çalışanların öne sürmeye çalıştıkları bazı sözde delillere cevap verelim:
BAZI AYETLERİ İLERİ SÜREREK ŞEFAATİ İNKAR EDENLERE CEVAP VERMEYE ÇALIŞALIM
AYET:(Secde-3)’’ 'Onu peygamberin kendisi uydurdu' diyorlar, öyle mi? Hayır; O, senden önce peygamber gönderilmemiş olan bir milleti uyarman için sana Rabbinden gelen bir gerçektir. Belki artık doğru yolu bulurlar.’’
AYET:(Secde-4)’’Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
Şefaat yetkisi ise sadece Allah'tadır. Şefaat etmesi için mürşidlere yetki veren Allah'tır.
AYET:(Bakara-47)’’ Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
AYET:(Bakara-48)’’ Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Bir önceki ayeti kerimeyi okuduğunuz zaman (Bakara-47 İsrailoğullarına yani Yahudilere Hz. Musaya inandıkları zaman büyük nimetlerin verildiğini , ancak atalarına verilen bu nimetlere güvenmemeleri gerektiğini, atalarının onları kurtaramıyacağını bildiriyor. Yoksa Müslümanlara şefaat verilmiyeceğini değil.
AYET(Bakara-122)’’ Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün tuttuğumu hatırlayın.’’
AYET(Bakara-123)’’ Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler.’’
Bir önceki ayeti kerimeyi okuduğunuz zaman (Bakara-122)İsrailoğullarına yani Yahudilere Hz. Musaya inandıkları zaman büyük nimetlerin verildiğini , ancak atalarına verilen bu nimetlere güvenmemeleri gerektiğini, atalarının onları kurtaramıyacağını bildiriyor. Yoksa Müslümanlara şefaat verilmiyeceğini değil.
AYET: :(Cin-20)’’ (Resûlüm!) De ki: Ben ancak Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam.
AYET:(Cin-21)’’ De ki: Doğrusu ben (kendi başıma) size ne zarar verme ne de fayda sağlama gücüne sahibim.’’
AYET:(Cin-22)’’ De ki: 'Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam.'
Yukarıdaki ayetin(Cin-21) şefaatle ne ilgisi var Allah(cc) aşkına Peygamberimizin(sav) Allah şirk koşmadığını, Allaha iman ettiğini,bildiren ayetlerdir. Nitekim bir önceki ve bir sonraki ayetlerde bu açıkca görülmektedir.
AYET:(Zümer-42)Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.
Bu ayeti kerimede Allah(cc) uykudayken eceli gelenin canını alacağını eceli gelmeyenin ise uykudan uyanıp eceli gelinceye kadar yaşatacağını bize bildiriyor. Her gece ölüp her sabah diriliyoruz haberimiz var mı?
AYET(Secde-11) De ki: 'Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.'
Yukarıdaki Zümer-42 inci ayette Allah(cc) canı kendisinin alacağını buyururken Bu ayette(secde-11) canı almaya vekil ettiği Azrailin alacağını buyuruyor. Bu iki ayet arasında tenaküs yoktur. Yani zıtlık yoktur. Her ikisinde de canı alan Allahtır. Azrail sadece uygulayıcıdır.
AYET:(Şuara 79)’’Beni yediren, içiren O'dur.’’
AYET:(Şuara 80) (Hasta olduğum zaman ancak O bana şifa verir) buyuruyor.
Yukarıdaki ayetlerde (Şuara- 79-80) Beni yediren içen Allahtır. Bana şifa veren Allahtır. Demek Haşa Allah doktordur veya aşcıdır anlamına gelmez. Aksine yemeği yapana nimeti, hastayı iyi edene aklı ve bilgiyi ben veririm demektir.
Şefaatte aynıdır. Peygamberimizin ve öteki şefaatcilerin şefaat etmeleri demek onları Haşa Allahın yerine koymak demek değildir. Aksine onlara aşcıda,doktorda olduğu gibi yetki vermesi demektir.Yani onlar kendi adlarına değil. Allahın adına şefaat edeceklerdir. Merkez bankasındaki paralar, Banka müdürünün değil. Devletin senin benim paramdır.
AYET:(Zümer-43)’’Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: 'Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?’’
AYET: (Zümer- 44)’’ De ki: Bütün şefâat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.’’ ayette: “De ki: Bütün şefaat Allah’ındır.” buyrulmuştur.
Şefaati inkâr edenler bu ayeti öne sürerek şefaati reddetmektedirler. Halbuki bir önceki ayetten(Zümer-43) anlıyoruz ki Kafirler Allahtan başka putlar edindiler, ve onlardan şefaat beklediler. İşte ayetin iniş sebebi budur. Yoksa Müslümanlara şefaat yoktur anlamı çıkmaz.
Sayın okurlarım Kuran-ı kerim bir bütündür. Bir ayeti sonraki ayet tefsir eder açıklar. Eğer bir ayeti baz alırsanız ondan önceki ayeti görmezden gelirseniz mana bozulur. Buna en güzel örnek Maun suresindedir.
AYET: (Maun-4) لِّلْمُصَلِّينَ فَوَيْلٌ’’ Vay o namaz kılanların haline ki’’
Sadece bu ayete bakarak hareket etmemiz gerekirse namaz kılanların vay haline onlar cehennemliktir, diye yorumlamamız ve ona göre hareket etmemiz gerekmektedir. Halbuki bir sonraki ayeti okuduğumuzda bu anlamın tam tersi olduğunu görürüz.
AYET: (Maun-4) سَاهُونَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ الَّذِينَ’’ Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.
O halde iki ayeti birden görüp okumamız gerekir. Yani
(Maun 4-5) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını gafildirler,ciddiye almazlar.
İşte şefaat konusundaki ayetlerde böyledir. Bir ayeti baz alırsanız başka mana çıkar. O nedenle ayetin ya önceki ya da sonraki veya başka suredeki ayetine bakmalıyız. Çünkü Ku’ran bir bütündür.
Şefaat durumunda da durum aynıdır. Bütün şefaatin Allah’a mahsus olması, başka kimsenin şefaat edemiyeceği manasına gelmez. Bunun manası şudur: Bütün şefaat Allah’a mahsustur. Diğerlerinin şefaati ise ancak Allah’ın izni ve rızasına bağlıdır. Yani Allah’ın izni ve iradesi dışında kimse şefaat edemez.
“Bütün şefaat Allah’ındır.” demek . Yani şefaat etme yetkisi kendisindedir. Dilerse dilediği kimselere bu yetkiyi verebilir demektir. Nitekim Allah(cc) Meleklere, Peygamberimize ve dilediklerine bu yetkiyi vermiştir. Ancak bu yetki kendi istedikleri ile sınırlıdır. Yani şefaat yetkisi verdiği kimseler onun istediğinden başkasına şefaat edemez. Peygamberimiz veya melekler. Veya şefaat izni verdikleri ,Allaha şirk koşanlara ve kafirlere şefaat edemezler bu yetki onlara verilmemiştir.
AYET: (Müddesir- 47) Sonunda bize ölüm geldi çattı.
AYET: (Müddesir- 48) “Artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.”
Bu ayetten önceki ayet(Müddesir- 47)te ölüm geldiği anda buyuruluyor. Yani maun suresinde olduğu gibi iki ayeti birden okumamız gerekir. Ölüm gelip çattığı zaman artık şefaat edicilerin şefaati onlara fayda etmez. Görüldüğü gibi bırakın şefaat yok demeyi şefaatin olduğuna dair ispat var bu ayette. Şefaat malumunuz kıyamette geçerlidir. Dünyada değil. Öyle olsaydı. Pegamberimiz(sav) Çok sevdiği ve kendisini koruyup kollayan amcası Ebu Talibe şefaat ederdi. Yalvardığı halde amcası kabul etmemiş kafir olarak ölmüştür. Dolayısıyla en büyük şefaatci olan Peygamberimiz bile yaşarken ve kıyamette kafire şefaat edmiyecektir. Amcası bile olsa.
AYET:(Mümin-18) “Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.’’
Bu ayeti kerimede zalimlere(kafirlere) şefaat edilmeyeceği açıkca bildiriliyor.
Şefaati inkâr edenler bu manadaki başka ayet-i kerimeleri de öne sürerek şefaati reddetmektedirler.
Biz de deriz ki: Bu ayet-i kerimeler şefaati red değil, aksine ispat etmektedir. Zira “Şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” demek, şefaat edicilerin varlığını ispat etmektedir. Demek ki ortada şefaat ediciler vardır ki, onlardan bahsedilmiştir. Eğer şefaat ediciler olmasaydı, onlardan bahis yersiz olurdu. Kur’an’da ise yersiz bir tek harf bile yoktur. Ayrıca “Kâfirler için dost ve şefaatçi yok.” demek, “Müminler için dost ve şefaatçi var.” demek manasına gelir.
O hâlde bu ayetlerin manası şefaatin varlığını red değil, şudur: Yani ey kâfirler! Siz öyle kötü ve zor bir durumdasınız ki, herkese faydası olan şefaatin bile size yararı olmaz. Küfrünüz sebebiyle şefaat edicilerin şefaatlerinden mahrumsunuz.
Bu şuna benzer: Kansere yakalanmış ve hayatından ümit kesilmiş birisine işaret ederek “Doktorlar buna fayda vermez.” desek, bu sözde doktorları reddetmek değil, hastalığın şiddetini beyan etmek ve artık bu hastaya doktorların fayda veremeyeceğini kabul etmek vardır. Yani artık hastadan ümit kesilmiştir ve hiçbir doktor onu iyileştiremez. Bu sözün manası budur.
“Şefaat edicilerin şefaati onlara fayda vermez.” ya da “O gün zalimler için müşfik bir dost ve sözü dinlenecek bir şefaatçi de yoktur.”demek de böyledir. Bu beyanda şefaat ediciler reddedilmemiş, kâfirlerin küfründen dolayı o şefaat edicilerin şefaatinden mahrum olacakları ve faydalanamayacakları beyan buyrulmuştur. Zaten bizler, kâfirlere ve Cenab-ı Hakk’ın razı olmadığı kullara şefaat edilemeyeceği hususunda hem fikiriz. Bu ayetlerde zikredilen kullar da bu zümreye ait olan kullardır.
Netice olarak bu ayet-i kerimeler şefaatin yokluğuna değil, bilakis varlığına delildir. Zira şefaat ediciler vardır ki, ayette onlardan bahsedilmiştir. Eğer bu grup hakikatte olmasaydı, elbette zikirleri geçmezdi.
EN DOĞRUSUNU BİLEN RABBİMDİR

16 Temmuz 2015 Perşembe

İSLAMDA CİN

İSLAMDA CİN
Muhterem müminler aşağıda görüleceği gibi cinler hakkında Kuranı kerimde birçok ayeti vardır. Hatta Cin suresi vardır. Bu ayetlerden anlıyoruz ki
CİN: Gizlenmek , gizli kalmak, gözle görülmeyen gizli kuvvetler. Anlamlarına gelir.
CİNLERİN VARLIĞI KURAN VE SÜNNETLE SABİTTİR

AYET:(Ahkaf 29-32)’’ Şu vaktide hatırla ki cinlerden bir kısmını Kuran dinlesinler diye sana sevketmiştik. Onlar Kuran dinlemeye hazır olunca birbirlerine susun dinleyin dediler.''
AYET:(Zariyat-56)’’ Ben cinleri insanları bana ibadet etsinler diye yarattım.''CİNLER YERYÜZÜNDE BULUNURLAR
AYET:( Cin- 7)’’ Doğrusu bir takım insanlar. Cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını arttırırlardı. 
CİNLERİN MÜMİN VE KAFİRLERİ VARDIR

AYET:(Cin- 13) ‘’ Doğrusu biz cinler o hidayet rehberi olan Allahın peygamberini dinlediğimizde hemen ona inandık . her kim bu suretle Rabbine iman ederse o ne hakkı eksiltmekten ne de zulme uğramaktan korkmaz.
CİNLERİ İNKAR ETMEK  KURANIN AYETLERİNİ İNKAR ETMEKTİR

AYET: ( Cin 1- 2 )‘’ Ey Muhammet de ki cinlerden bir topluluğun Kuranı dinlediği bana vahyedildi. Onlar şöyle demişlerdir. Doğrusu biz doğru yola götüren , hayrete düşüren, bir Kuran dinledikte ona inandık. Biz Rabbimize ortak koşmayacağız.PEYGAMBERİMİZ CİNLEREDE PEYGAMBER OLARAK GELMİŞTİR
AYET:(Enam- 130)’’ Ey cin ve insan topluluğu size içinizden ayetlerimi anlatan ve şu kıyamet gününün geleceğini haber verip sizi korkutan peygamber gelmedi mi?
CİNLER GAYBI (GELECEĞİ)BİLMEZLER
AYET:( Sebe- 14)’’ Cinler gaybı bilemezler’’

AYET:(Şuara- 212)’’ Şüphe yok ki onlar meleklerin sözünü işitmekten kati surette yasaklanmışlardır.
CİNLER TOPRAKTAN DEĞİL ATEŞTEN YARATILMIŞTIR
AYET:(Hicr-27)’’ Cinleri daha önce çok zehirli ateşten yarattık.
CİNLERİN İNSANLARDAN FARKI
1- Cinler insanlardan önce yaratılmıştır.
2- Cinler zehirli ateş(ateşin alevi) den yaratılmıştır.
3- Cinler gözle görülmez varlıklardır.
4- Cinler ışık hızıyla hareket etme kabiliyetine sahiptirler.
5- Cinler olayları hemen öğrenir. Habere anında ulaşır.
6- Cinler bir şeyi ber yerden bir yere anında ulaştırır(ışık hızıyla)
7- Cinler çok ağır işleri, çok kısa zamanda bitirebilme kabiliyetine sahiptirler.
8- Cinlerin gecesi gündüz gündüzü ise gecedir. Gece ayaktadırlar, gündüz dinlenirler,
9- Cinler için Kaybolan bir şeyi bulmak çok kolaydır.
10- Cinler binlerce yıl yaşayabilirler.
11- Cinlerin yiyeceği her şeydir. Katı, sıvı, gaz, ne olursa yiyebilirler.
CİNLERLE İNSANLARIN BENZER ÖZELLİKLERİ
1- Cinlerinde insanlar gibi inananı ve kafiri vardır.
2- Cinlerde insanlar gibi yemek yer.
3- Cinlerde insanlar gibi giyinirler.
4- Cinlerde insanlar gibi evlenirler.
5- Cinlerde insanlar gibi çocuk sahibi olurlar.
6- Cinlerde insanlar gibi yaşlanırlar.
7- Cinlerde insanlar gibi erkek ve dişiden oluşurlar.
8- Cinlerde insanlar gibi duygulanır, ağlar, güler,sevinir,üzülür.
9- Cinlerin amirleri, memurları ,kanunları, sosyal yaşamları, evleri, köyleri vardır.
10- Cinlerin insanlar gibi zengini,fakiri, sağlıklısı,hastası, engellisi vardır.
11- Cinlerde insanlar gibi doğar, büyür ve ölürler.
12- Cinlerde insanlar gibi kendilerine ve insanlara zarar verebilirler
CİNLERİN İNSANLARDAN EN ÖNEMLİ FARKI GÖRÜNMEMELERİ VE IŞIK HIZIYLA HAREKET EDEBİLMELERİDİR.